<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın Sağlığı - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/category/kadin-sagligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Apr 2026 00:00:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>Kadın Sağlığı - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Apr 2026 00:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2436</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, özellikle kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri sürecinde kadınların yaşadığı psikolojik zorluklar, duygusal tepkiler, vücut imajı sorunları ve baş etme stratejileri ile sosyal desteğin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun/">Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Cumali Aydın, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında, özellikle kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri sürecinde kadınların yaşadığı psikolojik zorluklar, duygusal tepkiler, vücut imajı sorunları ve baş etme stratejileri ile sosyal desteğin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Kanser teşhisi hayatın tamamını sarsan bir ‘eşik anı’ olabilir!</strong></p>
<p>Meme kanseri teşhisinin, birçok kadın için yalnızca tıbbi bir bilgi olmadığına dikkat çeken&nbsp;Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Bu teşhis hayatın tamamını sarsan bir ‘eşik anı’dır. Bu nedenle ilk tepkiler çoğunlukla yoğun, karmaşık ve dalgalı olur.” dedi.</p>
<p>En sık görülen ilk duygular arasında şok, inkâr, korku, kaygı ve kontrol kaybı hissinin yer aldığını ifade eden Aydın, “Pek çok kadın, tanıyı ilk duyduğunda ‘bu bana olamaz’ ya da ‘bir hata olmalı’ düşüncesine kapılır. Bu inkâr tepkisi, psikolojide akut stres tepkisinin doğal bir parçasıdır ve beynin ani tehdide karşı kendini koruma mekanizması olarak değerlendirilir. Araştırmalar, kanser tanısı alan bireylerin önemli bir kısmında ilk haftalarda travma sonrası stres belirtilerine benzer tepkiler görülebildiğini gösteriyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Farklı tepkiler, baş etme tarzı ve kişilikle ilgili!</strong></p>
<p>Bu tepkilerin yanında ölüm korkusu, geleceğe dair belirsizlik, ‘çocuklarıma ne olacak?’, ‘hayatım yarım mı kalacak?’ gibi varoluşsal soruların da çok erken dönemde ortaya çıkabileceğini kaydeden&nbsp;Klinik Psikolog Cumali&nbsp;Aydın, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bazı kadınlar bu süreçte aşırı bilgi arayışına girerken, bazıları tam tersine tıbbi konuşmalardan kaçınabilir. Her iki tepki de psikolojik açıdan anlaşılırdır. Bir kadın, tanıdan sonraki ilk günlerde sürekli internette hastalıkla ilgili içerik aradığını, geceleri uyuyamadığını ve zihninin hiç durmadığını ifade edebilir. Bir başka kadın ise tam aksine, ‘hiçbir şey duymak istemiyorum’ diyerek çevresinden gelen bilgileri kapatabilir. Bu farklılıklar, kişinin baş etme tarzı, geçmiş yaşam deneyimleri ve kişilik yapısıyla yakından ilişkilidir.”</p>
<p><strong>Duygular tedavinin ‘yan etkisi’ değil, insani ve anlaşılır psikolojik tepkiler!</strong></p>
<p>Meme kanseri tedavilerinin, bedeni hedef alıyor gibi görünse de psikolojik dünyayı da derinden etkilediğine vurgu yapan&nbsp;Klinik Psikolog Cumali Aydın,&nbsp;“Cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi süreçleri; bedensel bütünlük algısını, kontrol hissini ve benlik algısını doğrudan etkileyen deneyimlerdir. Cerrahi müdahaleler sonrasında kadınlar sıklıkla bedenlerine yabancılaşma, ‘artık eskisi gibi değilim’ duygusu ve kayıp hissi yaşayabilir. Özellikle mastektomi geçiren kadınlarda bu duygular daha belirgin olabilir.” dedi.</p>
<p>Bilimsel çalışmaların, cerrahi sonrası dönemde depresif belirtilerin ve anksiyetenin artabildiğini gösterdiğini aktaran Aydın, “Kemoterapi süreci ise yalnızca fiziksel yan etkilerle değil, psikolojik açıdan da zorludur. Saç dökülmesi, halsizlik, mide bulantısı gibi belirtiler, kişinin kendini ‘hasta’ olarak algılamasını pekiştirir. Bu süreçte kadınlar sıklıkla çaresizlik, öfke, sabırsızlık ve zaman zaman umutsuzluk hissedebilir. Ayrıca ‘kemobeyin’ olarak bilinen dikkat ve hafıza sorunları, kişinin kendine güvenini sarsabilir. Radyoterapi ise daha sessiz ilerleyen ama uzun vadede yorgunluk, tahammülsüzlük ve duygusal dalgalanmalar yaratabilen bir süreçtir. Tedavinin uzaması, ‘bu hiç bitmeyecek mi?’ düşüncesini besleyebilir. Önemli nokta şudur; bu duygular tedavinin ‘yan etkisi’ değil, insani ve anlaşılır psikolojik tepkilerdir. Araştırmalar, tedavi sürecinde psikolojik destek alan kadınların hem ruhsal dayanıklılığının hem de tedaviye uyumunun daha yüksek olduğunu gösteriyor.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>Bedenle yeniden ilişki kurmak zamana ve şefkate ihtiyaç duyar!</strong></p>
<p>Meme kanseri sonrası vücut imajının, kadınlar için en hassas konulardan biri olduğuna işaret eden&nbsp;Klinik Psikolog Cumali&nbsp;Aydın, “Meme, kültürel ve bireysel düzeyde kadınlık, annelik, cinsellik ve çekicilik ile ilişkilendirilen bir organdır. Bu nedenle bedende meydana gelen değişimler, yalnızca fiziksel değil, psikolojik bir kayıp olarak da yaşanabilir.” dedi.</p>
<p>Tedavi sonrası kadınların; ameliyat izleri, meme kaybı, protez kullanımı, kilo değişimleri veya ciltteki farklılıklar nedeniyle aynaya bakmakta zorlanabileceğini dile getiren Aydın, şunları söyledi:</p>
<p>“‘Artık kendimi tanımıyorum’ ya da ‘eşim beni eskisi gibi beğenir mi?’ gibi düşünceler sıkça dile getirilir. Araştırmalar, olumsuz vücut algısının özsaygı düşüşü, cinsel isteksizlik ve ilişkisel mesafelenme ile ilişkili olduğunu gösteriyor.&nbsp;</p>
<p>Tedavi süreci bitmiş, tıbben ‘iyi’ denilen bir kadın, sosyal ortamlardan kaçınmaya başlayabilir, denize girmekten çekinebilir ya da aynada kendine uzun süre bakmaktan kaçınabilir. Bu durum dışarıdan ‘abartı’ gibi algılansa da, aslında derin bir kimlik yeniden yapılanma sürecinin parçasıdır. Burada önemli olan, bedenle yeniden ilişki kurmanın zamana ve şefkate ihtiyaç duyduğunu kabul etmektir.”</p>
<p><strong>Güçlü olmak zorunda değilsiniz; ağlamak ve durmak da iyileşmenin parçası!</strong></p>
<p>Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün olduğunu hatırlatan&nbsp;Klinik Psikolog Cumali&nbsp;Aydın, “Araştırmalar, bazı baş etme stratejilerinin ruh sağlığını belirgin şekilde desteklediğini gösteriyor.” dedi.</p>
<p>Öncelikle duyguları bastırmak yerine ifade etmenin büyük önem taşıdığının altını çizen Aydın, “Üzgün, öfkeli ya da korkmuş hissetmek zayıflık değil; insan olmanın doğal bir sonucudur. Yazmak, güvendiği biriyle konuşmak ya da bir uzmandan destek almak, bu duyguların yükünü hafifletir. İkinci olarak, kontrol edilebilir alanlara odaklanmak önemlidir. Tedavi sürecini yönetmek, randevularını planlamak, beslenme ve uyku düzenine özen göstermek, kişiye ‘aktif bir özne’ olma hissi kazandırır. Bu, kaygıyı azaltan temel faktörlerden biridir. Mindfulness, nefes egzersizleri ve gevşeme çalışmaları gibi yöntemlerin, kanser hastalarında anksiyete ve depresyonu azalttığı bilimsel olarak gösterilmiştir. Ayrıca destek gruplarına katılmak, ‘yalnız değilim’ duygusunu güçlendirir. En önemlisi ise; güçlü olmak zorunda değilsiniz. Zaman zaman dağılmak, ağlamak, durmak da iyileşmenin bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Şefkatli, anlayışlı ve sabırlı bir çevre, iyileşmenin psikolojik zeminini güçlendirir!</strong></p>
<p>Sosyal desteğin meme kanseri sürecinde en güçlü koruyucu faktörlerden biri olduğuna dikkat çeken&nbsp;Klinik Psikolog Cumali&nbsp;Aydın, “Güçlü sosyal desteğe sahip kadınlar daha düşük depresyon düzeyleri yaşıyor ve tedaviye psikolojik olarak daha iyi uyum sağıyor.” dedi.</p>
<p>Ancak desteğin her zaman ‘çok konuşmak’ ya da ‘pozitif ol’ demek anlamına gelmediğini aktaran Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bazen en iyisi, sadece orada olmak ve dinlemektir. ‘Güçlüsün, atlatırsın’ gibi iyi niyetli cümleler, kadının yaşadığı korkuyu görünmez kılabilir. Yakın çevreye düşen en önemli rol; yargılamadan dinlemek, duygulara alan açmak ve kadının temposuna saygı göstermektir. Yardım teklif etmek ama zorlamamak, bilgi vermeden önce izin almak, bedenle ilgili yorumlardan kaçınmak bu süreçte çok değerlidir. ‘İstersen bugün yanında olabilirim’ demek, ‘ben senin yerinde olsam böyle yapardım’ demekten çok daha destekleyicidir.</p>
<p>Sonuç olarak, meme kanseri yalnızca bireyin değil, bir ilişkiler sisteminin yaşadığı bir deneyimdir. Şefkatli, anlayışlı ve sabırlı bir çevre, iyileşmenin psikolojik zeminini güçlendirir.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun/">Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmak mümkün!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/meme-kanseri-surecinde-psikolojik-dayanikliligi-artirmak-mumkun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Ben menopoz dönemi yaşamadım&#8221;</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/ben-menopoz-donemi-yasamadim/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ben-menopoz-donemi-yasamadim</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/ben-menopoz-donemi-yasamadim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Edito]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Mar 2024 18:00:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2286</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında LIV Hospital&#8217;da Oylum Seçin&#8217;in moderatörlüğünde annesi Nilgün Belgün, Fuat Güner, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Kahraman, <a class="mh-excerpt-more" href="https://doktordanbilgiler.com/ben-menopoz-donemi-yasamadim/" title="&#8220;Ben menopoz dönemi yaşamadım&#8221;">[...]</a></p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/ben-menopoz-donemi-yasamadim/">“Ben menopoz dönemi yaşamadım”</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında LIV Hospital&#8217;da Oylum Seçin&#8217;in moderatörlüğünde annesi Nilgün Belgün, Fuat Güner, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Kahraman, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Sibel Malkoç, &#8221; Yaş Aldıkça Güçlen Güzelleş ve Işılda&#8221; başlıklı panelde bir araya geldiler. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kadınlarla ilgili sosyal sorumluluk projelerini daima destekleyen Uraw Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı E. Servet Şerifoğlu da panele katılanlara bakım seti hediye etti.</p>
<p>Yaş aldıkça yıllara meydan okuyan 70 yaşındaki Nilgün Belgün ve 75 yaşındaki Fuat Güner panelde birçok tavsiyede bulunurken Prof. Dr. Serdar Kahraman ve Op.Dr. Sibel Malkoç bilimsel verilerle bilgiler aktardılar.</p>
<p><strong> <img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-2289 size-large" src="https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2024/03/WhatsApp-Image-2024-03-11-at-16.04.38-1024x768.jpeg" alt="" width="1024" height="768" srcset="https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2024/03/WhatsApp-Image-2024-03-11-at-16.04.38-1024x768.jpeg 1024w, https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2024/03/WhatsApp-Image-2024-03-11-at-16.04.38-300x225.jpeg 300w, https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2024/03/WhatsApp-Image-2024-03-11-at-16.04.38-768x576.jpeg 768w, https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2024/03/WhatsApp-Image-2024-03-11-at-16.04.38-1536x1152.jpeg 1536w, https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2024/03/WhatsApp-Image-2024-03-11-at-16.04.38-678x509.jpeg 678w, https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2024/03/WhatsApp-Image-2024-03-11-at-16.04.38-326x245.jpeg 326w, https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2024/03/WhatsApp-Image-2024-03-11-at-16.04.38-80x60.jpeg 80w, https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2024/03/WhatsApp-Image-2024-03-11-at-16.04.38.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></strong></p>
<p><strong>NİLGÜN BELGÜN: &#8221; MUTLU EVLİLİK CİLDİ GÜZELLEŞTİRİR&#8221; </strong></p>
<p>Fuat Güner &#8220;Müzik menopoza iyi gelir çünkü hepimiz bir frekansız, iyileştirir yaşlanmayı geciktirir&#8221; dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nilgün Belgün ise her zamanki esprili dilini kullanarak &#8221; Ben menopoz dönemi yaşamadım. 4 kere evlenip boşanmak beni genç tuttu&#8221; ifadesi paneldeki herkesi güldürdü, Belgün, &#8220;Tabii bu işin espri tarafı sağlıklı ve mutlu bir evlilik hem ruhunuzu hem kalbinizi hem bedeninizi besler bu da yüzünüze cildinize yansır&#8221; dedi.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/ben-menopoz-donemi-yasamadim/">“Ben menopoz dönemi yaşamadım”</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/ben-menopoz-donemi-yasamadim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozu En Sağlıklı Şekilde Yaşamak için Altın Öneriler</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 08:57:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz dönemi bir kadının hayatının üçte birini kapsayan önemli bir süreçtir. Aynı zamanda kadınlarda hayatın olağan akışının doğal bir parçasıdır</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/">Menopozu En Sağlıklı Şekilde Yaşamak için Altın Öneriler</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz dönemi bir kadının hayatının üçte birini kapsayan önemli bir süreçtir. Aynı zamanda kadınlarda hayatın olağan akışının doğal bir parçasıdır. Menopoza girme yaşı genetik olsa da beslenme tarzı, stres, kullanılan ilaçlar, çevresel faktörler ve iklim şartları bile bu süreci hızlandırabiliyor. Dünya genelinde menopoza girme yaşı 48-52 iken Türk kadınlarında ortalama yaş 46-48’e düşüyor. Kadın hayatının doğal bir süreci olan menopoz dönemini sağlıklı ve mutlu bir şekilde geçirmek alınacak önlemlerle mümkün olabiliyor. </p>
<p>Memorial Bahçelievler Hastanesi ve Wellness Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden&nbsp;Op. Dr. Emine Zeynep Yılmaz Tekmen “18 Ekim Dünya Menopoz Günü” kapsamında menopoz hakkında bilgi verdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Soğuk iklimler ve ağır koşullarda yaşayan kadınlar menopoza daha erken girebiliyor</strong></p>
<p>Menopoz sözcüğü Yunanca&nbsp;“mens (ay”) ve “pause (durmak)”&nbsp;sözcüklerinden türemiştir.&nbsp;Hormonal değişikliklerle birlikte kadının hayatında yepyeni bir dönem başlamaktadır. Menopoz dönemi kadınlar için tıpkı bebeklik, ergenlik gibi hayatın doğal bir evresidir ve bir hastalık olarak görülmemelidir. Menopoza hangi yaşta girileceğinin temel belirleyicisi genetik olmakla birlikte; ırk, beslenme düzeni, sigara ve alkol tüketimi, doğum kontrol hapı kullanımı, &nbsp;doğurganlık durumu, uzun emzirme dönemi, adetlerin düzensiz oluşu, travmalar, deprem gibi doğal afetler, göç yaşanması menopoz dönemini hızlandırabilir. Bunun yanı sıra, kırsal bölgede, soğuk iklimlerde ve ağır koşullarda yaşayan kadınlarda menopoz yaşı daha erkendir. Genel sağlık durumu, radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi durumlar menopozu tetikleyebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Menopoz dönemini sağlıklı ve mutlu geçirmek mümkün</strong></p>
<p>Hormonlardaki azalmalar sadece adet ve doğurganlıkla ilgili değil, tüm vücudu etkileyen bir süreçtir. Menopozal dönemde yoğun ateş basmalarının yanı sıra, yorgunluk, halsizlik, beyin sisi, ateş basmaları, terleme, uyku bozuklukları, duygu durumu değişiklikleri, cinsellik, kalp damar sağlığı ve endokrinolojik bazı problemler meydana gelir. Bu dönemi en sağlıklı ve mutlu şekilde sürdürmek için alınabilecek bazı önlemler, kadının hayatında çok büyük değişiklikler yaratır.&nbsp;</p>
<ul>
<li>Beslenme değişiklikleri,&nbsp;</li>
<li>Egzersiz,&nbsp;</li>
<li>Stresten kurtulma/gevşeme,</li>
<li>Çevresel toksinlerden uzak durma ile birlikte hastalara verilecek bazı destek tedaviler,&nbsp;</li>
<li>Uygun hastalarda kullanılan biyoeşdeğer hormon tedavisi bu dönemin sorunsuz atlatılmasına yardımcı olabilir.&nbsp;</li>
</ul>
<p>Bu önlemler ayrıca kemik kırıkları, bilişsel fonksiyonlarda bozukluk, Alzheimer, kalp hastalıklarına karşı da koruma sağlayabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Lazer tedavileri meponoz döneminde fayda sağlıyor</strong></p>
<p>Menopoz döneminde vajinal kuruluk, yanma, sık idrar yolu enfeksiyonları, idrar kaçırma ve cinsel istekte azalma belirtileri sıktır. Bu sorunlar için kullanılan vajinal lazer, vajina duvarında kontrollü ısı hasarı yaratarak, alttan gelen taze hücreleri uyarır ve vajinanın yenilenmesini sağlar. Lazer ile cilt altında bulunan bağ dokusu uyarılmakta, kolajen ve elastin üretimi artmaktadır. Tamamen ağrısızdır, anestezi veya hastaneye yatış gerektirmez. PRP (plateletten zengin plazma) hastanın kendi kanından elde edilerek vajinaya enjekte edilir ve dokuları yenilenmeye yardımcı olur. Ayrıca kullanılan bazı vajinal kremler ile tedavi güçlendirilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Düzenli muayeneler menopoz döneminde de devam etmeli</strong></p>
<p>Menopoz dönemi şikayetlerinin doktorla paylaşılması ve semptomlardan bahsedilmesi gerekmektedir. Ayrıca düzenli olarak jinekolojik muayene ve ultrason, smear test, mamografi, meme ultrasonu, tam kan sayımı, tiroid ve karaciğer fonksiyon testlerini içeren sağlık kontrolleri mutlaka yaptırılmalıdır. Aşırı ve sık adet görme, ilişki sonrası lekelenme veya kanaması devam etme durumunda veya kesilmeyen uzun süreli adet görülmesi durumlarında mutlaka jinekolog muayenesi gereklidir.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/">Menopozu En Sağlıklı Şekilde Yaşamak için Altın Öneriler</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birçok kadın PCOs&#8217;u tanımıyor!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/bircok-kadin-pcosu-tanimiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bircok-kadin-pcosu-tanimiyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/bircok-kadin-pcosu-tanimiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 08:52:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Pcos]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hormonal bir hastalık olan Polikistik Over Sendromu’nun özellikle üreme çağındaki kadınlarda yaygın görüldüğüne dikkat çeken Kadın Hastalıkları, Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar “Ancak PCOS belirtileri pek çok hastalıkla karıştırıldığı ve hastalar tarafından yeterince tanınmadığı için geç fark ediliyor” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/bircok-kadin-pcosu-tanimiyor/">Birçok kadın PCOs’u tanımıyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Polikistik Over Sendromu (PCOS) kadınlarda sık görülen bir hormon dengesizliğidir. Adet düzensizliği ya da adet görmeme, olağan dışı kanama, aşırı tüylenme, ciltte sivilce artışı, saç dökülmesi, kısırlık ve kilo alımı gibi belirtilere neden olur. Ancak bu semptomların benzer birçok hastalıkta görüldüğünü ve PCOS&#8217;un da genellikle bilinmediğini belirten Kadın Hastalıkları Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erkut Attar, konuyla ilgili şu bilgileri paylaştı:</p>
<div><img decoding="async" src="https://i01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2023/10/18/s2-erkutattar.jpg"/></p>
<p>Prof. Dr. Erkut Attar</p>
</div>
<p><b><span>Teşhisi kolay değil</span></b></p>
<p>PCOS&#8217;un kadınlarda görülme sıklığı yüzde 5 ile 25 arasında değişiyor. Genellikle üreme çağında görülen bu hastalıkla bize başvuranların PKOS hakkında bilgi sahibi olmadığını görüyoruz. Hastalar ya sık adet gördükleri ya da hiç görmedikleri için bize başvuruyor. Bu hastalarda yumurtlama sorunu yaşandığı için kısırlık nedeniyle de başvurular oluyor. PCOS belirtileri diğer pek çok hastalıkta da görülebildiği ve yeterince tanınmadığı için hastalar hekime geç başvuruyor. Tanısı pek kolay olmadığı gibi, tanı koyabilmek için profesyonel bir ekibe ihtiyaç vardır. Biz de endokrinoloji uzmanları, dermatoloji ve beslenme uzmanları olarak doğru tanı koyabilmek ve hastalığın doğru tedavisi için birlikte çalışıyoruz.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2023/10/18/s2-polikistik-18.jpg"/></p>
<p><b><span>Tehlikeli olabiliyor</span></b></p>
<p>PCOS daha çok yumurtlama kusurlarına neden olan hastalık olarak biliniyor. Bu nedenle de kadınlar yumurtlama kusurları, adet düzensizliği ya da yumurta kalitesinde gerçekleşen düşmelere bağlı olarak infertite yani kısırlık sorunuyla bizlere geliyor. Bunun dışında kıllanma, tüylenme, akne, aşırı kilo gibi kozmetik kusurlar nedeniyle de hastalar bize ulaşıyor. Ancak bahsi geçen bu şikayetler aslında hastalığın kısa dönem semptomlarıdır. Uzun dönemde yani menopoz döneminde bu kadınlarda rahim kanseri, diyabet, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları riski artmaktadır ki bu çok daha ciddi bir durumdur. Dolayısıyla hastalığın erken dönemde tedavi edilmesi çok önemlidir.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2023/10/18/s2-polikistik-6.jpg"/></p>
<p><b><span>Gebelik mümkün</span></b></p>
<p>Yumurtlama kusurlarına bağlı sorunların yaklaşık yüzde 50&#8217;si PCOS&#8217;a bağlıdır. Ancak bununla birlikte bu kadınlar da gebe kalabilir. PCOS hastalarının hepsinde yumurtlama bozukluğu olur diyemeyiz. Dolayısıyla PCOS hastaları da kendiliğinden gebe kalabilir. Ancak bu noktada kadının kilosu çok önemlidir. Çünkü kilo artıkça yumurtlama kusurları daha belirgin hale gelir. Bu hastalarda kadının kilosu ile kısırlık arasında ciddi bir ilişki vardır. Bu nedenle tedavi başladığında öncelikle beslenme uzmanlarıyla birlikte çalışarak hem doğru beslenmesinin sağlanması hem de varsa fazla kilosundan kurtulmasını sağlıyoruz. Normal kiloya ulaşan kadının ikinci basamak tedaviye geçmeden doğal gebe kalmasını amaçlıyoruz.</p>
<p>Erkekte de problem olan çiftlerde tedaviye  aşılamayla devam edebiliyoruz. Bazen de aşılamaya gitmeden yumurtlamayı artırmayı sağlayan basit ilaçlarla hastayı tedavi ediyoruz. Anlaşılacağı üzere kişiye özel tedavinin uygulandığı bu süreç 6 ay kadar sürebilir. Bu nedenle hastanın sabırlı olması ve umutsuzluğa kapılmaması gerekir.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2023/10/18/s2-polikistik-9.jpg"/></p>
<p><b><span>Tüp bebekte acele edilmemeli</span></b></p>
<p>Doğru tedavi edildiği takdirde başka herhangi bir neden yoksa PKOS hastasının çocuk sahibi olma ihtimali çok yüksektir. Şimdiki görüşe göre tüm kısırlık hastaları iki ya da üç kere aşılama yapılmasına rağmen yine gebe kalınmadıysa tüp bebek tedavisine başvurulur. Ancak PKOS olgularında tüp bebek tedavisinde komplikasyon oranı diğer hastalara, göre çok daha yüksek olduğu için bu hastalarda tüp bebek tedavisi kararı vermeden önce normal yollarla gebe kalması için özen ve gayret gösterilmelidir. En ciddi komplikasyon yumurtalıkların aşırı uyarılması sonucunda ortaya çıkabilen ve Ovaryan Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS) olarak adlandırılan durumdur. Bu durumda çatlatma iğnesi verildikten sonra vücut boşluklarına su toplanmaya başlar ve kanın akışkanlığı bozulur. Akciğerlerde ve karın boşluğunda aşırı miktarda sıvı birikir ve solunum güçlüğüne ortaya çıkar. Bu durum şiddetine göre üç aşama olarak ele alınır. Özellikle üçüncü aşama yoğun bakım gerektirecek kadar ciddi bir aşamadır. Dolayısıyla bu hastaların tüp bebek tedavisinin deneyimli merkezlerde uzman kişiler tarafından yapılması uygundur.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2023/10/18/s2-polikistik-14.jpg"/></p>
<p><b><span>İŞTE NEDENLERİ</span></b></p>
<p>Hastalığın nedenleri arasında genetik faktörler ilk sıralarda geliyor. Bunu çevresel etkenler takip ediyor. Ayrıca beslenme alışkanlıkları, bağırsaklardaki bakterilerin iyi fonksiyon göstermemesi, obezite ve hormon dengesizlikleri de hastalığın ortaya çıkmasına yol açabiliyor.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/bircok-kadin-pcosu-tanimiyor/">Birçok kadın PCOs’u tanımıyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/bircok-kadin-pcosu-tanimiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopoz Geciktirilebilir mi?</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/menopoz-geciktirilebilir-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=menopoz-geciktirilebilir-mi</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/menopoz-geciktirilebilir-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 18:50:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Erken]]></category>
		<category><![CDATA[Menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2197</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşam uzuyor. Hiç kimse özellikle de kadınlar ileri yaşta da olsa iş ve sosyal yaşamında aktif olmak ve genç görünmek istiyor</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/menopoz-geciktirilebilir-mi/">Menopoz Geciktirilebilir mi?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Menopozu geciktirmek mümkün mü?&nbsp;</strong><strong>Birtakım önlem ve ilaçlar ile menopoz belirtilerinin ötelenebileceğini ve adet görmeye devam edilebileceğini söyleyen&nbsp;Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sibel Malkoç anlattı.</strong></p>
<p><strong>Menopoz ne zaman tam olarak kabul edilir?</strong></p>
<p>Menopoz; overlerin (yumurtalıklar) yaşlanması ve yumurtlama aktivitesinin (foliküler aktivite) geri dönüşümsüz olarak bitmesine bağlı olarak gelişen 12 aylık adet görmeme (amonore) süreci ile biten dönemdir. Menopoz döneminde overlerin foliküler fonksiyonlarının tamamen bitmesi ile üreme çağı da sona erer. Yumurtlamanın azalması ile beraber önce adet düzeni bozulur (az ya da çok kanama) sonra da kanama tamamen biter.</p>
<p><strong>Genetik erken menopoza zemin hazırlıyor</strong></p>
<p>Menopozun erkene çekilmesinin nedenlerinin başında genetik yatkınlık gelir. Ayrıca otoimmün hastalıklar (Hipotroidizm, Tip 1 Diyabet, M.Gravis, Chron &nbsp;v.s) &nbsp; kişinin erken menopoza girmesine neden olabilir. Geçirilmiş over (yumurtalık) cerrahisi, kemoterapi, radyoterapi erken menopoza neden olabilecek diğer etkenlerdir. Ayrıca sigara, kafein ve alkolün aşırı tüketimi, ciddi stresler menopoz yaşını erkene çekebilir.</p>
<p><strong>Menopozu geciktirmek için neler yapabiliriz?</strong></p>
<p>Erken menopoza neden olabilecek otoimmun bir hastalık var ise tedavisi yapılarak, sigara – alkol- kafein gibi bağımlılıklar var ise bu alışkanlıkları bırakarak menopozun ötelenmesine katkıda bulunulabilir. Ayrıca “Fitoöstrojen” adı verilen bitkilerden elde edilen ve östrojenler ile yapısal benzerlik gösteren bileşiklerin ana maddesi olan kurubaklagiller (özellikle soya fasulyesi), keten tohumu, sarı kantaron, gecesefası, şerbetçi otu, hayıt bitkisi, Hint yer elması, Adaçayı tüketiminin devamlı ve kontrollü bir şekilde yapılması da menopozun geciktirilmesine katkıda bulunabilir.&nbsp;</p>
<p><strong>Uygun hastalarda bioeşdeğer hormon tedavisi kullanılabilir</strong></p>
<p>Genetik yatkınlık, cerrahi sonrası veya ilaç tedavisi nedeni ile menopoza giriş söz konusu ise uygun hastalara bioeşdeğer hormon replasman tedavisi başlanabilir. Hormon tedavisi alarak menopozun neden olduğu şikayetler azalabilir. Ama unutulmaması gereken ilaç kullanarak adet görmek veya menopoz şikayetlerinizin azalması, yumurtlama fonksiyonlarını geri getirmeyecek, dolayısı ile gebe kalmayı sağlamayacaktır.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/menopoz-geciktirilebilir-mi/">Menopoz Geciktirilebilir mi?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/menopoz-geciktirilebilir-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 10 Kadının 8&#8217;inde Görülen Miyomlara Dikkat</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/her-10-kadinin-8inde-gorulen-miyomlara-dikkat/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=her-10-kadinin-8inde-gorulen-miyomlara-dikkat</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/her-10-kadinin-8inde-gorulen-miyomlara-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 May 2023 13:12:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Boyut]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Miyom]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<category><![CDATA[Yöntem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm kadınların yaklaşık yüzde 80’i hayatlarının bir bölümünde miyom ile karşılaşıyor. Rahim duvarındaki kas yapısından köken alan ve iyi huylu tümörler olan miyomlar toplumda çok yaygın olarak görülüyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-10-kadinin-8inde-gorulen-miyomlara-dikkat/">Her 10 Kadının 8’inde Görülen Miyomlara Dikkat</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tüm kadınların yaklaşık yüzde 80’i hayatlarının bir bölümünde miyom ile karşılaşıyor. Rahim duvarındaki kas yapısından köken alan ve iyi huylu tümörler olan miyomlar toplumda çok yaygın olarak görülüyor. Oluşma nedeni tam olarak bilinemeyen miyomlar, farklı büyüklükte olabiliyor. Miyom tedavisinde uygulanacak yöntem ise miyomun boyutuna, yerleşim yerine, sayısına ve hastanın çocuk sahibi olmak isteyip istemediği gibi faktörlere göre değişiklik gösterebiliyor. </p>
<p>Memorial Ankara Hastanesi Jinekolojik Onkoloji ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Murat Öz, miyom ve tedavisi ile ilgili bilgi verdi.&nbsp;</p>
<p>Miyomların neden oluştuğu tam olarak bilinmemekle beraber, östrojen ve progesteron gibi kadınlık hormonlarından etkilendiği düşünülmektedir. Miyomlar için erken yaşta adet görmek, bir takım genetik varyasyonların varlığı, yağlı-karbonhidrat ağırlıklı diyetler ve gebelik sayısı gibi risk faktörleri bulunmaktadır. Tanımlanan bu risk faktörlerine rağmen risk grubunda olmayan bireylerde de bazı durumlarda miyom gelişebilmektedir. Bazen de tam tersi şekilde bu risk faktörlerine sahip olanlarda miyom oluşmayabilir.&nbsp;</p>
<p><strong>Bazı miyomlar ciddi sorunlara yol açabilir</strong></p>
<p>Miyomların boyutları farklı olabilmektedir. Bazı miyomlar portakal- greyfurt boyutunda hatta daha büyük olurken, bazıları da milimetrik boyutlarda ortaya çıkabilmektedir. Çoğunlukla küçük olan miyomlar genellikle ciddi sıkıntılara sebep olmamaktadır. Ancak sayı, boyut ve yerleşim yerine göre miyomlar, bir takım sorunlara da yol açabilmektedir. Bu problemler arasında adet kanamasında artış, pelvik ağrı ve baskı hissi ile doğurganlık ve gebelikle ilgili sorunlar yer almaktadır.&nbsp;</p>
<p>Muayene, ultrason ve gerektiğinde MR ile bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından tanısı rahatlıklar konulabilen miyomlar, eğer hastada bir rahatsızlığa neden olmuyorsa tedavisiz izlenebilir. Şikayetlerin belirginleşmesi durumunda ise ilaç tedavisi ya da cerrahi seçenekleri değerlendirilir. Tedavinin belirlenmesinde hastanın çocuk doğurma isteğinin olup olmadığı, miyomların sayısı, boyutu ve yerleşimi gibi faktörler rol oynar.&nbsp;</p>
<p><strong>Tıbbi tedaviler şikayetleri azaltır&nbsp;</strong></p>
<p>Tıbbi tedaviler arasında yer alan demir desteği, miyomlara bağlı kanama miktarının fazla olması ve kansızlık gelişmesine karşı kullanılmaktadır. Ağrı kesici ve ateş düşürücü etkisi olan Non steroid anti inflamatuar ilaçlar ise miyomlara bağlı adet kanamalarını ve kramplarını azaltmak için verilmektedir. Doğum kontrol ilaç ve araçları da adet kanamalarını azaltmak için kullanılan etkin yöntemlerdir. Uygulanan başka bir tıbbi tedavi de Anti –fibrinolitik tedavidir. Bu ilaç grubu adet kanamasında pıhtı erimesini engelleyerek pıhtı oluşumu ile kanama miktarını azaltmayı hedefler. Bu yöntem hem kanama miktarının hem de krampların azalmasını sağlar. Tıbbi olarak menopoz durumu oluşturulmasını sağlayan GNRH analogları ise östrojen ve progesteronun baskılanması ve miyom boyutlarının küçülmesine katkı verir.&nbsp;</p>
<p><strong>Cerrahi yöntem kişiye özel belirlenir</strong></p>
<p>Miyom varlığında duruma göre uygulanabilecek cerrahi tedaviler şu şekilde sarılanabilir:&nbsp;</p>
<p><strong>Miyomektomi:</strong>&nbsp;Rahim korunarak, şikayetlere neden olan myomların çıkarılma işlemidir. İleride çocuk sahibi olmayı planlayan hastalarda başvurulması gereken cerrahi seçenek miyomektomidir. Laparoskopik ve robotik sistem gibi minimal invaziv yöntemlerle yapılabileceği gibi açık cerrahi şeklinde de yapılabilmektedir.&nbsp;</p>
<p><strong>Uterin arter embolizasyonu:</strong>&nbsp;Girişimsel yöntemlerle rahim damarına tıkayıcı madde verilerek rahmin ve dolayısı ile miyomların kanlanması azaltılarak hem miyomlara bağlı adet kanamasında azalma hem de miyom boyutunda küçülme olması hedeflenmektedir. Rahim kanlanması bozulduğu için ileride çocuk sahibi olmak isteyen hastalar için uygun bir yöntem değildir.&nbsp;</p>
<p><strong>Manyetik rezonans eşliğinde ultrasonografik ablasyon:</strong>&nbsp;MR eşliğinde odaklanmış ultrasonik dalgalarla miyomların küçültülmesi hedeflenir.&nbsp;</p>
<p><strong>Endometriyal ablasyon:</strong>&nbsp;Endometriyal kavitenin (boşluğun) ısı kullanılarak tahrip edilmesini, böylece kanamanın azalmasını hedefleyen bir tedavidir. İleride çocuk doğurmayı düşünen bireylerde uygun bir seçenek değildir.&nbsp;</p>
<p><strong>Histerektomi:</strong>&nbsp;Rahmin alınması miyomlara bağlı şikayetlerin kesin ve kalıcı çözümüdür. Açık ya da deneyimli cerrahlar tarafından laparoskopik ya da robotik yöntemler ile gerçekleştirilebilir.&nbsp;</p></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-10-kadinin-8inde-gorulen-miyomlara-dikkat/">Her 10 Kadının 8’inde Görülen Miyomlara Dikkat</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/her-10-kadinin-8inde-gorulen-miyomlara-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gebelik Diyabeti Anne ve Bebeğin Sağlığını Tehlikeye Atabilir</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/gebelik-diyabeti-anne-ve-bebegin-sagligini-tehlikeye-atabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gebelik-diyabeti-anne-ve-bebegin-sagligini-tehlikeye-atabilir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/gebelik-diyabeti-anne-ve-bebegin-sagligini-tehlikeye-atabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 11:28:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Gebe]]></category>
		<category><![CDATA[İnsülin]]></category>
		<category><![CDATA[Saat]]></category>
		<category><![CDATA[Şeker]]></category>
		<category><![CDATA[Test]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2069</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gebelikte şeker hastalığı yani gestasyonel diyabet, anne adaylarında hamilelik öncesinde diyabet olmamalarına rağmen ortaya çıkabiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gebelik-diyabeti-anne-ve-bebegin-sagligini-tehlikeye-atabilir/">Gebelik Diyabeti Anne ve Bebeğin Sağlığını Tehlikeye Atabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelikte şeker hastalığı yani gestasyonel diyabet, anne adaylarında hamilelik öncesinde diyabet olmamalarına rağmen ortaya çıkabiliyor. Hamilelikte şeker hem anne hem bebek sağlığını tehlikeye atabildiğinden, şeker düzeylerinin gebelik süreci boyunca kontrol altında tutulması önem taşıyor. Gebelik diyabeti hamileliğin 24 ve 28’inci haftaları arasında yapılan şeker yükleme testiyle teşhis ediliyor ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlıyor. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gürkan Gürsoy, gebelikte şeker hastalığı hakkında bilgi verdi.&nbsp;</p>
<p><strong>Hamilelikte vücut yeteri kadar insülin üretemiyor</strong></p>
<p>İnsülin, pankreas tarafından üretilen ve kan şekerinin enerji olarak kullanılmak üzere hücrelere girmesine izin veren, anahtar gibi davranan bir hormondur. Hamilelik sırasında vücut daha fazla hormon üretir ve kilo alımı gibi diğer değişikliklerden geçer. Bu değişiklikler, hücrelerin insülini daha az etkili bir şekilde kullanmasına neden olur, buna insülin direnci denir. İnsülin direnci vücudun insülin ihtiyacını artırır. Gestasyonel diyabet, vücudun hamilelik sırasında yeterli insülin üretememesi durumunda ortaya çıkar. Tüm hamile kadınlar, hamileliğin son dönemlerinde bir miktar insülin direncine sahiptir. Bununla birlikte, bazı kadınlarda hamilelikten önce de insülin direnci bulunmaktadır. Bu kişiler gebeliğe artan insülin ihtiyacı ile başlar ve bu nedenle gestasyonel diyabet riski daha da yükselir.&nbsp;</p>
<p><strong>Fazla kilo alımı gebelik şekerine neden olabiliyor</strong></p>
<p>Gestasyonel diyabet, tipik olarak herhangi bir semptom göstermez. Tıbbi geçmiş ve herhangi bir risk faktörü olup olmadığı gestasyonel diyabetin olabileceğini düşündürebilir, ancak emin olmak için test yaptırılması gerekir. Bu risk faktörlerinden bazıları gebelerde aşırı kilo alımı olabilir. Çok su içmek, çok sık idrara çıkmak, idrarda glikoz saptanması, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ya da vajinal enfeksiyonlar, bulantı veya halsizlik gebelik şekerini işaret ediyor olabilir. Bunu saptamak için de şeker yükleme testi yapılmaktadır.&nbsp;</p>
<p><strong>Şeker yükleme testi zararlı bir test değildir</strong></p>
<p>Gebelik şekeri bebekte gelişme geriliği, bazen anne karnında can kaybı riskinde artış, plasentanın erken yaşlanması ya da iri bebek durumundan dolayı doğum travmalarına yol açabilmektedir. O nedenle gebelik şekerinin belirlenen sınırlarda olması gerekir. Şeker yükleme testi zararlı bir test değildir. Aksine iri bebek, erken doğum, ölü doğum, doğacak bebekte solunum problemi ya da hipoglisemi görülmesi, ilerleyen dönemlerde obezite gibi riskleri önlemek için yapılması gereken bir testtir.</p>
<p><strong>Vücudun şekere karşı tepkisi ölçülüyor</strong></p>
<p>Şeker yükleme testi yani oral glukoz tolerans testi, vücudun şekere karşı tepkisini ölçer. Gebenin tıbbi durumuna göre testin nasıl yapılacağı belirlenir. 50 gr. şeker yüklemesi gebenin aç ya da tok olmasına bağlı olmadan yapılabilir. Doktor kontrolünde 50 gram şeker içeren bir solüsyon gebeye içirilir. Bu içildikten 1 saat sonra kan şekeri ölçülür. Eğer şeker 140 üzerinde çıkarsa gebe şüpheli olarak değerlendirilir ve buna istinaden ek 100 gram OGTT istenir.100 gram OGTT&#8217;de açlık 95 mg/dL, 1. saat 180, &nbsp;2. saat 155, 3. saat ile 140 mg/dL altında olması gerekir. &nbsp;Eğer 2 değer eşit veya yüksekse gebelik şekeri tanısı konur. Bir diğer şeker tarama testi olan 75 gram OGTT ise açlık 92 mg/dL, 1. saat 180, &nbsp; 2. saat 153 mg/dL’nin altında olması beklenir. Eğer bir değer eşit veya yüksekse gebelik şekeri tanısı konur. 75 gram şeker yüklemesi ya da 100 gram şeker yüklemesi testi arasında bir fark olmaz. Anne adayı en az 8-12 saat açlıkla teste gider. Öncelikle açlık kan şekeri ölçülür. Sonrasında 75 veya 100 gramlık şeker içeren solüsyon 5-10 dk. içinde tüketilir. Buna istinaden anne adayının 1. 2. ve 3. saatlerde şeker değerine bakılır.&nbsp;</p>
<p><strong>Anne adayının şekerinin belli aralıklarda olması gerekiyor</strong></p>
<p>Şeker yükleme testinin aç yapılıp yapılmayacağı, verilecek glikoz miktarına göre değişebilmektedir. 50 gramlık formda yapılırsa açlık ya da tokluk fark etmez, 75 ya da 100 gramlık formu yapılırsa en az 8-12 saat açlık istenir. Anne adayının gebelikte şekeri yüksek çıkarsa, düzenli aralıklarla kan şekerinin ölçülmesi, ilaç ya da insülin tedavisi ve bir beslenme diyet uzmanından destek alınarak anne adayına sağlıklı bir beslenme programı oluşturulması gerekir. Gebelikte bu dönemde orta derecede egzersiz yapılması önem taşır. Yürüyüş de gebelikte önemlidir. Bunun yanında tüm kontrollere düzenli gidilmesi gerekmektedir. Burada amaç, anne adayının şekerinin belirli aralıklarda tutulmasıdır. Yaşam tarzı değişiklikleri bu anlamda önem taşımaktadır.&nbsp;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gebelik-diyabeti-anne-ve-bebegin-sagligini-tehlikeye-atabilir/">Gebelik Diyabeti Anne ve Bebeğin Sağlığını Tehlikeye Atabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/gebelik-diyabeti-anne-ve-bebegin-sagligini-tehlikeye-atabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte doğru bilinen 12 yanlış&#8230;</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/hamilelikte-dogru-bilinen-12-yanlis/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hamilelikte-dogru-bilinen-12-yanlis</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/hamilelikte-dogru-bilinen-12-yanlis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 19:02:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne adayları hamilelik haberini aldığı zaman hem heyecanlı hem mutlu bir döneme giriyor. Ortalama 40 haftalık yolculuğun başlamasıyla birlikte ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/hamilelikte-dogru-bilinen-12-yanlis/">Hamilelikte doğru bilinen 12 yanlış…</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Anne adayları hamilelik haberini aldığı zaman hem heyecanlı hem mutlu bir döneme giriyor. Ortalama 40 haftalık yolculuğun başlamasıyla birlikte hemen hemen pek çok gebe gerek internetten gerek çevresinden hamilelik sürecine ilişkin bilgiler alıyor. Ancak uzmanından alınmayan kulaktan dolma bilgiler zaman zaman yanlış da olabiliyor ve hamilelik ile doğum sürecini olumsuz etkileyebiliyor. </span></p>
<p><b>Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Şakir Volkan Erdoğan,</b> gebelikte doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.  </p>
<p><span>Gelişen teknoloji ve iletişim çağı ile birlikte her bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmışken beraberinde getirdiği sorun hangi bilginin doğru hangi bilginin yanlış olduğu konusudur. Pek çok anne adayı da bazen bu bilgi kirliliği içinde stres yaşayabilmektedir. Gebelik sürecinde; gerek hormonların, gerekse anne olmanın verdiği sorumluluk ile anne adaylarının kafaları duyulan yanlış bilgilerle karışabilmektedir.  Bu bilgiler her ne kadar masum gibi görünse de, hem gebenin konforunu bozmakta hem de strese yol açmaktadır.</span></p>
<p><span><b>Bu mitler şöyle sıralanıyor:</b></span></p>
<ol>
<li><strong><span>“Her gebe tüm hamilelik boyunca en çok 7-9 kilo arasında almalıdır”:</span></strong><span> Genellikle gebe bir kadın hamilelik dönemini 8-12 kilo alır diye ortalama bir rakam vardır. Ancak gebelik döneminde alınan kilolar </span><span>gebelik öncesi kadının kilosuna uygun olmalıdır; örneğin kilolu bir anne adayı ile zayıf bir anne adayının alması gereken kilo aynı olmamalıdır. Kilo alımı her kadına göre farklılık gösterebilir. Hamilelikte doktor kontrolünde kilo dengesinin doğru ayarlanması önemlidir.  </span></li>
<li><strong><span>“Midesi bulanmayanın erkek çocuğu olur”:</span></strong><span> Bilimsel olarak kız bebeklerin anne adayında daha fazla bulantı yaptığı yönünde bazı çalışmalar bulunmaktadır ancak bulantı olmayan her anne adayının çocuğu erkek doğmamaktadır.  </span></li>
<li><strong><span>“Gebe saç kestirirse bebeğin ömrü kısa olur”: </span></strong>Hamile kadınların saç kestirmesinde bir sakınca yoktur. Saç boyama konusunda ise dikkat edilmesi gereken tek konu boyadaki kimyasal maddelerdir. Bu nedenle saç boyası 12 haftaya kadar yapılmamalıdır. </li>
<li><strong><span>“Bir gebe kollarını havaya kaldırırsa bebeğin kordonu boynuna dolanır”: </span></strong><span>Bu da yanlış bir bilgidir. Hamilelerin yaptığı hareketle kordon dolanması gibi bir durum söz konusu değildir. Bilimsel araştırmalara göre uzun kordonu olan bebeklerde kordon dolanması görülmektedir. Bu durum gebenin hareketine bağlı değildir. </span></li>
<li><strong><span>“Hurma yemek düşüğe sebep olur”:</span></strong><span> Gebelikte hurmanın doğumu başlattığına dair birçok çalışma mevcuttur. Yapılan çalışmalar genelde doğuma yakın dönemde düzenli hurma yenmesi ile ilişkilidir. Araştırmalara göre hurma doğumu başlatmakta etkili bir besindir. Yiyeceklerle ilgili olarak gebeliğe ilişkin söylenebilecek tek şey hiçbir besinin abartılı tüketilmemesi gerektiğidir. </span></li>
<li><strong><span>“Bir hamile istediği besini yemezse, bebekte o besinin izi çıkar”:</span></strong><span> Gebelik boyunca her istenen şey tüketilmez. Örneğin sakatat, ağır metal ihtiva eden deniz canlıları, çiğ süt, çiğ et, çiğ balık ürünleri, sushi gibi besinler tüketilmemelidir. Bu tür gıdaların tüketilmemesi bebekte bir iz oluşturmaz ancak ciddi nöronal ve fiziksel hasarlara neden olabilmektedir. </span></li>
<li><strong><span>“Hamile kadın spor yapamaz”:</span></strong><span> Gebenin çevresindeki kişiler tarafından en sık dile getirilen konulardan biri de anne adayının eğilmemesi, bir yere uzanmaması, koşmaması, dans etmemesi gerektiğidir. Rutin ve iyi giden bir gebelikte hareket kısıtlaması önerilmemektedir. </span><span>Genetik olarak sağlıklı ve takiplerinde bir patoloji görülmeyen bir bebek için hareket etmenin sorun oluşturmayacağı bilinmektedir. Riskli gebeliği olan kadınlara da her hareket önerilmez. Genel anlamda dikkat edilmesi gereken gebeliğin ileri haftalarında, özellikle doğuma yakın ağır sporların yapılmasından kaçınılması gerektiğidir. </span></li>
<li><strong><span>“Gebelikte vajinal muayene düşüğe neden olur ya da doğumu başlatır”: </span></strong><span>Bu bilgi anne adaylarının çok fazla dile getirdiği, jinekoloji uzmanlarının çok sık karşılaştığı bir konudur. Hatta pek çok anne adayı, anne ve bebek hayatının riskli olduğu durumlarda bile vajinal muayene konusunda direnç göstermektedir. Bu bilgi kesinlikle doğru değildir. Vajinal muayene bebeğe ya da anneye zarar vermemektedir, doğumu başlatmamaktadır. </span></li>
<li><strong><span>“Gebelikte cinsel ilişki bebeğe zarar verir”: </span></strong><span>Cinsel ilişki bebeğe zarar vermez. Fakat vücudumuzun ürettiği prostoglandin maddesi rahim ağzının açılmasına ve kasılmalara neden olan bir maddedir ve bu madde erkek menisinde de bulunmaktadır. Bununla birlikte yapılan çalışmalarda cinsel ilişki ile doğum olayının başladığına dair bir kanıt bulunamamıştır. Bu veriler ışığında güncel bilgimiz cinsel ilişkinin hamileliğe zarar vermeyeceği yönündedir. Ancak gebelikte cinsel ilişki dönemleri konusunda mutlaka doktora danışılmalıdır. </span></li>
<li><strong><span>“Doğum için acı eşiği yüksek olmayan doğum yapamaz”:</span></strong> Doğum, acı eşiği ile ilgili değil, kadın olmak, anne olmayı istemek ve neslin devamını sağlamak ile ilgilidir. Acı eşiği yüksek insanlar tabi ki de acıyı daha az hissedeceklerdir ama bunun doğurabilmek ile ilgisi yoktur. </li>
<li><strong><span>“8 aydan küçük doğan bebek yaşamaz”:</span></strong><span> Gelişen tıp ve teknoloji ile günümüzde 22-24 hafta üzerindeki; 500 gr ve üzeri bebekler yaşayabilmektedir. Tabi ki bebek anne karnında ne kadar kalırsa ileride sağlıklı yaşama oranı o kadar artar. Erken haftada doğum, bebeğin kuvözde kalacağı süreyi ve bakım ihtiyacını artırmaktadır. </span></li>
<li><strong><span>“Mide ekşimesi bebeğin saçlarıyla ilgilidir”:</span></strong> Gebelik sürecinde anne adayında bir takım fizyolojik değişiklikler meydana gelmektedir. Bunlardan bir tanesi de mide içeriğinin özellikle ilerleyen gebelik haftaları ile yemek borusuna geri kaçması durumudur. Reflü adı verilen bu durumda yemek borusunun mideye girdiği yerde yanma ve ekşime hissi olur; bebeğin saçları ile ilgisi yoktur.</li>
</ol><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/hamilelikte-dogru-bilinen-12-yanlis/">Hamilelikte doğru bilinen 12 yanlış…</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/hamilelikte-dogru-bilinen-12-yanlis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal medya doğal doğuma ilgiyi artırdı…</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/sosyal-medya-dogal-doguma-ilgiyi-artirdi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sosyal-medya-dogal-doguma-ilgiyi-artirdi</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/sosyal-medya-dogal-doguma-ilgiyi-artirdi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2022 10:26:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ece Sınacı “Bazen saatlerce süren kasılmalar ve aslında iyi ilerlediğini ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sosyal-medya-dogal-doguma-ilgiyi-artirdi/">Sosyal medya doğal doğuma ilgiyi artırdı…</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 1rem;">&nbsp;</span><strong style="font-size: 1rem;">Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ece Sınacı </strong><span style="font-size: 1rem;">“Bazen saatlerce süren kasılmalar ve aslında iyi ilerlediğini gördüğümüz süreçlere rağmen bebek bir türlü vajinal yolla gelmez. Anne adaylarının bu durumda sezaryene yönelmeleri kendilerini başarısız hissetmelerine yol açmamalı. Zorunlu durumlarda başvurulan sezaryeni bir başarısızlık, vajinal doğumu bir başarı olarak görmemek gerekir” diyor.</span></p>
<p>Son yıllarda gerek eğitimler, gerekse sosyal medya kullanımı sayesinde anne adaylarının birbirleriyle çok daha fazla tecrübe paylaşımında bulunmasıyla doğal doğuma ilginin arttığını söyleyen Dr. Ece Sınacı şöyle konuşuyor: “Bizim amacımız mümkün olduğunca az müdahale ile gebenin kendini evinde hissedeceği bir doğum deneyimine eşlik etmektir. Bu doğum şekline ilgi arttı çünkü insanlar artık daha cesur ve duydukları kötü deneyimlerle hareket etmek yerine kendileri deneyimlemeyi tercih ediyorlar. Doktorlar ve ebeler de onların elinden tutup yanlarında oluyor.” Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ece Sınacı, doğal doğum hakkında en sık sorulan 7 soruyu sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  </p>
<ul>
<li><strong>Suni sancıdan korkmalı mıyız?</strong></li>
</ul>
<p> Bütün ek müdahaleler iyi ki var. Doğru noktalarda kullanıldığında hayat kurtarıyor. Suni sancı bize başlamayan doğumu başlatma imkanı sunuyor, yeterli kasılmaları olmayan gebelerde kasılmaların gücünü artırarak doğumun ilerlemesini sağlıyor. Elbette kasılma yokken bir anda kasılma başlayınca gebe adapte olmakta zorlanabilir ama öncesinde gebelik süreci ve doğumla ilgili eğitim alan anne adaylarıyla, bu süreci daha iyi yönetebiliyoruz.  </p>
<ul>
<li><strong>Doğal doğumda hiç müdahale edilmiyor mu?</strong></li>
</ul>
<p>Öncelikle &#8216;doğal&#8217; doğumdan anlaşılan; ninelerimizin tarlada, bahçede kendi başlarına yaptıkları doğumsa bunu yapmamız mümkün değil. Kadınlar zamanında kimsenin desteği olmadan bu deneyimi yaşamak zorunda kalmışlardır. Bizim amacımız mümkün olduğunca az müdahale ile gebenin kendini evinde hissedeceği bir doğum deneyimine eşlik etmektir. Elbette damar yolu açılmalı, belirli aralıklarla NST (anne karnında bebeğin kalp atışları ve annenin doğum kasılmalarını gösteren test) çekilmeli, bunların olması bizi sağlıklı ve minimum müdahaleli vajinal doğum deneyiminden uzaklaştırmaz. </p>
<ul>
<li><strong>Doğal doğumda günümüzde eskiye göre ne değişti?</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Ece Sınacı “Günümüzde doğal doğum deyince; gebenin kendi kasılmalarının başlattığı, her saat ilerlemesi gereken hızda ilerleyen, su kesesinin kendiliğinden açıldığı, gebenin kasılmaları karşılarken istediği gibi hareket edebildiği, mahremiyete önem verilen, suyun-aromatik yağların-müziğin terapötik etkisinden faydalandığımız, ev konforunda ama hastane güvenliğinde ve sürecin sağlıklı anne-bebek ile sonuçlandığı bir doğum anlayabiliriz” diyor. </p>
<ul>
<li><strong>Nasıl bir ortamda doğum oluyor?</strong></li>
</ul>
<p>Aslında istediğimiz; gebenin kasılmaların bir kısmını evde karşılaması. Hastane ne kadar konforlu olursa olsun gebeye yabancı bir ortam. Evde kasılmalar belli bir noktaya gelip hastanede geçirilen sürenin kısalmasını arzu ederiz. Kasılmaların başında gebe serviste oluyor, bebeğin gelişi yaklaşınca doğumhaneye alıyoruz. Eğer anne ve baba isterse, baba da doğumda olabiliyor. Doğum, şeklinden bağımsız olarak yeni bir bireyin hayata gelmesinin yanında yeni bir ailenin de hayata gelmesi demek. Bebek, ten tene teması sadece anneyle değil baba ile de kurmalıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Üstten bastırılıyor mu?</strong></li>
</ul>
<p>Üstten bastırmak bebeğin çıkması gerektiği zamanda çıkmadığı ve annenin de ıkınacak gücünün kalmadığı durumda bebeğin bir zarar görmeden çıkabilmesine yardım etmek için kullandığımız bir yöntem. Dışardan bakan biri için çok kaba görünebilir, her gebeye rutin yapılmaz ama gerektiğinde yapılınca hayat kurtarır.</p>
<ul>
<li><strong>Epidural anestezi hangi durumlarda gerekli?</strong></li>
</ul>
<p>Her gebenin kasılmaları karşılama şekli ve kasılmalara verdiği tepki farklıdır. Eğer gebe vajinal doğumu deneyimlemek istiyorsa, ultrasonografide ve fizyolojik açıdan hiçbir engel yoksa, fakat kasılmalar çok ağır geliyorsa epidural anestezi gebeye konforlu bir vajinal doğum imkanı sağlıyor.</p>
<ul>
<li><strong>Gebeler doğum sürecinde hareket edebiliyor mu?</strong></li>
</ul>
<p>Dr. Ece Sınacı “Mümkünse hiç oturmasınlar. NST çekilirken bile ayakta dursunlar, yürüsünler isteriz. Ebeler her alanda olduğu gibi yürürken de gebelere destek oluyorlar, gebenin koluna girip hastanenin merdivenlerini inip çıkmasına eşlik ediyorlar, bu bariz bir şekilde doğum süresini kısaltıyor. Doğum bir ekip işidir ve doğuma doktorun yanı sıra ebe, psikolog ve doula da (doğum süreciyle ilgili eğitimini tamamlamış doğum destekçisi) girebiliyor” diyor.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sosyal-medya-dogal-doguma-ilgiyi-artirdi/">Sosyal medya doğal doğuma ilgiyi artırdı…</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/sosyal-medya-dogal-doguma-ilgiyi-artirdi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gebelikte İlk 28 gün çok önemli!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/gebelikte-ilk-28-gun-cok-onemli/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gebelikte-ilk-28-gun-cok-onemli</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/gebelikte-ilk-28-gun-cok-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2022 22:31:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1739</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gebelik döneminde beslenme, kilo kontrolü, dikkat edilmesi gerekenler ve hormonal değişiklikler gibi önemli konular hakkında bilgi veren Acıbadem ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gebelikte-ilk-28-gun-cok-onemli/">Gebelikte İlk 28 gün çok önemli!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 1rem;">Gebelik döneminde beslenme, kilo kontrolü, dikkat edilmesi gerekenler ve hormonal değişiklikler gibi önemli konular hakkında bilgi veren </span><strong style="font-size: 1rem;">Acıbadem Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Renan Güneş; gebeliğin ilk ayından itibaren annenin­ beslenme alışkanlıklarının bebeğin de hayat boyu sürdüreceği bir yeme düzeninin temelini oluşturacağını söyledi. “Anne, hem kendinin hem de bebeğinin sağlığı için sağlıklı ve düzenli beslenmeli” diyen Güneş, </strong><span style="font-size: 1rem;">bu süreçte annelerin beslenmeye özen göstermesi gerektiğinin altını çizdi.</span></p>
<p><strong><span>İlk 28 gün folik asit çok önemli</span></strong></p>
<p><span>Gebeliğin özellikle ilk 28 gününün, folik asit açısından çok önemli olduğunun altını çizen <strong>Diyetisyen Güneş</strong> ”Folik asit annenin kan volümünü artırmak ve bebekte önemli bir sağlık sorunu oluşturacak nöral tüp deformasyonlarına karşı korumak için gereklidir. Besinlerle bu ihtiyacı karşılamak mümkün olamayacağından, gebe kalmayı düşünen anne adayları ve gebelere, 3 ay önceden başlayarak özellikle ilk 3 ayı kapsayacak şekilde folik asit kullanımı önerilir“ dedi.</span></p>
<p><strong><span>Mide bulantılarını önlemek mümkün  </span></strong></p>
<p><span>Gebelikte mide bulantısı yaşanmasının doğal olduğunu belirten <strong>Diyetisyen Güneş</strong> “Gebeliğin ilk 3 ayını oluşturan dönemde annenin yaşadığı hormonal değişiklikler, hiperemesiz dediğimiz mide bulantılarına sebep olabilir. Bu durumda anne yeteri kadar beslenemediği için günlük enerji alımı azalabilir. Bulantıları azaltmak için sabah kalkar kalkmaz mide asitini emmeye yardımcı olacak galeta, leblebi, çubuk kraker gibi besinleri yataktan kalkmadan tüketmeye çalışmalı” dedi.</span></p>
<p><span>”Asitli içecekler, hazır meyve ve taze sıkılmış meyve suları midede yanmaya ve ekşimeye sebep olacağından tüketilmemelidir“ diyen <strong>Diyetisyen Güneş</strong>, su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini ve suyun yemek sırasında değil aralarda içilmesinin daha doğru olacağını belirtti.Sebze ve protein tüketimi hakkında da bilgi veren Dr. <strong>Renan Güneş</strong> ”Çiğ sebze ve meyveler mideyi yavaş terk edeceğinden, mide bulantısının yoğun olduğu zamanlarda tüketmemeye çalışılmalı. Protein alımını artırmak için tuzlu ayran, peynir, yoğurt gibi besinlerden faydalanılabilir. Yağlı, kızarmış besinler bulantıyı artırdığından bu besinleri tüketirken ve pişirirken çok yağlı yapmamaya ve kızartmamaya dikkat edilmeli“ diye konuştu.</span></p>
<p><strong><span>Az ya da çok beslenmek de zararlı!</span></strong></p>
<p><span>“Aşırı besin alımı ile fazla yağlanmadan dolayı postmatürasyon (geç doğum), fetüste mekonyum aspirasyonu (bebeğin kakasını yutması) ve perinetal (anne karnında) ölüm riski yüksektir” diyen <strong>Diyetisyen Güneş</strong>, annenin yeteri kadar beslenmemesi halinde oluşabilecek sorunları da şöyle anlattı: ”Artan enerji ve protein gereksinmesinin karşılanmaması annenin kilo vermesine neden olur. Ayrıca artan besin öğelerinin karşılanamaması yine annede anemi, diş çürüklüğü, osteomalasi (kemik yumuşaması) gibi hastalıklara yol açabilir.” </span></p>
<p><strong><span>Gebelerin yemesi ve uzak durması gereken gıdalar</span></strong></p>
<p><span>&#8220;İlk 3 aylık dönemde bebek tüm ihtiyacını anneden karşıladığı için annenin günlük olarak ekstra beslenmeye ihtiyaç yoktur” diyen <strong>Diyetisyen Güneş</strong>; 3-6 ay arasında günde 340 kalori, 6-9 ay arasında günlük 450 kalori eklenmesi gerektiğini belirtti.<strong> Renan Güneş</strong>, hamilelik dönemindeki beslenme sürecinde dikkat edilmesi gereken noktaları ise şöyle sıraladı:</span></p>
<p><span>-Kalsiyumun zengin kaynağı olan süt, yoğurt ve peynir düzenli tüketilmeli,</span></p>
<p><span>-Her gün 1 adet yumurta veya 1 porsiyon etli sebze ya da kurubaklagil yemeği yemeye özen gösterilmeli,</span></p>
<p><span>-C vitamininden zengin sebze ve meyveler sık sık tüketilmeli,</span></p>
<p><span>-Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddeleri içeren yiyecekler yenmemeli,</span></p>
<p><span>-Yemeklerde muhakkak iyotlu tuz kullanılmalı,</span></p>
<p><span>-Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine, ayran, meyvenin kendi tadı ile yapılmış kompostolar içecek olarak tercih edilmeli,</span></p>
<p><span>-Sigara ve alkol kullanılmamalıdır.</span></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gebelikte-ilk-28-gun-cok-onemli/">Gebelikte İlk 28 gün çok önemli!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/gebelikte-ilk-28-gun-cok-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
