<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yaş - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/tag/yas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Mar 2025 16:29:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>Yaş - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Her 5 kişiden 1&#8217;inde işitme kaybı var&#8217;</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 16:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İşitme]]></category>
		<category><![CDATA[İşitme Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2372</guid>

					<description><![CDATA[<p>DSÖ verilerine göre dünyada her 5 kişiden 1'inde işitme kaybı var. Günümüzde 1,5 milyar insanın işitme kaybıyla yaşadığı ve 2050'de bu sayının 2,5 milyar insana ulaşacağı vurgulanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/">‘Her 5 kişiden 1’inde işitme kaybı var’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span> Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) Başkanı Prof. Dr. Meral Didem Türkyılmaz ve Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Yiğit, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla önemli uyarılarda bulundu. İşitme kaybı konusunda toplum bilincinin artırılması ve vatandaşların işitme muayenesi testlerine başvurmasının sağlanması için ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından İstanbul&#8217;da Taksim tramvay durağı ve tramvaylara uyarıcı ilanlar yerleştirildi, &#8216;Hayat Duyunca Güzel&#8217; sloganı ile sosyal farkındalık sağlanması amaçlandı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2025/10/6kvIK_1741071291_5492.jpg"/><br /></span></p>
<p><span><strong>İŞİTME SAĞLIĞI ZİHİNSEL FONKSİYONLARI DA ETKİLİYOR</strong></span></p>
<p>İşitme kaybının sosyal izolasyona neden olup zihinsel fonksiyonlara olumsuz etkisiyle, demans gibi hastalıklara da zemin hazırlayabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Özgür Yiğit, “Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün verilerine göre şu an 1,5 milyar insan sağlıklı duymuyor. Her 5 kişiden 1&#8217;inde işitme kaybı var. Bu oran 2050&#8217;de 4&#8217;te 1&#8217;e yükselecek ve 2,5 milyar insan, işitme kaybıyla karşı karşıya kalacak&#8221; dedi. Prof. Dr. Yiğit, “İşitme, iletişim için, sosyalleşme için en önemli fonksiyonlarımızdan birisi. Bir yeni doğan bebek eğer işitme kaybı ile dünyaya geliyorsa, konuşmayı öğrenmesi, dünyayı duyması mümkün olmuyor. Her 1000 doğumdan 2 ya da 3 bebek işitme kaybıyla dünyaya geliyor. Yani Türkiye&#8217;de yılda yaklaşık 1 milyon doğum olduğunu düşünürsek, yaklaşık 3 bine yakın bebek işitme kaybı ile dünyaya geliyor. Bunların erkenden tanısı, yeni doğan işitme taraması ile şu anda mümkün. Ancak işitme kaybı sonraki dönemlerde de ortaya çıkabilir. Okul çağındaki çocuklarda da işitme kaybı olabilir. Onların erken tanınması için okul çağı taramaları da çok önemli. Şu an tam istediğimiz gibi değil, okul öncesi tarama da yapmak lazım. Bunların da ileriki dönemlerde yeni doğan işitme taraması gibi yaygınlaşması gerekir&#8221; dedi.</p>
<p><span><strong>75 YAŞ ÜZERİ HER İKİ KİŞİDEN BİRİNDE İŞİTME KAYBI</strong></span></p>
<p>Sadece çocukluk çağı değil erişkin dönemdeki işitme kayıplarının özellikle zihinsel fonksiyonlar açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yiğit, şunları söyledi: “Aslında erişkin insan kendisi işitme kaybının farkına varabilir. Bu nedenle erişkinlik çağında tarama yapmak çok gerekli değil. Daha çok yaşlılar için belki tarama gerekebilir. Biz biliyoruz ki kulağımız, iç kulağımız da yaşlanıyor bizimle birlikte. Dolayısıyla yaşlılıkla beraber işitme kayıpları artıyor. 65 yaş ve üzerinde her 3 kişiden biri, 75 yaş sonrasında ise her 2 kişiden birinde işitme kaybı olabilir. Dünya Sağlık Örgütü diyor ki; şu anda 1,5 milyar kişide işitme kaybı var. Hem yaşlanmaya bağlı hem de kullandığımız cihazlara, bulunduğumuz ortamlara, yüksek sesle müzik dinlemeye bağlı olarak. Halkımızın farkında olması lazım. Tamam belli bir yaşa kadar çok iyi duyuyor olabiliriz ama belli bir yaştan işitme kaybı başlayabilir. Tedavisi çok önemli.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2025/10/0H5Y6_1741071300_0286.jpg"/></p>
<p><span><strong>TEDAVİ EDİLMEZSE DEMANS TETİKLENEBİLİR</strong></span></p>
<p>Son yıllarda yapılan çalışmaların, işitme kaybı zamanında tedavi edilmediğinde kişide yalnızlaşma, sosyal izolasyon ve demansın daha fazla görüldüğünü gösterdiğine işaret eden Prof. Dr. Yiğit, sözlerini şöyle noktaladı: “Çağımızın hastalığı olan demans, bunama gibi birtakım hastalıkların geciktirilebilmesi açısından işitme sağlığı çok önemli. 2050 yılından itibaren her 4 kişiden 1&#8217;inde işitme kaybı bekleniyor, göstergeler bunu söylüyor. Belki 2050 yılında işitme kaybı yaşayan insan sayısı 2,5 milyarı bulacak. Dünyanın en önemli problemlerinden biri olacak. Ama biz farkında olursak, birtakım önleyici tedbirler alırsak erken teşhis ve tedavi gibi, bu korkunç gibi görünen problemin belki de önüne geçebileceğiz. Çünkü hayat duyunca güzel diyoruz.&#8221;</p>
<p> <span><strong>ÇOCUKLARDA BİR ŞİİRİ TEKRARLAYAMAMA VARSA</strong></span></p>
<p>Prof. Dr. Meral Didem Türkyılmaz ise şunları söyledi: “İşitme sağlığı denince aklımıza sadece kulak gelmemeli. Dinlememizi, yürümemizi, dengede kalmamızı, sağlıklı koşmamızı, kitap okumamızı, şarkı söylememizi, yani hayatın birçok alanını etkileyen çok önemli bir yere sahip. Yapılan çalışmalar, fark edilmeyen ya da tespit edilemeyen işitme kayıplarının, tespit edilenlerden çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Nedir bu sinyaller? Çok basit bir şekilde karşınızdakini duyamaz ve tekrarlatırsanız, gürültülü ortamlarda sesin nereden geldiğini ayırt edemezseniz, karşınızdaki kişiyi tam olarak anlayamazsanız, uzun yönergeleri takip edemezseniz, karıştırırsanız, şiir tekrarlayamazsanız; mesela çocuklardaki en büyük işaretlerden biri budur, işitsel hafıza ve beceriler etkilenir. Müzik dinlemede problemler yaşarsanız, başınız devamlı ağrırsa, gün sonunda yorulma ile sonuçlanan bir tablo varsa işitme kaybından şüphelenebiliriz. Bu durumda mutlaka zaman kaybetmeden ilgili uzmana gitmemiz gerekir. Kulak burun boğaz (KBB) hekimleri kulak muayenesini yapar, ondan sonra da odyologlar işitme testini gerçekleştirir.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2025/10/HyY5L_1741071307_09.jpg"/></p>
<p><span><strong>DÜZENLİ ARALIKLARLA İŞİTME TESTİ ÖNEMLİ</strong></span></p>
<p>Prof. Dr. Türkyılmaz, düzenli aralıklarla işletme testleri yaptırarak işitme sağlığını korumanın çok önemli olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: “Hekim gerekli gördüğü taktirde işitme testleri artık her yerde yapılıyor. Ancak bizim özellikle işaret etmek istediğimiz kesim, bakım evlerinde yaşayanlar. Bu huzurevlerinde olan insanların mutlaka taranması lazım. Çünkü onların Demans, Parkinson, Alzheimer gibi hastalıklara yakalanma riskleri, sağlıklı yaşlı bireylere göre çok daha fazla. Bu yüzden ilk önce buralarda işletme taramalarının başlatılıp daha sonrasında sağlıklı yaşlı bireyler için de genişletilmesi, bizim işitme sağlık uzmanları olarak en büyük görevimiz. Sayılar yüksek, her 5 kişiden 1&#8217;inde işitme kaybı var olduğunu düşünürsek çok daha dikkat etmemiz lazım. Annemiz, babamız, büyük annemiz, büyük babamız, etrafımızdaki herkeste olabilir. Kimlerde bu faktörleri görürsek, en kısa sürede bir KBB hekimi muayenesi ve arkasından odyolog ile işitme testi yapılmalıdır. İşitme sağlığınızı korumak adına, dikkat etmek adına Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği olarak bütün odyologlarımız adına bizim sloganımız, &#8216;Hayat Duyunca Güzeldir&#8217; diyoruz.&#8221;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/">‘Her 5 kişiden 1’inde işitme kaybı var’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soğuk Algınlığı Salgınına Karşı Hangi Önlemler Alınmalı?</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jun 2024 09:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hastane]]></category>
		<category><![CDATA[Vi̇rüs]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2271</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son günlerde çevremizde yoğun olarak duyduğumuz söz “herkes hasta”. Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz polikliniklerinde çok yoğun hasta birikiminin olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bunun yanında hastane yatışlarının da çok arttığını hatta yoğun bakımlarda grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla dolmaya başladığını söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali/">Soğuk Algınlığı Salgınına Karşı Hangi Önlemler Alınmalı?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Son günlerde çevremizde yoğun olarak duyduğumuz söz “herkes hasta”. Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz polikliniklerinde&nbsp;çok yoğun hasta birikiminin olduğunu söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bunun yanında hastane yatışlarının da çok arttığını hatta yoğun bakımlarda grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla&nbsp;dolmaya başladığını söyledi. Yaşanan bu durumu “soğuk algınlığı salgını” olarak tanımlayan Prof. Dr. Sönmezoğlu, alınması gereken önlemlerle ilgili bilgi verdi.&nbsp;</em></p>
<p>2020 yılında başlayan ve 2023&#8217;e kadar hızını kesmeyen Covid-19 salgınının&nbsp;etkileri yeni yeni kaybolmaya başlarken 2023 yılının kasım ayından itibaren&nbsp;sadece ülkemizde değil, Avrupa&#8217;nın çoğu ülkesinde ve Kuzey Amerika ülkelerinde de ağır bir solunum yolu enfeksiyonlarından bahsedildiğini anlatan Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, bu salgının “tripledemik” yani 3&#8217;lü virüs salgını olarak tanımlandığını söyledi.&nbsp;</p>
<p><strong>“BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİN VİRÜSLERİ UNUTMASI BU DURUMA NEDEN OLDU”</strong></p>
<p>Bir solunum yolu enfeksiyonu olmakla birlikte yaşanan bu durumun Covid-19 gibi tek bir virüs değil, birçok virüsün&nbsp;bazen bir arada, çoğunlukla peş peşe görülmesiyle seyrettiğini söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, bu durumun nedenini şöyle açıkladı:&nbsp;</p>
<p>2020 Covid salgını sırasında ve 2022 ve 2023 sezonunda, her kış görmeye alışık olduğumuz influenza görülmedi. Çünkü 3 yıl boyunca insanlar evlerinde kapalı kaldılar, dışarı çıkınca maske taktılar. Dolayısıyla insanların bu virüslere karşı bağışıklığı belirgin&nbsp;olarak düştü. Bu yıl da her yıl görmeye alışık olduğumuz influenza salgını yeniden ortaya çıktı. Çünkü insanlar artık bir araya gelmeye başladı, korunma önemleri azaldı. Dolayısıyla bağışıklık sistemimizin unuttuğu virüsler hızlı ve kolayca yayıldı.”</p>
<p>Şu an özellikle İstanbul ve çevre illerde çok ciddi vaka birikimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Hastane acillerinde enfeksiyon, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz, polikliniklerinde&nbsp;çok yoğun bir hasta birikimi var.&nbsp;Acil serviste kuyruklar oluşmaya başladı.&nbsp;Hastane yatışları çok arttı.&nbsp;Hatta yoğun bakımlarda bu grip ve benzeri hastalıkların akciğer enfeksiyonları komplikasyonlarıyla&nbsp;dolmaya başladı.&nbsp;Dolayısıyla çok ciddi bir vaka birikimi var.” Diye konuştu.&nbsp;</p>
<p><strong>“OMİCRONUN YENİ VARYANTINA KARŞI AŞI KORUYUCU OLMUYOR!”</strong></p>
<p>Covid 19’un soğuk algınlığı gibi bu virüslerin arasındaki yerini koruduğunu söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu,&nbsp;görülen vakalar arasında yüzde 20 oranında Omicron varyantının bir alt grubu olan yeni bir varyant olduğunu söyledi. Hatta bunun daha sık duyulacağına işaret eden Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Aşı olan ya da covid geçirenlerin de buna karşı bağışıklığı zayıf olduğu için herkeste görülüyor. Hiç geçirmemiş evinde hep kapalı kalmış ben 3 sene hiç yakalanmadım diyen herkes şu dönem covid geçiriyor.&nbsp;Hatta daha sık duyacağımızı söyleyebilirim.”</p>
<p><strong>VİRÜSLER BİRBİRİNE KARIŞMAYA BAŞLADI</strong></p>
<p>Unutulan Influenza A (grip) ve pandemi döneminde kaybolan RSV virüsüyle birlikte üç virüsün birbirine karıştığını söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Önceki yıllarda RSV her zaman salgın yapar ama kasım, aralık gibi biterdi. O biterken de influenza başlardı. Şimdi bu 3 virüs birbirine karışmaya başladı.&nbsp;O nedenle insanlar, burun akıntısı, öksürük ve kırıklık şikayetlerinin tam geçmek üzereyken yeniden başladığını söylüyor. Yani bitmeyen bir enfeksiyon ve buna bağlı şikayetlerden bahsediyor. Aslında bu durumun nedeni virüslerin arka arkaya etki etmesi. Azalmış bağışıklıkla birlikte salgın boyutundaki bu tablo görülüyor.”</p>
<p><strong>RİSKLİ GRUPTA OLANLAR DİKKAT!</strong></p>
<p>Bu sorunun toplumun her kesiminden ve her yaş grubundaki insanı etkilediğini ancak özellikle daha ağır seyreden, hastaneye yatması gereken hatta yaşam kaybıyla sonuçlanan riskli grupların olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sönmezoğlu, “Özellikle 5 yaşın altındaki çocuklar 65 yaşın üstündekiler daha ağır geçiriyor. Bunun yanında 70 yaşın üstündekileri, bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananları riskli gruplar olarak tanımlıyor ve bu kişilerin mutlaka hastane gitmelerini öneriyoruz.”</p>
<p><strong>BELİRTİLER BENZİYOR</strong></p>
<p>Klinik olarak ilk muayene sırasında yaşanan RSV, influenza ya da Covid olup olmadığının kesin olarak ayırt edilemediğini söyleyen Prof. Dr. Sönmezoğlu, hepsinde benzer olan belirtileri anlattı:&nbsp;</p>
<p>“Vakaların hepsinde ateş, kırıklık, vücut ağrıları, sırt ağrıları, boğaz ağrısı ve öksürük görülüyor. Öksürük çok uzun bir süre kuru ama daha sonra balgamlı hale dönebiliyor ve alıştığımız enfeksiyonlardan farklı olarak daha uzun süren bir kuru öksürük oluyor.&nbsp;Hastalar göğüs ağrısı, kaburga ağrıları, sırt ağrılarından yakınmaya başlıyor.”</p>
<p><strong>BELİRTİLER AYNI OLSA DA TEDAVİLER FARKLI!</strong></p>
<p>Belirtiler farklı olsa da enfeksiyonlarda farklı tedavi protokolleri uygulandığını ve bu nedenle de özellikle riskli gruptaki kişilerin mutlaka tanıya göre tedavi edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, “Hem covid hem de influenza için tanı konulduğunda kullandığımız etkin ilaçlar var. RSV, çocuklarda özellikle de bir yaşın altındaki çocuklarda, zatürreye hatta yaşam kaybına yol açabiliyor. Çocukluk astımlarının temelinde de RSV virüsü yatıyor.&nbsp;Bu nedenle tanı koyarak ona göre bir tedavi düzenliyoruz.&nbsp;Dolayısıyla&nbsp;eğer çocuk ya da yaşlı kişiler enfeksiyonu ağır geçiriyorsa mutlaka hastaneye başvurması ve tanı konularak uygun tedavi görmesi çok önemli. Çünkü bu sayede hem kısa sürede iyileşmesi sağlanabilir hem de başkalarına bulaştırması önlenebilir.”&nbsp;</p>
<p><strong>KAPALI ALANLARDA MASKE TAKILMA VE HİJYEN ÖNLEMLERİ ALINMALI</strong></p>
<p>Yaşanan bu durumdan etkilenmemek için bazı önlemlerin alınmasının şart olduğunun altını çizen Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, şunları anlattı:&nbsp;</p>
<p>“Öncelikle maske ve hijyen önlemlerine karşı dikkatimizi yoğunlaştırmalıyız. Özellikle, otobüs, metro, metrobüs gibi toplu taşıma araçlarında, asansörde ve daha kalabalık yerlerde maske takmakta fayda var.&nbsp;Çünkü hafif belirtilerle seyreden kişiler bile birkaç metre alandaki herkese enfeksiyonu bulaştırabilir.&nbsp;Her ne kadar insanlar maske kullanmaktan bıkmış olsa da&nbsp;eğer yakın mesafede kapalı alanda bulunacaksa kesinlikle maske kullanılmasını öneriyorum.&nbsp;Bizim hastanelerimizde yeniden uygulamaya döndük. Açık havada bir metreden daha uzun mesafe bulunacaksa maske kullanmanın çok anlamı yoktur.&nbsp;Bunun yanında&nbsp;el yıkamak çok önemli.&nbsp;Çünkü dokunduğumuz her yerden virüsü alma riskimiz var. Bu nedenle el hijyeni konusuna aynı bir önem verilmeli. Bir diğer önemli konu da şu kış döneminde tokalaşma belki ama sarılıp öpüşmeyi özellikle risk gruplarında yapmamak gerekir.”</p></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali/">Soğuk Algınlığı Salgınına Karşı Hangi Önlemler Alınmalı?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/soguk-alginligi-salginina-karsi-hangi-onlemler-alinmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menopozu En Sağlıklı Şekilde Yaşamak için Altın Öneriler</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Oct 2023 08:57:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2232</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menopoz dönemi bir kadının hayatının üçte birini kapsayan önemli bir süreçtir. Aynı zamanda kadınlarda hayatın olağan akışının doğal bir parçasıdır</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/">Menopozu En Sağlıklı Şekilde Yaşamak için Altın Öneriler</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Menopoz dönemi bir kadının hayatının üçte birini kapsayan önemli bir süreçtir. Aynı zamanda kadınlarda hayatın olağan akışının doğal bir parçasıdır. Menopoza girme yaşı genetik olsa da beslenme tarzı, stres, kullanılan ilaçlar, çevresel faktörler ve iklim şartları bile bu süreci hızlandırabiliyor. Dünya genelinde menopoza girme yaşı 48-52 iken Türk kadınlarında ortalama yaş 46-48’e düşüyor. Kadın hayatının doğal bir süreci olan menopoz dönemini sağlıklı ve mutlu bir şekilde geçirmek alınacak önlemlerle mümkün olabiliyor. </p>
<p>Memorial Bahçelievler Hastanesi ve Wellness Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden&nbsp;Op. Dr. Emine Zeynep Yılmaz Tekmen “18 Ekim Dünya Menopoz Günü” kapsamında menopoz hakkında bilgi verdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Soğuk iklimler ve ağır koşullarda yaşayan kadınlar menopoza daha erken girebiliyor</strong></p>
<p>Menopoz sözcüğü Yunanca&nbsp;“mens (ay”) ve “pause (durmak)”&nbsp;sözcüklerinden türemiştir.&nbsp;Hormonal değişikliklerle birlikte kadının hayatında yepyeni bir dönem başlamaktadır. Menopoz dönemi kadınlar için tıpkı bebeklik, ergenlik gibi hayatın doğal bir evresidir ve bir hastalık olarak görülmemelidir. Menopoza hangi yaşta girileceğinin temel belirleyicisi genetik olmakla birlikte; ırk, beslenme düzeni, sigara ve alkol tüketimi, doğum kontrol hapı kullanımı, &nbsp;doğurganlık durumu, uzun emzirme dönemi, adetlerin düzensiz oluşu, travmalar, deprem gibi doğal afetler, göç yaşanması menopoz dönemini hızlandırabilir. Bunun yanı sıra, kırsal bölgede, soğuk iklimlerde ve ağır koşullarda yaşayan kadınlarda menopoz yaşı daha erkendir. Genel sağlık durumu, radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi durumlar menopozu tetikleyebilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Menopoz dönemini sağlıklı ve mutlu geçirmek mümkün</strong></p>
<p>Hormonlardaki azalmalar sadece adet ve doğurganlıkla ilgili değil, tüm vücudu etkileyen bir süreçtir. Menopozal dönemde yoğun ateş basmalarının yanı sıra, yorgunluk, halsizlik, beyin sisi, ateş basmaları, terleme, uyku bozuklukları, duygu durumu değişiklikleri, cinsellik, kalp damar sağlığı ve endokrinolojik bazı problemler meydana gelir. Bu dönemi en sağlıklı ve mutlu şekilde sürdürmek için alınabilecek bazı önlemler, kadının hayatında çok büyük değişiklikler yaratır.&nbsp;</p>
<ul>
<li>Beslenme değişiklikleri,&nbsp;</li>
<li>Egzersiz,&nbsp;</li>
<li>Stresten kurtulma/gevşeme,</li>
<li>Çevresel toksinlerden uzak durma ile birlikte hastalara verilecek bazı destek tedaviler,&nbsp;</li>
<li>Uygun hastalarda kullanılan biyoeşdeğer hormon tedavisi bu dönemin sorunsuz atlatılmasına yardımcı olabilir.&nbsp;</li>
</ul>
<p>Bu önlemler ayrıca kemik kırıkları, bilişsel fonksiyonlarda bozukluk, Alzheimer, kalp hastalıklarına karşı da koruma sağlayabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Lazer tedavileri meponoz döneminde fayda sağlıyor</strong></p>
<p>Menopoz döneminde vajinal kuruluk, yanma, sık idrar yolu enfeksiyonları, idrar kaçırma ve cinsel istekte azalma belirtileri sıktır. Bu sorunlar için kullanılan vajinal lazer, vajina duvarında kontrollü ısı hasarı yaratarak, alttan gelen taze hücreleri uyarır ve vajinanın yenilenmesini sağlar. Lazer ile cilt altında bulunan bağ dokusu uyarılmakta, kolajen ve elastin üretimi artmaktadır. Tamamen ağrısızdır, anestezi veya hastaneye yatış gerektirmez. PRP (plateletten zengin plazma) hastanın kendi kanından elde edilerek vajinaya enjekte edilir ve dokuları yenilenmeye yardımcı olur. Ayrıca kullanılan bazı vajinal kremler ile tedavi güçlendirilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Düzenli muayeneler menopoz döneminde de devam etmeli</strong></p>
<p>Menopoz dönemi şikayetlerinin doktorla paylaşılması ve semptomlardan bahsedilmesi gerekmektedir. Ayrıca düzenli olarak jinekolojik muayene ve ultrason, smear test, mamografi, meme ultrasonu, tam kan sayımı, tiroid ve karaciğer fonksiyon testlerini içeren sağlık kontrolleri mutlaka yaptırılmalıdır. Aşırı ve sık adet görme, ilişki sonrası lekelenme veya kanaması devam etme durumunda veya kesilmeyen uzun süreli adet görülmesi durumlarında mutlaka jinekolog muayenesi gereklidir.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/">Menopozu En Sağlıklı Şekilde Yaşamak için Altın Öneriler</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/menopozu-en-saglikli-sekilde-yasamak-icin-altin-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Sağlığını Korumada Etkili 8 Öneri</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 16:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[Gün]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz sağlığını korumanıza yardımcı 8 etkili öneri</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/">Göz Sağlığını Korumada Etkili 8 Öneri</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1.Sağlıklı beslenmek:</strong></p>
<p>Göz sağlığı için bazı besin maddeleri oldukça önemlidir.</p>
<p><strong>A vitamini</strong></p>
<p>Belki de göz sağlığı açısından en iyi bilinen besin A vitaminidir. Retinanızın, ışık ışınlarını gördüğümüz görüntülere dönüştürmeye yardımcı olması için bol miktarda A vitaminine ihtiyacı vardır. Ayrıca yeterli miktarda A vitamini olmazsa göz kuruluğu gelişebilir. Havuç, tatlı patates, kavun, kayısı A vitamini içeren besin kaynaklarıdır.</p>
<p><strong>Lutein ve zeaksantinin&nbsp;</strong></p>
<p>Birçok kronik göz hastalığının oluşumunu engellediği bilinmektedir. Bu maddelerden en zengin besinler özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler (lahana, ıspanak vb.) ve diğer renkli meyve ve sebzelerdir (brokoli, mısır, bezelye, Trabzon hurması, mandalina vb.).</p>
<p><strong>C Vitamini</strong></p>
<p>Bilimsel araştırmalara göre C vitamini, katarakt ve sarı nokta hastalığı gelişme riskini azaltmaktadır. Günlük rutininizde C vitamini içeren besinlere (portakal, greyfurt, çilek, domates vb.) yer vermek oldukça önemlidir.</p>
<p><strong>E vitamini&nbsp;</strong></p>
<p>Göz sağlığının korunmasında faydalı bir antioksidandır. Bitkisel yağlar (mısır yağı, aspir gibi), fındık, badem, ayçiçeği çekirdeği, buğday tohumu, tatlı patates, avokado iyi birer E vitamini kaynağıdır.</p>
<p><strong>Omega-3&nbsp;</strong></p>
<p>Yağ asitleri görsel gelişim ve retina fonksiyonları için çok önemlidir. Aynı zamanda sağlıklı bir gözyaşı üretimi için de yeterli miktarda omega-3 alınması gerekmektedir. Haftada en az 2 öğün balık tüketimi (özellikle somon, ton balığı gibi soğuk su balıkları) yeterli miktarda omega-3 alımı için önerilmektedir.</p>
<p><strong>Çinko minerali&nbsp;</strong></p>
<p>Retinanın sağlıklı kalmasına yardımcı olur ve gözlerinizi ışığın zararlı etkilerinden koruyabilir. Ancak çinko, vücudumuzdaki kırmızı kan hücrelerinin oluşmasına yardımcı olan bakır miktarını azaltabilir. Baklagiller (fasulye, barbunya, börülce vb.) hem çinko hem bakır içerirler. Çinko açısından zengin diğer yiyecekler arasında yağsız kırmızı et, kümes hayvanları, istiridye ve zenginleştirilmiş tahıllar bulunur.</p>
<p><strong>2.Düzenli uyku uyumak:</strong></p>
<p>Uyku, tüm vücut için olduğu gibi gözler için de bir dinlenme ve yenilenme dönemidir. Nasıl ki vücudunuzun geri kalanı yenilenmek için uykuya ihtiyaç duyuyorsa, gözleriniz de aynı şekilde uykuya ihtiyaç duyar. Gözlerimiz uyandığımız andan uyuyana kadar gün boyunca sürekli bir aktivite halindedir. Toz, kirlilik ve ışık gibi zorlanmaya ve zarara neden olabilecek çeşitli çevresel faktörlere maruz kalırlar. Dolayısıyla uyku, gözlerimizin rahatlayabileceği, yenilenebileceği ve ertesi günün aktivitelerine hazırlanabileceği zamandır.</p>
<p><strong>Uykunun en derin aşamasında toksinler dışarı atılıyor!</strong></p>
<p>Uykunun en derin aşamasında gözlere kan akışı artar, gerekli besin maddeleri sağlanır ve zararlı toksinler dışarı atılır. Bu süreç, sağlıklı gözleri korumak için çok önemli olan gözlerdeki hücrelerin onarımına yardımcı olur. Ayrıca uyku sırasında gözlerin yağlanması ve beslenmesi için gerekli olan gözyaşı üretimi de artar. Uyku eksikliği bu süreçleri bozar ve göz kuruluğu, göz yorgunluğu, bulanık görme gibi çeşitli sorunlara yol açar.</p>
<p><strong>Az uyku sarın nokta yapıyor!</strong></p>
<p>Ayrıca uyku eksikliğinin halk arasında sarı nokta hastalığı olarak da bilinen yaşa bağlı makul dejenerasyonu ve glokom (göz tansiyonu) hastalığı riskini arttırdığı bilinmektedir. Dolayısıyla uyku ile göz sağlığı arasında doğrudan bir bağlantı olduğu ve yeterli dinlenmenin göz bakımı için hayati önem taşıdığı açıktır.</p>
<p><strong>3.Güneş Gözlüğü:</strong></p>
<p>Birçok kişi cildi güneşin zararlı etkilerinden korumak için koruyucu kremler kullansa da gözlerin korunması genelde ihmal edilir. Ultraviyoleye uzun süre maruz kalmak katarakt, göz tümörleri, sarı nokta hastalığı, pterjium (göz eti ya da kuş kanadı olarak bilinir), kuru göz hastalığı gibi birçok göz hastalığına sebep olabilir. Gözlerinizi yıllarca ultraviyole ışınlarına maruz kalmaktan korumak için erken yaşta uygun güneş gözlüğü takmaya başlamak önemlidir. Fakat güneş gözlüğü kullanırken ultraviyole korumasına mutlaka dikkat edilmelidir. Ultraviyole-A ve B koruması %100 olan ya da 400 nanometreye kadar ultraviyole ışınlarını engelleyen (UV400) güneş gözlükleri tercih edilmelidir. Aksi takdirde faydadan çok zarar verebilir.</p>
<p><strong>4.Ekran Süresini Sınırlama:</strong></p>
<p>Özellikle pandemiyle birlikte günlük rutinlerimiz oldukça değişti. Uzaktan eğitim ve uzaktan çalışma gibi uygulamalarla birlikte dijital ekranlara maruziyetimiz de oldukça arttı. Dijital ekran maruziyeti ile beraber bulanık görme, çift görme, odaklanmada zorlanma, göz yorgunluğu, göz ve çevresinde ağrı, kızarıklık, yanma gibi şikâyetler yaşıyorsanız dijital göz yorgunluğu sendromunuz olabilir. Hâlihazırda bulunan göz bozukluklarınız (özellikle astigmat), göz kuruluğunuz, kirpik iltihabınız, kontakt lens kullanımınız varsa dijital ekran göz yorgunluğu daha şiddetli olabilir. Kullanılan ekranın kalitesi ve çözünürlüğü, yazıların okunabilirliği, ekranın parlaklığı ve kontrastı, yaydığı mavi ışık seviyesi de semptomların şiddetini etkilemektedir. Basit önlemlerle bu şikâyetleri azaltmak veya ortadan kaldırmak mümkündür. Bilgisayar ekranına uygun ergonomik pozisyonda oturmak, her 20 dakikada bir 20 saniye 5-6 metre uzağa doğru bakmak ve odağınızı değiştirmek, dijital ekranlarda her 2 saatte bir 15 dakika mola vermek, sık göz kırpmak, mavi ışık filtreleyen gözlükler kullanmak (faydası tartışmalıdır) dijital göz yorgunluğu sendromunun engellenmesinde faydalı olabilir.</p>
<p><strong>5.Sigarayı Bırakmak:&nbsp;</strong></p>
<p>Sigara kullanımı gözünüzde değişen ciddiyette hastalıklara da sebep olabilir. Sigara kullananların veya sigara dumanına maruz kalanların en sık yaşadığı göz problemi kuru göz hastalığıdır. Gözlerde kızarıklık, yanma, batma, kaşıntı gibi semptomlar ortaya çıkabilir. Katarakt, sarı nokta hastalığı, optik sinir hastalıkları, üveit gibi daha ciddi göz hastalıklarına da yol açtığı kanıtlanmıştır. Graves hastalığı (zehirli guatr) bulunanlarda özellikle sigara kullanımının mutlaka sonlandırılması gerekiyor, aksi takdirde çok ciddi komplikasyonlara yol açarak ameliyat gerektiren durumlara sebebiyet verebiliyor.</p>
<p><strong>6.Koruyucu Gözlük Kullanımı:</strong></p>
<p>Gözler vücut ön yüzünün sadece %0.5’ini oluşturmalarına rağmen, travmaları tüm vücut yaralanmalarının yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tüm dünyada her yıl 1 günden fazla iş gücü kaybına neden olan 55 milyondan fazla göz yaralanması meydana gelmektedir. Tüm hastaların ortalama 750.000’i hastaneye yatırılırken, vakaların 500.000’i körlükle sonuçlanmaktadır. Uygun bir koruyucu gözlük kullanımı ile bu kazaların %90’ından korunmak mümkündür. Dolayısıyla ileri bir sağlık sorununa ve iş gücü kaybına yol açmasını engellemek için özellikle riskli iş kollarında uygun koruyucu gözlük kullanımı hayati önem arz etmektedir.</p>
<p><strong>7.Göz Hijyeni:</strong></p>
<p>Gözleriniz sağlığınızın önemli bir parçasıdır ancak hijyen söz konusu olduğunda çoğu zaman uygun bakımı göz ardı ederiz. Birkaç sağlıklı alışkanlık ve günlük rutininize eklemeler enfeksiyon, kontaminasyon ve göz hastalıklarından kaçınmanıza yardımcı olabilir. Doğru el yıkamayla viral konjonktivit (göz nezlesi) gibi yaygın göz enfeksiyonlarından kaçınabilirsiniz. Mikropların başkalarına yayılmasını önlemek için mümkünse havlu, makyaj malzemesi veya göz damlalarını paylaşmaktan kaçının. Hijyen aynı zamanda blefaritin (kirpik dibi iltihabı) tedavisinde de önemlidir. Blefarit, tekrarlama eğiliminde olduğundan uygun göz kapağı hijyeni (çay ağacı yağı içeren göz şampuanlarının kullanımı gibi) çok önemlidir.</p>
<p><strong>Makyaj yapanlar dikkat!</strong></p>
<p>Makyaj kalıntıları göz tahrişine ve kızarıklığa neden olabilir. Makyajınızı, özellikle inatçı maskaranızı çıkarmak için sıcak kompresler, makyaj mendilleri veya hindistancevizi yağı gibi doğal alternatifler kullanın. Makyajınızı çıkarmadan asla uyumayın. Kalıcı makyaj ve kalıcı takma kirpik gibi kirpik diplerinde uzun süreli değişikliklere neden olabilecek uygulamalardan kaçının. Herhangi bir makyaj malzemesi kullanımı sonrası göz kapağınızda ya da gözünüzde tahriş meydana gelirse aynı makyaj ürününü tekrar kullanmaktan kaçının.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>8.Düzenli Göz Muayenesi:</strong></p>
<p>Doğumdan itibaren birçok hastalığın erken teşhis ve tedavisi için rutin göz muayenelerini aksatmamak oldukça önemlidir. Yeni doğan bir bebek, normal zamanında doğmuşsa 1. Ayında, 6-12 ay arasında, 3 yaşında ve okul öncesinde en az bir kez göz muayenesinden geçmelidir. Özellikle bu yaş gruplarında başlayan göz bozuklukları, erken tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kayıplarına sebep olabilmektedir. Erişkin bireylerde herhangi bir ek hastalık veya aile öyküsü yoksa 40 yaşından sonra yılda bir kez göz muayenesi olması önerilmektedir. Glokom, sarı nokta hastalığı, katarakt gibi yaşla birlikte görülme sıklığı artan göz hastalıklarının erken teşhisinde yıllık kontroller oldukça önemlidir. Diyabet, hipertansiyon gibi göz sağlığını etkileyebilecek sistemik hastalığı bulunanların veya ailesinde genetik göz hastalığı bulunanların 40 yaşından önce de en azından yılda bir göz kontrolü olması önerilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/">Göz Sağlığını Korumada Etkili 8 Öneri</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerde sanal kumar bağımlılığı arttı</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/genclerde-sanal-kumar-bagimliligi-artti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=genclerde-sanal-kumar-bagimliligi-artti</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/genclerde-sanal-kumar-bagimliligi-artti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2023 06:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[Kumar]]></category>
		<category><![CDATA[Kumar Oynama]]></category>
		<category><![CDATA[Soylu]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2007</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Dünyada yılda yaklaşık 350 milyon kişi problemli kumar oynama davranışı sergilemekte"</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/genclerde-sanal-kumar-bagimliligi-artti/">Gençlerde sanal kumar bağımlılığı arttı</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda özellikle cep telefonu kullanımı ve internetin yaygınlaşması sonucu sanal ortamlarda bahis sitelerinin sayısının arttığını, dolayısıyla bu ortamları sık kullanan genç nesilde de kumar oynama alışkanlığının paralel olarak yükseldiğini söyleyen Psikiyatri Uzmanı Dr. <strong>Cengiz Soylu</strong>, &#8220;Sanal kumar bağımlılığındaki artış, hem dünyada hem de ülkemizde ciddi sosyo-ekonomik ve ruhsal sıkıntılara yol açtı. Özellikle gençler arasında önemli bir halk sağlığı sorunu haline dönüştü&#8221; dedi.</p>
<p>21&#8217;inci yüzyılın insanoğlunun yaşamını sıkıntıya sokan birçok olumsuz gelişmeye neden olan bağımlılıkların çeşit ve oran olarak artışının yaşandığı bir çağ olduğunun altını çizen VM Medical Park Pendik Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Soylu, uyarılarda bulundu.</p>
<p>İçinde bulunulan yüzyılı &#8220;bağımlılık yüzyılı&#8221; olarak niteleyen Soylu, bu çağda internet ve cep telefonu kullanımının artışına bağlı yaygınlığı en çok artan bağımlılığın &#8220;sanal kumar bağımlılığı&#8221; olduğunu ifade etti.</p>
<p><b>İnternet bağımlılık riskini artırıyor</b></p>
<p>Kumar oyunlarına ilgi gösterme ve oynamanın tarih boyunca oldukça yaygın bir davranış olduğunu, yıllar içinde oynanan oyunların türünün değiştiğini; yasa dışı ve sanal kumarhanelerin varlığıyla da kumara ulaşımın kolaylaştığının aktaran Dr. Soylu, &#8220;Son yıllarda kumar oynama, sanal ortamlarda ve bu ortamı sık kullanan özellikle gençler arasında korkunç bir hızla yayılmaktadır. Günümüzde özellikle internet aracılığı ile kolayca ulaşılan spor bahis oyunları giderek daha çok ilgi çekmektedir. İnternet üzerinden bu bahisleri oynama, takip etme ve para yatırma/çekme işlemlerinin çok kolay bir şekilde yapılabilmesi, bağımlılık riskini de artırmıştır&#8221; diye konuştu.</p>
<p><b>&#8220;40-50 yaşları arasında daha sık görülüyor&#8221;</b></p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yetişkinler arasındaki kumar oynama bozukluğu yaygınlığının ortalama yüzde 3 oranında görüldüğünü söyleyen Uzm. Dr. Cengiz Soylu, bu sorun 40-50 yaş arasında erkeklerde daha sık görülse de yaş ortalamasının giderek genç yaşlara doğru indiğine dikkat çekti.</p>
<p><b>Dünyada 350 milyon kişi bağımlı</b></p>
<p>Kumar bağımlığındaki yaygınlık yaşının giderek genç yaşlara doğru indiğinin altını çizen Uzm. Dr. Cengiz Soylu, “<em>İngiltere Kumar Komisyonu tarafından 2021 yılında yayımlanan araştırma sonuçları kumar oynama bozukluğu açısından çocuk ve gençlerin önemli risk altında olduğunu ortaya koydu. Araştırmalara göre, dünyada yılda yaklaşık 350 milyon kişi problemli kumar oynama davranışı sergilemektedir. Böylesine ciddi bir sağlık sorununa karşın vakaların ancak yüzde 10’u tedavi için bir sağlık kurumuna başvurmakta ve çok az bir kısmı da tedavilerini sürdürmektedir”</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>Soylu, kişileri kumar oynamaya yönelten sebeplerin arkasında heyecan arama, eğlenme, aksiyon arayışında olma, istenmeyen duygu ve düşüncelerden kaçma, sosyalleşme ihtiyacı gibi birçok sebep olduğunu belirtti.</p>
<p><b>&#8220;Kumar bağımlılığı bir hastalıktır&#8221;</b></p>
<p>Psikiyatri Uzmanı Soylu, patolojik kumar bağımlılığının, kişinin biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörler gibi çeşitli nedenlerden dolayı ortaya çıkan içsel gerginliğini bastırmak veya kurtulmak için kumar oynama dürtüsüne engel olamama durumu olduğunu, yani bir ruhsal hastalık olduğunu söyledi.</p>
<p><b>&#8220;Kaybetseler de yeniden oynamak isterler&#8221;</b></p>
<p>Bir kumar bağımlılığının en önemli belirleyicisinin insanların kumar oynamaya tamamen kapılması ve olumsuz sonuçlarına rağmen kumar oynamayı bırakamaması olduğunu belirten Dr. Soylu, şunları kaydetti:</p>
<p><em>&#8220;Bu bağımlılığa çoğu kez artan miktarlarda parayla bahse girme, kumar oynama davranışının sınırlandırılamaması veya durdurulamaması, zihnin sürekli kumarla meşgul olması, kumar oynamanın yaşamdaki diğer ilgi alanlarından ve günlük faaliyetlerden daha öncelikli hale gelmesi, olumsuz sonuçlar ortaya çıkmasına rağmen kumar oynamaya devam edilmesi veya artan kumar oynama gayreti eşlik etmektedir. Kumar bağımlısı insanlar kaybettiklerinde kendilerini yeniden oynamamak için durduramaz veya bir kayıp limiti belirleyemezler. Kendilerini paralarını geri almaya çalışmak için oynamaya devam etmek zorunda hissederler.&#8221;</em></p>
<p><b>&#8220;Aile içi sorunlar ve boşanmalara yol açabilir&#8221;</b></p>
<p>Kişi hedeflediğinden daha fazlasını kaybettiğinde, kaybedilen para miktarı için kendisini suçladığını ve daha sonra daha fazla kumar oynayarak kayıpları telafi etmeye çalıştığını belirten Uzm. Dr. Soylu, <em>“Bu da daha fazla para kaybına neden olur. Bu kısır döngü ciddi parasal kayıplar, aile içi sorunlar, şiddet ve boşanmalar gibi sosyo-ekonomik; depresyon, uyku bozukluğu, intihar gibi ruhsal birçok olumsuz sonuca yol açar. Bu nedenle olguların böyle sorunlar oluşmadan önce sağlık kurumlarına başvurması ve tedavilerini yaptırmaları önemlidir</em>’’ diyerek açıklamalarını noktaladı.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/genclerde-sanal-kumar-bagimliligi-artti/">Gençlerde sanal kumar bağımlılığı arttı</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/genclerde-sanal-kumar-bagimliligi-artti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sertleşme&#8221; sorunu kalp rahatsızlığından olabilir!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/sertlesme-sorunu-kalp-rahatsizligindan-olabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sertlesme-sorunu-kalp-rahatsizligindan-olabilir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/sertlesme-sorunu-kalp-rahatsizligindan-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Nov 2022 12:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1986</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalp ve Damar Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Görkem Göldağ, erkeklerin kabusu haline gelen ve tedavisi olmayan sertleşme probleminin kalp ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sertlesme-sorunu-kalp-rahatsizligindan-olabilir/">“Sertleşme” sorunu kalp rahatsızlığından olabilir!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve Damar Hastalıkları Uzmanı Dr. <strong>Ömer Görkem Göldağ</strong>, erkeklerin kabusu haline gelen ve tedavisi olmayan sertleşme probleminin kalp hastalıklarından kaynaklanabileceğini söyledi.</p>
<p>ABD, Avrupa ve Türkiye’de yapılan araştırmalara göre erkeklerin yüzde 20 ila 70’inde erektil sertleşme problemlerinin göründüğünü söyleyen Kalp ve Damar Hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Görkem Göldağ, &#8220;<em>Erektil disfonksiyon (sertleşme) problemi bir diğer adıyla erektil disfonksiyon, cinsel performans için gerekli ereksiyonun yeterince sağlanamaması veya sürdürülememesi hali olarak tanımlanır. </em></p>
<p><em>Yaşam kalitesini etkileyen önemli bir sağlık sorunudur ve kalp ve damar hastalığı olanlarda sık görülür. Yaş, şeker hastalığı, hipertansiyon, obezite, kolesterol bozuklukları, sigara içme, hareketsiz yaşam tarzı, ailede erken yaşta (erkeklerde 55 yaş, kadınlarda 65 yaş öncesi) kalp ve damar hastalığı hikayesi olması, kalp ve damar hastalığı ic¸in risk faktörleridir. Dolayısıyla bu risk faktörlerinin kontrol edilmesi ve tedavisi, erektil disfonksiyonu da engeller</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p><b>&#8220;Alınan ilaçlar kalp krizini tetikleyebilir&#8221;</b></p>
<p>Yüksek riskli kalp hastalarında cinsel aktivite ve erektil disfonksiyon tedavisinin uzayacağına dikkat çeken Dr. Göldağ, &#8220;<em>Erektil disfonksiyon bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçların önemli bir kısmı kalp ilaçları ile etkileşerek kalp krizi ve ritim bozukluğu ile ani ölüm riskini dahi artırabilmektedir. Tüm bu nedenlerle erektil disfonksiyon problemi olan kişilerin kalp ve damar hastalıklarının da olabileceğini, kalp ve damar hastalıklarının tedavisinin erektil disfonksiyon problemini düzeltebileceğini, ayrıca erektil disfonksiyon bozukluğunda kullanılan ilaçların kalp ve damar sağlığı açısından dikkatle kullanılması gerektiğini bilmeleri ve bir Kalp ve Damar Hastalıkları uzmanına muayene olmalarını önermekteyiz</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p><b>Hastalar anlatmaktan çekiniyor</b></p>
<p>Erektil disfonksiyon problemi yaşayan ve bu nedenle üroloji doktorlarına başvuran hastaların çoğunun bu bilgiden yoksun olduğunu söyleyen Dr. Göldağ, &#8220;<em>Cinsel aktivite bozukluğu yaşayan hastaların büyük bir çoğunluğu, erektil disfonksiyon problemlerini doktora anlatmaktan çekiniyor. Üroloji doktoruna başvuran hastalar da üroloji doktorlarına kalp rahatsızlıklarından bahsetmiyor. Bazı hastalar kalp rahatsızlıklarının da farkında olmayabiliyorlar.</p>
<p>Dolayısıyla doktor ve hasta arasındaki bu iletişim bozukluğu, tedavinin uzamasına veya hastanın aldığı ilaçların kalp krizini tetiklemesine neden olabiliyor. Bu konuda yaşanmış çok sayıda örnekleri duyuyoruz. Erektil disfonksiyon problemini yaşayan veya tedavisi uzayan hastaların üroloji doktorlarının yanı sıra kalp ve damar hastalıklarına başvurmasının hayati derecede önemli olduğunu bilmeleri gerekiyor</em>&#8221; dedi.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sertlesme-sorunu-kalp-rahatsizligindan-olabilir/">“Sertleşme” sorunu kalp rahatsızlığından olabilir!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/sertlesme-sorunu-kalp-rahatsizligindan-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların çizdiği resimler &#8216;ruh sağlıklarını&#8217; yansıtıyor</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/cocuklarin-cizdigi-resimler-ruh-sagliklarini-yansitiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cocuklarin-cizdigi-resimler-ruh-sagliklarini-yansitiyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/cocuklarin-cizdigi-resimler-ruh-sagliklarini-yansitiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2022 06:50:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Çizme]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1885</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Nesrin Köseoğlu, “Çocuk resimlerini anlamak onları anlamak gibidir ve psikolojik olarak değerlendirmemizde ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/cocuklarin-cizdigi-resimler-ruh-sagliklarini-yansitiyor/">Çocukların çizdiği resimler ‘ruh sağlıklarını’ yansıtıyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: rgb(34, 34, 34); font-family: Montserrat, sans-serif; font-size: 1.2rem;">Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Nesrin Köseoğlu,&nbsp;</span><strong style="font-size: 1rem;">“Çocuk resimlerini anlamak onları anlamak gibidir ve psikolojik olarak değerlendirmemizde de yardımcı olmaktadır. Küçük yaşta beyindeki düşünme hızıyla, dildeki hız birbirine eşit hızda değildir. Küçük çocukların beyni çok hızlıdır. Fakat dil gelişimi o kadar hızlı olmayabilir ve bu durumda çocuğun kendisini ifade etmede zorluklar yaşayabilmektedir. Tam da burada resim kendini ifade etmenin en iyi aracı olabilmektedir. Çocukların karaladıkları ve çizdikleri, bizim için çok değerli anlamlar ifade eder”</strong><span style="font-size: 1rem;"> diye konuştu.</span></p>
<p><img decoding="async" src="http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/8/30/091917789-jerry-wang-rwcp91rwzem-unsplash.jpg"></p>
<p><b>OKUL ÖNCESİ, RESİM EĞİTİMİ İÇİN EN UYGUN DÖNEMLERDEN BİRİ</b></p>
<p>Okul öncesi sanat eğitimi incelendiğinde resmin çocuğun algısal, bilişsel, duygusal gelişimini iyi yönde etkilediğinin gözlemlendiğini söyleyen Uzm. Dr. Köseoğlu, <strong>“Yine bu dönem yaş grubundaki çocuklar, öğrenmeye meraklı olmaları sebebiyle resim eğitimi için en uygun dönemlerden birindedir. Resim yapmak, çocuğun sadece duygusal ve bilişsel alanını geliştirmesinin dışında el- göz koordinasyonu ve ince motor becerilerini de geliştirmektedir”</strong> açıklamasında bulundu.&nbsp;</p>
<p><b>RESİMLE TANIŞTIRIRKEN BUNLARA DİKKAT EDİN</b></p>
<p>Uzm. Dr. Köseoğlu, resim eğitimi öncesi dikkat edilmesi gereken unsurları şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>Çocuğun eline kalem vermeden önce biz karalama yapmalıyız örnek olmalıyız ki çocuk bunu taklit edebilsin.</li>
<li>Ufak kâğıtlarda sıkılabilirler, biraz büyük kâğıt daha iyi olabilir.</li>
<li>Resim yaparken müdahale etmemeliyiz ki çocuk kendi iç dünyasını yansıtabilsin</li>
<li>Resimlerin anlamını anlamada bir kaç soru önemli rol oynayabilmektedir.</li>
<li>Hatırladıkları bir anın resmini çizmelerini isteyebilirsiniz.</li>
<li>Çizdikleri resmin nelerden bahsettiğini sorabilirsiniz.</li>
</ul>
<p><b>YÜKSEK BİNALAR ÇİZİYORSA ÖZLEM İÇİNDE OLABİLİR</b></p>
<p>Resimlerin çocuğun hayatındaki birçok şeyi anlatabileceğine değinen Uzm. Dr. Köseoğlu,<strong> “Bir uçak çizmesi kuş gibi özgür olmayı, yüksek binalar özlemleri veya gerginliği, evden çıkan yollar rehberliğe ihtiyacını ifade edebilir. Büyük çizilen resimler çocuktaki hiperaktif ya da dürtü kontrolü zayıf olan çocuklar tarafından çizilmekte iken, daha küçük resimler biraz daha çekingen, zayıf özgüven duyusu olan çocuklar tarafından çizilmektedir. Büyük gözler çizmek kendisiyle ilgilenilmesini isteyen çocukları ifade edebilmektedir. Yine resimlerde çizilen baş resmi, otoriteyi temsil edebilmektedir. Çocuklar otoriter olan kişinin başını daha büyük çizebilmektedirler. Mutsuz çocuklar, oturan bir çocuk ya da adam resmi çizebilirler. Kişiler arasında bazı nesnelerin koyulması, iletişim eksikliğini gösterebilmektedir. Kişiler arası iletişimi, anne baba ve kardeşler arasındaki iletişimi de resimlerden tahmin edebiliriz. Kişiyi diğerlerinden ayrı yerde bırakma, o kişinin kısıtlandığını ya da bazı çocuklar tarafından daha özgür olduğunu da ifade edebilmektedir”</strong> ifadelerini kullandı.</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2022/8/30/091927991-lucas-alexander-sjudgtkuyys-unsplash.jpg"></p>
<p><b>SEVMEDİKLERİNİ SAYFANIN SONUNDA ÇİZEBİLİRLER</b></p>
<p>Çocuğun resim yaparken bazı kişileri aile içerisinde göstermesi ya da tam tersi göstermemesinin de bir anlamı olabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Köseoğlu, <strong>“Sevmedikleri kişiyi sayfanın sonuna doğru çizme ya da hiç çizmeme durumları olabilmektedir, örneğin kardeş kıskançlığı olabilen durumları buna örnek verebiliriz. Bireyselleşme ve özgürleşme ihtiyacı duyan çocuklar kendilerini sayfanın en soluna çizebilmektedirler. Tabi ki bunların hepsinin bir bütün halinde incelenmesi, uzman biri tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir ve resim yorumlanırken çocuğun gelişim evreleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Resim çizmek üretkenliktir, hayal dünyasını geliştirmek, bilişsel gelişinde artış, dikkat becerilerinde artış, bir konuya farklı çözümler bulabilmeyi de geliştirmektedir”</strong> açıklamasında bulundu.</p>
<p><b>RESİMDE DE GELİŞİM EVRELERİ VAR</b></p>
<p>Uzm. Dr. Köseoğlu, çocuklardaki resim gelişim evrelerini şu şekilde sıraladı:</p>
<ul>
<li>1,5 yaş sonrası: Nesneleri tanırlar ve kitaplardaki resimlere ilgi duymaya başlarlar</li>
<li>2-4 yaş arası dönem (karalama evresi): Karalama evresi olarak bilinir, çizgiler anlamsız olup, saat yönünde sağdan sola doğrudur, çocuk resimlerindeki farklılıklar karalama evresinden sonra görülür.</li>
<li>3 yaş civarı: Çocuk insan resimlerini sadece baş ve baş içerisinde iki göz ve ağız olarak çizmektedir. Zamanla dikey çizgilerden yatay çizgilere ve sonra da eğrilere geçerler, daha sonra yuvarlak çizmeye başlarlar.</li>
<li>4 yaş civarı: Çocuklar kolları ve bacakları olan çöp adam çizebilirler. Kol ve bacakları başa bitişik şekilde, boyun olmadan çizilebilirler.</li>
<li>4-7 yaş arası (şema öncesi dönem)</li>
<li>5 yaş civarı: Artık kol ve bacaklar gövdeye bitişik değildir, boyun da resme eklenmeye başlamıştır. İnsan figürü dışında ev, ağaç, böcek, kelebek, ev de eklenmeye başlamıştır. Ancak birbirleriyle ilişkileri yoktur, yani evden büyük kelebek, böcek resimleri olabilmektedir.</li>
<li>6 yaş civarı: İnsan figürü artık daha dolgun şekilde çizilmeye başlanmıştır. Aile figürleri çizmeye başlarlar, resimlerde yer çizgisi vardır, gökyüzünü çizgiyle ayırabilirler. Saydam resim dediğimiz, örneğin evin dışından baktığımızda evin içerisinde eşyalar da görülecek şekilde çizerler.</li>
<li>7-9 yaş arası (şematik dönem): Görsel gerçeklik evresi de dediğimiz bu evrede uzaktaki nesneler daha ufak, yakındaki resimler daha büyük çizilmeye başlanır. Nesneler gerçek olana daha benzer şekilde çizilmeye başlanır.</li>
</ul><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/cocuklarin-cizdigi-resimler-ruh-sagliklarini-yansitiyor/">Çocukların çizdiği resimler ‘ruh sağlıklarını’ yansıtıyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/cocuklarin-cizdigi-resimler-ruh-sagliklarini-yansitiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elektrikli scooter kazalarına dikkat!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/elektrikli-scooter-kazalarina-dikkat/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=elektrikli-scooter-kazalarina-dikkat</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/elektrikli-scooter-kazalarina-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jul 2022 11:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kaza]]></category>
		<category><![CDATA[Scooter]]></category>
		<category><![CDATA[Yaralanma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1859</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kullanımı giderek artan elektrikli scooterler, bazı riskleri de beraberinde getiriyor. NEV Esentepe Hastanesi ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/elektrikli-scooter-kazalarina-dikkat/">Elektrikli scooter kazalarına dikkat!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span>Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kullanımı giderek artan elektrikli scooterler, bazı riskleri de beraberinde getiriyor. NEV Esentepe Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op Dr. Yaşar Akdoğan, scooter kazalarının yüzde 50’ye yakınının ortopedik yaralanmalarla sonuçlandığına işaret etti.</span></p>
<p>Her yenilik gibi yazılı ve sözlü birtakım kuralların halen gelişim aşamasında olmasının da kazalar açısından boşluk yaratabildiğini hatırlatan Dr. Yaşar Akdoğan, ortaya çıkabilecek ortopedik sorunlara işaret etti.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.igfhaber.com/static/op/op-dr-yasar-akdogan-1659343134-993.jpg"></p>
<p>Özellikle Büyükşehirlerde kullanım oranının artmasıyla birlikte yaralanma oranlarında da artış gözlendiğini ifade eden Akdoğan, &#8220;Elektrikli scooter kazaları ile ilgili yaz aylarında ve hafta sonlarında, özellikle de saat 14:00 ila 22:00 arasında ciddi artışlar saptanmıştır. Bu yaralanmalar, 18-44 yaş arasında ve genellikle erkeklerde daha sık olarak görülmektedir. Bunun yanında, kullanım için yasalarca belirlenmiş minimum yaş sınırı olmaması da kaza açısından risk oluşturuyor” dedi.</p>
<p>E-scooter kazasına bağlı yaralanmaların sıklıkla omuz, dirsek ve eller gibi üst ekstremitede, diz eklemi ön çapraz bağlarında, kafa bölgesinde ya da yüz bölgesinde olduğunu gördüklerini belirten Akdoğan, &#8220;Ancak kalça kırıkları ve alt ekstremitede kontüzyonlar da görülüyor. En sık kırılan kemik el bileğinde Radius kemiği olup, alçı ile tedavisi mümkün olan sorunlardır. Yaralananların yüzde 80-90 civarı acilden eve gönderilirken, yüzde 10-20 civarı ise ameliyat edilmek üzere servise veya yoğun bakıma yatırılmaktadır. Bacak gibi alt ekstremite kırıkları, kol-el gibi üst ekstremite kırıklarına göre 2 kat daha yüksek bir hastaneye yatış oranına sahip” diye konuştu.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/elektrikli-scooter-kazalarina-dikkat/">Elektrikli scooter kazalarına dikkat!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/elektrikli-scooter-kazalarina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemide her 4 kişiden biri 5,3 kilo aldı!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/pandemide-her-4-kisiden-biri-53-kilo-aldi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=pandemide-her-4-kisiden-biri-53-kilo-aldi</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/pandemide-her-4-kisiden-biri-53-kilo-aldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2022 22:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Hareketsiz]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Verme]]></category>
		<category><![CDATA[Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1724</guid>

					<description><![CDATA[<p>2021’in sonunda yayınlanan Türkiye'nin Hareket Haritası araştırması, pandemide artan hareketsizliğin nüfusun yüzde 23’üne 5,3 kilo olarak geri ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/pandemide-her-4-kisiden-biri-53-kilo-aldi/">Pandemide her 4 kişiden biri 5,3 kilo aldı!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2021’in sonunda yayınlanan Türkiye&#8217;nin Hareket Haritası araştırması, pandemide artan hareketsizliğin nüfusun yüzde 23’üne 5,3 kilo olarak geri döndüğünü gösteriyor.&nbsp;<span style="font-size: 1rem;">15-69 yaş aralığındaki üç bin kişiyle yapılan araştırmaya göre, Türkiye’nin dörtte biri haftada ortalama 3 gün spor yapıyor. Günlük adım sayısı ise 8 bine yaklaşıyor.</span></p>
<p><b>Pandemide alınan kiloların sağlıklı yaşamın ön koşullarından düzenli beslenme ve spor alışkanlığına yönelik farkındalığı artırdığını belirten Diyetisyen Tuğba Şaşmaz, </b>“Araştırma çalışmasına göre, Türkiye’de her 10 kişiden 8’i sporu sağlıklı yaşamın en önemli unsuru olarak görüyor. Bu durum sporun kilo vermek için yalnızca belirli bir dönemde yapılan etkinlik olmaktan çıktığının bir göstergesi. Pandemiyle öncelikler listesinde ilk sıraya yerleşen sağlıklı yaşam, bu yöndeki algı değişimini hızlandırdı” dedi.</p>
<div></div>
<p><strong>STRES, DÜZENSİZ UYKU, SAĞLIKSIZ BESLENME VE HAREKETSİZLİK BAĞIMLILIK YAPIYOR</strong></p>
<p>Stres, düzensiz uyku ve sağlıksız beslenmenin kilo alma sürecini hızlandırdığını kaydeden Tuğba Şaşmaz, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>”Bu 3 faktör, hareketsizlikle birlikte aşırı kilo alma sürecinin ana hatlarını oluşturuyor. Yaşamı incir ağacının kökleri gibi dört bir yandan kuşatan bu unsurlar giderek bağımlılığa dönüşüyor. Kilo verme süreci adeta bağımlılıkla mücadeleye dönüşüyor. Kişilerin tek başlarına bu alışkanlıklardan uzaklaşmaları pek kolay olmuyor. Bilimsel araştırmalar eşlerin de sürece dahil edilmesinin kilo vermeyi 2 kat artırdığını gösteriyor. Aynı evin içinde yaşayanlardan yalnızca birinin tek başına yaşam tarzını değiştirmesi çok kolay olmuyor. Ancak eş desteği bu konuda gerekli motivasyonu sağlarken hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme alışkanlığının terk edilmesini de hızlandırıyor.”</p>
<div></div>
<p><strong>KIRILMA NOKTALARI AŞILDIĞINDA BAŞARI KAÇINILMAZ!</strong></p>
<p>Sağlıklı kilo vermeye engel olan tüm faktörlerin eşlerin desteği sayesinde etkili mücadele yöntemleriyle ortadan kaldırılabileceğine değinen Diyetisyen Tuğba Şaşmaz, ”Kilo verme süreci hızlı başlayıp ilerleyen aşamalarda yavaşlıyor. Kırılma noktası dediğimiz bu dönemde mücadeleyi bırakmayanlar sonuca ulaşabiliyor. Güzellik merkezimizde sunduğumuz kişiye özel zayıflama programı ile sürecin tüm aşamalarını ayrıntılı planlıyoruz. Kırılma noktaları aşıldığında kilo verme oranı azalsa da başarı kaçınılmaz hale geliyor. Bu aşamanın sonunda ihtiyaç halinde bölgesel zayıflama cihazıyla incelme, sıkılaşma, selülit tedavisi, gıdı eritme, çatlak tedavisi, kas geliştirme gibi uygulamaları devreye alıyoruz. Aynı zamanda farklı cilt tiplerine özel sunduğumuz bakımlarla da cildin sıkılaşmasını destekliyoruz” dedi.</p>
<div></div></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/pandemide-her-4-kisiden-biri-53-kilo-aldi/">Pandemide her 4 kişiden biri 5,3 kilo aldı!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/pandemide-her-4-kisiden-biri-53-kilo-aldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Demans Alzheimer Değildir?</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/her-demans-alzheimer-degildir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=her-demans-alzheimer-degildir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/her-demans-alzheimer-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Jan 2022 15:55:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Demans]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bireylerde bellek kaybı görülmesi, konuşma ve alet kullanma becerilerinde aksaklıklar tespit edilmesi hususunda demans teşhisi konulabilir. Fakat ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-demans-alzheimer-degildir/">Her Demans Alzheimer Değildir?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bireylerde bellek kaybı görülmesi, konuşma ve alet kullanma becerilerinde aksaklıklar tespit edilmesi hususunda demans teşhisi konulabilir. Fakat kişide görülen her unutkanlık belirtisi demans demek değildir. Avrasya Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Türkan Uslu, demans ve alzheimer hakkında değerli bilgiler veriyor.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2022/02/jO1T7_1642241462_4223.jpg"></p>
<p><span><strong>Demans Belirtileri Nelerdir?</strong></span></p>
<p>Halk arasında Alzheimer başlangıcı olarak adlandırılan demansı yalnızca hafıza problemi olarak tanımlamak yanlış olacaktır. Kişiler bellek kaybının yanında:</p>
<ul>
<li>
<p>Giyinme, düzgün bir biçimde yemek yeme, alet kullanma gibi edinilmiş becerilerini gerçekleştirmekte güçlük çekebilir,</p>
</li>
<li>
<p>Bireyler kişilik ve davranış değişiklikleri gösterebilir</p>
</li>
<li>
<p>Dili kullanmada ve konuşulanları anlamada güçlük çekebilir,</p>
</li>
<li>
<p>Yol bulamama, aritmetik işlemlerde zorluk, içe kapanma, halüsinasyon görme gibi problemler yaşayabilir.</p>
</li>
</ul>
<p>Demansın tüm bu belirtileri beynin etkilenme bölgelerine göre oluşur. Dolayısıyla kişide ayrı ayrı ya da bir arada görülebilir. Başlangıçta hastanın genellikle hafızasıyla ilgili belirgin bir şikayeti olmaz. Bireyin ailesi hastanın daha önce yaptığı işlerde bir miktar zorluk yaşadığını belirtebilir. Fakat yapılan bellek testlerinde belirgin bir fark ortaya çıkmayacaktır. Dolayısıyla bu evre, hafif bilişsel bozukluk ya da hafif hafıza bozukluğu olarak da adlandırılır.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2022/02/zVYLW_1642241479_6013.jpg"></p>
<p><span><strong>Demans ve Alzheimer Aynı Şey Midir?</strong></span></p>
<p>Alzheimer bir demans türüdür fakat her demans Alzheimer değildir. Alzheimer haricinde demansa sebep olan pek çok durum ve hastalık bulunur. Alzheimer olan bireyin en çok ve öncelikle hafızası etkilenir. Zamanla hafıza kaybına yön bulamama, idrar tutamama, giyinememe ve karar verememe gibi çeşitli davranış bozuklukları dahil olur. İleri yaşlılık, Alzheimer’da en önemli risk faktörüdür ve hastalığın görülme oranı yaşla birlikte artar.</p>
<p><span><strong>Kimler Demans Riski Altındadır?</strong></span></p>
<ul>
<li>
<p>Ailede demans hastası olması,</p>
</li>
<li>
<p>Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve şeker hastalığı gibi risk faktörleri</p>
</li>
<li>
<p>Kafa travması öyküsü</p>
</li>
<li>
<p>Sosyal izolasyon</p>
</li>
<li>
<p>Düşük eğitim seviyesi</p>
</li>
<li>
<p>İleri yaş (80+) demans için risk faktörlerini oluşturur.</p>
</li>
</ul>
<p><img decoding="async" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2022/02/EmvMH_1642241493_6636.jpg"></p>
<p><span><strong>Demans Teşhisinde Neler Yapılır?</strong></span></p>
<p>Öncelikle hasta ve onu iyi gözlemleyen bir yakınıyla görüşülerek bireyin hayatında nelerin değiştiği ya da neleri unuttuğu tespit edilir. Daha sonra çeşitli nöro-psikolojik testler yardımıyla bireyin bilişsel hafızası ve kapasitesi test edilir. Demans hastalığı konusunda emin olabilmek için hastanın tiroit hormonlarına ve B12 vitamini düzeyine de bakılır. Tüm testlerin sonucunda demans teşhisini destekleyen bulgulara ulaşılırsa, hastadan MR görüntüsü istenebilir. Çünkü beyindeki yapısal bozulmalar, MR görüntülerinde ortaya çıkacaktır. PET şeklinde isimlendirilen beynin çalışmasını gösteren teknikler ve fonksiyonel MR (fMRI) görüntülemeleriyle demans hastalarının beyinlerindeki yavaşlayan bölgeler daha hızlı şekilde tespit edilebilir. Böylelikle hem tanı desteklenirken hem de tedavi süreci kapsamlı şekilde planlanabilir.</p>
<p><span><strong>Unutkanlık Tedavi Edilir mi?</strong></span></p>
<p>Beyinde ödem oluşumuna, tiroit hormonlarının az salgılanmasına ya da B12 vitamini eksikliğine bağlı şekilde oluşabilen unutkanlıkların tedavisi mümkündür. Alzheimer’da kullanılan ilaçlar, sinir hücreleri arasındaki iletimde bulunan maddelerin aynı düzeyde kalmasını sağlar ve ayrıca hücre ölümünü yavaşlatır. Fakat Alzheimer sürecini durdurmak veya geri döndürmek günümüzde ne yazık ki mümkün değildir.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-demans-alzheimer-degildir/">Her Demans Alzheimer Değildir?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/her-demans-alzheimer-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
