<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>uyku - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/tag/uyku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 23:59:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>uyku - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uyurgezerlik için kritik rehber</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uyurgezerlik-icin-kritik-rehber</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 23:59:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyurgezerlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gece yarısı aniden yataktan kalkıp ev içinde şuursuzca dolaşan birini görmek, pek çok aile için büyük bir endişe ve korku kaynağı olmaya devam ediyor. Tıp dünyasında somnambulizm olarak bilinen uyurgezerlik, sanılanın aksine bir uyanıklık hali değil ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/">Uyurgezerlik için kritik rehber</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gece yarısı aniden yataktan kalkıp ev içinde şuursuzca dolaşan birini görmek, pek çok aile için büyük bir endişe ve korku kaynağı olmaya devam ediyor. Tıp dünyasında somnambulizm olarak bilinen uyurgezerlik, sanılanın aksine bir uyanıklık hali değil, beynin en derin uyku evresinde gerçekleşen gizemli bir süreçtir. Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi&#8217;nden Uzm. Dr. Gözde Nezir Eyican, hem çocuklarda hem de erişkinlerde görülebilen bu uyku bozukluğunun anatomisini ve doğru müdahale yollarını paylaştı.  </p>
<p><strong>UYURGEZERLİK DERİN UYKUDA ORTAYA ÇIKIYOR </strong> </p>
<p>Uzm. Dr. Eyican, “Uyurgezerlik non-REM uyku evresinde ortaya çıkıyor. Uyurgezerlik sırasında kişi bilinçsiz şekilde yataktan kalkabilir, ev içinde dolaşabilir ve çeşitli davranışlar sergileyebilir. Gözleri açık görünür ve dışarıdan bakıldığında uyanık gibi algılanabilir ancak aslında kişi o sırada derin uykudadır. Uyurgezerlik çocukluk çağında daha sık görülüyor. Çocukluk çağında görülen uyurgezerlik çoğu zaman ergenlik dönemine doğru kendiliğinden düzelir. Ancak bazı kişilerde erişkin yaşlarda da devam edebilir” diye konuştu.  </p>
<p><strong>GENETİK YATKINLIK ÖNEMLİ</strong>  </p>
<p>Uyurgezerlikte genetik faktörlerin önemli rol oynadığını belirten Dr. Eyican, “Ailede benzer öyküler bulunması riski artırabilir. Anne veya babada uyurgezerlik varsa çocuklarda görülme ihtimali artabiliyor. Aynı şekilde çocukluk döneminde uyurgezerlik yaşayan kişilerde ilerleyen yıllarda tekrar ortaya çıkma ihtimali de bulunabiliyor. Uyurgezer bir kişinin ani şekilde uyandırılması doğru bir yaklaşım değildir. Uyurgezer bir kişiyi o anda uyandırmak oryantasyon bozukluğuna neden olabilir ve kişiyi panik haline sokabilir. Bu durumda yapılması gereken en doğru şey, kişiyi sakin bir şekilde yönlendirerek tekrar yatağına dönmesini sağlamaktır” ifadelerini kullandı.  </p>
<p><strong>UYKU TESTİYLE TANI KONULABİLİYOR</strong> </p>
<p>Uyurgezerlik tanısında uyku testinin önemli bir yöntem olduğunu belirten Eyican, şunları söyledi: “Polisomnografi adı verilen uyku testi sayesinde uyurgezerliğin başka nörolojik hastalıklarla karışıp karışmadığını anlayabiliyoruz. Aynı zamanda uyku apnesi gibi eşlik eden sorunları da tespit edebiliyoruz. </p>
<p><strong>ERİŞKİNLERDE MUTLAKA DEĞERLENDİRİLMELİ</strong>  </p>
<p>Erişkin yaşlarda ortaya çıkan uyurgezerliğin bazı hastalıklarla birlikte görülebileceğini belirten Dr. Eyican, “Uyurgezerlik erişkinlerde uyku apnesi, huzursuz bacaklar sendromu, bazı psikiyatrik hastalıklar veya nörolojik rahatsızlıklarla birlikte görülebilir. Bu nedenle erişkinlerde mutlaka tanı ve tedavi planı yapılmalıdır. Uyurgezerlik sırasında kişi farkında olmadan kendisine veya çevresindekilere zarar verebilir. Bu nedenle kesici ve delici aletlerin bulunduğu alanların kilitlenmesi, kapı ve pencerelere güvenlik kilidi takılması gibi önlemler alınmalıdır”</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/">Uyurgezerlik için kritik rehber</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/uyurgezerlik-icin-kritik-rehber/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:49:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hülya Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bipolar bozukluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, doğru tedavi ve düzenli takiple hastaların tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebildiğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/">Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bipolar bozukluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, doğru tedavi ve düzenli takiple hastaların tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebildiğini söyledi. Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken 6 kritik nokta olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ensari, bu önemli noktaları şöyle sıraladı: “İlaç tedavisine kesintisiz devam edilmeli, uyku düzeni korunmalı, alkol ve madde kullanımından kaçınılmalı, erken uyarı işaretleri tanınmalı, düzenli doktor kontrolü aksatılmamalı ve stres yönetimi ile yaşam düzenine özen gösterilmeli.”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, 30 Mart Dünya Bipolar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Bipolar bozukluğun duygulanımın mani ve depresyon atakları dediğimiz iki uç arasında gidip gelmesiyle karakterize olan, arada tam düzelmeyle giden eski adıyla &#8220;manik-depresif hastalık&#8221; olarak bilinen bir duygulanım hastalığı olduğunu ifade etti.<br />Hastalığın iki temel kutbu bulunuyor<br />Hastalığın iki temel kutbu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, şunları söyledi:<br />“Manik dönem, kişide uyku ihtiyacının belirgin azalması, enerjide olağanüstü artış, hızlı ve durdurulamaz konuşma, grandiyöz düşünceler (kendini olağanüstü yetenekli veya güçlü hissetme), dürtüsel ve riskli davranışlar (aşırı harcama, düşünmeden verilen kararlar), dikkat dağınıklığı ve irritabilitenin görüldüğü duygu, düşünce ve davranışlarda artış ile karakterize bir dönemdir. Manik dönemde hasta kendisini dünyanın en güçlü, en zeki insanı gibi hissedebilir, çevresindeki insanlar bu değişimi açıkça fark eder. Ağır manik dönemlerde, gerçeklikle bağdaşmayan inançlar (sanrılar) veya var olmayan şeyleri duyma (varsanılar) şeklinde psikotik belirtiler tabloya eklenebilir. Depresif dönemde ise tablonun tersine döndüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Derin çökkünlük, hiçbir şeyden zevk alamama, enerji kaybı, uyku ve iştah bozuklukları, değersizlik ve suçluluk duyguları, konsantrasyon güçlüğü ve ağır durumlarda intihar düşünceleri ortaya çıkabilir.&nbsp; Bu dönemde de bu kez duygu, düşünce ve davranışlarda yavaşlama ve azalma belirgindir.”&nbsp;<br />Hipomani, tanıyı geciktirebiliyor&nbsp;<br />Hastalığın iki ana tipi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bipolar I bozuklukta en az bir tam manik dönem bulunurken, Bipolar II bozuklukta mani yerine daha hafif bir yükselme olan hipomani dönemleri ve tekrarlayan depresyon atakları görülür. Hipomanide kişi enerjik ve üretken hisseder ancak işlevsellikte ciddi bir bozulma olmaz ve psikotik belirtiler bulunmaz. Bu nedenle hipomani çoğu zaman &#8220;hastalık&#8221; olarak algılanmaz ve tanı gecikir” uyarısında bulundu.<br />Bipolar 18-25 yaşları arasında başlıyor<br />Bipolar bozukluğun genellikle genç erişkinlik döneminde, ortalama 18-25 yaşları arasında başladığını belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Hastalık, kadın ve erkeklerde yaklaşık eşit sıklıkta görülür. Ancak kadınlarda depresif dönemler daha ağırlıklıyken, erkeklerde manik dönemler daha belirgin olma eğilimindedir. Kadınlarda doğum sonrası dönem özellikle depresyon için riskli bir zaman dilimidir” dedi.<br />Çevresel etkiler hastalığın tetiklenmesinde etkili olabiliyor<br />Bipolar bozukluğun güçlü bir genetik yatkınlık taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Birinci derece akrabalarında bipolar bozukluk olan bireylerde hastalık riski genel popülasyona göre 8-10 kat artmaktadır. Ancak genetik yatkınlık tek başına yeterli değildir; stresli yaşam olayları, uyku düzensizlikleri ve madde kullanımı gibi çevresel etkenler hastalığın tetiklenmesinde önemli rol oynar. Bipolar Bozukluğun etiyolojisinin çok sayıda genetik, nörokimyasal ve çevresel faktör arasındaki etkileşimi içerdiğine inanılmaktadır. İlk belirtilerden doğru tanıya ulaşma süresi ne yazık ki ortalama 5-10 yıl gibi uzun bir süreyi kapsamaktadır” diye konuştu.<br />Doğru ve düzenli tedavi ile üretken bir yaşam sürdürülebilir<br />Bipolar bozukluğun kesinlikle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Doğru ve düzenli tedavi ile hastalar son derece üretken ve tatmin edici bir yaşam sürdürebilir. 30 Mart Dünya Bipolar Günü&#8217;nün, bipolar bozuklukla yaşamış olan ünlü besteci Vincent Van Gogh&#8217;un doğum gününe denk gelmesi tesadüf değildir; tarih boyunca pek çok sanatçı, bilim insanı ve lider bu hastalıkla birlikte olağanüstü başarılara imza atmıştır.<br />İlaç tedavisi ve psikoterapi uygulanıyor<br />Tedavinin iki temel ayağını ilaç tedavisi ve psikoterapinin oluşturduğunu&nbsp; söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, şu bilgileri verdi:<br />Farmakoterapi (İlaç Tedavisi): Tedavinin temel taşı duygudurum dengeleyicilerdir. Lityum, bipolar bozukluk tedavisinde altın standart olmaya devam etmektedir. Lityumun yanı sıra valproat, karbamazepin ve lamotrigin gibi antiepileptik ilaçlar da duygudurum dengeleyicisi olarak kullanılmaktadır. Atipik antipsikotikler (ketiapin, olanzapin, risperidon ,aripiprazol vb) özellikle akut manik dönemlerde ve idame tedavide kullanılır.<br />Psikoterapi: İlaç tedavisinin yanı sıra psikoterapi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.&nbsp; Bilişsel davranışçı terapi ile hasta erken uyarı işaretlerini tanımayı, düşünce kalıplarını fark etmeyi ve başa çıkma becerilerini geliştirmeyi öğrenir. Kişilerarası ve sosyal ritim terapisi uyku-uyanma döngüsü ve günlük rutinlerin düzenlenmesine odaklanır; çünkü ritim bozulmaları atakları tetikleyebilir. Psikoeğitim ise hem hastanın hem ailesinin hastalığı anlamasını, tedavi uyumunu artırmayı ve nüksü önlemeyi hedefler.&nbsp; Aile eğitimi, özellikle çok önemli olup; ailede hastalığın anlaşılmaması hem hastanın hem ailenin yaşam kalitesini olumsuz etkiler.”<br />TRSM’lerden destek alınabiliyor<br />Prof. Dr. Hülya Ensari, bugün artık Türkiye’de hemen hemen her ilde mevcut Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinde (TRSM) bipolar bozukluk tanısı bulunan bireylerin kendi ikamet adreslerine en yakın bulunan TRSM’den hizmet alabildiğini söyledi. Prof. Dr. Hülya Ensari, “Burada psikiyatrist liderliğinde psikolog, sosyal çalışmacı, psikiyatri hemşiresi,ergoterapist, iş uğraşı terapisti, diyetisyen gibi multidisipliner ekip eşliğinde bipolar tanısı alan bireylerin bireysel bakım planları doğrultusunda psikolojik, tıbbi, sosyal, ekonomik, barınma ve iş alanlarındaki ihtiyaçları tespit edilmektedir. Bireye özgü düzenli takip, tedavi ve rehabilitasyon süreçleri takip edilmekte, gerektiğinde gezici ekip ev ziyaretleri ve kurumlararası iş birliği ile bipolar bozukluk tanısı alan bireylerin mevcut ihtiyaçları giderilerek ve güçlendirilerek toplumla bütünleşmeleri sağlanmaktadır” diye konuştu.<br />Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken kritik noktalar<br />Bipolar bozuklukta tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavide dikkat edilmesi gereken kritik noktaları şöyle sıraladı:<br />İlaç tedavisine kesintisiz devam: Bipolar bozuklukta en sık karşılaşılan ve en tehlikeli sorun, hastanın kendini iyi hissettiği dönemlerde ilaçlarını bırakmasıdır. İlaç kesildiğinde nüks riski çok yüksektir ve her yeni atak hastalığın kronikleşmesine katkıda bulunur.<br />Uyku düzeninin korunması: Uyku düzensizliği hem manik hem depresif atakların en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Düzenli uyku-uyanma saatleri, uyku hijyeni kurallarına uyum ve uyku değişikliklerinin erken fark edilmesi tedavinin kritik bileşenleridir.<br />Alkol ve madde kullanımından kaçınma: Alkol ve madde kullanımı, bipolar bozuklukta hem atakların tetiklenmesine hem de tedavi yanıtının belirgin ölçüde azalmasına neden olur. Özellikle alkol, depresif dönemleri derinleştirir; uyarıcı maddeler ise manik ataklara zemin hazırlar.<br />Erken uyarı işaretlerinin tanınması: Her hastanın kendine özgü nüks habercileri vardır. Uyku ihtiyacının azalması, harcamalarda artış, konuşma hızında değişim veya sosyal geri çekilme gibi belirtiler hastanın ve ailesinin birlikte tanıması gereken bireysel uyarı işaretleridir. Bu işaretlerin erken fark edilmesi ile atak önlenebilir veya hafif atlatılabilir.<br />Düzenli hekim kontrolü: Lityum, valproik asit gibi duygudurum dengeleyicileri düzenli kan düzeyi takibi, tiroid ve böbrek fonksiyon testlerinin takibini gerektirir. Tedavi izlemi kesintisiz sürdürülmelidir.<br />Stres yönetimi ve yaşam düzeni: Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sosyal destek ağının güçlendirilmesi ve stres yönetimi teknikleri tedavinin destekleyici bileşenleridir.<br />Duygudurum değişikliği belirtilerini fark ettiğinizde uzmana başvurun<br />Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı: “Son olarak, 30 Mart Dünya Bipolar Günü vesilesiyle şunu vurgulamak gerekir ki, bipolar bozukluk tedavi edilebilir bir hastalıktır. Doğru tedavi ve düzenli takiple hastalar tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebilir. Hastalığa ilişkin toplumsal damgalanmanın azaltılması, erken tanının teşvik edilmesi ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması hepimizin ortak sorumluluğudur. Ruh sağlığı herkesin meselesidir. Ruh sağlığı olmadan sağlıktan söz edilemez. Lütfen yukarda söz ettiğimiz depresyon veya manik atak gibi duygudurum değişikliği belirtilerini yaşadığınızı fark ettiğinizde erkenden ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurunuz.”</p>
<p></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/">Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göz Sağlığını Korumada Etkili 8 Öneri</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 16:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[Gün]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Vitamini]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göz sağlığını korumanıza yardımcı 8 etkili öneri</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/">Göz Sağlığını Korumada Etkili 8 Öneri</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1.Sağlıklı beslenmek:</strong></p>
<p>Göz sağlığı için bazı besin maddeleri oldukça önemlidir.</p>
<p><strong>A vitamini</strong></p>
<p>Belki de göz sağlığı açısından en iyi bilinen besin A vitaminidir. Retinanızın, ışık ışınlarını gördüğümüz görüntülere dönüştürmeye yardımcı olması için bol miktarda A vitaminine ihtiyacı vardır. Ayrıca yeterli miktarda A vitamini olmazsa göz kuruluğu gelişebilir. Havuç, tatlı patates, kavun, kayısı A vitamini içeren besin kaynaklarıdır.</p>
<p><strong>Lutein ve zeaksantinin&nbsp;</strong></p>
<p>Birçok kronik göz hastalığının oluşumunu engellediği bilinmektedir. Bu maddelerden en zengin besinler özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler (lahana, ıspanak vb.) ve diğer renkli meyve ve sebzelerdir (brokoli, mısır, bezelye, Trabzon hurması, mandalina vb.).</p>
<p><strong>C Vitamini</strong></p>
<p>Bilimsel araştırmalara göre C vitamini, katarakt ve sarı nokta hastalığı gelişme riskini azaltmaktadır. Günlük rutininizde C vitamini içeren besinlere (portakal, greyfurt, çilek, domates vb.) yer vermek oldukça önemlidir.</p>
<p><strong>E vitamini&nbsp;</strong></p>
<p>Göz sağlığının korunmasında faydalı bir antioksidandır. Bitkisel yağlar (mısır yağı, aspir gibi), fındık, badem, ayçiçeği çekirdeği, buğday tohumu, tatlı patates, avokado iyi birer E vitamini kaynağıdır.</p>
<p><strong>Omega-3&nbsp;</strong></p>
<p>Yağ asitleri görsel gelişim ve retina fonksiyonları için çok önemlidir. Aynı zamanda sağlıklı bir gözyaşı üretimi için de yeterli miktarda omega-3 alınması gerekmektedir. Haftada en az 2 öğün balık tüketimi (özellikle somon, ton balığı gibi soğuk su balıkları) yeterli miktarda omega-3 alımı için önerilmektedir.</p>
<p><strong>Çinko minerali&nbsp;</strong></p>
<p>Retinanın sağlıklı kalmasına yardımcı olur ve gözlerinizi ışığın zararlı etkilerinden koruyabilir. Ancak çinko, vücudumuzdaki kırmızı kan hücrelerinin oluşmasına yardımcı olan bakır miktarını azaltabilir. Baklagiller (fasulye, barbunya, börülce vb.) hem çinko hem bakır içerirler. Çinko açısından zengin diğer yiyecekler arasında yağsız kırmızı et, kümes hayvanları, istiridye ve zenginleştirilmiş tahıllar bulunur.</p>
<p><strong>2.Düzenli uyku uyumak:</strong></p>
<p>Uyku, tüm vücut için olduğu gibi gözler için de bir dinlenme ve yenilenme dönemidir. Nasıl ki vücudunuzun geri kalanı yenilenmek için uykuya ihtiyaç duyuyorsa, gözleriniz de aynı şekilde uykuya ihtiyaç duyar. Gözlerimiz uyandığımız andan uyuyana kadar gün boyunca sürekli bir aktivite halindedir. Toz, kirlilik ve ışık gibi zorlanmaya ve zarara neden olabilecek çeşitli çevresel faktörlere maruz kalırlar. Dolayısıyla uyku, gözlerimizin rahatlayabileceği, yenilenebileceği ve ertesi günün aktivitelerine hazırlanabileceği zamandır.</p>
<p><strong>Uykunun en derin aşamasında toksinler dışarı atılıyor!</strong></p>
<p>Uykunun en derin aşamasında gözlere kan akışı artar, gerekli besin maddeleri sağlanır ve zararlı toksinler dışarı atılır. Bu süreç, sağlıklı gözleri korumak için çok önemli olan gözlerdeki hücrelerin onarımına yardımcı olur. Ayrıca uyku sırasında gözlerin yağlanması ve beslenmesi için gerekli olan gözyaşı üretimi de artar. Uyku eksikliği bu süreçleri bozar ve göz kuruluğu, göz yorgunluğu, bulanık görme gibi çeşitli sorunlara yol açar.</p>
<p><strong>Az uyku sarın nokta yapıyor!</strong></p>
<p>Ayrıca uyku eksikliğinin halk arasında sarı nokta hastalığı olarak da bilinen yaşa bağlı makul dejenerasyonu ve glokom (göz tansiyonu) hastalığı riskini arttırdığı bilinmektedir. Dolayısıyla uyku ile göz sağlığı arasında doğrudan bir bağlantı olduğu ve yeterli dinlenmenin göz bakımı için hayati önem taşıdığı açıktır.</p>
<p><strong>3.Güneş Gözlüğü:</strong></p>
<p>Birçok kişi cildi güneşin zararlı etkilerinden korumak için koruyucu kremler kullansa da gözlerin korunması genelde ihmal edilir. Ultraviyoleye uzun süre maruz kalmak katarakt, göz tümörleri, sarı nokta hastalığı, pterjium (göz eti ya da kuş kanadı olarak bilinir), kuru göz hastalığı gibi birçok göz hastalığına sebep olabilir. Gözlerinizi yıllarca ultraviyole ışınlarına maruz kalmaktan korumak için erken yaşta uygun güneş gözlüğü takmaya başlamak önemlidir. Fakat güneş gözlüğü kullanırken ultraviyole korumasına mutlaka dikkat edilmelidir. Ultraviyole-A ve B koruması %100 olan ya da 400 nanometreye kadar ultraviyole ışınlarını engelleyen (UV400) güneş gözlükleri tercih edilmelidir. Aksi takdirde faydadan çok zarar verebilir.</p>
<p><strong>4.Ekran Süresini Sınırlama:</strong></p>
<p>Özellikle pandemiyle birlikte günlük rutinlerimiz oldukça değişti. Uzaktan eğitim ve uzaktan çalışma gibi uygulamalarla birlikte dijital ekranlara maruziyetimiz de oldukça arttı. Dijital ekran maruziyeti ile beraber bulanık görme, çift görme, odaklanmada zorlanma, göz yorgunluğu, göz ve çevresinde ağrı, kızarıklık, yanma gibi şikâyetler yaşıyorsanız dijital göz yorgunluğu sendromunuz olabilir. Hâlihazırda bulunan göz bozukluklarınız (özellikle astigmat), göz kuruluğunuz, kirpik iltihabınız, kontakt lens kullanımınız varsa dijital ekran göz yorgunluğu daha şiddetli olabilir. Kullanılan ekranın kalitesi ve çözünürlüğü, yazıların okunabilirliği, ekranın parlaklığı ve kontrastı, yaydığı mavi ışık seviyesi de semptomların şiddetini etkilemektedir. Basit önlemlerle bu şikâyetleri azaltmak veya ortadan kaldırmak mümkündür. Bilgisayar ekranına uygun ergonomik pozisyonda oturmak, her 20 dakikada bir 20 saniye 5-6 metre uzağa doğru bakmak ve odağınızı değiştirmek, dijital ekranlarda her 2 saatte bir 15 dakika mola vermek, sık göz kırpmak, mavi ışık filtreleyen gözlükler kullanmak (faydası tartışmalıdır) dijital göz yorgunluğu sendromunun engellenmesinde faydalı olabilir.</p>
<p><strong>5.Sigarayı Bırakmak:&nbsp;</strong></p>
<p>Sigara kullanımı gözünüzde değişen ciddiyette hastalıklara da sebep olabilir. Sigara kullananların veya sigara dumanına maruz kalanların en sık yaşadığı göz problemi kuru göz hastalığıdır. Gözlerde kızarıklık, yanma, batma, kaşıntı gibi semptomlar ortaya çıkabilir. Katarakt, sarı nokta hastalığı, optik sinir hastalıkları, üveit gibi daha ciddi göz hastalıklarına da yol açtığı kanıtlanmıştır. Graves hastalığı (zehirli guatr) bulunanlarda özellikle sigara kullanımının mutlaka sonlandırılması gerekiyor, aksi takdirde çok ciddi komplikasyonlara yol açarak ameliyat gerektiren durumlara sebebiyet verebiliyor.</p>
<p><strong>6.Koruyucu Gözlük Kullanımı:</strong></p>
<p>Gözler vücut ön yüzünün sadece %0.5’ini oluşturmalarına rağmen, travmaları tüm vücut yaralanmalarının yaklaşık %10’unu oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tüm dünyada her yıl 1 günden fazla iş gücü kaybına neden olan 55 milyondan fazla göz yaralanması meydana gelmektedir. Tüm hastaların ortalama 750.000’i hastaneye yatırılırken, vakaların 500.000’i körlükle sonuçlanmaktadır. Uygun bir koruyucu gözlük kullanımı ile bu kazaların %90’ından korunmak mümkündür. Dolayısıyla ileri bir sağlık sorununa ve iş gücü kaybına yol açmasını engellemek için özellikle riskli iş kollarında uygun koruyucu gözlük kullanımı hayati önem arz etmektedir.</p>
<p><strong>7.Göz Hijyeni:</strong></p>
<p>Gözleriniz sağlığınızın önemli bir parçasıdır ancak hijyen söz konusu olduğunda çoğu zaman uygun bakımı göz ardı ederiz. Birkaç sağlıklı alışkanlık ve günlük rutininize eklemeler enfeksiyon, kontaminasyon ve göz hastalıklarından kaçınmanıza yardımcı olabilir. Doğru el yıkamayla viral konjonktivit (göz nezlesi) gibi yaygın göz enfeksiyonlarından kaçınabilirsiniz. Mikropların başkalarına yayılmasını önlemek için mümkünse havlu, makyaj malzemesi veya göz damlalarını paylaşmaktan kaçının. Hijyen aynı zamanda blefaritin (kirpik dibi iltihabı) tedavisinde de önemlidir. Blefarit, tekrarlama eğiliminde olduğundan uygun göz kapağı hijyeni (çay ağacı yağı içeren göz şampuanlarının kullanımı gibi) çok önemlidir.</p>
<p><strong>Makyaj yapanlar dikkat!</strong></p>
<p>Makyaj kalıntıları göz tahrişine ve kızarıklığa neden olabilir. Makyajınızı, özellikle inatçı maskaranızı çıkarmak için sıcak kompresler, makyaj mendilleri veya hindistancevizi yağı gibi doğal alternatifler kullanın. Makyajınızı çıkarmadan asla uyumayın. Kalıcı makyaj ve kalıcı takma kirpik gibi kirpik diplerinde uzun süreli değişikliklere neden olabilecek uygulamalardan kaçının. Herhangi bir makyaj malzemesi kullanımı sonrası göz kapağınızda ya da gözünüzde tahriş meydana gelirse aynı makyaj ürününü tekrar kullanmaktan kaçının.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>8.Düzenli Göz Muayenesi:</strong></p>
<p>Doğumdan itibaren birçok hastalığın erken teşhis ve tedavisi için rutin göz muayenelerini aksatmamak oldukça önemlidir. Yeni doğan bir bebek, normal zamanında doğmuşsa 1. Ayında, 6-12 ay arasında, 3 yaşında ve okul öncesinde en az bir kez göz muayenesinden geçmelidir. Özellikle bu yaş gruplarında başlayan göz bozuklukları, erken tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kayıplarına sebep olabilmektedir. Erişkin bireylerde herhangi bir ek hastalık veya aile öyküsü yoksa 40 yaşından sonra yılda bir kez göz muayenesi olması önerilmektedir. Glokom, sarı nokta hastalığı, katarakt gibi yaşla birlikte görülme sıklığı artan göz hastalıklarının erken teşhisinde yıllık kontroller oldukça önemlidir. Diyabet, hipertansiyon gibi göz sağlığını etkileyebilecek sistemik hastalığı bulunanların veya ailesinde genetik göz hastalığı bulunanların 40 yaşından önce de en azından yılda bir göz kontrolü olması önerilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/">Göz Sağlığını Korumada Etkili 8 Öneri</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/goz-sagligini-korumada-etkili-8-oneri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Yetişkinlerin yüzde 50’si uykusuzluk çekiyor&#8217;</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/yetiskinlerin-yuzde-50si-uykusuzluk-cekiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yetiskinlerin-yuzde-50si-uykusuzluk-cekiyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/yetiskinlerin-yuzde-50si-uykusuzluk-cekiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Sep 2023 18:52:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[Saat]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çok sayıda insanın günlerce ya da haftalarca devam eden akut uykusuzlukla mücadele ettiğine dikkat çeken Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Emir Ruşen, "Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 50’si uykusuzlukla karşı karşıya kalabilir" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/yetiskinlerin-yuzde-50si-uykusuzluk-cekiyor/">‘Yetişkinlerin yüzde 50’si uykusuzluk çekiyor’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan vücudundaki sirkadiyen ritim adı verilen düzenleyici sistem, dahili saat gibi gün boyu uyanık, geceleriyse uykulu hissedilmesini sağlar. Her gün aynı saatlerde uyumak ve uyanmak, iç saatin düzene girmesini sağlar. İnsan ömrünün en az 1/3’ünü uykunun oluşturduğuna belirten uzmanlar, yetişkinler için her gece 7 ila 9 saat uyumanın şart olduğunu dile getiriyor.</p>
<p>Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. <strong>Emir Ruşen</strong>, bununla birlikte çok sayıda insanın günlerce ya da haftalarca devam eden akut uykusuzlukla mücadele ettiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Bu dönemlerin genellikle stresin veya travmatik bir durumun tetiklemesiyle ortaya çıktığını söyleyen Dr. Emir Ruşen, &#8220;Bu durum kısa süreli ve geçicidir. Fakat bazı bireyler, bir aydan daha fazla süre uykusuzluk dönemi yaşayabilirler. Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 50’si uykusuzlukla karşı karşıya kalabilir. Klinik vakalara göre her 10 kişiden 1’i kronik uykusuzluktan şikâyet eder. Kadınlar ise erkeklerden yaklaşık iki katı daha fazla uykusuzluk çekerler. Gençlerden ziyade de yaşlılarda daha yaygındır&#8221; açıklamalarını yaptı.</p>
<p><b><img decoding="async" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/8/22/162504814-uyku.jpg"/></b></p>
<p><b>&#8220;80&#8217;İN ÜZERİNDE UYKU HASTALIĞI TÜRÜ VAR&#8221;</b></p>
<p>Dr. Emir Ruşen açıklamasında yeterli uyku alınamamasının önemli tıbbi sonuçlar doğurduğunu belirtti. Bireylerin metabolizmalarına ciddi zarar verdiğini ifade ederek, yüksek tansiyon, bağışıklık sisteminde zayıflama, dikkat eksikliği, yorgun hissetme, buna bağlı olarak iş performansında düşüş gibi günlük hayatı olumsuz etkileyen sonuçlarına dikkat çekti. 80’in üzerinde uyku hastalığı türü olduğuna da değinen Dr. Emir Ruşen, &#8220;Başlıcaları uyku bozuklukları, uykusuzluk, uykuya dalamama, erken uyanma, aşırı uykululuk uyurgezerlik, huzursuz bacak sendromudur&#8221; dedi.</p>
<p><b><img decoding="async" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/8/20/150815775-uyku-2.jpg"/></b></p>
<p><b>DÜZENLİ UYKU İÇİN PÜF NOKTALARI</b></p>
<p>Düzenli uyku için alınabilecek basit ama etkili önlemlerden de bahseden Dr. Ruşen, &#8220;Yatmadan önce dinlenmek için kendinize 30-45 dakika verin. Böylece vücudunuz ve zihniniz rahatlayıp uykuya hazır hale gelir.” tavsiyesinde bulundu. Konuşmasında uyku düzeni üzerinde beslenmenin de önemli bir yeri olduğunun altını çizen Dr. Ruşen, Akdeniz diyetinin uyku kalitesi ve süresini artıran bir sağlıklı beslenme modeli olduğunu söyledi. “Akdeniz diyeti, sağlıklı yağ örüntüsüne sahip, antioksidan ve lif içeriği yüksek bir diyet olarak tanımlanıyor. Bu diyetin genel örüntüsüne baktığımızda zeytin ve zeytinyağından zengin, sebze, meyve, kuru baklagil ve tam tahıllar ile sert kabuklu kuru yemişleri içeren, ayrıca orta düzeyde süt ve süt ürünleri, yumurta, tavuk tüketiminin de yer aldığı bir beslenme modelidir. Beslenmenizde bunlara ağırlık verin&#8221; şeklinde ifade etti</p>
<p><b><img decoding="async" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/9/10/141327868-fast-food.jpg"/></b></p>
<p><b>YATMADAN ÖNCE BUNLARI YEMEYİN</b></p>
<p>Dr. Ruşen, yapılmaması gerekenlere de dikkat çekerek, önerilerine şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Yatmadan önce yüksek karbonhidratlı yemekler yemeğin. Bunlar uykuya daha hızlı dalmayı sağlamasına rağmen dinlendirici bir uykuya mâni olur. Yağ oranı yüksek yemekler ise daha derin ve dinlendirici bir uykuyu teşvik edebilir. Yani toplam kalori aynı olsa da yüksek karbonhidratlı-düşük yağlı bir yemek uyku kalitesini düşük karbonhidratlı-yüksek yağlı bir yemeğe kıyasla önemli ölçüde azaltır. Yine de akşam yemeğinde yüksek karbonhidratlı bir öğün istiyorsanız, sindirime yeterli zaman ayırmak için yatmadan en az 4 saat önce yemelisiniz.&#8221;</p>
<p><b><img decoding="async" src="https://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2023/9/13/163613054-alkol-1.jpg"/></b></p>
<p><b>ALKOL, SİGARA VE KAFEİN TÜKETMEYİN</b></p>
<p>Ayrıca çay, kahve ve gazlı içecek türlerinin uykuya yakın zamanda tüketilmesinin zararlarına değinen Dr. Ruşen, kişinin uykuya dalma konusunda sorun yaşamasına neden olacağına vurguladı.</p>
<p><b>MAVİ IŞIK NEDIR, NASIL YAYILIR?</b></p>
<p>Bir diğer hususun ise mavi ışığa maruz kalmamak olduğuna dikkat çeken Dr. Ruşen, “TV izlemek, video oyunları oynamak, cep telefonu kullanmak ve tabii sosyal ağlar, uykuya dalmanızın ve uykuda kalmanızın önündeki en güçlü engeller. Bunun en önemli nedeni elektronik cihazların melatonini baskıladığı tespit edilen mavi ışık yaymasıdır. Ayrıca bu cihazları kullanmak, zihninizi aktif ve meşgul tutar. Uyurken tüm elektronik cihazlarla bağlantıyı kesmeniz, bilgisayarları ve cep telefonlarını yanınızdan uzaklaştırmanızda fayda var” diye konuştu.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/yetiskinlerin-yuzde-50si-uykusuzluk-cekiyor/">‘Yetişkinlerin yüzde 50’si uykusuzluk çekiyor’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/yetiskinlerin-yuzde-50si-uykusuzluk-cekiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2021 08:02:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ideal uyku]]></category>
		<category><![CDATA[iyi uyku]]></category>
		<category><![CDATA[kaç saat uyumalı]]></category>
		<category><![CDATA[prof. dr. hikmet yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[türk uyku tıbbı derneği]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor/</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜRK Uyku Tıbbı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, ülkelere göre uyku alışkanlıklarını açıkladı. Türk insanının yüzde 50'sinin yan yattığını, genellikle de sağ tarafa yatarak uyuduğunu belirten Prof. Dr. Yılmaz, "En çok uyuyanlar İtalyanlar, İspanyollar ve Yunanlılar. Türkler ise ortalama 7 saat 30 dakika uyuyor" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor/">Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;İYİ UYUYANLARDA KİLO VERME KOLAYLAŞIYOR&#8221;</strong></p>
<p>İyi uyku uyuyanlarda tokluk hormonunun (leptin) yükseldiğini, açlık hormonunun (ghrelin) düştüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, uykusuzlukta bu etkinin tam tersine döndüğünü kaydetti. Prof. Dr. Yılmaz, &#8220;İyi uyuyanlarda geceleyin mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin ve büyüme hormonu olan growth hormonu salgılanır. Bu çocuklarda gelişmeyi, büyümeyi, serpilmeyi, kas yapısının güçlenmesini sağlar. Geceleyin salgılanan hormonlardan leptin ve ghrelin denilen hormonlar bizim doyma merkezimizi etkiler. Örneğin gece uyanık kalanlar hep atıştırmak ister. Çünkü açlık hormonu olan ghrelin arttığında iştahımız açılıyor. Tokluk hormonu olan leptin arttığında ise doyma merkezi uyarılıyor. İyi uyuyan birinde leptin artar, ghrelin hormonunu azalır. Bu da kilo verme kolaylaşır&#8221; dedi.</p>
<figure class="rhd-article-news-img-wrapper">
<div class="rhd-relative-container">
<div class="rhd-article-news-img-link" data-origin-url="https://i4.hurimg.com/i/hurriyet/75/0x0/5bbdb6110f25442314ac289a"><img decoding="async" data-src="https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/06/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor.jpg" data-inline-image="true" alt="Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor" class="lazy" width="770" height="100%" src="https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/06/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor.jpg"></img></p>
<div class="rhd-badge-photo-indicator"><i class="fa fa-search-plus" aria-hidden="true"></i></div>
</div>
</div><figcaption class="rhd-article-news-img-caption"></figcaption></figure>
</p>
<p><strong>&#8220;TÜRKLERİN YÜZDE 50&#8217;Sİ YAN VE SAĞ TARAFINA YATIYOR”</strong></p>
<p>Türk insanının yüzde 50&#8217;sinin yan yattığını bunların çoğunluğunun da sağ tarafına yatarak uyuduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, &#8220;Dünya genelinde yetişkinlerde ortalama uyku süresi 7 saat ile 7 saat 45 dakika arasında değişiyor. Yani ortalama 45 dakika fark var. En çok uyuyanlar İspanyollar, İtalyanlar ve Yunanlılar. Bu çalışmalara siesta uykuları dahil mi bilmiyoruz. Türk halkının ortalama uyku süresi ise 7 saat 30 dakika&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8220;UYKU APNESİ ERKEKLERDE YÜZDE 7, KADINLARDA YÜZDE 4</strong>&#8220;</p>
<p>Türk insanında en çok görülen uyku bozukluklarına da değinen Prof. Dr. Yılmaz sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Türk insanı içinde son yıllarda uyku apnesinin iyice arttığını görüyoruz. Çünkü ülkemizde hem yaşlanmaya hem de obeziteye bir eğilim var. Bu doğal olarak uyku apnesinin sıklığını arttırıyor. Erkeklerde yüzde 7, kadınlarda yüzde 4 sıklığında uyku apnesi ile karşı karşıyayız. Ancak en ilginç hasta grubu uykuda anormal hareket ve davranışlar gösteren parasomnia dediğimiz rahatsızlıklar. Uykuda konuşma, kalkma, yürüme, kabus, karabasan. Halkımızın bunlara kültürel isimlendirmesi ya da yaklaşımı biraz farklı.&#8221;</p>
<figure class="rhd-article-news-img-wrapper">
<div class="rhd-relative-container">
<div class="rhd-article-news-img-link" data-origin-url="https://i4.hurimg.com/i/hurriyet/75/0x0/5bbdb6110f25442314ac289e"><img decoding="async" data-src="https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/06/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor-1.jpg" data-inline-image="true" alt="Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor" class="lazy" width="770" height="100%" src="https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/06/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor-1.jpg"></img></p>
<div class="rhd-badge-photo-indicator"><i class="fa fa-search-plus" aria-hidden="true"></i></div>
</div>
</div><figcaption class="rhd-article-news-img-caption"></figcaption></figure>
</p>
<p><strong>&#8220;UYUYANIN ÜSTÜNE KAR YAĞMASININ NEDENİ VÜCUT ISISININ DÜŞMESİ&#8221;</strong></p>
<p>Uyku esnasında vücut ısısının düşmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Yılmaz, &#8216;Uyuyanın üstüne kar yağarmış&#8217; atasözünün de bundan dolayı olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Hikmet Yılmaz, &#8220;Uyuduğumuzda uyku aslında çevre ile bedenimizin ilişkisini de yönetir. Uyuduğumuz vakit vücut ısımız düşer. Bu nedenle zaten halk arasında &#8216;Uyuyanın üstüne kar yağarmış&#8217; derler. Yemek yediğimizde ise iki temel faktör devreye girer. Bir tanesi insülin salgılanmasıdır. İnsülin yediğimiz şeyleri hazmetmek için salgılanır. Bir diğeri ise hemen midenin etrafındaki damar sistemine kan gitmesidir ve midenin hareketlerini kontrol etmeye yarar. Buraya gidecek kan da bir yerden çalınır. O da genellikle beyinden çalınır. Beyinde kişiyi uyanık tutan sistemdeki kan azalırsa kişide bir uyanıklık hali, şekerleme hali, uykudan önceki mahmurluk hali ortaya çıkar&#8221; dedi.</p>
<p><div class="hr-video-seperator-line" style="height:10px; background: #ff017e;"></div>
</p>
<p><strong>KARANFİLİN SAÇLARA 9 MUHTEŞEM FAYDASI</strong></p>
<p><strong>Bitcoin   ve Ethereum ne kadar?</strong></p>
<p><strong>Bitcoin  ve Ethereum ne kadar?</strong></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor/">Türkler yan yatıp, 7,5 saat uyuyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/turkler-yan-yatip-75-saat-uyuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
