<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Genel Sağlık - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/category/genel-saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 23:59:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>Genel Sağlık - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uyurgezerlik için kritik rehber</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uyurgezerlik-icin-kritik-rehber</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 23:59:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyurgezerlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gece yarısı aniden yataktan kalkıp ev içinde şuursuzca dolaşan birini görmek, pek çok aile için büyük bir endişe ve korku kaynağı olmaya devam ediyor. Tıp dünyasında somnambulizm olarak bilinen uyurgezerlik, sanılanın aksine bir uyanıklık hali değil ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/">Uyurgezerlik için kritik rehber</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gece yarısı aniden yataktan kalkıp ev içinde şuursuzca dolaşan birini görmek, pek çok aile için büyük bir endişe ve korku kaynağı olmaya devam ediyor. Tıp dünyasında somnambulizm olarak bilinen uyurgezerlik, sanılanın aksine bir uyanıklık hali değil, beynin en derin uyku evresinde gerçekleşen gizemli bir süreçtir. Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi&#8217;nden Uzm. Dr. Gözde Nezir Eyican, hem çocuklarda hem de erişkinlerde görülebilen bu uyku bozukluğunun anatomisini ve doğru müdahale yollarını paylaştı.  </p>
<p><strong>UYURGEZERLİK DERİN UYKUDA ORTAYA ÇIKIYOR </strong> </p>
<p>Uzm. Dr. Eyican, “Uyurgezerlik non-REM uyku evresinde ortaya çıkıyor. Uyurgezerlik sırasında kişi bilinçsiz şekilde yataktan kalkabilir, ev içinde dolaşabilir ve çeşitli davranışlar sergileyebilir. Gözleri açık görünür ve dışarıdan bakıldığında uyanık gibi algılanabilir ancak aslında kişi o sırada derin uykudadır. Uyurgezerlik çocukluk çağında daha sık görülüyor. Çocukluk çağında görülen uyurgezerlik çoğu zaman ergenlik dönemine doğru kendiliğinden düzelir. Ancak bazı kişilerde erişkin yaşlarda da devam edebilir” diye konuştu.  </p>
<p><strong>GENETİK YATKINLIK ÖNEMLİ</strong>  </p>
<p>Uyurgezerlikte genetik faktörlerin önemli rol oynadığını belirten Dr. Eyican, “Ailede benzer öyküler bulunması riski artırabilir. Anne veya babada uyurgezerlik varsa çocuklarda görülme ihtimali artabiliyor. Aynı şekilde çocukluk döneminde uyurgezerlik yaşayan kişilerde ilerleyen yıllarda tekrar ortaya çıkma ihtimali de bulunabiliyor. Uyurgezer bir kişinin ani şekilde uyandırılması doğru bir yaklaşım değildir. Uyurgezer bir kişiyi o anda uyandırmak oryantasyon bozukluğuna neden olabilir ve kişiyi panik haline sokabilir. Bu durumda yapılması gereken en doğru şey, kişiyi sakin bir şekilde yönlendirerek tekrar yatağına dönmesini sağlamaktır” ifadelerini kullandı.  </p>
<p><strong>UYKU TESTİYLE TANI KONULABİLİYOR</strong> </p>
<p>Uyurgezerlik tanısında uyku testinin önemli bir yöntem olduğunu belirten Eyican, şunları söyledi: “Polisomnografi adı verilen uyku testi sayesinde uyurgezerliğin başka nörolojik hastalıklarla karışıp karışmadığını anlayabiliyoruz. Aynı zamanda uyku apnesi gibi eşlik eden sorunları da tespit edebiliyoruz. </p>
<p><strong>ERİŞKİNLERDE MUTLAKA DEĞERLENDİRİLMELİ</strong>  </p>
<p>Erişkin yaşlarda ortaya çıkan uyurgezerliğin bazı hastalıklarla birlikte görülebileceğini belirten Dr. Eyican, “Uyurgezerlik erişkinlerde uyku apnesi, huzursuz bacaklar sendromu, bazı psikiyatrik hastalıklar veya nörolojik rahatsızlıklarla birlikte görülebilir. Bu nedenle erişkinlerde mutlaka tanı ve tedavi planı yapılmalıdır. Uyurgezerlik sırasında kişi farkında olmadan kendisine veya çevresindekilere zarar verebilir. Bu nedenle kesici ve delici aletlerin bulunduğu alanların kilitlenmesi, kapı ve pencerelere güvenlik kilidi takılması gibi önlemler alınmalıdır”</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/">Uyurgezerlik için kritik rehber</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sporda yanlış hareket diz hasarlarına neden olabiliyor!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 23:59:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Diz]]></category>
		<category><![CDATA[Etki]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<category><![CDATA[Yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmeyle birlikte spor yapan bireylerin sayısı her geçen gün artıyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/">Sporda yanlış hareket diz hasarlarına neden olabiliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmeyle birlikte spor yapan bireylerin sayısı her geçen gün artıyor. Düzenli spor genel sağlık açısından pek çok fayda sağlarken, ani yön değişiklikleri ve ani duruşlar gibi hatalı hareketler ise bazı diz problemlerine &nbsp;yol açabiliyor.&nbsp;<strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker,&nbsp;</strong>dizlerin vücudun en fazla yük taşıyan ve en aktif kullanılan eklemlerinden biri olması nedeniyle spor sırasında travma ile zorlanmalara açık olduğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle, özellikle koşu, futbol, basketbol ve benzeri yüksek tempolu sporlarla ilgilenen bireylerde diz yaralanmalarına daha sık rastlanmaktadır. Diz bölgesinde en sık menisküs, bağ yaralanmaları ve kıkırdak hasarları gelişmektedir” diyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker,</strong>&nbsp;son yıllarda ortopedi alanında yaşanan gelişmeler sayesinde diz problemlerinde enjeksiyon tedavilerinin yaygın olarak kullanıldığını belirterek, “Bu kapsamda en sık başvurulan uygulamalar arasında PRP (Platelet Rich Plasma) ve hyaluronik asit enjeksiyonları yer almaktadır. Bunların yanı sıra son yıllarda sıkça gündeme gelen kök hücre uygulamaları da klinik pratikte yerini almaya başlamıştır. Tıp alanındaki gelişmeler doğrultusunda yakın gelecekte bu tür enjeksiyon tedavilerinin, özellikle de kök hücre uygulamalarının klinik kullanımının daha da yaygınlaşması beklenmektedir” diyor. Bu tür enjeksiyon yöntemlerinin uygulanmasında doğru hasta seçiminin tedavinin başarısı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Berkin Toker, &nbsp;“Her hastanın klinik durumu, yaşı, aktivite düzeyi ve dizdeki hasarın derecesi, tedavi planının belirlenmesinde dikkate alınması gereken faktörler arasında yer almaktadır” diye konuşuyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>PRP (PLATELET RICH PLASMA)</strong></p>
<p>Platelet Rich Plasma (PRP) yöntemi, hastanın kendi kanından elde edilen ve trombositten zengin plazmanın problemli bölgeye enjekte edilmesi esasına dayanıyor. Bu yöntemde vücudun doğal iyileşme sürecinin biyolojik olarak uyarılması hedefleniyor. Doç. Dr. Berkin Toker, PRP yönteminin ‘yeniden yapılandırma’ tedavisi olduğunu belirterek, “Yöntemde amacımız vücuttaki iltihabi süreci azaltmak, dokusal iyileşmeyi hızlandırmak ve ağrıyı hafifletmektir” diyor. &nbsp;</p>
<p><strong>Hangi sorunlarda başvuruluyor?&nbsp;</strong>PRP yöntemi<strong>&nbsp;</strong>en sık erken dönem kıkırdak hasarlarında, patellofemoral ağrı sendromunda, hafif ve orta dereceli diz osteoartritinde ve tendon problemlerinde (özellikle patellar tendinopati) tercih ediliyor. &nbsp;Yöntemin özellikle yüklenmeye bağlı kronik diz ağrılarında ameliyatsız seçenek olarak öne çıktığını vurgulayan Doç. Dr. Berkin Toker, “Ancak yöntem ileri derecede mekanik deformite veya tam kat kıkırdak kaybında tek başına mucize değildir” bilgisini veriyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong>&nbsp;Muayene sonrası alınan kan santrifüj edilerek ayrıştırılıyor ve elde edilen materyal eklem içine veya problemli dokuya enjekte ediliyor. Genellikle 1–3 seans yeterli geliyor. İşlem 10–15 dakika sürüyor ve hastanede yatış gerektirmiyor. Hastaların aynı gün çoğunlukla hastaneden yürüyerek çıktıklarını anlatan Doç. Dr. Berkin Toker,<strong>&nbsp;</strong>“Hastalarımız genelde bir hafta sonra spor yapmaya başlayabilmektedirler” diyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Etki süresi:</strong>&nbsp;Klinik etki 2–4 hafta içinde başlıyor ve maksimum fayda 6–8 hafta arasında görülüyor. Etki süresi kişiye ve patolojiye göre değişmekle birlikte ortalama 6–12 ay sürüyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KÖK HÜCRE TEDAVİSİ&nbsp;</strong></p>
<p>Diz sorunlarında kök hücre tedavileri çoğunlukla kemik iliği veya yağ dokusundan elde edilen mezenkimal kök hücreleri içeriyor. Tedavide amaç; hasarlı kıkırdak veya yumuşak dokularda biyolojik onarımı desteklemek, inflamasyonu baskılamak ve hücrelerin onarım sürecini tetiklemek. Doç. Dr. Berkin Toker,<strong>&nbsp;</strong>bu yöntemin<strong>&nbsp;</strong>PRP’den daha kompleks ve daha ileri biyolojik bir yaklaşım olduğunu söyleyerek, “Yöntem PRP ve hyaluronik asit enjeksiyonlarına oranla daha uzun süreli koruma sağlamaktadır” bilgisini veriyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Hangi sorunlarda başvuruluyor?</strong>&nbsp;Fokal kıkırdak defektleri, erken ve orta evre kıkırdak dejenerasyonu ve bazı menisküs yaralanmalarında destekleyici tedavi olarak kullanılabiliyor. Özellikle spor yapan ve aktif bir yaşam süren genç erişkinlerde cerrahiye alternatif veya destek olarak planlanabiliyor. Ancak ileri evre kemik deformitesi bulunan artrozda tek başına yeterli olmuyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong>&nbsp;Hastadan alınan kemik iliği aspiratı veya yağ dokusu özel işlemlerden geçirilerek konsantre ediliyor. Ardından, genellikle ameliyathane şartlarında eklem içine veya lezyon bölgesine enjekte ediliyor. İşlem 30 – 45 dakikada<strong>&nbsp;</strong>tamamlanıyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Etki süresi:&nbsp;</strong>Kök hücre tedavisinin<strong>&nbsp;</strong>etkisi PRP yöntemine göre daha geç başlıyor ve genellikle 4–8 hafta içinde hissediliyor. Maksimum biyolojik etki 3–6 ayda ortaya çıkıyor ve uygun hasta grubunda 1–2 yıl sürüyor. Sıklıkla 2–3 hafta içinde spora dönüş mümkün olabiliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HYALURONİK ASİT&nbsp;</strong></p>
<p>Hyaluronik asit, diz eklem sıvısının doğal bir bileşenidir. Osteoartrit ve yoğun yüklenmeye bağlı durumlarda bu sıvının kalitesi ve kayganlık özelliği<strong>&nbsp;</strong>azalıyor. Eklem içine uygulanan hyaluronik asit, adeta “eklem yağı” görevi görerek kayganlığı artırıyor ve mekanik sürtünmeyi azaltıyor. &nbsp;Bu yöntemde ağrının azaltılması, eklem hareketinin artırılması ve performans kapasitesinin yükseltilmesi amaçlanıyor. &nbsp;</p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong>&nbsp;Hyaluronik asit poliklinik şartlarında eklem içine enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. Tek doz veya 3 dozluk kürler halinde planlanabiliyor. Uygun hastalarda PRP enjeksiyonuyla birlikte veya ek enjeksiyon olarak da yapılabiliyor. İşlem genellikle 15 dakika sürüyor ve hastalar aynı gün normal yaşamlarına dönebiliyor. Çoğu hasta 2–3 gün içinde spor hayatına başlayabiliyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Hangi durumlarda başvuruluyor?&nbsp;</strong>Özellikle hafif, orta ve ileri dereceli diz kireçlenmesi, kondromalazi patella ve yüklenmeye bağlı eklem ağrılarında tercih ediliyor. Mekanik sürtünmenin ön planda olduğu durumlarda ağrının hafiflemesi konusunda oldukça etkili sonuçlar alınıyor. Ancak ileri evre kıkırdak kaybında sınırlı etki gösteriyor.</p>
<p><strong>Etki süresi:</strong>&nbsp;Bu yöntemin etkisi 1–3 hafta içinde hissediliyor ve ortalama 6–9 ay sürebiliyor. Bazı hastalarda yıllık tekrar enjeksiyonları planlanabiliyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/">Sporda yanlış hareket diz hasarlarına neden olabiliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vertigoyu azaltan besin önerileri</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/vertigoyu-azaltan-besin-onerileri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=vertigoyu-azaltan-besin-onerileri</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/vertigoyu-azaltan-besin-onerileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 23:59:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Gıdalar]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketimini]]></category>
		<category><![CDATA[Vertigo]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2427</guid>

					<description><![CDATA[<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, Ramazan ayı dolayısıyla ve yaz aylarının yaklaşmasıyla vatandaşların vertigoyla karşı karşıya kalabileceklerini söyledi. Vertigonun belirtilerine değinen Özger, semptomların daha az ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/vertigoyu-azaltan-besin-onerileri/">Vertigoyu azaltan besin önerileri</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, Ramazan ayı dolayısıyla ve yaz aylarının yaklaşmasıyla vatandaşların vertigoyla karşı karşıya kalabileceklerini söyledi. Vertigonun belirtilerine değinen Özger, semptomların daha az görülmesi ve vertigodan korunmak için beslenme önerilerinde bulundu.  </p>
<p><b>PAKETLİ GIDALAR VE DONDURULMUŞ ÜRÜNLER TÜKETİLMEMELİ</b></p>
</p>
<p>Paketli gıdalar ve dondurulmuş ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Özger; &#8220;Ramazan süreci ve yazın gelmesiyle birlikte vücudumuzdaki sıvı oranı azalmaya başlıyor. Bununla birlikte vertigo ile karşılaşabiliyoruz. Vertigo ile beraber baş dönmesi, denge kaybı, bulantı ve kulak çınlaması gibi semptomlarla karşılaşabiliyoruz. Bunun sebebi, iç kulaktaki denge mekanizmasının bozulmasından kaynaklanıyor. Vertigonun tedavisinde beslenme büyük bir önem taşıyor. Bu süreçte vertigonun beslenme ile ilgili olan tedavisini konuşacağız. Dondurulmuş gıda ürünlerini bu süreçte sodyum içerdiğinden dolayı önermiyoruz. Sodyum içeriği yüksek olan besinler vertigoyu tetikleyebiliyor. Paketli gıdalar ise katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor dedi.  </p>
<p><b>YÜKSEK TUZ ORANI, İÇ KULAKTAKİ SIVI DENGESİNİ BOZAR</b></p>
<p>Özger, “Yüksek tuz oranı, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor. Bu yüzden olabildiğince tuzlu gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Vertigo için kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalara da dikkat etmemiz gerekiyor. Kırmızı et ve dışarıdan aldığımız işlenmiş etler, kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar sınıfına giriyor. Bunların tüketimini azaltmamız gerekiyor. Kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar aynı şekilde kan dolaşımını etkileyerek vertigo semptomlarını artırabiliyor&#8221; şeklinde konuştu.  </p>
<p><b>&#8220;BU SÜREÇTE ALIŞKANLIKLARIMIZIN DEĞİŞMESİ GEREKİYOR&#8221;</b></p>
<p><img decoding="async" src="https://img.timeturk.com/resim/dresim/2026/AW673135_01.jpg">  </p>
<p>Bu süreçte alışkanlıkların değişmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Özger, kafein ve alkollü içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirterek; &#8220;Bizler günde 2-2,5 litre kadar su tüketiminin artırılmasını istiyoruz. Akdeniz tipi beslenmeyi öneriyoruz. Akdeniz tipi beslenmede meyve tüketimi çok önemlidir. C vitamininden zengin meyveleri tüketerek; çilek, yaban mersini, ananas, narenciye, kayısı ve üzüm gibi besinlerin tüketimini artırabiliriz. Bu besinlerle vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabiliriz. Kuru yemiş olarak fındık, badem ve ceviz tüketimi de vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><b>VERTİGO HASTALARININ TÜKETMESİ GEREKEN SEBZELER</b></p>
<p>Özger şunları aktardı: “Sebze tüketimi olarak kuşkonmaz, ıspanak ve diğer yapraklı sebzelerden faydalanabiliriz. Brokoli ve biber gibi C vitamininden zengin sebzelerle birlikte bu süreci daha rahat bir şekilde atlatabiliriz. Ayrıca ne kadar az yağlı protein tüketirsek o kadar iyi olur. Derisiz tavuk, balık ve kinoa gibi besinlerle birlikte vertigonun oluşturduğu baş dönmesi azaltılabilir. Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor. Kafein ve alkol tüketimini olabildiğince kısıtlamalarını istiyoruz. Bunların yerine daha fazla taze meyve ve sebze tüketiminin artması, evde yapılan fırın yemeklerinin tercih edilmesi, tam tahıllı gıdaların tüketilmesi ve omega-3 açısından zengin beslenmek oldukça fayda sağlayacaktır. Evde kullandığımız dondurulmuş gıdaların tüketimini azaltalım. Kızartılmış ve paketli gıdalardan uzak duralım. Trans yağlı yiyeceklerden de uzak durmak vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olacaktır.&#8221;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/vertigoyu-azaltan-besin-onerileri/">Vertigoyu azaltan besin önerileri</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/vertigoyu-azaltan-besin-onerileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sisli Beyin</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/sisli-beyin/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sisli-beyin</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/sisli-beyin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 23:59:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağ]]></category>
		<category><![CDATA[Önem]]></category>
		<category><![CDATA[Stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2424</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sisli Beyin</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sisli-beyin/">Sisli Beyin</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sisli Beyin Nedir?</strong></p>
<p>Dikkati toplayamama, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık, güç öğrenme gibi belirtilerle seyreden bir hastalık durumudur. Sıklıkla kronik yorgunluk sendromu ve fibromiyalji ile birlikte görülür.</p>
<p><strong>Sisli Beyin Neden Olur?</strong></p>
<p>Covid19 pandemisi sonrası artış göstermesi viral hastalıkların sorumlu olduğunu düşündürmüştür. Mental stres vitamin mineral eksiklikleri beslenme bozuklukları en önemli sebepler arasında sayılır. Regülasyon tıbbı açısından beyindeki hücrelerin enerji santralleri olarak nitelenen mitekondrilerde gelişen fonksiyonel problemler sonucu oluşur. Bundan sorumlu olan ise yaşanan kronik streslerdir.</p>
<p>Bu stresler arasında en önemlisi bağırsak flora bozukluğu ve candida istilası, besin duyarlılığı, insülin direnci, kronik mental stres ve uykusuzluktur. Diğer stresler geçirilen ameliyatlar, kazalar, hastalıklar, postür bozuklukları, yara izleri gibi fiziksel stresler, vitamin mineral eksiklikleri, kötü beslenme, vücutta ağır metal ve asit birikimleri gibi kimyasal stresler de olabilir.</p>
<p><strong>Nasıl Tedavi Edilir?</strong></p>
<p>Önemli olan kişinin stres yükünün saptanmasıdır. Bunun için hastanın Nöralterapi bakış açısıyla muayene edilmesi ve bioenformatif analizler ile stres yüklerinin saptanması gerekir. Bulunan stres yüklerine göre bir tedavi planı çizilir.</p>
<p>Bu hastalarda bağırsak florası ve candida sorunu önemli bir yer tutar. Analizlere göre bu durum saptanıyorsa şekersiz candida diyeti ile birlikte duyarlılığı saptanan besinler diyetten çıkarılmalıdır. Bağırsak florasının desteklenmesi ve diğer besin destekleri analiz sonuçlarına göre düzenlenir. Beyin sisinde özellikle NADH,  Koenzim Q-10, B12 vitaminleri özellikle önem taşıdığından hastanın ihtiyaçları analiz edilerek eksik olanların takviye edilmesi gerekir.</p>
<p>Nöralterapi ile geçirilmiş hastalıklara bağlı oluşmuş bulunan problemli vücut alanları normalize edilir, vegetatif sinir sistemi ve hormonal sistemin sağlıklı işleyişi yeniden kazandırılır.</p>
<p>Homeopati, mikrosistem akupunktur ve psikokinezyolojik yaklaşımla hastanın psikolojik stresleri tedavi edilir.</p>
<p>Bağ dokuda birikmiş olan toksinleri tespit edilerek etkili bir detoks programı uygulanır.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sisli-beyin/">Sisli Beyin</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/sisli-beyin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin dokusu acıyı hissetmiyor</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin, vücudun en hayati ve en karmaşık organlarından biri. Tüm hareketleri ve düşünceleri yönetir.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/">Beyin dokusu acıyı hissetmiyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beyin, vücudun en hayati ve en karmaşık organlarından biri. Tüm hareketleri ve düşünceleri yönetir. Ağrıyı algılasa da kendi dokusu ağrı hissetmez. Beyin cerrahisinin de ileri düzey uzmanlık ve titizlik gerektirdiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Günümüzde beyin cerrahisinde en sık ameliyat gerektiren durumlar; omurgada sinirlere baskı yapan fıtıklar, beyin tümörleri ve beyin damar hastalıklarıdır. Ağrıyı algılayan merkez olmasına rağmen beyin dokusunun kendisinin ağrı hissetmemesi, bazı cerrahi aşamaların hastanın konforu korunarak farklı şekillerde yapılabilmesine imkân tanır” ifadelerini kullandı.</strong></p>
<p>Beyin dokusunun ağrı hissetmemesi, bazı ameliyatların hastanın uyanık olduğu şekilde planlanabilmesini de mümkün kılar. Ancak uyanık beyin ameliyatının sanıldığı gibi yeni bir yöntem olmadığını, kökeninin 1970’lere uzandığını ve uzun yıllardır uygulandığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Beyin dokusu ağrıyı algılasa da kendisi ağrı hissetmez, buna karşılık cilt ve kafatası zarı ağrıya duyarlıdır. Bu nedenle bu bölgeler uyuşturularak ameliyatın belirli aşamaları yapılabilir. Özellikle konuşma ve hareket merkezlerine yakın tümörlerde hastanın tepkileri izlenerek ameliyat daha güvenli şekilde gerçekleştirilir. Bu süreç, ameliyatın belirli aşamalarında hastanın kontrollü şekilde uyandırılması ya da ameliyatın tamamen uyanık olarak gerçekleştirilmesiyle yönetilir. Ayrıca hasta bu süreçte herhangi bir ağrı hissetmez, anestezi uzmanları gerekli ayarlamaları yaparak konforu sağlar” dedi.</p>
<p><strong>Beyin ameliyatları titizlikle planlanmalı</strong></p>
<p>Beyin cerrahisinde ameliyat kararı verilirken birçok unsurun birlikte değerlendirildiğini vurgulayan Kaya, “Örneğin bir tümör söz konusuysa, kitlenin bulunduğu yer, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve yol açtığı şikâyetler dikkate alınarak en uygun tedavi planı belirlenir. Günümüzde cerrahi müdahale gerektiren durumlar incelendiğinde; omurgada sinirlere baskı yapan fıtıklar, beyin tümörleri, beyin içinde kanamaya yol açan durumlar ile beyin damar hastalıkları en sık karşılaşılan tablolar arasında yer alır. Bu hastalıkların bir kısmı doğuştan gelen damar yapısı farklılıklarından kaynaklanabilir. Beyin, oldukça hassas bir yapıya sahip olduğundan ve çevresindeki dokuların karmaşıklığı nedeniyle bu alandaki ameliyatlar dikkatli bir planlama gerektirir. Bu nedenle iyi kurgulanmış bir cerrahi yaklaşım büyük önem taşır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Her beyin tümöründe ve kanamasında cerrahi gerekmez</strong></p>
<p>Cerrahinin fayda sağlamayacağı durumlar olduğunu da belirten Kaya,&nbsp;“Gerek beyin tümörlerinde gerekse beyin kanamalarında tedavi kararı hastalığın türüne ve seyrine göre belirlenir. Bazı tümörler bulundukları bölgede sınırlı kalır ve şikâyete yol açmaz ise cerrahi yerine düzenli takip yeterli olabilir. Ancak bazı tümörler normal beyin dokusuyla iç içe olduğu için tamamen çıkarılamaz ve biyopsi ile tanıyı netleştirdikten sonra uygun tedavi seçilir. Öte yandan cerrahinin kaçınılmaz olduğu durumlarda amacımız, tümörü güvenli şekilde çıkarırken sağlıklı beyin dokusunu korumaktır. Benzer şekilde beyin kanamalarında da her zaman ameliyat gerekmez, bazı hastalar yakından izlenebilir. Ancak kanama beyne baskı yapıyor ve hayati risk oluşturuyorsa, bu durumda acil cerrahi hayat kurtarıcıdır” dedi.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/">Beyin dokusu acıyı hissetmiyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sık idrara çıkmak normal değil&#8221;</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/sik-idrara-cikmak-normal-degil/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sik-idrara-cikmak-normal-degil</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/sik-idrara-cikmak-normal-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Durum]]></category>
		<category><![CDATA[Gün]]></category>
		<category><![CDATA[Mesane]]></category>
		<category><![CDATA[Sık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2418</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sık idrara çıkma ve ani sıkışma hissi çoğu zaman geçici bir durum olarak değerlendirilse de bazı kişilerde günlük yaşamı zorlaştıran kalıcı bir soruna dönüşebiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Üroloji Uzmanı. Dr. Cevper Ersöz, özellikle yanlış sıvı tüketimi ve kafein alışkanlıklarının mesane üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirterek önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sik-idrara-cikmak-normal-degil/">“Sık idrara çıkmak normal değil”</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sık idrara çıkma ve ani sıkışma hissi çoğu zaman geçici bir durum olarak değerlendirilse de bazı kişilerde günlük yaşamı zorlaştıran kalıcı bir soruna dönüşebiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Üroloji Uzmanı. Dr. Cevper Ersöz, özellikle yanlış sıvı tüketimi ve kafein alışkanlıklarının mesane üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirterek önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p>Gün içinde sık sık tuvalete gitme ihtiyacı, ani idrar hissi ve bazen idrar kaçırma gibi şikayetler birçok kişi tarafından önemsenmese de altta yatan neden yaşam kalitesini etkileyen bir sağlık sorunu olabiliyor. Aşırı aktif mesane olarak adlandırılan bu durum, çoğu zaman günlük alışkanlıklardan kaynaklanabiliyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Doç. Dr. Cevper Ersöz, sık idrara çıkmanın her zaman hastalık anlamına gelmediğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i11.haber7.net//haber/haber7/photos/2026/14/zbozm_1774864268_4618.jpeg"></p>
<div>Doç. Dr. Cevper Ersöz</div>
</p>
<p><strong>“HER SIK İDRARA ÇIKMA HASTALIK ANLAMINA GELMEZ”</strong></p>
<p>Aşırı aktif mesanenin sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi ve bazı durumlarda idrar kaçırma ile kendini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Ersöz,<strong> &#8220;Bu durum günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Ancak her sık idrara çıkma hastalık değildir. Klinik pratikte gördüğümüz hastaların önemli bir kısmında temel neden yaşam tarzıdır. Toplumda ‘ne kadar çok su içilirse o kadar sağlıklıdır’ şeklinde bir algı var. Ancak bu doğru değil. Gün içinde ihtiyacın üzerinde sıvı tüketmek mesaneyi sürekli dolu tutar ve sık tuvalete gitme alışkanlığı oluşturur&#8221; </strong>diye konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i11.haber7.net//haber/haber7/photos/2026/14/p1uTM_1774864313_579.jpg"></p>
<p><strong>&#8220;ÇAY VE KAHVE TÜKETİMİNE DİKKAT&#8221;</strong></p>
<p>Kafeinli içeceklerin mesane üzerindeki etkisine de değinen Doç. Dr. Ersöz, <strong>&#8220;Çay ve kahve gibi kafein içeren içecekler mesaneyi uyararak ani idrar hissine neden olabilir. Özellikle gün içinde sık tüketildiğinde bu şikayetler daha belirgin hale gelir. Bu nedenle çay ve kahve tüketimini azaltmak, mümkünse akşam saatlerinde tamamen kesmek oldukça faydalıdır. Genellikle kilo başına 30 mililitre sıvı tüketimini öneriyoruz. Örneğin 70 kilo bir birey için günlük yaklaşık 2 litre su yeterlidir. Bunun üzerine çıkmak çoğu zaman gereksizdir&#8221; </strong>dedi.</p>
<p><strong>&#8220;ŞİKAYETLER DEVAM EDİYORSA UZMANA BAŞVURUN&#8221;</strong></p>
<p>Yaşam tarzı düzenlemelerine rağmen şikayetlerin devam etmesi durumunda mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Ersöz,<strong> &#8220;Bu durumda bir üroloji uzmanı tarafından değerlendirilmek ve gerekirse medikal tedavi planlamak önemlidir&#8221;</strong> diyerek sözlerini tamamladı.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sik-idrara-cikmak-normal-degil/">“Sık idrara çıkmak normal değil”</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/sik-idrara-cikmak-normal-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyabet riskiniz var mı?</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/diyabet-riskiniz-var-mi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=diyabet-riskiniz-var-mi</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/diyabet-riskiniz-var-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2025 19:40:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[Şekeri]]></category>
		<category><![CDATA[Sık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2390</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan çalışmalara göre; ülkemizde yaklaşık her 8 kişiden birinin diyabeti var ama pek çoğu bundan habersiz. 8 sorudan oluşan diyabet testi hazırlayan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja, bu belirtilerden birinin bile olması durumunda mutlaka doktora başvurmak gerektiğini belirtti.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/diyabet-riskiniz-var-mi/">Diyabet riskiniz var mı?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<figure>
<div></div>
<p><b>1- Çok sık su içme ihtiyacı hissediyor musunuz?</b></p>
<p>Aşırı susama ve sık su içme ihtiyacı, diyabetin erken belirtilerinden biri olabilir. Yüksek kan şekeri, vücudun dengeyi sağlamak için daha fazla suya ihtiyaç duymasına ve susuzluk hissine neden olur.</p>
<p><strong>2- Sık idrara çıkıyor musunuz?</strong></p>
<p>Özellikle geceleri sık sık idrara çıkıyorsanız, bu durum kan şekerinizin yüksek olduğuna işaret edebilir. Kan şekeri belli bir seviyenin üzerine çıktığında (genellikle 180 mg/dL&#8217;nin üzerinde), böbrekler fazla şekeri idrarla dışarı atmaya çalışır. Bu sırada glikoz, suyu da beraberinde sürükler; bu da idrar miktarını artırır ve vücut daha fazla su kaybederek susuz kalır.</figure>
<figure>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/0x0/67ee76a9a3644265fe0d8a54.jpg" /></div>
<p><b>3- Ani kilo kaybı yaşıyor musunuz?</b></p>
<p>Son zamanlarda bilinçli bir diyet yapmadan kilo kaybı yaşadıysanız, bu durum insülin eksikliğine bağlı olarak vücudun enerji üretiminde yağları kullanmaya başlamasından kaynaklanabilir. Normalde, hücreler enerji üretmek için kandaki glikozu kullanır. Ancak diyabette insülin hormonu yeterince etkili çalışmadığında veya üretilemediğinde, glikoz hücrelere giremez ve vücut enerji sağlamak için yağları ve kas dokusunu yakmaya başlar. Bu durum, hızlı ve ani kilo kaybına neden olabilir. Diyabetle ilişkili kilo kaybı genellikle iştahın artmasıyla birlikte görülür, çünkü hücreler yeterli enerjiyi alamadığı için beyin sürekli açlık sinyali gönderir.</p>
<p><strong>4- Sürekli tatlı yeme isteği mi duyuyorsunuz?</strong></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Sürekli şekerli gıdalara yönelme isteği, kan şekeri düzeylerinizdeki dalgalanmaların bir göstergesi olabilir. Vücut yeterince insülin üretemediğinde ya da mevcut insülin etkili şekilde kullanılamadığında, hücreler enerji için ihtiyaç duyduğu şekeri düzenli alamaz. Bu da beynin acıkma sinyali ile birlikte tatlı isteğini artırır. Özellikle yemekten kısa bir süre sonra yeniden acıkma ya da enerji düşüklüğü hissediyorsanız, bu durum diyabetin habercisi olabilir” diyor.</figure>
</div>
</div>
<div>
<div>
<figure>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/0x0/67ee76cba3644265fe0d8a56.jpg" /></div>
<p><b>5- Yaralarınız geç mi iyileşiyor?</b></p>
<p>Diyabet, bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve kan dolaşımını olumsuz etkileyerek yaraların daha geç iyileşmesine neden olabilir. Yüksek kan şekeri, damar yapısını bozarak yaralanan bölgelerde yeterli oksijen ve besin maddelerinin taşınmasını engeller. Aynı zamanda bağışıklık hücrelerinin etkinliğini azaltarak enfeksiyon riskini artırabilir. Özellikle ayak yaraları ve enfekte kesikler diyabet hastalarında dikkatle takip edilmelidir.</p>
<p><strong>6- Sürekli yorgun ve halsiz mi hissediyorsunuz?</strong></p>
<p>Vücudunuz şekerden yeterince enerji üretemediğinde, kendinizi sürekli yorgun hissedebilirsiniz. Diyabet hastalarında bu belirti oldukça yaygındır ve genellikle insülin direnciyle ilişkilidir. Kan dolaşımında yeterince glikoz olsa bile, hücreler bu glikozu etkili bir şekilde enerjiye dönüştüremez. Bunun sonucunda kaslar ve organlar yeterli enerjiyi alamaz ve kişi gün boyunca halsiz ve bitkin hisseder. Uyku düzeninde bozulmalar da bu yorgunluğu artırabilir.</figure>
<figure>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/0x0/67ee76e9a3644265fe0d8a5c.jpg" /></div>
<p><b>7- Ellerde ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma hissediyor musunuz?</b></p>
<p>Sinir hasarı (nöropati), diyabetin erken ve yaygın belirtilerindendir. Ellerde, ayaklarda veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma ya da yanma hissi varsa dikkatli olmalısınız. Yüksek kan şekeri, sinir uçlarına zarar vererek his kaybına yol açabilir. Özellikle uzun yıllar diyabeti kontrolsüz şekilde seyreden hastalarda sinir hasarı gelişebilir. Düzenli kan şekeri kontrolü, bu tür komplikasyonların önlenmesinde büyük önem taşır.</p>
<p><strong>8- Aile bireylerinizde diyabet hastası var mı?</strong></p>
<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Diyabet, genetik yatkınlıkla da ilişkili bir hastalıktır. Anne, baba veya kardeşlerinizde diyabet öyküsü varsa, risk altında olabilirsiniz. Özellikle birinci derece akrabalarda Tip 2 diyabet bulunması, kişinin ilerleyen yıllarda diyabet geliştirme ihtimalini artırır. Ancak genetik yatkınlık tek başına hastalığı belirlemez; sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolü bu riski azaltmaktadır. Bu nedenle risk grubunda olan kişilerin düzenli olarak doktor kontrolünden geçmesi önemlidir” diyor.</figure>
</div>
</div><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/diyabet-riskiniz-var-mi/">Diyabet riskiniz var mı?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/diyabet-riskiniz-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aman dikkat: Tedavi edilemeyen diyabet sessizce ilerliyor!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2025 19:28:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[İnme]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet kontrol altına alınmadığında kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sinir hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Endokrinoloji Uzmanı Dr. Ümit Çınkır, diyabet hastalarının düzenli kontrollerini aksatmamaları gerektiğini vurguladı.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/">Aman dikkat: Tedavi edilemeyen diyabet sessizce ilerliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca insanın mücadele ettiği diyabet, yalnızca yüksek kan şekeriyle sınırlı kalmayıp, tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Son yıllarda, diyabetin inme ve körlük gibi ölümcül sonuçlar doğurabileceği konusunda sağlık uzmanları uyarılarda bulunuyor.</p>
<p>Endokrinoloji Uzmanı Dr. Ümit Çınkır, diyabetin kontrolsüz seyrinin yaşam kalitesini büyük ölçüde düşürdüğünü vurguladı.</p>
<p>Çınkır, diyabetin, göz sağlığını doğrudan etkileyerek görme kaybına yol açabileceğini aktararak, &#8220;Diyabetik retinopati, tedavi edilmemiş diyabetin en yaygın göz komplikasyonudur. Yüksek kan şekeri, gözdeki küçük damarları zayıflatıp tıkayarak kanamaya neden olur. Erken aşamalarda belirgin bir semptom göstermese de, zamanla bulanık görme, gece görme zorluğu ve görme kaybı gibi sorunlar ortaya çıkabilir&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Diyabet hastalarının yılda en az bir kez göz muayenesinden geçmesi gerektiğine dikkati çeken Çınkır, erken teşhisle diyabetik retinopati ve diğer göz komplikasyonlarının kontrol altına alınabileceğini vurguladı.</p>
<p>Çınkır, diyabetin damarları etkileyerek arterlerin sertleşmesine ve daralmasına yol açabileceğinin altını çizerek, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Bu durum, kanın beyne ulaşmasını zorlaştırarak inme riskini artırır. Ayrıca yüksek kan şekeri, yüksek tansiyon ve kolesterol de inme riskini artıran faktörlerdendir. Diyabetik hastalarda kan pıhtılaşma oranı arttığından, beyin damarlarında tıkanmalar görülebilir. Yapılan araştırmalar, diyabetli bireylerin inme geçirme olasılığının, diyabeti olmayanlara göre üç kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Özellikle tip 2 diyabet hastalarında bu risk daha yüksektir.&#8221;</p>
<p>Diyabetin inme ve körlük gibi komplikasyonlara yol açmasını engellemenin en etkili yolunun erken teşhis olduğuna işaret eden Çınkır, diyabet riski taşıyan bireylerin yıllık kontrolleri aksatmamasının ve belirtiler ortaya çıktığında doktora başvurulmasının önemli olduğunun altını çizdi. </p>
<p>Çınkır, &#8220;Erken tedavi, bu komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar. Diyabetin önlenmesi için sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri önemli. Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve sigara ile alkolün sınırlanması, diyabetin kontrol altına alınmasını sağlar. Ayrıca aşırı kilolu bireylerin kilo vermesi, diyabetin gelişmesini engelleyebilir veya mevcut diyabetin ilerlemesini yavaşlatabilir. Tedavi edilmeyen diyabet, yalnızca yüksek kan şekeri ile kalmaz, aynı zamanda inme ve körlük gibi hayati komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle diyabet hastalarının düzenli kontrolleri aksatmamaları, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeleri ve doktorlarının önerilerine uymaları çok önemlidir&#8221; ifadelerini kullandı.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/">Aman dikkat: Tedavi edilemeyen diyabet sessizce ilerliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Her 5 kişiden 1&#8217;inde işitme kaybı var&#8217;</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 16:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İşitme]]></category>
		<category><![CDATA[İşitme Kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr.]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2372</guid>

					<description><![CDATA[<p>DSÖ verilerine göre dünyada her 5 kişiden 1'inde işitme kaybı var. Günümüzde 1,5 milyar insanın işitme kaybıyla yaşadığı ve 2050'de bu sayının 2,5 milyar insana ulaşacağı vurgulanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/">‘Her 5 kişiden 1’inde işitme kaybı var’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span> Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) Başkanı Prof. Dr. Meral Didem Türkyılmaz ve Türk Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Derneği (Türk KBB-BBC) Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Yiğit, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla önemli uyarılarda bulundu. İşitme kaybı konusunda toplum bilincinin artırılması ve vatandaşların işitme muayenesi testlerine başvurmasının sağlanması için ilgili sivil toplum kuruluşları tarafından İstanbul&#8217;da Taksim tramvay durağı ve tramvaylara uyarıcı ilanlar yerleştirildi, &#8216;Hayat Duyunca Güzel&#8217; sloganı ile sosyal farkındalık sağlanması amaçlandı.</p>
<p><img decoding="async" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2025/10/6kvIK_1741071291_5492.jpg"/><br /></span></p>
<p><span><strong>İŞİTME SAĞLIĞI ZİHİNSEL FONKSİYONLARI DA ETKİLİYOR</strong></span></p>
<p>İşitme kaybının sosyal izolasyona neden olup zihinsel fonksiyonlara olumsuz etkisiyle, demans gibi hastalıklara da zemin hazırlayabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Özgür Yiğit, “Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün verilerine göre şu an 1,5 milyar insan sağlıklı duymuyor. Her 5 kişiden 1&#8217;inde işitme kaybı var. Bu oran 2050&#8217;de 4&#8217;te 1&#8217;e yükselecek ve 2,5 milyar insan, işitme kaybıyla karşı karşıya kalacak&#8221; dedi. Prof. Dr. Yiğit, “İşitme, iletişim için, sosyalleşme için en önemli fonksiyonlarımızdan birisi. Bir yeni doğan bebek eğer işitme kaybı ile dünyaya geliyorsa, konuşmayı öğrenmesi, dünyayı duyması mümkün olmuyor. Her 1000 doğumdan 2 ya da 3 bebek işitme kaybıyla dünyaya geliyor. Yani Türkiye&#8217;de yılda yaklaşık 1 milyon doğum olduğunu düşünürsek, yaklaşık 3 bine yakın bebek işitme kaybı ile dünyaya geliyor. Bunların erkenden tanısı, yeni doğan işitme taraması ile şu anda mümkün. Ancak işitme kaybı sonraki dönemlerde de ortaya çıkabilir. Okul çağındaki çocuklarda da işitme kaybı olabilir. Onların erken tanınması için okul çağı taramaları da çok önemli. Şu an tam istediğimiz gibi değil, okul öncesi tarama da yapmak lazım. Bunların da ileriki dönemlerde yeni doğan işitme taraması gibi yaygınlaşması gerekir&#8221; dedi.</p>
<p><span><strong>75 YAŞ ÜZERİ HER İKİ KİŞİDEN BİRİNDE İŞİTME KAYBI</strong></span></p>
<p>Sadece çocukluk çağı değil erişkin dönemdeki işitme kayıplarının özellikle zihinsel fonksiyonlar açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yiğit, şunları söyledi: “Aslında erişkin insan kendisi işitme kaybının farkına varabilir. Bu nedenle erişkinlik çağında tarama yapmak çok gerekli değil. Daha çok yaşlılar için belki tarama gerekebilir. Biz biliyoruz ki kulağımız, iç kulağımız da yaşlanıyor bizimle birlikte. Dolayısıyla yaşlılıkla beraber işitme kayıpları artıyor. 65 yaş ve üzerinde her 3 kişiden biri, 75 yaş sonrasında ise her 2 kişiden birinde işitme kaybı olabilir. Dünya Sağlık Örgütü diyor ki; şu anda 1,5 milyar kişide işitme kaybı var. Hem yaşlanmaya bağlı hem de kullandığımız cihazlara, bulunduğumuz ortamlara, yüksek sesle müzik dinlemeye bağlı olarak. Halkımızın farkında olması lazım. Tamam belli bir yaşa kadar çok iyi duyuyor olabiliriz ama belli bir yaştan işitme kaybı başlayabilir. Tedavisi çok önemli.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2025/10/0H5Y6_1741071300_0286.jpg"/></p>
<p><span><strong>TEDAVİ EDİLMEZSE DEMANS TETİKLENEBİLİR</strong></span></p>
<p>Son yıllarda yapılan çalışmaların, işitme kaybı zamanında tedavi edilmediğinde kişide yalnızlaşma, sosyal izolasyon ve demansın daha fazla görüldüğünü gösterdiğine işaret eden Prof. Dr. Yiğit, sözlerini şöyle noktaladı: “Çağımızın hastalığı olan demans, bunama gibi birtakım hastalıkların geciktirilebilmesi açısından işitme sağlığı çok önemli. 2050 yılından itibaren her 4 kişiden 1&#8217;inde işitme kaybı bekleniyor, göstergeler bunu söylüyor. Belki 2050 yılında işitme kaybı yaşayan insan sayısı 2,5 milyarı bulacak. Dünyanın en önemli problemlerinden biri olacak. Ama biz farkında olursak, birtakım önleyici tedbirler alırsak erken teşhis ve tedavi gibi, bu korkunç gibi görünen problemin belki de önüne geçebileceğiz. Çünkü hayat duyunca güzel diyoruz.&#8221;</p>
<p> <span><strong>ÇOCUKLARDA BİR ŞİİRİ TEKRARLAYAMAMA VARSA</strong></span></p>
<p>Prof. Dr. Meral Didem Türkyılmaz ise şunları söyledi: “İşitme sağlığı denince aklımıza sadece kulak gelmemeli. Dinlememizi, yürümemizi, dengede kalmamızı, sağlıklı koşmamızı, kitap okumamızı, şarkı söylememizi, yani hayatın birçok alanını etkileyen çok önemli bir yere sahip. Yapılan çalışmalar, fark edilmeyen ya da tespit edilemeyen işitme kayıplarının, tespit edilenlerden çok daha fazla olduğunu gösteriyor. Nedir bu sinyaller? Çok basit bir şekilde karşınızdakini duyamaz ve tekrarlatırsanız, gürültülü ortamlarda sesin nereden geldiğini ayırt edemezseniz, karşınızdaki kişiyi tam olarak anlayamazsanız, uzun yönergeleri takip edemezseniz, karıştırırsanız, şiir tekrarlayamazsanız; mesela çocuklardaki en büyük işaretlerden biri budur, işitsel hafıza ve beceriler etkilenir. Müzik dinlemede problemler yaşarsanız, başınız devamlı ağrırsa, gün sonunda yorulma ile sonuçlanan bir tablo varsa işitme kaybından şüphelenebiliriz. Bu durumda mutlaka zaman kaybetmeden ilgili uzmana gitmemiz gerekir. Kulak burun boğaz (KBB) hekimleri kulak muayenesini yapar, ondan sonra da odyologlar işitme testini gerçekleştirir.&#8221;</p>
<p><img decoding="async" src="https://i12.haber7.net//haber/haber7/photos/2025/10/HyY5L_1741071307_09.jpg"/></p>
<p><span><strong>DÜZENLİ ARALIKLARLA İŞİTME TESTİ ÖNEMLİ</strong></span></p>
<p>Prof. Dr. Türkyılmaz, düzenli aralıklarla işletme testleri yaptırarak işitme sağlığını korumanın çok önemli olduğunu belirterek sözlerini şöyle noktaladı: “Hekim gerekli gördüğü taktirde işitme testleri artık her yerde yapılıyor. Ancak bizim özellikle işaret etmek istediğimiz kesim, bakım evlerinde yaşayanlar. Bu huzurevlerinde olan insanların mutlaka taranması lazım. Çünkü onların Demans, Parkinson, Alzheimer gibi hastalıklara yakalanma riskleri, sağlıklı yaşlı bireylere göre çok daha fazla. Bu yüzden ilk önce buralarda işletme taramalarının başlatılıp daha sonrasında sağlıklı yaşlı bireyler için de genişletilmesi, bizim işitme sağlık uzmanları olarak en büyük görevimiz. Sayılar yüksek, her 5 kişiden 1&#8217;inde işitme kaybı var olduğunu düşünürsek çok daha dikkat etmemiz lazım. Annemiz, babamız, büyük annemiz, büyük babamız, etrafımızdaki herkeste olabilir. Kimlerde bu faktörleri görürsek, en kısa sürede bir KBB hekimi muayenesi ve arkasından odyolog ile işitme testi yapılmalıdır. İşitme sağlığınızı korumak adına, dikkat etmek adına Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği olarak bütün odyologlarımız adına bizim sloganımız, &#8216;Hayat Duyunca Güzeldir&#8217; diyoruz.&#8221;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/">‘Her 5 kişiden 1’inde işitme kaybı var’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/her-5-kisiden-1inde-isitme-kaybi-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Obeziteyle mücadelede yanlış alışkanlıklar terk edilmeli</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/obeziteyle-mucadelede-yanlis-aliskanliklar-terk-edilmeli/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=obeziteyle-mucadelede-yanlis-aliskanliklar-terk-edilmeli</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/obeziteyle-mucadelede-yanlis-aliskanliklar-terk-edilmeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2025 16:23:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Demirbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2363</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal yaşam kalitesini olumsuz etkileyen obezite ile mücadelede en önemli konuların başında yaşam tarzı değişikliği geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/obeziteyle-mucadelede-yanlis-aliskanliklar-terk-edilmeli/">Obeziteyle mücadelede yanlış alışkanlıklar terk edilmeli</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal yaşam kalitesini olumsuz etkileyen obezite ile mücadelede en önemli konuların başında yaşam tarzı değişikliği geliyor.</b></p>
<p><b>Yaşam tarzı değişikliğinin hem sağlıklı beslenmeyi hem de fiziksel aktiviteyi içeren geniş bir yelpaze olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Betül Demirbaş, “Yeterli ve dengeli beslenmenin yanında düzenli olarak yapılan fiziksel aktivite ideal vücut ağırlığına ulaşılmasında, obezitenin ve obeziteye eşlik eden hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde en etkili yaklaşımdır” dedi.</b> <b>Demirbaş, günlük hayatta farkında olmadan yapılan düzensiz öğünler, şekerli içeceklerin aşırı tüketimi, bilinçsiz uygulanan yanlış diyetler gibi bazı yanlış alışkanlıkların terk edilmesini de önerdi.</b></p>
<p>İstanbul Atlas Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Betül Demirbaş, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada obeziteyle mücadelede yapılması gerekenlere ilişkin tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><b>Obezite sadece kilo fazlalığı değil</b></p>
<p>Obezitenin günümüzde tüm dünyada ve ülkemizde en önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirten Demirbaş, “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre obezite, bireyin sağlığını olumsuz etkileyebilecek anormal veya aşırı yağ birikimi olarak tanımlanır. Ancak obeziteyi sadece kilo fazlalığı olarak görmek, doğru bir yaklaşım değildir. Obezite, sadece fiziksel görünümü etkilemekle kalmayıp aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarına yol açarak beraberinde birçok hastalığa zemin hazırlar ve bireylerin yaşam kalitesini düşürebilir” uyarısında bulundu.</p>
<p><b>Obezite, sağlık sorunlarına yol açıyor</b></p>
<p>Obezitenin bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini kaydeden Demirbaş, “Obeziteye eşlik eden hastalıklara örnek olarak tip 2 diyabet, hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, inme ve bazı kanser türleri (meme, kolon, rahim kanseri gibi) verilebilir. Ayrıca kemik-eklem hastalıkları, uyku apnesi, solunum problemleri, depresyon, anksiyete ve düşük benlik saygısı gibi sağlık sorunları ile de yakından bağlantılıdır” dedi.&nbsp;</p>
<p><b>Genel yaşam kalitesinin iyileştirilmesi de hedeflenmelidir</b></p>
<p>Toplumsal önyargılar ve fiziksel kısıtlılıkların sosyal izolasyona ve bağımsızlık kaybına da neden olabileceğini belirten Demirbaş, “Tüm bu fiziksel ve psikolojik sonuçlar bireyin sosyal hayatını ve iş yaşamını olumsuz etkileyerek yaşam kalitesinin azalmasına sebep olabilir. Unutulmamalıdır ki DSÖ tanımına göre sağlık, vücutta sadece bir hastalık ya da sakatlık olmaması durumu değil, aynı zamanda fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Bu nedenle, obeziteyle mücadelede sadece ağırlık kaybı değil, genel yaşam kalitesinin iyileştirilmesi de hedeflenmelidir” diye konuştu.&nbsp;</p>
<p><b>Yaşam tarzı değişikliği şart</b></p>
<p>Obezite ile mücadelede en önemli konunun yaşam tarzı değişikliği olduğunu ifade eden Demirbaş, “Yaşam tarzı değişikliği de hem sağlıklı beslenmeyi hem de fiziksel aktiviteyi içeren geniş bir yelpazedir. Yeterli ve dengeli beslenmenin yanında düzenli olarak yapılan fiziksel aktivite ideal vücut ağırlığına ulaşılmasında, obezitenin ve obeziteye eşlik eden hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde en etkili yaklaşımdır. Bu sebeple beslenme ve fiziksel aktiviteyi birlikte ele almak genel bir ‘yaşam tarzı değişikliği’ yaratmak obezite ile mücadelede en etkili yöntemdir” diye konuştu.</p>
<p><b>Yanlış alışkanlıklara veda edilmeli</b></p>
<p>Günlük hayatta farkında olmadan yapılan bazı alışkanlıkların, obeziteye davetiye çıkarabileceği uyarısında bulunan Demirbaş, “Düzensiz öğünler, fast food tüketimi, şekerli içeceklerin aşırı tüketimi, uzun süre hareketsiz kalmak, psikolojik nedenlerle aşırı yemek yeme ve özellikle son zamanlarda sosyal medyada yer alan beslenme uzmanı olmayan kişilerin önerilerini uygulamak ve bilinçsiz uygulanan yanlış diyetler, ağırlık kazanımımı tetikleyebilir. Bu davranışların farkında olmak, bilinçli tercihler yapmak, beslenme önerileri konusunda beslenme alanında çalışan ve eğitim almış diyetisyenlerin önerilerini dikkate almak sağlıklı bir yaşam için oldukça önemlidir” diye konuştu.</p>
<p><b>Bireysel ve toplumsal boyutta önlem alınması gerekiyor</b></p>
<p>Obeziteyle mücadelenin hem bireysel hem de toplumsal boyutta ele alınabileceğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Ayşe Betül Demirbaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Bireysel olarak sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlıkları kazanmak, düzenli egzersiz yapmak, uyku düzenine dikkat etmek ve stresten uzak durmak önemlidir. Toplumsal olarak ise sağlıklı beslenme bilincinin yaygınlaştırılması, fiziksel aktiviteyi teşvik eden politikaların oluşturulması ve sağlıklı besin seçeneklerine erişimin artırılması gibi önlemler alınmalıdır. Obezite, sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur. Sağlıklı bir yaşam için bilinçlenmek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatımıza dahil etmek, obeziteyle mücadelede en etkili adımlardan biri olacaktır.”</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/obeziteyle-mucadelede-yanlis-aliskanliklar-terk-edilmeli/">Obeziteyle mücadelede yanlış alışkanlıklar terk edilmeli</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/obeziteyle-mucadelede-yanlis-aliskanliklar-terk-edilmeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
