<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yol - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/tag/yol/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Apr 2025 19:28:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>Yol - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Aman dikkat: Tedavi edilemeyen diyabet sessizce ilerliyor!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Apr 2025 19:28:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[İnme]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyabet kontrol altına alınmadığında kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği ve sinir hasarı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Endokrinoloji Uzmanı Dr. Ümit Çınkır, diyabet hastalarının düzenli kontrollerini aksatmamaları gerektiğini vurguladı.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/">Aman dikkat: Tedavi edilemeyen diyabet sessizce ilerliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde milyonlarca insanın mücadele ettiği diyabet, yalnızca yüksek kan şekeriyle sınırlı kalmayıp, tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Son yıllarda, diyabetin inme ve körlük gibi ölümcül sonuçlar doğurabileceği konusunda sağlık uzmanları uyarılarda bulunuyor.</p>
<p>Endokrinoloji Uzmanı Dr. Ümit Çınkır, diyabetin kontrolsüz seyrinin yaşam kalitesini büyük ölçüde düşürdüğünü vurguladı.</p>
<p>Çınkır, diyabetin, göz sağlığını doğrudan etkileyerek görme kaybına yol açabileceğini aktararak, &#8220;Diyabetik retinopati, tedavi edilmemiş diyabetin en yaygın göz komplikasyonudur. Yüksek kan şekeri, gözdeki küçük damarları zayıflatıp tıkayarak kanamaya neden olur. Erken aşamalarda belirgin bir semptom göstermese de, zamanla bulanık görme, gece görme zorluğu ve görme kaybı gibi sorunlar ortaya çıkabilir&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Diyabet hastalarının yılda en az bir kez göz muayenesinden geçmesi gerektiğine dikkati çeken Çınkır, erken teşhisle diyabetik retinopati ve diğer göz komplikasyonlarının kontrol altına alınabileceğini vurguladı.</p>
<p>Çınkır, diyabetin damarları etkileyerek arterlerin sertleşmesine ve daralmasına yol açabileceğinin altını çizerek, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Bu durum, kanın beyne ulaşmasını zorlaştırarak inme riskini artırır. Ayrıca yüksek kan şekeri, yüksek tansiyon ve kolesterol de inme riskini artıran faktörlerdendir. Diyabetik hastalarda kan pıhtılaşma oranı arttığından, beyin damarlarında tıkanmalar görülebilir. Yapılan araştırmalar, diyabetli bireylerin inme geçirme olasılığının, diyabeti olmayanlara göre üç kat daha fazla olduğunu göstermektedir. Özellikle tip 2 diyabet hastalarında bu risk daha yüksektir.&#8221;</p>
<p>Diyabetin inme ve körlük gibi komplikasyonlara yol açmasını engellemenin en etkili yolunun erken teşhis olduğuna işaret eden Çınkır, diyabet riski taşıyan bireylerin yıllık kontrolleri aksatmamasının ve belirtiler ortaya çıktığında doktora başvurulmasının önemli olduğunun altını çizdi. </p>
<p>Çınkır, &#8220;Erken tedavi, bu komplikasyonların önlenmesinde büyük rol oynar. Diyabetin önlenmesi için sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri önemli. Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve sigara ile alkolün sınırlanması, diyabetin kontrol altına alınmasını sağlar. Ayrıca aşırı kilolu bireylerin kilo vermesi, diyabetin gelişmesini engelleyebilir veya mevcut diyabetin ilerlemesini yavaşlatabilir. Tedavi edilmeyen diyabet, yalnızca yüksek kan şekeri ile kalmaz, aynı zamanda inme ve körlük gibi hayati komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle diyabet hastalarının düzenli kontrolleri aksatmamaları, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeleri ve doktorlarının önerilerine uymaları çok önemlidir&#8221; ifadelerini kullandı.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/">Aman dikkat: Tedavi edilemeyen diyabet sessizce ilerliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/aman-dikkat-tedavi-edilemeyen-diyabet-sessizce-ilerliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzmanı açıkladı: Çocuklar en çok para yutuyor</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/uzmani-acikladi-cocuklar-en-cok-para-yutuyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uzmani-acikladi-cocuklar-en-cok-para-yutuyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/uzmani-acikladi-cocuklar-en-cok-para-yutuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Apr 2023 11:06:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Sindirim Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sık]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Cisim]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2057</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk Gastroenterolojisi Uzm. Dr. Meltem Gülşan, çocukların en çok para yuttuğunu belirterek, para, oyuncak, mıknatıs ve pil gibi yabancı cisimler konusunda uyarılarda bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uzmani-acikladi-cocuklar-en-cok-para-yutuyor/">Uzmanı açıkladı: Çocuklar en çok para yutuyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Gastroenterolojisi Uzm. Dr. Meltem Gülşan, ağız yoluyla alınan yabancı cisimlerin solunum yoluna kaçarak ciddi morbidite ve mortaliteye neden olduğuna dikkat çekerek, bu vakaların acil olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. </p>
<p>Dr. Gülşan yabancı cisim yutan çocuklarda en sık yutulan yabancı cisimlerin para, oyuncak, mıknatıs ve pil olarak sıralandığını kaydetti. </p>
<p>Gülşan, &#8220;<strong>Uzak Doğu Asya ülkelerinde balık kılçığı yutulması sık görülürken, ülkemizde ise çengelli iğne, toplu iğne, para yutulması daha sık görülmektedir. Yumuşak uçlu yabancı cisimler sorun oluşturmazken, keskin kenarlı olanlar ciddi sorunlara yol açmaktadır.</strong> Yabancı cisimlerin çoğu (yaklaşık yüzde 80 oranında) sindirim kanalını rahatlıkla geçerken, yüzde 20’si sindirim sisteminin anatomik geçiş bölgelerinde takılmaktadır.</p>
<p><b>YABANCI CİSİM YUTULMASINDA MÜDAHALE YÖNTEMLERİ</b></p>
<p>Yemek borusunun üst, orta ve alt darlıkları, pilor, ileoçekal kapak ve rektosigmoid kolon anatomik darlık bölgeleridir. Bazen de yemek borusunda perde, halka, malignite ya da eozinofilik özofajite bağlı darlıklar günlük beslenme sonrasında bile sindirim sisteminde yabancı cisim gibi tıkanıklıklara yol açabilmektedir. Endoskopik girişimlerin çocukluk çağında da kullanılmaya başlanması, yutulan cisimlerin cerrahi olmayan yollarla çıkarılmasını mümkün kılmaktadır. </p>
<p>Endoskopik yöntem yüzde 10-20 kullanılırken, yüzden 1’den az oranda da cerrahi girişime ihtiyaç duyulmaktadır. Yabancı cisim yutan çocukların ilk başvuru anındaki yakınmaları sindirim sisteminde tıkanma hissi, ağızdan salya akması, öksürük, kusma, kanlı salya, yiyeceği reddetme, ağrı (boyun, göğüs ya da karın bölgesinde) ve solunum sıkıntısı şeklinde olmaktadır. Yutulan yabancı cisimler ülke ve bölgelere göre değişmekle beraber genellikle ilk sıralarda madeni para, oyuncak, mıknatıs ve pil yer almaktadır. Toplu iğne yutan olguların büyük kısmı 10 yaş üstünde başörtüsü takan genç kızlar oluşturmaktadır. Bunun nedeni başörtüsünün uçlarını birleştirmek amacıyla toplu iğne kullanırken derin nefes alma ya da gülmeye bağlı kazayla yutma olarak bildirilmiştir. </p>
<p>Yine benzer olarak beş yaş altı çocuklarda toplu iğne yutulmasının nedeninin bebek elbiselerine değişik maksatla takılan iğnelerin kazara yutulması olduğu düşünülmektedir. Yabancı cisimlerin sindirim sisteminde takıldıkları bölgelere bakıldığında yemek borusunun ve özellikle yemek borusunun üst bölümünün ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Birçok çalışmada servikal yemek borusu olarak da bilinen üst anatomik bölge yabancı cisim takılması açısından en sık bildirilen yerdir. </p>
<p>Yemek borusunun önemi madeni para gibi bası yapan cisimlerin dört-altı saat sonrasında nekroza yol açabilmesidir. Yutulan yabancı cisimler ikinci sıklıkta midede tespit edilir. Mide ve sindirim sistemi boyunca tehlike oluşturabilecek bir yabancı cisim ise pildir. Bunun nedeni alkali olan pillerin sindirim sistemi mukozasında yerel erozyona ve içeriğine göre bazen sistemik zehirlenme belirtilerine yol açmasıdır. Mıknatıslar da özellikle çok sayıda yutulmuşsa birbirine yapışıp doku nekrozuna yol açacağından acil çıkarılması gereken yabancı cisimlerdendir. Duodenumda belirlenen yabancı cisimler ise genellikle sorun olmadan sindirim sistemini terk ederler. Yabancı cisimler yerine göre endoskopik olarak çıkarılabilmektedir. Endoskopi işlemi sırasında çocukların ekserıyatına anestezi uygulanmaktadır. Erişkin yaş grubunda endoskopi işlemi sırasında önerilen hafif sedasyon çoğu zaman yeterlidir. Yabancı cisimleri çıkarmak için farklı teknik ve yardımcı aletler kullanan merkezler bulunmakla birlikte en sık kullanılan yöntem endoskopi ve yardımcı aletler ise forseps, tuzak ve baskettir. Sonuç olarak çocukluk çağında özellikle de beş yaş altı dönemde yabancı cisim yutulması bütün dünyada önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Yabancı cisim yutma olgularının ve buna bağlı gelişebilecek daha ciddi sorunların önlenmesi için ebeveynlerin eğitilmesi ve çocukların oyun oynadığı yerlerde önlemler alınması gerekmektedir&#8221; diye konuştu. </p>
<p></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uzmani-acikladi-cocuklar-en-cok-para-yutuyor/">Uzmanı açıkladı: Çocuklar en çok para yutuyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/uzmani-acikladi-cocuklar-en-cok-para-yutuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oksitosin Hormonu nedir?</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/oksitosin-hormonu-nedir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=oksitosin-hormonu-nedir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/oksitosin-hormonu-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2022 10:28:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vücutta hipofiz bezleri tarafından salgılanan ve sadece fizyolojik açıdan değil, psikolojik açıdan da çok büyük önem taşıyan hormonlardan biridir ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/oksitosin-hormonu-nedir/">Oksitosin Hormonu nedir?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Oksitosin, vücutta <strong>hipofiz bezleri</strong> tarafından salgılanan ve sadece fizyolojik açıdan değil, psikolojik açıdan da çok büyük önem taşıyan hormonlardan biridir. Toplumda ‘<strong>aşk hormonu</strong>’ olarak da bilinen bu hormon özellikle kadınlarda davranışları da etkileyebilme özelliğine sahip ve oldukça güçlü etkilerle kendini gösterebiliyor. <strong>Hipofiz bezleri</strong>nin oksitosin hormonunu olması gerekenden daha az salgılaması ise onlarca farklı soruna davetiye çıkarıyor. Aynı zamanda yaşam sevinciyle ilgili sıkıntılara da sebebiyet verebiliyor. Depresif bir ruh halinde olmak, <strong>anksiyete problemleri</strong> yaşamak,<strong> uykuya dalamamak</strong>, sürekli uyanmak bu sorunlardan sadece birkaçıdır.</p>
<h2>Oksitosin (Aşk Hormonu) Ne İşe Yarar?</h2>
<p>Halk arasında <strong>oksitosin hormonu</strong> neden<strong> aşk hormonu</strong> olarak adlandırılıyor sorusunun yanıtı aslında bu hormonun ne işe yaradığını da kısmen açıklıyor. Aşk, sadakat, mutluluk, sevgi, umut gibi duyguların en temel kaynağı aslında bu hormondur. Bazı araştırmalarda psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde umut vaat eden çeşitli sonuçlara ulaşılması, bu hormonun önemini bir kez daha ortaya koydu. Ruh hali ile ilgili etkileri daha çok konuşuluyor olsa da bu hormonun fizyolojik açıdan da son derece önemli faydalar sunduğunun bilinmesi gerekir.</p>
<p>Genel olarak <strong>oksitosin hormonu</strong> ne işe yarar sorusunu küçük bir liste halinde açıklayabiliriz:</p>
<ul>
<li>Merkezi sinir sisteminde nörotransmitter görevini üstlenen bu hormon kan dolaşımının düzenlenmesinde de etkilidir.</li>
<li>Duygu durumunu dengeler ve farklı duygu durumlarında davranışların düzenlenmesinde de önem taşır.</li>
<li>Olumlu duyguların yaşanmasına yardımcı olur.</li>
<li>İltihap önleme özelliği bulunur ve bu özelliği vücuttaki yaraların iyileşme hızını da artırır.</li>
<li>Kortizol seviyesini düşürerek stresi azaltır.</li>
<li>Ağrı eşiğini yükseltir.</li>
<li>Sosyalleşmeyi sağlar, içe kapanık bir ruh haline girmeyi engeller.</li>
<li>Cinsel uyarılmayı artırır.</li>
<li>Empati kurmayı kolaylaştırır.</li>
</ul>
<p>Hamilelikte Oksitosin Hormonu</p>
<p><strong>Gebelik döneminde oksitosin hormonu</strong> önemini daha fazla belli edebiliyor. Örneğin doğum esnasında kadınların yaşadıkları şiddetli ağrıya dayanabiliyor olmalarının nedeni bu hormondur. Çünkü ağrı eşiğini yükseltebiliyor ve bu sayede doğum sancılarına katlanmayı kolaylaştırıyor. Hamilelik döneminde anne adayı ile bebek arasında bir bağ kurulmasını sağlayan da bu hormonun vücutta yaptığı etkilerdir. Hatta hormonun üreme noktasında da belirleyici faktörlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü cinsel ilişki esnasında da salgılanan bu hormon, döllenmeyi kolaylaştırıyor. Bu sayede gebe kalma olasılığını da artırıyor.</p>
<p>Yapılan araştırmalar doğum sancılarının başlamasında da <a href="https://renklikadinlar.com/ask-hormonu-oksitosin-hormonu-nedir/"><strong>oksitosin hormonu</strong></a> etkisini ortaya koydu. Söz konusu hormon doğum zamanında rahmin kasılmasına yardımcı oluyor. Doğum sonrasında, <strong>emzirme dönemi</strong>nde de sütün süt kanallarından geçerek meme ucuna ulaşmasında yine rol oynayan bir hormon olduğunu belirtebiliriz.</p>
<h3>Oksitosin Hormonu Nasıl Arttırılır?</h3>
<p>Öncelikle <strong>oksitosin hormonu</strong> dışarıdan takviye olarak alınabiliyor. Bununla birlikte içerisinde bu hormonun bulunduğu yiyeceklerin tüketilmesi de hormon seviyesini artırmanın yollarından biridir. Bazı yaşamsal faktörlerin de hormon seviyesini yükseltebildiğini belirtelim. Oksitosini artıran unsurlara şu örnekleri verebiliriz:</p>
<ul>
<li>Sosyalleşmek ve insanlar ile iletişim kurmak bu hormonun atmasını sağlayabiliyor. Özellikle sohbet etmek hormon seviyesinin artışa geçmesini sağlıyor.</li>
<li>İyilik yapmak da oksitosini artırmanın yollarından biridir.</li>
<li>Cinsel ilişki ve orgazm söz konusu hormonun vücutta daha fazla salgılanmasını sağlıyor.</li>
<li>Kişinin keyif aldığı aktiviteler de bu listede yer alıyor. Tempolu yürüyüşler, yoga ya da meditasyon gibi egzersizler de hormonu artırmanın bir yoludur.</li>
<li>Oksitosini artırmanın yollarından biri de evcil hayvan beslemektir.</li>
<li>Aşık olmak da bu listede yer alıyor. Aşık olmanın söz konusu hormonu artırdığı çeşitli araştırmalar ile de kanıtlandı.</li>
<li>Listede yer alan unsurlardan biri de hayal kurmaktır. Kişiyi mutlu edecek hayaller kurmak ya da güzel anıları hatırlamak da vücuttaki oksitosin hormonu seviyesini yükseltiyor.</li>
</ul>
<h3>Oksitosin İçeren Besinler Neler?</h3>
<p>Genel olarak A, B1, B2, B6 ve D vitamini içeren gıdaların oksitosin hormonu seviyesini artırdığını belirtmek mümkün. Beslenme yolu ile vücudundaki bu hormonu yükseltmek isteyenler bazı yiyecekleri düzenli olarak tüketmeyi tercih edebilir. Bu yiyecekleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:</p>
<ul>
<li>Yumurta</li>
<li>Süt ve süt ürünleri</li>
<li>Tüm yeşil yapraklı sebzeler</li>
<li>Kuru yemiş çeşitleri</li>
<li>Zeytin</li>
<li>Kırmızı biber</li>
<li>Buğday, pirinç, çavdar ve yulaf</li>
<li>Avokado, elma, muz, çilek ve nar</li>
</ul>
<p>Özellikle hamile kalma noktasında sorun yaşayanların yanıtını merak ettiği bu soruya yanıt ‘evet’ olmalıdır. Çünkü <strong>hipotalomus</strong>a ulaşan sinirsel uyarıların döl yatağına iletilmesi oksitosin hormonu sayesinde gerçekleşiyor. Bu sinirsel uyarılan döl yatağında kasılmayı meydana getiriyor ve erkek üreme hücrelerinin döl yatağına ulaşması da hızlanıyor. Sperm hücreleri kadın üreme hücrelerine daha kolay ulaşıyor.</p>
<p>Döl yatağında bulunan asitlerin sperm hücrelerinin aktifliğini ortadan kaldırdığını belirtmeliyiz. Ancak <strong>oksitosin hormonu</strong> bu geçişi hızlandırdığından sperm hücrelerinin zarar görme olasılığı da azalıyor. Bu sayede gebe kalma olasılığı da güçleniyor ancak elbette oksitosinin tek başına hamile kalmayı sağladığından ya da vücutta bu hormonun eksik olması durumunda hamilelik olasılığının da tamamen ortadan kalktığından söz edemeyiz.</p>
<h3>Oksitosin Hormonunun Yan Etkileri Neler?</h3>
<p>Vücutta tüm hormonlar belirli bir denge içerisinde olmalıdır. Nasıl ki hormonların ideal seviyeden az olması bazı sorunlara yol açıyorsa, fazla olması da çeşitli sıkıntılar doğurabiliyor. Dolayısıyla <strong>oksitosin hormonu</strong> da fazla alındığında ya da vücutta fazla salgılandığında bazı yan etkilerin ortaya çıkması da kaçınılmaz oluyor. Bu yan etkiler arasında en yaygın görülenleri şu şekilde sıralayabiliriz:</p>
<ul>
<li>Rahimde aşırı kasılma olması</li>
<li>Vücutta ödem oluşması</li>
<li>Kan basıncının düşmesi</li>
<li>Ciltte döküntüler oluşması</li>
<li>Çarpıntı</li>
<li>Baş ağrısı</li>
<li>Bazı görme bozuklukları</li>
<li>Doğum sonrasında kanamada artış</li>
<li>Vücudun alerjik reaksiyon göstermesi</li>
<li>Mide bulantısı, kusma</li>
<li>Bazı konuşma bozuklukları</li>
<li>Halsizlik</li>
<li>Hafıza sorunları</li>
</ul>
<p>Bu yan etkilerin genellikle vücut tarafından salgılanan oksitosin hormonu seviyesinin yükselmesi durumunda değil, dışarıdan destek olarak hormon alındığında ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Herhangi bir nedenle dışarıdan oksitosinin destek olarak alınması durumunda, şayet bu yan etkiler ortaya çıkarsa mutlaka doktorunuza bilgi vermelisiniz.</p>
<h4>Oksitosin Hormonu Eksikliği Nasıl Giderilir?</h4>
<p><strong>Vücutta oksitosin hormonu</strong> eksik olduğunda dışarıdan <strong>hormon desteği </strong>alınması mümkün olabilir. <strong>Oksitosinin tablet ya da sprey</strong> şeklinde hazırlanan formları hastaların kolaylıkla bu<strong> hormon takviyesin</strong>den faydalanmalarını sağlayabiliyor. Ancak<strong> hormon takviyesi</strong>nin kesinlikle <strong>doktor kontrolü</strong>nde alınması gerektiğini unutmamalısınız. Söz konusu hormonun takviye amacıyla kullanımı gebelik ya da<strong> kürtaj sonrası yaşanan kanama</strong> durumunda da tercih ediliyor. Kanamayı durdurmak amacıyla ampul şeklinde üretilmiş olan hormon ürünleri kullanılıyor.</p>
<p>Doğum zamanı geldiği halde sancının başlamaması durumunda ise bu hormon damar yolu ile vücuda verilebiliyor. Böylelikle doğumun başlaması sağlanıyor. Tablet formunda üretilen takviyeler ise genellikle depresyon ya da benzer psikolojik sıkıntılar yaşayan kişilerin kullandığı takviye ürünler oluyor. Takviye kullanmadan önce mutlaka test yapılması ve vücuttaki oksitosinin eksikliğinin tespit edilmesi gerekiyor. Bu nedenle doktorunuza danışmadan takviye hormon kullanımı girişiminde bulunmamalısınız.</p>
<p><strong>Oksitosin</strong> vücuttaki birçok süreci kontrol eder ve ayrıca <strong>beyindeki sinir hücreleri</strong>nin birbirlerine mesaj göndermelerine yardımcı olur. Beynin <strong>hipotalamus</strong> olarak bilinen kısmında üretilir.</p>
<p>Hormon kadınlarda doğum sırasında, meme uçları emzirme sırasında ve seks sırasında uyarılır.</p>
<p><strong>Oksitosin</strong> vücuda salındığında, vücut, hormonun daha fazla salınması için cevap verir. Örneğin, doğum sırasında, rahim kasılmaları, oksitosinin kana salınmasına neden olur. Bu daha fazla kasılmalara neden olur, bu da daha fazla oksitosinin salınmasına neden olur.</p>
<h3>Oksitosinin Rolü Nedir?</h3>
<p><strong>Oksitosin</strong>, rahim doğum sırasında büzülmesine yardımcı olur. Bazen yapay oksitosin, emeği indüklemek (başlatmak) veya hızlandırmak için verilir. Ayrıca bazen plasentanın iletilmesine yardımcı olmak veya ağır kanamayı önlemek için doğumdan sonra rahim büzüşmesine yardımcı olmak için kullanılır.</p>
<p>Kadınlar emzirirken, <strong>oksitosin</strong> sütün aşağı inmesine yardımcı olur. Erkeklerde testosteron yapımında ve spermin hareket etmesine yardımcı olmada rolü vardır.</p>
<p><strong>Oksitosin</strong>, insanların ilişki kurmasına yardımcı olması için de önemlidir. İnsanların birbirlerini tanımalarını, güven ve empati duymalarını sağlar ve annelerin bebekleriyle bağ kurmalarına yardımcı olur. Aynı zamanda insanların cinsel olarak uyarılmış hissetmelerini sağlar.</p>
<h3>Çok Fazla Veya Çok Az Miktarda Oksitosin Varsa Ne Olur?</h3>
<p>Vücutta çok fazla veya çok az miktarda <strong>oksitosin</strong> varsa ne olduğu açık değildir.</p>
<p><strong>Çok fazla oksitosin</strong>in<strong> erkeklerde iyi huylu prostat hipertrofisi</strong>ne yol açabileceği , <strong>prostat bezinde idrar yapma</strong>yı zorlaştıran yaygın bir durum olduğu düşünülmektedir .</p>
<p><strong>Çok az oksitosin</strong>, bir <strong>kadının emzirme için sütü bırakma</strong> özelliğini etkileyebilir. <strong>Düşük oksitosin</strong> seviyeleri de <strong>otizm spektrum bozuklukları</strong> ve <strong>depresyon</strong> ile ilişkilendirilmiştir.</p>
<p><strong>Oksitosin seviyeleri</strong>nin artırılmasının sosyal fobi, <strong>depresyon</strong> <strong>ve öfke </strong>sorunlarını tedavi etmeye yardımcı olabileceği öne sürülmüştür. Ancak, aynı zamanda kıskançlık, önyargı ve yalancılıkla da bağlantılıydı çünkü insanların ‘grup içi’ ve ‘grup dışı’ olmalarına neden oluyor.</p>
<p><strong>Oksitosinin vücuttaki rolü</strong>nü tam olarak anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.</p>
<h3>Oksitosin Seviyelerimi Nasıl Ayarlayabilirim?</h3>
<p><strong>Oksitosin</strong>, birkaç farklı durumda tedavi sağlamak için kullanılabilir. Kadınlar bazen kasılmaları başlatmak veya doğum sırasında onları güçlendirmek için bir <strong>oksitosin enjeksiyonu</strong> alır. Ayrıca hamileliği sonlandırmak veya düşük yapma işlemini tamamlamak için kullanılabilir.</p>
<p>Otizmi olan çocuklara bazen sosyal becerilerini geliştirmek ve tekrarlayan davranışlarda yardımcı olmak için oksitosin tedavisi uygulanır. Burun spreyi veya dil altında bir pastil olarak doktor, psikiyatrist veya çocuk doktoru tarafından yazılabilir. Bazı araştırmalar yardım edebileceğini gösteriyor, ancak herkes için işe yarayıp yaramadığını kanıtlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var.</p>
<p><strong>Oksitosin</strong> ayrıca bir sprey olarak çevrimiçi olarak da sunulmaktadır ve insanların size ilgi duymasına neden olabileceği veya size daha fazla güvenebileceği iddia edilmektedir. Bununla birlikte, bu iddialar kanıtlanmamıştır ve çok fazla <strong>oksitosin</strong> kullanmanın insanları kızdırıp agresif hale getirmesi mümkündür.</p>
<p>Bazı çalışmalar, <strong>oksitosin</strong> seviyelerinin doğal olarak iyi hisleri artırarak doğal olarak yükseltilebileceğini göstermektedir – örneğin, bir hayvanı okşayarak, meditasyon yaparak, birisine sarılarak veya bir roller coaster veya skydiving gibi heyecan verici bir şey yaparak</p>
<p>Oksitosin Hakkında</p>
<p><strong>Oksitosin</strong> sosyal davranış ve yara iyileşmesinde önemli rol oynamaktadır.</p>
<p>Enflamasyona Faydaları</p>
<p><strong>Oksitosin</strong>in bazı sitokinleri azaltarak inflamasyonu azalttığı düşünülmektedir . Dolayısıyla, olumlu sosyal etkileşimleri takiben <strong>oksitosin</strong>in artmış salınımı, yara iyileşmesini iyileştirme potansiyeline sahiptir .</p>
<h4>Cinsel Yararları</h4>
<p><strong>Oksitosin</strong>, erkeklerdeki kadın cinsel ilgisi için önemlidir . Farelerde, dişi farelerde oksitosin (reseptör) eksikliği, östrojen döngüsünün cinsel açıdan kabul gören aşamasında özellikle erkek farelerde sosyal ilgi kaybına yol açar.</p>
<p>Sıçanlarda beyin omurilik sıvısına enjekte edilen oksitosin, spontan penis ereksiyonuna neden olur</p>
<p><strong>Oksitosin</strong>, erkeğin erektil kapasitesini kolaylaştırarak ekstazi sağlar ve orgazm sırasında daha büyük miktarlarda salınır. <strong>Oksitosin</strong>in, aynı zamanda, erkeğin besleyici davranışını ve kadına karşı duyduğu sevgiyi teşvik ettiği iddia edilmektedir</p>
<h4>Duygu hali Avantajları</h4>
<p><strong>Oksitosin</strong>, eşten memnuniyet hissi, <strong>kaygı</strong> azalması ve sakinlik ve güvenlik duygularını oluşturur .</p>
<p>Bazı durumlarda,<strong> oksitosin</strong>, <strong>kortizol</strong> gibi stres hormonlarının salınmasını dolaylı olarak inhibe eder ve bu gibi durumlarda <strong>vasopresinin</strong> bir antagonisti olarak düşünülebilir .</p>
<h4>Sosyal Faydaları</h4>
<p>Kişilere <strong>oksitosin</strong> vermek güven ve cömertliği arttırır. İnsanlarda toplumsal ihanet korkusunu azaltır.</p>
<p>Duygusal olayların ifşa edilmesi, insanlara güven mesajını verir. Olumsuz bir olayı anlatırken, oksitosini alan insanlar daha duygusal ayrıntılar ve hikayeler paylaşırlar.</p>
<ul>
<li><strong>Oksitosin takviyesi</strong>, sağlıklı erkeklerde empati yeteneğini arttırır .</li>
<li>Sosyal yabancılaşmayı yaşadıktan sonra bile, oksitosini alan insanlar daha da güvenilirdir.</li>
<li><strong>Oksitosin</strong> amigdala aktivasyonunu inhibe ederek korku tepkilerini etkili bir şekilde önleyebilir .</li>
<li><strong>Oksitosin</strong>, güveni arttırır. İhanete maruz kalmak gibi güvensiz hissetmek durumunda, oksitosin farklı şekilde işlev görür ve güven duygusunu artırır.</li>
</ul>
<h4>Romantizme Faydaları</h4>
<p><strong>Oksitosin</strong> erkeklerdeki romantik cazibe ve bağlanmayı da arttırır ve tekeşli ilişkilerde sadakati artırmaya yardımcı olur .</p>
<p>Bilişsel Faydaları</p>
<p><strong>Tamamlayıcı oksitosin</strong>, kötü deneyimlerin hatırasını azaltabilir ve sosyal bilgi için hafızayı artırabilir .</p>
<p>Örneğin, <strong>oksitosin</strong> verilen erkekler , insan yüzleri için , özellikle de mutlu yüzler için gelişmiş hafıza göstermektedir .</p>
<p>Uyuşturucu Bağımlılığı</p>
<p>Hayvanlardaki bazı araştırmalara göre, <strong>oksitosin</strong> çeşitli bağımlılık yapan ilaçlara (opiatlar, kokain, alkol) tolerans gelişimini engeller ve geri çekilme semptomlarını azaltır.</p>
<p>Son yıllardaki kanıtlar, <strong>hipotalamustaki oksitosin nöronları</strong>nın, normal koşullar altında iştahı baskılamada önemli bir rol oynayabileceğini ve diğer <strong>hipotalamik nöronlar</strong>ın bu<strong> oksitosin nöronlarının inhibisyonu</strong> yoluyla yemeyi tetikleyebileceğini göstermektedir.</p>
<h4><strong>Düşük Oksitosinli Hastalıklar</strong></h4>
<ul>
<li>Otizm</li>
<li>Şizofreni</li>
<li>Sınırda kişilik bozukluğu</li>
</ul>
<p>Doğal Olarak Oksitosin Nasıl Artırılır</p>
<h4><strong>Cinsel:</strong></h4>
<ul>
<li>Cinsel yolla</li>
<li>Orgazmlar – büyük patlamaya neden olur – Subjektif orgazm şiddeti,kadınlarda artmış Oxytocin düzeyleri ile korelasyon gösterir.</li>
<li>Meme ucu stimülasyonu</li>
<li>Sarılmak / dokunmak</li>
<li>Aşık olmak</li>
</ul>
<h4><strong>Hormonlar:</strong></h4>
<ul>
<li>Vitamin D, oksitosini artırır</li>
<li>Melatonin oksitosini artırır</li>
<li>Kortizol düşürücü etkenler</li>
<li>Magnezyum– oksitosinin işlev görmesi için gereklidir</li>
<li>Kolesterol– oksitosinin işlev görebilmesi için gereklidir</li>
<li>Yüksek doz C vitamini</li>
<li>Kafein</li>
</ul>
<div></div><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/oksitosin-hormonu-nedir/">Oksitosin Hormonu nedir?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/oksitosin-hormonu-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yanlış beslenme böbrek taşına neden olabilir</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/yanlis-beslenme-bobrek-tasina-neden-olabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yanlis-beslenme-bobrek-tasina-neden-olabilir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/yanlis-beslenme-bobrek-tasina-neden-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Oct 2021 18:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek Taşı]]></category>
		<category><![CDATA[Şah]]></category>
		<category><![CDATA[Taş]]></category>
		<category><![CDATA[Yol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1582</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yediklerinizin içerisinde fazla miktarda bulunan kalsiyum, oksalat ve ürik asit taş oluşumuna zemin hazırlıyor. Üroloji Uzmanı Dr. Cem Şah ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/yanlis-beslenme-bobrek-tasina-neden-olabilir/">Yanlış beslenme böbrek taşına neden olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Yediklerinizin içerisinde fazla miktarda bulunan kalsiyum, oksalat ve ürik asit taş oluşumuna zemin hazırlıyor.&nbsp;<span style="font-size: 1rem;">Üroloji Uzmanı Dr. Cem Şah, böbrek kanalları içerisinde genellikle bilinmeyen nedenlere bağlı olarak bazı minerallerin birleşerek oluşturduğu sert yapılara böbrek taşı denildiğini söyledi. Ayrıca, değişik büyüklükte ve yapıda olan böbrek taşlarının idrar akışına engel olmuyorsa herhangi bir ağrıya da yol açmadığını belirtti.</span></p>
</p>
<p><b>YETERİ KADAR SU İÇTİĞİNİZDEN EMİN OLUN</b></p>
<p>Taş oluşumunda özellikle beslenmeye bağlı faktörlerin önem taşıdığının altını çizen Dr. Şah,<em><strong> “Bu nedenle doğru beslenerek böbrek taşlarından korunmak mümkün olabiliyor. Ancak yapılan hataların başında özellikle yaz aylarındaki yetersiz su tüketimi geliyor ve bu taş oluşumuna zemin hazırlıyor. Sıcak ve bunaltıcı havalarda metabolizmamız normalden fazla su kaybediyor. Buna rağmen çoğu zaman susamadıkça su içmiyoruz. Yeterli olmayan su tüketimi ise böbrek taşı oluşumuna yol açabiliyor. Sorun yaşamamak için susamayı beklemeden günde en az 2 buçuk 3 litre sıvı tüketilmesi gerekiyor. Ancak söz konusu miktarın içinde günlük tüketilen meşrubat, çay-kahve gibi içecekleri saymamak gerekir.” </strong></em>diye konuştu.</p>
<p>Böbreklerin süzdüğü kanda bulunan kalsiyum ve benzeri küçük kristallerin bazı bireylerde birbirine yapışıp büyüyerek böbrek taşı oluşumuna yol açtığını ifade eden Dr. Cem Şah,<em><strong> “Yapılan araştırmalar doğal yollarla elde edilen limonatanın taş oluşumuna karşı koruyucu bir etkisi olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni ise limonatanın içeriğinde bulunan sitrat, böbrek taşı oluşumunu engellemede önemli bir yere sahip maddedir. Sitrat, böbrek taşlarının yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan kalsiyum okzalat ve fosfatın kristaller halinde birbirine bağlanacağı yerde bu durumu engelleyerek taş oluşumunun önüne geçiyor ya da azaltıyor.” </strong></em>dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://icdn.ensonhaber.com/resimler/dosyalar/2021/09/23/mans-hand-dipping-cucumber-stick-in-hummus-on-the--3HLEA9B.jpg"></p>
<p><b>DOĞRU BESLENEREK TAŞ OLUŞUMUNU ENGELLEYİN</b></p>
<p>Böbrek taşlarının oluşumunda genetik etkenler, yetersiz sıvı tüketimi ve kullanılan bazı ilaçlar gibi pek çok faktör rol oynasa da kimi besinlerin aşırı tüketilmesinin de bu duruma yol açtığını kaydeden Dr. Cem Şah, şunları söyledi: <em><strong>“Obezite, fazla kalsiyum, tuz, hayvansal protein ve D vitamini alımının sık rastlanan böbrek taşı sebepleri arasında yer alıyor. Kırmızı et, sakatat, tavuk ve deniz mahsulleri gibi hayvansal protein içeren besinlerin fazlaca tüketilmesi idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi maddelerin miktarını artırırken, fazla tuz alımı da bu hastalıktan koruyucu bir madde olan sitratın miktarını azaltarak taş oluşumuna sebep olabiliyor.”</strong></em></p>
<p>Şah, böbrek taşlarının yaklaşık yüzde 75’ini kalsiyum oksalat taşlarının oluşturduğunu belirterek,<em><strong> “Bunun dışında enfeksiyonlara bağlı taşlar ile ürik asit taşları, sistin taşları ve kalsiyum fosfat taşları da görülüyor. Böbrek taşları her yaşta ortaya çıkabilirken, erkeklerde kadınlara göre daha fazla rastlanıyor.” </strong></em>dedi.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/yanlis-beslenme-bobrek-tasina-neden-olabilir/">Yanlış beslenme böbrek taşına neden olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/yanlis-beslenme-bobrek-tasina-neden-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
