<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süre - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/tag/sure/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Feb 2025 18:15:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>Süre - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tatil sonrası okula dönüşte çocuklar kaygı yaşayabilir!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/tatil-sonrasi-okula-donuste-cocuklar-kaygi-yasayabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tatil-sonrasi-okula-donuste-cocuklar-kaygi-yasayabilir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/tatil-sonrasi-okula-donuste-cocuklar-kaygi-yasayabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Feb 2025 18:15:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Başarı]]></category>
		<category><![CDATA[Kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[Okul]]></category>
		<category><![CDATA[Önem]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2323</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okulların ikinci döneminin başlamasın bazı çocuklar için kaygı verici olabileceğini belirten uzmanlar, okul temposuna tekrar adapte olmaya çalışmanın psikolojik etkiler oluşturabileceğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/tatil-sonrasi-okula-donuste-cocuklar-kaygi-yasayabilir/">Tatil sonrası okula dönüşte çocuklar kaygı yaşayabilir!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tatil sonrası rutinlere adapte olma sürecinde ailelerin çocuklarına sabırlı ve anlayışlı yaklaşmasının büyük önem taşıdığına vurgu yapan&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu süreçte ailelerin aşırı baskıcı olmaktan kaçınması gerekir. Bu durum çocukları çok fazla strese sokabilir.” uyarısında bulundu.&nbsp;Çocukların motivasyonunu artırmak için başarıyı sadece akademik notlarla değil, sosyal beceriler ve kişisel gelişimle de değerlendirmek gerektiğini dile getiren&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, yıl sonunda sınava girecek çocuklardaki kaygıyı azaltmak için ise&nbsp;gerçekçi beklentiler oluşturulması ve ders dışında rahatlatıcı aktivitelerin teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekti.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, 2. eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla çocukların yaşayabileceği sorunlara değindi ve ailelere önerilerde bulundu.</p>
<p><strong>Okula dönüş bazı çocuklar için kaygı verici olabilir…</strong></p>
<p>Okulların ikinci döneminin başlamasının çocuklar için hem heyecan verici hem de kaygı verici olabileceğine dikkat çeken&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “2 haftalık bir tatil sonrası okul temposuna tekrar adapte olmak, akademik ve sosyal olarak tekrardan uyum sağlamak çocuklar üzerinde farklı psikolojik etkiler yaratabilir.” dedi.</p>
<p>Bazı çocukların okula dönüşü heyecanla beklerken, bazılarının isteksizlik ya da kaygı yaşayabileceğine değinen&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, ailelerin bu dönemde tutumlarının çok önemli olduğunu, çocuklarını desteklemeleri, onların motivasyonlarını artırmaları ve sınav kaygısını en aza indirmeleri gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Çocuk okula dönmek istemiyorsa, nedenleri anlayışla dinlenmeli…</strong></p>
<p>Tatil süresince günlük rutinleri değişen çocukların tekrar okula uyum sağlamalarının zaman alabileceğini dile getiren&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Bu nedenle, okula dönüş sürecinde ailelerin çocuklarına karşı sabırlı ve anlayışlı olması gerekir.” dedi ve neler yapılabileceğini şöyle açıkladı:</p>
<p>“Tatil döneminde bozulan uyku düzeninin yeniden oluşturulması için yatma ve kalkma saatleri aşamalı olarak düzenlenebilir. Okulun sadece akademik başarı için değil, aynı zamanda kişisel gelişim, sosyal becerilerin gelişimi ve yeni deneyimler kazanmak için önemli bir alan olduğu vurgulanmalı. Çocukların okulda yaşadığı olumlu veya olumsuz deneyimleri anlatmaları için teşvik edilmesi, onların kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlar. Çocuklara ‘Bugün okul nasıl geçti?’ yerine ‘Bugün okulda kaygılandığın bir şey oldu mu? Bugün heyecanlandığın şey oldu mu?’ gibi sorular sorulabilir. Çocuk okula dönmek istemiyorsa, bunun nedenleri anlayışla dinlenmeli ve çözüm yolları birlikte aranmalı.</p>
<p>Çocukların kısa vadeli başarılar elde etmesi, motivasyonlarını artırabilir. Örneğin, haftalık ders hedefleri belirlemek, her gün belirli bir süre kitap okumak gibi küçük adımlarla başarı hissi kazanmaları sağlanabilir. Çocukların okulda yaşadıkları hakkında konuşmaları teşvik edilmeli ve duygularını paylaşmalarına olanak tanınmalı. Çocukların arkadaşlarıyla vakit geçirmesi teşvik edilmeli. Sosyal becerilerini geliştirmeleri için onları kulüplere, etkinliklere veya takım çalışmalarına yönlendirmek faydalı olabilir. Yeni dönemle birlikte oluşabilecek sosyal kaygılar konusunda destekleyici ve anlayışlı olunmalı. İlk haftalarda yoğun akademik beklentiler çocuk üzerinde strese neden olabilir.”</p>
<p><strong>Çocukların stres ve kaygılarını gözlemlemek önemli…</strong></p>
<p>Çocukların akademik başarısını desteklemenin en önemli yollarından birinin, onlara hedef belirleme konusunda rehberlik etmek olduğuna vurgu yapan&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Ancak, bu süreçte ailelerin aşırı baskıcı olmaktan kaçınması gerekir. Bu durum çocukları çok fazla strese sokabilir.” dedi.&nbsp;</p>
<p>Hedef belirleme sürecinde ailelerin öncelikle, çocuğun ilgi ve yeteneklerine uygun hedefler koymasını sağlaması gerektiğini dile getiren&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, “Başarıyı yalnızca akademik notlarla ölçmemek, sosyal beceriler ve kişisel gelişimi desteklemek önemli bir diğer nokta. Çocuğun çabalarını takdir etmek motivasyonunu da artırır. Çocukların kendilerini ifade etmelerine ve duygularını paylaşmalarına alan açılmalı.&nbsp;Çocuklar kendi güçlü yanlarını keşfetmeli ve ilgilerini çeken alanlarda gelişmeleri desteklenmeli.&nbsp;Başarıyı sadece notlarla değil, gelişim süreçleriyle değerlendirmek önemli.&nbsp;Çocukların gelişimlerini gözlemlemek ve ilerlemelerini takdir etmek motivasyonu artırır.” şeklinde konuştu.</p>
<p>Çocukların stres ve kaygılarını gözlemlemenin ve onları yargılamadan dinlemenin de önemli olduğuna dikkat çeken&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, baskıcı ve kıyaslayıcı yaklaşımların, çocukların motivasyonunu düşürebileceğini ve özgüvenlerini zedeleyebileceğini aktardı.</p>
<p><strong>Çocuğun sadece ders odaklı bir hayat yaşamasının önüne geçilmeli&nbsp;</strong></p>
<p>Özellikle sene sonu yaklaştıkça, sınavlara hazırlanan öğrencilerde kaygının artabileceğinin de altını çizen&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, çocukların sınav kaygısının azalmasında aile desteğinin önemini yineledi.&nbsp;</p>
<p>Gerçekçi beklentiler oluşturulması ve başarının sadece sınav sonuçlarıyla ölçülmediğinin vurgulanması gerektiğini ifade eden&nbsp;Uzman Klinik Psikolog İnci Nur Ülkü, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Çocukların sürekli ders çalışmasını beklemek yerine, verimli çalışma saatleri oluşturulmalı ve düzenli molalar verilmeli.&nbsp;Evde tek gündem sınav ve ders olmamalı. Spor, sanat, doğa yürüyüşleri gibi rahatlatıcı aktiviteler teşvik edilerek çocuğun sadece ders odaklı bir hayat yaşamasının önüne geçilmeli. Düzenli çalışma alışkanlıkları kazandırılmalı ve aşırı stres oluşturmadan planlı bir şekilde ders çalışmaları teşvik edilmeli.&nbsp;Başarının sadece sınav sonuçlarına bağlı olmadığı, hayatın birçok farklı başarı alanı sunduğu anlatılmalı.</p>
<p>Aileler, çocuklarının akademik ve duygusal süreçlerinde önemli bir role sahip. En büyük destekçileri ebeveynleri ve onların sevgisini, güvenini hissetmek çocukların kendilerine duyduğu güveni de artırır.”</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/tatil-sonrasi-okula-donuste-cocuklar-kaygi-yasayabilir/">Tatil sonrası okula dönüşte çocuklar kaygı yaşayabilir!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/tatil-sonrasi-okula-donuste-cocuklar-kaygi-yasayabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş, klor ve klima göz alerjisini tetikliyor!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/gunes-klor-ve-klima-goz-alerjisini-tetikliyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gunes-klor-ve-klima-goz-alerjisini-tetikliyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/gunes-klor-ve-klima-goz-alerjisini-tetikliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2024 10:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göz Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Alerjen]]></category>
		<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[Göz Alerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2308</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gözlerde kuruluk, yoğun kaşıntı, batma hissi, kızarıklık… Göz alerjisi yaz aylarını adeta kabusa dönüştürebiliyor! Her mevsim oluşabilen göz alerjisi; polenler, güneş ışınları, havuzdaki klorlu su ve klimanın kurutucu etkisiyle bu mevsimde daha fazla görülüyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gunes-klor-ve-klima-goz-alerjisini-tetikliyor/">Güneş, klor ve klima göz alerjisini tetikliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tedavi edilmezse görme problemlerine veya enfeksiyona, bazı durumlarda çocuklarda astigmata, hatta kornea nakli gerektirecek hastalıklara bile yol açabiliyor. Hijyen kurallarına dikkat edildiğinde göz alerjisinin genellikle düzeldiğine dikkat çeken&nbsp;<strong>Acıbadem Altunizade Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp,</strong>&nbsp;“Gerekli değişiklikler yapılarak alerjenlerden uzak durulması faydalı olur. Doktor tarafından verilen tedavi planıyla genellikle gözlerde zarar oluşmadan kişi normal hayatına döner. Önlem olarak yazın güneş ışınlarından sakınılmasını, klordan korunmak için yüzme gözlüğü kullanılmasını, klimaya çok fazla maruz kalınmamasını, ekran karşısında çalışan kişilere düzenli suni gözyaşı kullanmalarını tavsiye ediyoruz” diyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Güneş, klorlu su ve klimaya dikkat! &nbsp;</strong></p>
<p>Yaz aylarında göz alerjisi genel olarak; polenler, güneş ışınları, toz akarları, hijyen eksikliği, havuzdaki klorlu su, klima ve makyajdan kaynaklanıyor. Alerjenlere temas etmek veya solumak, bağışıklık sisteminin aşırı tepkisiyle gözlerde alerjik reaksiyonlara neden oluyor. Her bir alerji etkeninin farklı yaklaşım gerektirdiğine değinen Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, sözlerine şöyle devam ediyor: “Polenlere bağlı göz alerjisi daha çok bahar ve yaza geçişte görülür. Kısa süreli kortizon ve antihistaminik kullanımıyla kolayca geçer. Toz akarlarına ve evde yaşayan hayvanların tüylerine karşı oluşan göz alerjisi de ortamda gerekli değişiklikler yapılması ve benzer tedavi yaklaşımıyla daha uzun süre alsa da iyileştirilir. Yaz aylarında klor ile dezenfekte edilen havuzlar başlı başına alerjik konjonktivit sebebidir. Klordan korunmak için yüzme gözlüğü takılması ve havuzdan sonra yüzün temiz suyla yıkanması tavsiye edilir” diyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Ekran kullanımı alerji riskini artırıyor</strong></p>
<p>Günümüzde ekran kullanımının artmasına bağlı oluşan göz kuruluğunun yol açtığı alerjen maddelerin gözden temizlenmemesi nedeniyle alerjik reaksiyonlara daha sık rastlanıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, ekran kullanımının başlı başına alerji sebebi olduğuna işaret ederek, “Buna bir de çalışma alanlarındaki klimaların sebep olduğu kuruluk da ekleniyor. Ayrıca makyaj yapan kadınlar da çok titiz davranmalı, makyajı çıkardıktan sonra kirpik temizliğini daha detaylı yapmalı. Tüm bu etkenlerden gözlerimizi korumak için özellikle ekran karşısında çalışanlara düzenli suni gözyaşı kullanmalarını tavsiye ediyoruz” diyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Güneş ışınlarından korunmak şart!&nbsp;</strong></p>
<p>Güneş ışınlarına duyarlılık kişiye özel olsa da maruz kalma süresi uzadıkça ve korunulmadığı takdirde oluşan göz alerjisi uzun bir tedavi isteyebiliyor, yoğun ilaç kullanımı gerektiriyor. Tedavi edilmezse gözün ön saydam tabakasında kalıcı değişikliklere yol açan ve ‘keratokonus’ adını alan hastalık durdurulmadığı takdirde tablo kornea nakli ihtiyacına kadar ilerleyebiliyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, “Bu nedenle yaz aylarında güneş gözlüğü asla ihmal edilmemelidir” uyarısında bulunuyor.&nbsp;</p>
<p><strong>&nbsp;Alerji olan dönemlerde kontakt lens kullanmayın</strong></p>
<p>Kontakt lensler alerjenlerin gözle temas etmelerine, üzerine yapışmalarına ve birikmelerine yol açabildiği için alerjik konjonktivitleri şiddetlendirebiliyor. Dolayısıyla mutlaka özenle yıkanmaları ve temiz tutulmaları büyük önem taşıyor. Alerjik tepki gösteren gözleri lensten korumak, alerji olan dönemlerde kontakt lens kullanımına ara verilmesi öneriliyor.</p>
<p><strong>&nbsp;Gözyaşı damlasıyla nemlendirin</strong></p>
<p>Gözün alerjen maddelere karşı gösterdiği reaksiyon olarak tanımlanan göz alerjisi kimi zaman kronik oluyor ve uzun süreli tedavi istiyor. Kimi zaman ise akut gelişiyor, alerjen maddeden uzaklaşmak bile tedavi edici olabiliyor. Her iki durumda da hekim tarafından etkenin saptanması ve uygun tedavi planlanması gerekiyor. Erken tespit edildiğinde ve kişi hayatını buna göre düzenleyip hijyen kurallarına dikkat ettiğinde göz alerjisinin genellikle düzeldiğine dikkat çeken Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Mürüvvet Ayten Tüzünalp, “Gözün alerjenlerle mücadele etmek adına histamin üretmesi sonucu gözde kızarıklık, kaşıntı, sulanma ve kırmızılık oluşur. Bu tablo yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek şiddette gelişebilir. Göz alerjisi tedavisinde erken dönemde kısa süreli steroid ve uzun süreli antihistaminik kullanımı ilk seçenektir. Kuruluğa karşı düzenli suni gözyaşı sürecin aktifleşmesini engelleyicidir. Ağır tablolarda da dokunun toparlayabilmesi için damla şeklinde immunsupresif, bir başka deyişle bağışıklığı baskılayan daha güçlü tedaviyi uzun süre uygulamak gerekebilir” diyor.&nbsp;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gunes-klor-ve-klima-goz-alerjisini-tetikliyor/">Güneş, klor ve klima göz alerjisini tetikliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/gunes-klor-ve-klima-goz-alerjisini-tetikliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakkal poşeti bile taşıtmayan hastalık: Dermografik ürtiker</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/bakkal-poseti-bile-tasitmayan-hastalik-dermografik-urtiker/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bakkal-poseti-bile-tasitmayan-hastalik-dermografik-urtiker</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/bakkal-poseti-bile-tasitmayan-hastalik-dermografik-urtiker/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2024 09:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Deri̇]]></category>
		<category><![CDATA[Hastaları]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<category><![CDATA[Ürtiker]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ürtiker yani halk arasındaki adıyla kurdeşen, özellikle 6 haftadan uzun süre devam edip kronikleştiğinde, hastaları canından bezdirebiliyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermotoloji Anabilim Dalı'ndan Prof. Dr. Zekayi Kutlubay, kronik kurdeşen türleri içinde en ilginç olanın Dermografik ürtiker olduğunu kaydederek, hastanın alışveriş poşetini taşırken bile cildinin kabarabildiğini belirtti. Prof. Dr. Kutlubay, hastaların ezbere kortizon içeren kremler ya da iğneler kullanmasının tehlikelerine de işaret etti.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/bakkal-poseti-bile-tasitmayan-hastalik-dermografik-urtiker/">Bakkal poşeti bile taşıtmayan hastalık: Dermografik ürtiker</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div>
<p>Yaz mevsiminin gelmesiyle kol ve bacak bölgeleri daha çok açıkta kalıyor ve bu da kurdeşen hastalarının cildini daha savunmasız hale geliyor. Halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtiker, 1,5 aydan daha fazla sürdüğünde kronik olarak adlandırılıyor. </p>
</div>
<div>
<p>Pek çok ürtiker çeşidi olduğunu söyleyen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekayi Kutlubay, bunlar içinde hastanın günlük hayatını en olumsuz etkileyen türlerin başında dermografik ürtikerin geldiğini söyledi. Dermografik ürtikerde hasta, alışveriş poşetlerini taşırken bile mekanik sürtünme nedeniyle avuç içleri kabarabiliyor. Prof. Dr. Kutlubay, bu hastaların ağda, epilasyon gibi işlemlere de giremediğini ve hayat kalitesini bozduğu için hastaları kendi kendilerine çare aramaya ittiğini de anlatarak önemli bilgiler verdi.</p>
</div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://img.piri.net/mnresize/704/-/piri/upload/3/2024/7/2/cc78eb0a-zqvy2ydak67qyymcmde3bs.jpeg"/></div>
</div>
</figure>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b></p>
<div>
<div><span>&#8220;Hastaları en çok bezdiren tür&#8221;</span></div>
</div>
<p></b></p>
</div>
<div>
<p>Ürtikerin saçın içinden, ayak tabanına kadar vücudun her yerini etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Kutlubay, &#8220;Küçük küçük kabarıklıklardan tutun da 5-10 santimetreye varan çapta büyük ödemler meydana getirebilen, çok kaşıntılı, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen dermatolojik bir hastalık. Atopik yapı, alerjik bir cilt yapısının olması, temas eden şeylerin etkisi (yünlü giysiler vb) bunu tetikleyebiliyor. Ürtikerin bir takım cinsleri var. Bunlardan birine spontan ürtiker diyoruz ki bu da akut ve kronik olarak ikiye ayrılıyor. 6 haftadan daha kısa sürerse akut, daha uzun sürerse kronik ürtiker olarak tanımlıyoruz. Bir de fiziksel ürtiker dediğimiz bir kurdeşen grubu var. Bunda da sıcak ürtikeri, güneş ürtikeri, basınç ürtikeri, su (akuajenik) ürtiker ve dermografik ürtiker dediğimiz bir takım alt gruplar var. Bunların hepsi hastayı olumsuz yönde etkiliyor, yaşam kalitesini bozuyor ama ama dermografik ürtikerin etkisi bu anlamda çok daha fazla&#8221; dedi.</p>
</div>
<div>
<p><b></p>
<div>
<div><span>&#8220;Sıkı bir giysi bile yetiyor&#8221;</span></div>
</div>
<p></b></p>
</div>
<div>
<p>Dermografik ürtikerde kişinin derisine bir cisim temas ettiğinde o bölgede temasa, travmaya bağlı deri içinde birtakım maddelerin deşarj olarak kabarma ve kızarıklık meydana geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Kutlubay, &#8220;Hem de kaşıntı eşlik eder. Öyle ki çizildikten 1-2 dakika sonra hemen temas şeklinin aynısı deride kabarıklık olarak ortaya çıkar ve kaşınır, kızarır, hastayı canından bezdirir. Bu kaşıntı ve kızarıklıklar sadece travma yani çizilme etkilemiyor dermografizmi. Bununla beraber basınç ürtikerinde olduğu gibi, örneğin bir ağırlık taşıdığınızda (pazar poşeti gibi) ya da sıkı bir giyside bile aynı şey olabiliyor. Poşet taşımaya bağlı hastanın avuç içinde kabarmalar meydana gelebiliyor. Ya da örneğin deride bir kuruluk varsa ve yünlü bir giysi giyildiyse onun yaptığı kaşıntıya bağlı olarak da tırnaklanan yerde karşımıza çıkabiliyor. Sürtünme, tahriş gibi şeyler de bunu tetikleyebiliyor. Örneğin özellikle hanımlar, ağda vb yaptırdığında bunu başlatabiliyor. Bunlar tabii çeken için sıkıntı. Hastayı hayatından bezdiriyor ve hastaları değişik çareler aramaya itebiliyor.&#8221; diye konuştu. </p>
</div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<figure>
<div>
<div><img decoding="async" src="https://img.piri.net/mnresize/552/-/piri/upload/3/2024/7/2/33a6402a-idltf7rawtn0kcsruc7d35.jpeg"/></div>
</div>
</figure>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<p><b></p>
<div>
<div><span>&#8220;Yaz sıcakları tetikliyor&#8221;</span></div>
</div>
<p></b></p>
</div>
<div>
<p>Yazın sıcakların artmasıyla beraber bu tarz dermografik ürtiker gibi hastalıkların görülme sıklığının da arttığına işaret eden Prof. Dr. Kutlubay, &#8220;Kol ve bacaklar daha açıkta kalıyor. Böcek ısırığı, travma, tahriş, çalının bitkinin sürtünmesi vb gibi nedenlerle dermografizm kolayca ortaya çıkıyor. Hastalar çamur maskeleriyle, diş macunuyla tedavi etmeye kalkıyorlar. Bilmedikleri bir takım kremleri kullanıyorlar, deriyi daha da tahriş edebiliyor bunlar. Hatta hastalığı daha çok tetikleyebiliyor. Kortizona çok başvuruyor hastalarımız. Kortizonlu kremler ya da haplara, iğnelere başvuruyorlar kendi başlarına. Çok kısa bir süre rahatlama sağlasa da uzun süre kortizon kullanıldığında hem vücut hormon dengesi bozulabiliyor, endokrinolojik problemler ortaya çıkabiliyor ya da deride incelme, kılcal damarların genişlemesi gibi bir takım yan etkiler karşımıza çıkabiliyor. Oysa bizim de tedavilerimizde tercih ettiğimiz, üniversite hastanelerinde kullanılan raporla verdiğimiz birtakım iğnelerimiz var, kortizon içermiyor bunlar. Gerekirse hastaya ayda bir uygulayarak rahatlatıyor hatta tamamen tedavi de ediyoruz.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<div>
<p><b></p>
<div>
<div><span>&#8220;Kemer kullanırken bile zorlanıyorum&#8221;</span></div>
</div>
<p></b></p>
</div>
<div>
<p>Okul öncesi öğretmeni Ayşe Genişel (30), ergenliğinden beri alerjik bir yapıya sahip olduğunu, ancak son birkaç aydır bu ürtikerle boğuştuğunu söyleyerek, &#8220;Kızarıklıklar beni rahatsız etmeye başladı. Son birkaç aydır da yoğun olarak yaşıyorum. Sıkı bir kıyafet giydiğimde, kemer bile etkiliyor, dar pantolon giyemiyorum. En ufak bir darbe aldığında cildimde yoğun kızarıklık başlıyor. Uzun bir süre de geçmiyor. Hatta bir kuaföre gidip yüz bölgemde herhangi bir epilasyon işlemi yaptırmam gerektiğinde bir saatten fazla beklemem gerekiyor. Hayat kalitemi oldukça düşürüyor maalesef&#8221; dedi.</p>
</div>
</div>
</div><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/bakkal-poseti-bile-tasitmayan-hastalik-dermografik-urtiker/">Bakkal poşeti bile taşıtmayan hastalık: Dermografik ürtiker</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/bakkal-poseti-bile-tasitmayan-hastalik-dermografik-urtiker/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepimizin hayatında toksik kişiler, toksik ilişkiler olabilir</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:06:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Kişiler]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<category><![CDATA[Toksik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2152</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkesin toksik kişiler ve ilişkilerle karşılaşabileceğini belirten uzmanlar, bu kişilerin yakın çevremizde de olabileceğini söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir/">Hepimizin hayatında toksik kişiler, toksik ilişkiler olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Herkesin toksik kişiler ve ilişkilerle karşılaşabileceğini belirten uzmanlar, bu kişilerin yakın çevremizde de olabileceğini söylüyor.</strong></p>
<p><strong><br /></strong></p>
<p><strong> İlişkilerde çaresizlik, öfke, suçluluk, sürekli açıklama yapma gereği hissetmek gibi duygulara dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu duyguları sık yaşıyorsanız bu ilişkinin toksik olduğunu söyleyebiliriz.” diyor. Toksik kişilerin özür dileme eğiliminde olmadığını vurgulayan Bhais, toksik kişilerin olumsuz duygularını karşısındakine atarak onları da aşağı çektiğinin ve bu kişilerde genellikle kişilik bozukluğu problemi olduğunun altını çiziyor.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, toksik kişilerin ve toksik ilişkilerin özelliklerine dair açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>Toksik kişiyi ya da ilişkiyi zamanla tanırız</strong></p>
<p>Hepimizin hayatında zaman zaman toksik insanlar, toksik ilişkiler olabilir diyerek sözlerine başlayan Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişi akrabalardan, aileden biri, arkadaş, sevgili veya eş olabilir. Kısa süreli hayatımıza girebilir ya da uzun süreli hayatımızda kalabilir. Biz bu kişileri süreç içinde bize hissettirdikleri ya da ilişkinin şekliyle tanıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Sık yaşadığınız olumsuz duygular ilişkinin toksik olduğunu gösterir</strong></p>
<p>‘Toksik’ kavramının ‘zehirli’ demek olduğunu hatırlatan Bhais, “Yani bizi zehirleyen, bizi aşağı çeken. Biz sosyal ilişkilerimizi neden kurarız? Daha iyi daha mutlu, daha başarılı olabilmek, bize cesaret vermesi, destek olması için. Ancak bu kişiler tam tersini yapar. Biz bu kişileri nasıl tanıyoruz? Öncelikle bizim ilişkilerimizde hissettiğimiz duygulardan bunu çıkartıyoruz. Eğer bazı insanlarla ilişkinizde çaresizlik, öfke, suçluluk gibi, sürekli açıklama yapma gereği hissetmek gibi bazı duyguları sık yaşadığınızı düşünüyorsanız, bu ilişkinin aslında toksik bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Karşı tarafın bizi bir şekilde manipüle ettiğini, değiştirmeye, kontrol etmeye, belirli yönlere çekmeye çalıştığını düşünebiliriz. Yaşadığımız bu duygulardan anlayabiliriz.” diyerek toksik ilişkiyi açıkladı.</p>
<p><strong>Haklı olsanız bile suçluluk hissi yaşamanıza neden olurlar</strong></p>
<p>Sağlıklı ilişkilerde de tarafların birbirlerine yanlış davranışlarda bulunabileceğine, hatalar yapılabileceğine ve kırıcı olunabileceğine değinen Bhais, “Sonrasında özür bekleriz. Ancak bu kişilerde geri vites yoktur, yani geri adım atma durumu yoktur. Bu kişiler yanlış bir şey yaptıklarını düşündüklerinde ya da siz bunu düşünüyor olsanız bile asla özür dilemezler. Hatta şöyle olur, dersiniz ki, ‘bu durumda yüzde yüz ben haklıyım, bu konuda da bir şey diyemez artık’. O konuşma öyle farklı yerlere gider, öyle gündemler açılır ki sonrasında siz kendinizi suçluluk hissiyle bulursunuz. Aslında baktığınızda burada da bir manipülasyon var.” dedi.</p>
<p><strong>Özür dilememek ihtiyaçlarına iyi geliyor</strong></p>
<p>“Özür dileyememenin birçok sebebi olabilir.” diyen Bhais bu kişilerde sebebin özgüvenle ilişkili bir sorun olduğuna dikkat çekti. Bhais, “Kendisine bir yıkım gibi gelebilir. Bu kişiler için özür dilemek, ‘ben yanlışım, ben hatalıyım, bana olan saygı kaybolacak, bu yüzden asla geri adım atmamalıyım, sonuna kadar gitmeliyim’ demek. Tabii ki bunların da çocukluk öğrenmeleri ve aile yaşantılarından geldiğini biliyoruz. Bu kişiler durduk yere böyle olmuyorlar. Ama bir şekilde onların ihtiyaçlarına özür dilememek iyi geliyor. Ama karşıdaki insanın ihtiyacına iyi gelmiyor.” açıklamasında bulundu.&nbsp;</p>
<p><strong>Olumsuz duyguları size de geçer&nbsp;</strong></p>
<p>Bu kişilerin, ilişkilerde daha fazla sorun yaşayan, zarar görebileceğini, yalnız olduğunu, kimseye güvenmemesi gerektiğini düşünen kişiler olabileceğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bu kişilerin de hayata bakışıyla baş etme yöntemleri aslında bu ilişki tarzı. Yaşadıklarının sonucunda kişiler böyle bir yöntem geliştiriyor. Özür dilememek, karşı tarafa bazı duygular hissetmek gibi. Çünkü zamanında kendisi de bunu hissetmiş. Olumsuz duygu aynası diyorum ben buna. Kişi hissettiği duyguları aslında karşı tarafa aktarıyor.” dedi.</p>
<p>Bu kişilerde çok ciddi bir memnuniyetsizlik beklendiğini söyleyerek sözlerine devam eden Bhais, “Sürekli memnun olmama durumu vardır. Eleştiri vardır, sürekli bir şeylere sinirlenirler, kızarlar, rahatsız olurlar, alınganlık gösterirler. Bir kafeye gidersiniz garsonla tartışırlar, sinemaya gideceksinizdir sinemanın yeri ile ilgili şikayet ederler. Siz de bir süre sonra o duyguları satın alırsınız, bir süre sonra sizde onun yanındayken bu duyguları sık hissettiğinizi daha eleştirel, daha alıngan olduğunuzu fark edersiniz. Aslında sizi de o duygularla aşağıya çekmeye çalışırlar.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Toksik kişiler için ‘kötü kalpliler’ diyemeyiz</strong></p>
<p>Bu kişilere ‘kötü insanlar’ denilemeyeceğinin altını çizen Bhais, “‘Bu kişi kötü kalpli ve bana bunu yapmaya çalışıyor’ diyemeyiz. Sadece hayatta öğrendikleriyle, aldıkları topladıkları bilgilerle böyle baş edebildikleri için kişi bunu yansıtıyor. Mesela, aynı şeyleri onlara yapmaya başlarsanız bunu normal karşılarlar. Onlar zaten ilişkinin doğasının bu olduğunu düşünüyor. O yüzden de siz ona aynı şekilde davrandığınızda &nbsp;o kendini gerçekleştiren kehanet gibi düşünüyor. ‘Böyle olacağı belliydi, zaten böyle olmasını bekliyordum’ diye düşünürler.” sözleriyle açıkladı.</p>
<p><strong>Toksik kişiliğin farkına varılması çok zor</strong></p>
<p>Bu durumun farkında varılmasının çok zor olduğunu söyleyen Uzman Klinik Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais, “Bireyler ancak, hayatlarında önem verdiği kişilerle sorun yaşadığında, ilişkilerinde ya da hayatı yaşama şeklinde problem olduğunu fark ettiklerinde terapiye başvuruyor. Diyor ki, ‘ben mutlu değilim, ben hayatımdan memnun değilim, yani ortada bir şey yok ama ben memnun değilim.’ Ya da ‘Ben herkesle tartışıyorum, herkesle kavga ediyorum. Herkes benden uzaklaşıyor, yalnız hissediyorum.’ Ancak bu şikayetlerle, dolaylı yollardan fark ederek geliyorlar.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Davranışları genellikle kişilik bozukluğu kaynaklı&nbsp;</strong></p>
<p>Toksik insanların davranışlarının altında yatan nedenin aslında bir hastalık olduğunu dile getiren Bhais, “Altta yatan neden, kaygı, depresif bir durum, kişilik bozuklukları olabilir. Genellikle kişilik bozuklukları daha sık gördüğümüz bir neden oluyor. Bu nedenle iyi insan veya kötü insan olarak değerlendirmemek, bunun bir hastalık olduğunu bilmek gerekiyor.” uyarısında bulundu.</p>
<p><strong>Sağlıklı bir ilişkide aldığınız kadar verebiliyor olmak önemli</strong></p>
<p>Memnuniyetsiz, &nbsp;depresif veya kaygılı herkese toksik denilemeyeceğine dikkat çeken Bhais sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Bir ilişkinin başından sonuna siz bu durumları hissediyorsanız o toksik bir kişidir. Ama bazen arkadaşlarımızın dosta ihtiyacı vardır, bir şeyleri anlatmaya ihtiyacı vardır. Bazı insanların çok keyifli olmadığı için sessiz kalmaya ihtiyacı vardır. Bu dönemleri de arkadaşlarla birlikte geçirmek gerekebilir. Sağlıklı bir ilişkide aldığınız kadar verebiliyor olmak önemlidir. Ben eğer değerli hissetmek ya da güven hissi verebiliyorsam, o da bana sevgi ve şefkati verebiliyor mu? Benim ihtiyacım olanı alıp ben ona ihtiyacı olanı verebiliyor muyum? Bir taraf daha fazla veriyorsa, bir taraf hep daha fazla alıyorsa o zaman orada dengesiz ve sağlıklı olmayan bir ilişki vardır.”</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir/">Hepimizin hayatında toksik kişiler, toksik ilişkiler olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/hepimizin-hayatinda-toksik-kisiler-toksik-iliskiler-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afetten etkilenen çocuk ve gençlere nasıl yaklaşılmalı?</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/afetten-etkilenen-cocuk-ve-genclere-nasil-yaklasilmali/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=afetten-etkilenen-cocuk-ve-genclere-nasil-yaklasilmali</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/afetten-etkilenen-cocuk-ve-genclere-nasil-yaklasilmali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Feb 2023 11:02:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukların]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Soru]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<category><![CDATA[Yardımcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2033</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Damla Eyüboğlu büyük depremlerden etkilenen çocuk ve ergenlere nasıl davranılması gerektiğini konusunda önemli bilgiler verdi.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/afetten-etkilenen-cocuk-ve-genclere-nasil-yaklasilmali/">Afetten etkilenen çocuk ve gençlere nasıl yaklaşılmalı?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ESOGÜ Kurumsal İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan ESOGÜ Gündem programında konuşan <strong>Doç. Dr. Damla Eyüboğlu,</strong> çocukların Kahramanmaraş&#8217;ta meydana gelen ve 10 ilde faciaya neden olan depremleri atlatmalarında duygularını ifade etmelerine yardımcı olmanın ve merak ettiği sorulara cevap vermenin oldukça önemli olduğunu söyledi. </p>
<p>Yaşları fark etmeksizin çocuk ve ergenlerin de afetlerden olumsuz etkilendiklerini belirten Doç. Dr. Eyüboğlu, “<strong>Aileler sosyal medyada ya da televizyonda gördükleri haberleri kendi içlerinde değerlendirebilirler ve çocuklarının konu ile ilgili ne düşündüğü, ne hissettiğiyle ilgili konuşma ortamı oluşturabilirler. Bu gerçekten çocukların en az düzeyde etkilenmesine yardımcı oluyor. Herkesi strese sokan bu süreçte uykular bozulabiliyor, iştah değişebiliyor, gündelik hayat, eğitim hayatı sekteye uğrayabiliyor. Onlar da bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındalar. Soru soramayabiliyorlar, kendi içlerine kapanabiliyorlar ya da kenardan dinleyip izleyebiliyorlar</strong>” dedi. </p>
<p><b>ÇOCUKLARIN BEDEN DİLLERİNİ İYİ DEĞERLENDİRMEK LAZIM</b></p>
<p>Çocukların beden dillerinin iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Eyüboğlu, ”<strong>Bazen bir konuya, bir sahneye takılıp kaldıklarını görebiliyoruz. Aileler bunu fark edebilirler ve ‘Merak etmiş olabilirsin, bu konuyla ilgili sormak istediğin bir şey var mı?’ ya da ‘Sen şu an ne olup ne bitiyor, neler biliyorsun bu konuyla ilgili?’ gibi onların konuşmasına yardımcı olacak sorular sorup kendilerini ifade etmelerine yardımcı olabiliriz. Bu yaklaşım hem sorunla baş etmelerine hem de yaşadıkları stresi paylaşmalarına yardımcı oluyor. Dayanışma içerisinde süreç daha kolay yönetilebilir oluyor</strong>” diye konuştu. </p>
<p>Ergenlere de benzer şekilde yaklaşılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Eyüboğlu süreç hakkında ne bilindiğinin kontrol edilmesinin, dayanışma faaliyetleri içerisinde yer alınmasının önemini vurguladı. </p>
<p><b>NE ZAMAN PROFESYONEL YARDIM ALINMALI?</b></p>
<p>Okul yaşamına dönmenin kendini güvende hissettireceğini ve sorunu birlikte göğüsleyebilme imkânı sunduğunu belirten Doç. Dr. Eyüboğlu ebeveynlerin de rutine dönmelerinin oldukça önemli olduğunu, ebeveynlerin iyi hissetmeden çocuk ve gençlerin kendilerini iyi hissetmelerinin pek mümkün olmadığını söyledi.</p>
<p> Aşırı irkilme, bazı olaylara seslere fazla tepki verme, alışılmışın dışında fazlaca kaygı yaşama, korku yaşama, fazlaca öfke nöbetleri, rutinde beklenmeyen duygu değişimleri, travmatik oyunlar oynanması, uyku bozuklukları, ebeveynlerden ayrı uyuyamama, uykudan çığlıkla uyanma vb. belirtilerin olması durumunda profesyonel yardım alınması gerektiğini belirten Doç. Dr. Eyüboğlu “<strong>Gündem çok yoğun ve kendimize, sevdiklerimize bu açıdan bakamıyor olabiliriz. Güvenlik ve hayatta kalma ile ilgili önceliklerimiz olabilir, fakat unutmayalım ki bu süreç geçecek ve bir süre sonra çocukların ve gençlerin psikolojik etkileriyle baş başa kalacağız”</strong> diyerek belirtilere karşı dikkatli olunmasının öneminin altını çizdi. </p>
<p></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/afetten-etkilenen-cocuk-ve-genclere-nasil-yaklasilmali/">Afetten etkilenen çocuk ve gençlere nasıl yaklaşılmalı?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/afetten-etkilenen-cocuk-ve-genclere-nasil-yaklasilmali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Ekim-mayıs ayları Türkiye için grip salgını dönemi&#8217;</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/ekim-mayis-aylari-turkiye-icin-grip-salgini-donemi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ekim-mayis-aylari-turkiye-icin-grip-salgini-donemi</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/ekim-mayis-aylari-turkiye-icin-grip-salgini-donemi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2022 19:46:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[Enginyurt]]></category>
		<category><![CDATA[Grip]]></category>
		<category><![CDATA[Önem]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de mevsim geçişleri ile birlikte düşen hava sıcaklıkları, grip hastalıklarının sayısını arttırdı. Uzmanlar, özellikle ekim ile mayıs ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/ekim-mayis-aylari-turkiye-icin-grip-salgini-donemi/">‘Ekim-mayıs ayları Türkiye için grip salgını dönemi’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de mevsim geçişleri ile birlikte düşen hava sıcaklıkları, grip hastalıklarının sayısını arttırdı. </p>
<p>Uzmanlar, özellikle ekim ile mayıs ayları arasında gribal enfeksiyonların artış gösterdiğini belirterek, insanların Covid-19 pandemisinde olduğu gibi kurallara uyması gerektiğini, özellikle Covid-19 hastalığı tedavisi bitiren kişilerin ‘<strong>kronik hasta</strong>’ olarak adlandırıldığından grip aşılarını yaptırmaları uyarısında bulundu. </p>
<p><b>&#8220;COVİD-19 HAYATIMIZDA SOLUNUM YOLU ENFEKSİYON VİRÜSÜ OLACAKTIR&#8221;</b></p>
<p>ODÜ Tıp Fakültesi ve Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Enginyurt, “<strong>Artık tüm dünya olarak Covid-19 sayfasını kapattık diye düşünüyorum. Kovid-19 sayfasını kapatmış olmamamız bizim viral enfeksiyonlar sayfasını kapatmış olmamız anlamına gelmiyor. Covid-19 bundan sonra bizim hayatımızda bir solunum yolu enfeksiyonu virüsü olacaktır. Aynı zamanda bizim grip diye adlandırdığımız ve eylül ayından sonra başlayan çok ciddi salgınlarla, kimi zaman domuz gribi, kimi zaman ise kuş gribi adı altında da farklı varyasyonlar ile aynen kovid-19’da da gördüğümüz grip virüsü de varyasyon geçirerek, çeşitli şekilde karşımıza çıkan grip dönemine başladık</strong>” dedi. </p>
<p><b>&#8220;EKİM-MAYIS AYLARI TÜRKİYE İÇİN GRİP SALGIN DÖNEMİ&#8221;</b></p>
<p>Enginyurt, ekim ayı itibariyle mayıs ayı sonuna kadar Türkiye için grip salgını dönemi olduğunu ve özellikle yaşlıların imkan dahilinde maske kullanmaya devam etmeleri gerektiğini ifade ederek, “<strong>Bunun için yapılması gereken şeyler aslında kovid-19’da çok tekrar ettiğimiz önlemlerle aynı. Bizlerin sosyal mesafeye çok dikkat etmesi lazım, kalabalık mekanlarda mümkün olduğu kadar sosyal süre dediğimiz kısa sürede işlemlerimizi halledip çıkmamız lazım. artık mümkünse özellikle ileri yaştaki insanlarımıza maskeyi sürekli olarak takmalarını öneriyorum. Bağışıklık sistemi düşükse de sürekli olarak takmalarını öneriyorum. Yani kovid-19’daki işlemlerin aynısını grip için de uygulamamız lazım</strong>” şeklinde konuştu. </p>
<p><b>&#8220;GRİP AŞISI HAYATİ ÖNEM ARZ EDİYOR&#8221;</b></p>
<p>Bu süreçte iyi ve düzenli beslenme ile bol sıvı tüketmenin önemli olduğuna değinen Enginyurt, grip aşısının da önemine değinerek, “<strong>Bizim elimizde grip için yıllardır olan bir silahımız var; grip aşısı. Bunu bir yaşından sonra toplumun her kesimine, özellikle yaşlılar ile bağışıklık sistemi düşük olanlara, kronik hastalığı olanlara da muhakkak, sağlık çalışanlarına da öneriyorum. Sisteme düştü ama sosyal güvencesi karşılamıyor ise vatandaşlarımız bunu kendi imkanları ile satın alarak, kendi sağlıklarını korumak açısından yaptırmalı</strong>” ifadelerine yer verdi. </p>
<p>Grip olan öğrencilerin, hastalık bitinceye dek okula gitmemesi gerektiğini ve muhakkak doktora gidilmesin önemli olduğuna değinen Enginyurt, “<strong>Okul dönemi en fazla bulaşın olduğu yerler. Bu nedenle de grip enfeksiyonu çok hızlı yayılıyor, bunun önüne geçmek için çocuklarımızın tedavi sürecini tamamlaması gerekiyor</strong>” diye konuştu. </p>
<p>Enginyurt, Covid-19 hastalığını geçiren hastaların vücutlarında buna bağlı bazı kalıcı hasarlar kaldığını, bunların ‘<strong>kronik hasta</strong>’ olduklarını ve grip aşısının bu kişiler için de önemli olduğunu sözlerine ekledi. </p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/ekim-mayis-aylari-turkiye-icin-grip-salgini-donemi/">‘Ekim-mayıs ayları Türkiye için grip salgını dönemi’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/ekim-mayis-aylari-turkiye-icin-grip-salgini-donemi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dr. Feridun Kunak&#8217;tan özel özel detoks tarifi: Çörek otu kürü nasıl hazırlanır?</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/dr-feridun-kunaktan-ozel-ozel-detoks-tarifi-corek-otu-kuru-nasil-hazirlanir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=dr-feridun-kunaktan-ozel-ozel-detoks-tarifi-corek-otu-kuru-nasil-hazirlanir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/dr-feridun-kunaktan-ozel-ozel-detoks-tarifi-corek-otu-kuru-nasil-hazirlanir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2022 09:12:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Çörek]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<category><![CDATA[Tarif]]></category>
		<category><![CDATA[Tok]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dr Feridun Kunak'ın özel tarifiyle hazırlanan detoks suyu, tuzlu ve yanlış beslenmeden kaynaklı vücutta biriken ödemden en sağlıklı ve hızlı ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/dr-feridun-kunaktan-ozel-ozel-detoks-tarifi-corek-otu-kuru-nasil-hazirlanir/">Dr. Feridun Kunak’tan özel özel detoks tarifi: Çörek otu kürü nasıl hazırlanır?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dr Feridun Kunak&#8217;ın özel tarifiyle hazırlanan detoks suyu, tuzlu ve yanlış beslenmeden kaynaklı vücutta biriken ödemden en sağlıklı ve hızlı şekilde kurtulmak mümkün. Özellikle kan şekerini dengeleyen özelliği ile uzun süre tokluk hissi veren çörek otlu detoks tarifi, göbek bölgesinde oluşan yağlanmanın daha hızlı gitmesini destekleyerek zayıflama sürecini hızlandırmaktadır. İşte Dr. Feridun Kunak&#8217;ın özel detoks tarif ve faydaları&#8230;</p>
<p>İçerisinde çörek otu, zerdeçal ve zencefil gibi birbirinden faydalı baharatların buluştuğu kür tarifi, uzun süre tok tutarak öğünlerde kontrolsüz yemek tüketiminin önüne geçmektedir. Hızlıca hazırlanan ve 5-7 gün kadar uygulanması tavsiye edilen kür tarifi, zayıflamak isteyenlerin vücutlarında biriken ödemin kısa sürede ve en sağlıklı şekilde sökülüp atılmasına yardımcı olur.</p>
<ul>
<li>
<p>Kan şekerini dengeler.</p>
</li>
<li>
<p>Sindirim sisteminin daha hızlı çalışmasına yardımcı olur.</p>
</li>
<li>
<p>Bel ve göbek bölgesinde biriken yağların en kısa sürede yakılmasını destekler. </p>
</li>
<li>
<p>Unun süre tok tutar. </p>
</li>
<li>
<p>Hazmı kolaylaştırır.</p>
</li>
<li>
<p>Daha hızlı kilo vermeye yardımcı olur.</p>
</li>
<li>
<p>Ülser ve reflü gibi mide problemlerinin nüksetmesini engeller. </p>
</li>
<li>
<p>Vücudun ihtiyacı olan vitamin ve mineralleri karşılayrak bağışıklık sistemini güçlendirir. </p>
</li>
<li>
<p>Vücuttaki ödemin atılmasına yardımcı olur. </p>
</li>
<li>
<p>Güçlü bir idrar söktürücüdür. </p>
</li>
<li>
<p>Vücudu toksinlerden arındırır. </p>
</li>
</ul>
<p><strong>Malzemeler:</strong></p>
<ul>
<li>
<p>50 gr çörek otu</p>
</li>
<li>
<p>50 gr zerdeçal</p>
</li>
<li>
<p>50 gr mahlep</p>
</li>
<li>
<p>50 gr tarçın</p>
</li>
<li>
<p>50 gr zencefil</p>
</li>
<li>
<p>1 çorba kaşığı kepek</p>
</li>
<li>
<p>4 çorba kaşığı yoğurt</p>
</li>
</ul>
<p><strong>Hazırlanışı:</strong></p>
<p>İlk olarak çörek otu havanda dövülür ve büyükçe bir kavanoza konur. Çörek otunun üzerine sırayla, zedeçal, tarçın, zencefil ve mahlep eklenip karıştırılır. Her yemekten yarım saat kadar önce 1 çorba kaşığı alıp bir kaseye konur ve 1 çorba kaşığı kepek ve 4 çorba kaşığı yoğurt ekleyip karıştırılır. Hazırlanan karışım yemeklerden tam yarım saat önce yenir ve üzerine de sade maden suyu içilir. </p>
<p>Hazırlanan kür yemeklerden yarım saat kadar önce yenir. Bunun temel nedeni, kepeğin midede şişmesi ve tokluk hissini vermesidir. Öğün öncesinde tüketilmesi, öğünlerde kontrolsüz yemek tüketiminin önüne geçer. Midede doluluk hissi veren kür tarifi, kısa sürede kalıcı kilo vermeye destek olmaktadır. </p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/dr-feridun-kunaktan-ozel-ozel-detoks-tarifi-corek-otu-kuru-nasil-hazirlanir/">Dr. Feridun Kunak’tan özel özel detoks tarifi: Çörek otu kürü nasıl hazırlanır?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/dr-feridun-kunaktan-ozel-ozel-detoks-tarifi-corek-otu-kuru-nasil-hazirlanir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her 3 çocuktan biri göz problemi yaşayabilir</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/her-3-cocuktan-biri-goz-problemi-yasayabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=her-3-cocuktan-biri-goz-problemi-yasayabilir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/her-3-cocuktan-biri-goz-problemi-yasayabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Dec 2021 08:57:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Göz]]></category>
		<category><![CDATA[Okul]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1661</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başta çocuklar olmak üzere, yetişkinlerde de bilgisayar, tablet ve telefonda uzun süre vakit geçirmekten gözde hasar ve miyop oranında artış ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-3-cocuktan-biri-goz-problemi-yasayabilir/">Her 3 çocuktan biri göz problemi yaşayabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başta çocuklar olmak üzere, yetişkinlerde de bilgisayar, tablet ve telefonda uzun süre vakit geçirmekten gözde hasar ve miyop oranında artış yaşandığı ortaya çıktı.</p>
<p>Koronavirüs sürecinden itibaren 1,5 yıllık süreçte bu oranın daha fazla arttığı kaydedildi.</p>
<p>Op. Dr. Belgin Ekmekçiler, miyopa bağlı olarak çocuklarda okul başarısında düşüş yaşandığını belirtirken; 2035 yılına kadar her 3 çocuktan 1’inin gözlük takacağını söyledi.</p>
<p><b>“HER OKUL BAŞLAMA DÖNEMİNDE GÖZ MUAYENESİNE GÖTÜRÜN”</b></p>
<p>Çocuklarda değil, herkeste yeni dönemin hastalığı teknoloji bağımlılığı olduğunu söyleyen Ekmeçiler, çocukluk çağında kullanımın daha sık olduğunu ifade etti.</p>
<p>Çocukların dersleri koronavirüs döneminde online yayınlarda bilgisayar ve tabletten olduğu için son 1,5 yıldır oranın gittikçe de arttığını belirten Ekmekçiler, <strong><em>“Son yıllarda miyop çocuklarda 3 kat arttı. Okullarda gözlük kullanan çocuk oranı yaklaşık 2-3 yıl önceye göre 3 kat artış gösterdi. Aileler, genelde çocukları yakını gördüğü içinde uzak görüntüleri konusuna bilgileri olmuyor. Çocuklarımızda en çok miyopiye bağlı olarak okul başarısında düşme, tahtayı görememe gibi sıkıntılarımız ortaya çıkıyor. O yüzden mutlaka çocuklarımızı rutin aralıklarla ve her okul başlama döneminde göz muayenesine götürmemiz gerekiyor.”</em></strong> dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/kok/2021/12/17/goz-cocuk_1802.jpg"></p>
<p><b>“20-20-20 UYGULAMASINI YAPMALARINI İSTİYORUZ”</b></p>
<p>Çocuklarda ve yetişkinlerde computer vision syndrome denilen sık baş ağrısı, göz ağrısı, gözde kaşıntı, yanma, sulanma, boyun ağrısı, sırt ağrısı şeklinde şikayetlerin ortaya çıktığını aktaran Ekmekçiler,<strong><em> “Son yıllarda biz, 20-20-20 dediğimiz, 20 dakikada bir, 20 saniye süre ile 6 metreden uzağa bakma şeklinde bir uygulama istiyoruz hastalarımızdan. Bilgisayar başında çalışıyorsak ya da çocuğumuz bilgisayar başındaysa, 20 dakikada bir 20 saniyelik ara verecek. Bu arada da gidip kitap okuyacak ya da televizyon izlemeyecek. Uzaklara bakacak. Ya da gözünü kapatıp dinlendirme istiyoruz. Uzun süre bilgisayara bakmak gözde kuruluk sıkıntısına sebep oluyor. Özellikle gece bilgisayara bakmamıza bağlı olarak mavi ışığa maruz kaldığımız için melatonin hormonlarının salgılanmasını azalttığı için uyku bozukluklarına sebep olabiliyor. O yüzden mutlaka kullanırken süreye de zamana da dikkat edin. Çocuklarımızın günde iki saatten fazla ekran başında kalmamaları lazım. Bu iki saatlik süreyi de mutlaka zamana bölmemiz gerekiyor.” </em></strong>şeklinde konuştu.</p>
<p><img decoding="async" src="https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/kok/2021/12/17/goz-cocuk_7626.jpg"></p>
<p><b>“BU ÇOK YÜKSEK BİR ORAN”</b></p>
<p>2035 yılında 3 çocuktan 1’i miyop olacağını beklediklerini dile getiren Op. Dr. Ekmekçiler, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p><strong><em>“Bu çok yüksek bir oran. Üç çocuğunuz varsa biri gözlük takacak. Her okul açılma döneminin başında ilkokul çağından itibaren göz muayenesini tavsiye ediyoruz. Gelemiyorsa bile yapacağımız şey oturduğu yerden televizyon alt yazılarını okuyup okumadığını kontrol edebilirler. Tabii ki tek göz olarak. Bir gözünü kapatıp öbür gözünü uzak bakışla. Ya da çocuğuna sorabilirler. Okulda arka sıraya geçtiğinde tahtayı görebiliyor mu? Bunları tek gözüyle, iki gözüyle değil. Eğer çocukta bu tür sıkıntı varsa mutlaka kontrole getirmeleri gerekiyor.”</em></strong></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/her-3-cocuktan-biri-goz-problemi-yasayabilir/">Her 3 çocuktan biri göz problemi yaşayabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/her-3-cocuktan-biri-goz-problemi-yasayabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Evlilikte ilk 6 aya dikkat</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/evlilikte-ilk-6-aya-dikkat/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=evlilikte-ilk-6-aya-dikkat</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/evlilikte-ilk-6-aya-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Dec 2021 19:48:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[Ki̇şi̇]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Olması]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Covid-19 sürecinden önce boşanma nedenlerinin başında ihanetin yer aldığını belirten uzmanlar, iletişim eksikliğinin de en sık görülen boşanma ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/evlilikte-ilk-6-aya-dikkat/">Evlilikte ilk 6 aya dikkat</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Covid-19 sürecinden önce boşanma nedenlerinin başında ihanetin yer aldığını belirten uzmanlar, iletişim eksikliğinin de en sık görülen boşanma nedenlerinden biri olduğunu vurguluyor. Öfkeli bir anda boşanma kararı alınmamasını tavsiye eden uzmanlar, şiddet hariç, çatışmalı bir evlilikte 6 ay boyunca radikal bir karar alınmamasını öneriyor.</p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Serkan Elçi, boşanma kararını almaya yol açan etkenlere değindi ve bu durumdan çocukların etkilenmemesi için önemli tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>Covid-19 öncesinde ihanet en önemli etkendi</strong></p>
<p>Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki boşanma oranlarında geçmiş yıllara göre daha da artış yaşandığının gözlemlendiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Serkan Elçi, “1.5 yılı aşkın süredir içinde bulunduğumuz Covid-19 süreci ile birlikte gelen kısıtlamalar da evlilikler, ilişkiler ve aile yapısını tekrardan gündeme getirme zorunluluğunu hissettirdi. Bu süreç öncesinde boşanma nedenlerinin başında ihanet yer alıyordu.” dedi.</p>
<p><strong>Şiddete maruz kalan kişi boşanmaya yöneliyor</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong>Aldatmanın affedilir bir durum olup olmadığının aldatılan kişinin eşine veya dış dünyaya olan güveniyle de ilintili olduğunu ifade eden Elçi, sözlerine şöyle devam etti:&nbsp;</p>
<p>“Çocukluk döneminde kendi ailesinde veya yakın çevresinde aldatılmayla birlikte süren mutsuz evliliklerin olması, aldatılan kişinin ilişkiyi bitiremiyor olması gibi nedenler, yaşayacağı olası aldatılma durumuna dair kodlarını oluşturuyor. Bazı kişiler ekonomik nedenler, bazıları ise bağımlı kişilik özellikleriyle böylesi bir durum olsa dahi sürdürmeye gayret ediyorlar. Bir durum bir kere yaşanıyorsa ‘kaza’, iki kere yaşanıyorsa ‘tesadüf’, üç kere yaşanıyorsa ‘istikrardır.’ Bu yüzden affediciliğin tek başına aldatandan değil, aldatılanın da içsel süreçleriyle ilişkili olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca şiddetin olduğu bir ilişkiyi de sürdürüyor olmak, şiddete maruz kalan kişinin dünyada güvenilir bir alanının olmamasına neden oluyor. Kendini güvende hissetmeyen, barındığı yer şiddete maruz kaldığı yer olan bir kişinin boşanma kararı alması kaçınılmazdır.”</p>
<p><strong>&nbsp;İletişim eksikliği de önemli bir etken</strong></p>
<p>Eşler arasındaki iletişim, iş sonrası daha kısıtlı zamanlarda gerçekleşiyorken pandemi dönemi ile birlikte eşlerin daha fazla vakit geçirmeye başladığını ifade eden Elçi, “Bu durum beklentilerin de farklı olduğunu anlamalarına neden oldu. Beklentilerin en önemlisi, geleceğe dair ortak hedeflere sahip olunmasıdır. Aynı hedefler doğrultusunda paralel ilerlenmeyen ilişkilerde çatışmalar kaçınılmaz oluyor. En çok gördüğümüz boşanmaya iten nedenlerin diğeri ise iletişim eksikliğinin olmasıdır. Eşle paylaşımın azalması, kişinin kendisini yalnızlığa bırakıyor olması veya sadece dış dünyayla iletişim kuruyor olması da partner açısından hayatın daha anlamsızlaşmasına neden oluyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çatışmalı evlilikte 6 ay radikal karar alınmamalı</strong></p>
<p>Boşanma kararının öfke ile alınabilecek bir karar olmaması gerektiğini vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Serkan Elçi, “Şiddet hariç, çatışmalı bir evlilikte 6 ay boyunca radikal bir karar alınmamasını öneriyoruz. Bunun temel nedeni, bir kişinin tutumunda farklılıkların olacağına dair sinyallerin verilmesi için yeterli bir süredir. Bu süre zarfında durumda hiçbir değişim yoksa ve her iki tarafında mutsuz olduğu bir evlilik söz konusuysa aynı evde yaşayan diğer aile bireylerinin mutlu olmasını bekleyemeyiz.” dedi.</p>
<p><strong>Çocuklara güven verilmeli</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Serkan Elçi, evliliğin bitirilme kararı kadar birlikte yaşamı sürdürme kararının da kritik bir karar olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:&nbsp;</p>
<p>“Beynin adaptasyon süreci, boşanma süreci sonrasında da çocukların yeniden yapılanmasına yardımcı oluyor. Fakat beynin adaptasyonu için anne babalığın süreklilik olduğunu, karı kocalığın sonlandığını yetişkinler bilmeli ve birbirlerine dair hakaret içeren sözleri çocukların duymasına izin vermemeliler. Çocuklarla kurdukları iletişimin asla kesilmeyeceğini bildirmeleri, her iki evde onların da yaşam alanı olduğunu bilmelerini sağlamaları ve ‘acaba, belkilerle’ değil kesin ifadeler konuşuluyor olması adaptasyona bağlıdır. Dolayısıyla çocukların boşanma üzerindeki negatif algısının kırılması adına bilinçli ebeveyn olmak küslükle değil, iletişimle sağlanabilir.”</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/evlilikte-ilk-6-aya-dikkat/">Evlilikte ilk 6 aya dikkat</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/evlilikte-ilk-6-aya-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzun süre oturmak bel ağrısını tetikliyor</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/uzun-sure-oturmak-bel-agrisini-tetikliyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uzun-sure-oturmak-bel-agrisini-tetikliyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/uzun-sure-oturmak-bel-agrisini-tetikliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Oct 2021 14:04:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bel]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Süre]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr.Ahmet İnanır bel ağrılarını anlattı... İnsanların çoğu hayatının herhangi bir döneminde mutlak ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uzun-sure-oturmak-bel-agrisini-tetikliyor/">Uzun süre oturmak bel ağrısını tetikliyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı&nbsp;Doç.Dr.Ahmet&nbsp;İnanır bel ağrılarını anlattı&#8230;</b></p>
<p>İnsanların çoğu hayatının herhangi bir döneminde mutlak surette bir defa da olsa &nbsp;bel&nbsp;ağrısı&nbsp;yaşar.Bel ağrısının birçok sebebi olabilir.Bu nedenle bel ağrıları göz ardı edilmemelidir.</p>
<p><b>Bel&nbsp;ağrıları neden olur ?</b></p>
<p>Ağrı&nbsp;bir bulgudur. Hastalık değildir. Tedavi edilmesi gereken şey de&nbsp;ağrı&nbsp;değil; ağrının asıl nedeni olan hastalığın ortadan kaldırılması veya arızanın tamir edilmesidir.</p>
<p>6 haftadan kısa süreli var olan ağrılara Akut&nbsp;Bel&nbsp;Ağrısı&nbsp;denir. Belirli bir aktivite veya travma sonrası gelişebileceği gibi, travmasızda olabilir. Genellikle&nbsp;ağrı, kendiliğinden azalır veya tamamen geçebilir. Bir defa ciddi&nbsp;bel&nbsp;ağrısı&nbsp;yaşayan insanların yaklaşık %30’u tekrar bir atak geçirebilir. Ancak kontrol ve bakım altında olur ise bu tekrarlama riski en aza indirilebilir. Üç aydan uzun süreli varlığını devam ettiren&nbsp;bel&nbsp;ağrılarına ise Kronik&nbsp;Bel&nbsp;Ağrısı&nbsp;adı verilmektedir. Var olan doku bozukluğu, ortamdaki sinir uçlarını etkileyerek&nbsp;ağrı&nbsp;ortaya çıkarır. En çok gördüğümüz şey ise akut&nbsp;ağrı&nbsp;döneminde kolayca halledebileceğimiz hastalıkların ehil olmayan ellerdeoyalanarak kronik hale gelmesidir.</p>
<p><strong>&nbsp;Bel&nbsp;ağrılarını tetikleyen sebepler nelerdir ?</strong></p>
<p>Gerçek&nbsp; bir tedavi yapabilmek için gerçek&nbsp;ağrı&nbsp;kaynakları ciddi bir uzman hekim muayenesi ve tetkiklerle araştırılmalıdır. Fazla kilolu olmak, fıtık yapacak kadar veya&nbsp;bel&nbsp;yapılarını zorlayacak kadar ağır kaldırma, eğilerek çalışıyor olmak, uzun süreli oturmak veya otururken öne eğilerek iş yapmak veya durmak veya aynı pozisyonda uzun süre kalmak, stresli dönemlerin uzun sürmesi, çok doğum yapmak, ev işlerini uygunsuz pozisyonda ve uzun süre yani ara vermeden yapmak, cinsel yaşamda beli korumamak&nbsp;bel&nbsp;sorunları yaşamaya neden olmaktadır.</p>
<p><strong>&nbsp;Bel&nbsp;ağrılarından korunmak ve&nbsp;bel&nbsp;sağlığını korumak için neler yapılmalıdır?&nbsp;</strong></p>
<p>En önemli olan şeyi kaçırmaktayız. Asıl olan belde&nbsp;ağrı&nbsp;çıkmadan tedbir almaktır.&nbsp;Bel&nbsp;ağrısı&nbsp;oluşumuna neden olacak şeyler belli olduğuna göre işe bunlara riayet etmekle başlamak mecburiyetindeyiz. Gerekli bakımları yapılmayan araba bizi yolda bırakcağı gibi gerekli bakımları ve korumaları yapılmayan&nbsp;bel&nbsp;de bir gün bize bu acıyı yaşatacaktır. Öncelikli olarak kesinlikle obezite yani fazla kilo fıtığın veya&nbsp;bel&nbsp;ağrılarının en önde gelen nedenlerindendir. Kilo almadan yaşamayı bir hayat tarzı haline getirmeye mecburuz.Bel&nbsp;ağrısı&nbsp;yaşadığımız zaman ne yapacağız sorusu akla gelmektedir. Öncelikli olarak bu konuda gerçekten tecrübeli olan uzman bir doktora başvurmalı; geçiştirici işlemlerle arızayı kronik hale getirmekten kaçınmalıdır. Altta yatan neden bir tümör, çok ciddi bir fıtık, omur kırığı veya&nbsp;bel&nbsp;kayması da olabileceği için konuyu iyi bilmeyen insanların öneri veya tedavi adı altındaki uygulamaları ile zaman kaybedilmemelidir. Genellikle hastaların ağrılarının geçmesi altta yatan nedenin ortadan kalkmış olduğu şeklinde algılanıp rahat davranılmakta ve kolayca çözülebilecek bir hastalık daha zor çözülür veya çözümsüz hale gelebilmektedir.Şu bir gerçektir ki,&nbsp;bel&nbsp;ağrısı&nbsp;yeteri kadar önemsenmemektedir. Başımıza çok ciddi sorunlar açabileceğinin bilincinde olunamamaktadır. İnsanlarımız ağrısız yaşatmak ve bel&nbsp;fıtığı gelişmesini önceden engellemek imkan dahilindedir.&nbsp;Sorunun altında yatan nedenin kesin ortadan kaldırılmasına değil de ağrının ortadan kaldırılmasına yönelinmektedir. Bu ciddi bir hatadır ve hastalarımızı ileri de başına çok büyük sorunlar açabilecek hale getirmektedir. &nbsp;</p>
<p>Sonuç olarak&nbsp;bel&nbsp;sorunu yaşamayacak şekilde bir yaşam tarzına geçilmeli ve&nbsp;bel&nbsp;ağrısı&nbsp;veya fıtık gelişme riski ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Şayet&nbsp;ağrı&nbsp;yaşar isek; bu konuda çok çalışmış olan uzman hekim/ hekimler aranıp bulunmalı ve en kısa sürede ve en kolay şekilde tedavisi yapılmalıdır. Tedavi de başarılı olmanın yolu yöntem değildir; bu konuda gerçekten uzman doktorun yapacağı yöntemlerdir.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uzun-sure-oturmak-bel-agrisini-tetikliyor/">Uzun süre oturmak bel ağrısını tetikliyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/uzun-sure-oturmak-bel-agrisini-tetikliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
