<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İla - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/tag/ila/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Feb 2025 18:18:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>İla - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uzun süreli ve tekrarlayan öksürükler astım habercisi olabilir</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/uzun-sureli-ve-tekrarlayan-oksurukler-astim-habercisi-olabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uzun-sureli-ve-tekrarlayan-oksurukler-astim-habercisi-olabilir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/uzun-sureli-ve-tekrarlayan-oksurukler-astim-habercisi-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Feb 2025 18:18:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Astım]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[İla]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Astımın ülkemizde yüzde 5 ila 10 arasında görüldüğünü belirten Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Çiçek, “Astımlı hastaların şikayetleri, atakları ve öksürükleri geceleri daha fazla olabilmektedir.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uzun-sureli-ve-tekrarlayan-oksurukler-astim-habercisi-olabilir/">Uzun süreli ve tekrarlayan öksürükler astım habercisi olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Astımın ülkemizde yüzde 5 ila 10 arasında görüldüğünü belirten Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Çiçek, “Astımlı hastaların şikayetleri, atakları ve öksürükleri geceleri daha fazla olabilmektedir. Eforla öksürüğün, nefes darlığının artması ve efor kapasitesinin düşmesi de oldukça tipiktir. Bazen de sadece tekrarlayan ve uzun süreli öksürüklerle çocuklar astım tanısı alabilir” dedi.</strong></p>
<p><strong>&nbsp;</strong></p>
<p>VM Medical Park Gebze Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Çiçek, çocukluk çağı astımı konusunda açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Astımın ne olduğundan bahseden Doç. Dr. Çiçek, “Astım, solunum yollarının, bronşların dönem dönem tetikleyicilerle etkilenmesi sonucu, ataklar halinde seyreden hırıltı, hışıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, solunum güçlüğü ve öksürük gibi semptomlarla seyreden bir hastalıktır. &nbsp;Astım çocukluk çağında sosyal hayatın kısıtlanmasına neden olabilen, okul devamsızlığının ve hastane yatışlarının önemli nedenlerinden biridir. Ülkemizde yüzde 5 ila 10 arasında görülmektedir. Astımlı hastaların şikâyetleri, atakları ve öksürükleri geceleri daha fazla olabilmektedir. Eforla öksürüğün, nefes darlığının artması ve efor kapasitesinin düşmesi de oldukça tipiktir. Bazen de sadece tekrarlayan ve uzun süreli öksürüklerle çocuklar astım tanısı alabilir” diye konuştu.</p>
<p><strong>EV TOZU AKARLARI NEDEN OLABİLİR</strong></p>
<p>Çocukluk çağı astımının ise solunum yollarının uzun soluklu süreçte enflamasyonu ile karakterize bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Çiçek, astımlı çocukların&nbsp;hava yollarının yapısal olarak daha hassas olduğunu ve genellikle basit bir uyaran/tetikleyici karşısında bile şikayetlere neden olarak hekime başvurulara sebep olduğunu belirtti.&nbsp;</p>
<p>Doç. Dr. Çiçek, çocukluk çağı astımına neden olan tetikleyici faktörleri ise şöyle sıraladı:</p>
<p>“Sıklıkla alerjenler (aeroalerjenler, ev tozu akarları, polenler, küf sporları, hayvan epitelleri gibi), solunum yolu enfeksiyonları soğuk hava, hava kirliliği, keskin kokulara, kimyasallara maruziyet, efor yapmak (gülme, ağlama, koşma), reflü, az sıklıkta da gıda alerjileri.”</p>
<p><strong>NEFES DARLIĞI GÖRÜLEBİLİR</strong></p>
<p>Astımlı çocukların şikayetlerinin yaş gruplarına göre farklılıklar gösterebileceğini ve hastadan hastaya göre değişebileceğini söyleyen Doç. Dr. Çiçek, “Genellikle semptomlar aralıklı olarak ortaya çıkar ve hastalık dönemleri arasında sağlıklı, şikayetlerin olmadığı bir dönem de olur. Hırıltı, hışıltı, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, eforla tetiklenen öksürük, gece artan öksürük şikayetleri ya da sadece uzamış öksürük ile karşımıza gelebilirler. Özellikle ilk 5 yaş çocuk grubunda basit solunum yolu enfeksiyonları, burun akıntısı sonrası sık bronşiolit atakları, ilaçlı buhar/nebül tedavileri gereksinimi ile kendini gösterebilirken, daha büyük yaş grubunda yaşıtlarına göre çabuk yorulma, efor kapasitesinde kısıtlanma, nefes darlığı ile hastalar hekime başvurabilirler” dedi.</p>
<p><strong>BAZI TESTLERLE TANI KONULABİLİR</strong></p>
<p>Tanı konma sürecini anlatan Doç. Dr. Çiçek, “Çocukluk çağı astımından şüphelenmek için astım hastalığını iyi tanımak ve hastanın öyküsünü, şikayetlerini tam anlamıyla anlamak gerekir. Çünkü çocukluk çağı astımı bir klinik tanıdır. Alerjinin varlığını tespit etmeye yönelik testler yapılır. Fakat alerjisi olmadan da hastaların benzer şikayetleri olabilir ve çocuk çağı astım tanısı alabilir. Altta yatan alerjik bir zeminin olması hastaların daha yakın takibini gerektirir” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>ASTIM GEÇİCİ MİDİR?</strong></p>
<p>Astımın geçici olup olmadığı konusunda ailelerden sık soru geldiğini belirten Doç. Dr. Çiçek, “Hastanın astım hastalığının geçici mi, kalıcı mı olacağını öngörmek hastadan hastaya değişebilen, birçok etkenin rol oynadığı bir süreç sonrası tartışılabilir. Astım semptomlarının ilk başlangıç yaşı önemli bir etkendir. Semptomlar ne kadar ileri yaşta başlarsa, hastalık kalıcılığı riski bir o kadar artar. Diğer belirleyici faktörler genetik yükün fazla olması, alerjen duyarlılığının yüksek olması, solunum fonksiyon testlerinde düşüklük olması, eozinofili, diğer alerjik hastalıkların varlığı, hava kirliliğine ve sigara dumanına maruziyet olarak sıralanabilir” dedi.</p>
<p><strong>HANGİ DURUMLARDA UZMAN HEKİME DANIŞILMALI?</strong></p>
<p>Astım tedavisinin başarısının iyi bir aile-hasta-doktor ilişkisine bağlı olduğunu belirten Doç. Dr. Çiçek, “Atak semptomları ve tedavisi konusunda aile ve hasta bilgilendirilmeli, dikkat edilmesi gerekenler ve evde uygulanacak yazılı acil durum eylem planı aileye verilmelidir. Ancak bazı durumlarda şiddetli astım atakları evde tedaviye yanıt vermeyebilir ve hastanede tedaviye devam etmek gerekebilir. Evde uygulanan rahatlatıcı ilaçlar ile 1 saat içerisinde düzelme olmuyor, şikayetleri azalmıyor, hışıltı, ıslık sesi benzeri wheezing, hızlı nefes alıp verme, göğüste çekilme, karın kaslarının kullanılması söz konusu ise, beslenmede azalma, uyku hali, bilinç bulanıklığı, siyanoz (morarma) var ise, konuşurken zorlanma, duraksama oluyorsa, evde rahatlatıcı ilaç kullanım ihtiyacı 3 saatten daha sık aralıklarla olmaya başladıysa ve bu durum 24 saatten daha uzun süre devam ettiyse mutlaka hastane şartlarında tedaviye devam edilmelidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>TEDAVİ YOLLARI</strong></p>
<p>Tedavi yollarını anlatan Doç. Dr. Çiçek, “Uzun dönemde astım tedavisinin amacı astımda kontrolü sağlamaktır. Hastanın şikayetlerinin yoğunluğuna ve astım kontrol düzeyine göre tedaviler planlanır. Bu kapsamda günlük semptom kontrolü ve hastalığın seyrini olumsuz etkileyecek risk faktörlerinden hastanın korunmasının sağlanması önerilir. Hastanın astımına eşlik edebilecek ko-morbid hastalıkların tedavisi planlanır. Tedavi rehberlerindeki ilk seçenek, direkt hava yollarına verilen ilaçlardır. Bu ilaçlar iki gruba ayrılır. Kontrol edici (önleyici) ilaçlar ve semptom giderici (rahatlatıcı) ilaçlar. Rahatlatıcı ilaçların sık kullanımı sakıncalıdır, kontrol ediciler ise hekim kontrolünde düzenli kullanılmalıdır. İleri basamak tedavilerde biyolojik ajan tedavileri devreye girebilir. Diğer önemli tedavi seçeneği de uygun hastalarda alerjen immünoterapi yöntemidir. Alerjen immünoterapi, alerjik hastalıkların ve çocukluk çağı astımının doğal seyrini değiştirebilen, alerjik reaksiyonu oluşturan mekanizmayı tedavi eden önemli ve tek tedavi yöntemidir. Çocukluk çağı astımı erken tanı ve doğru planlanan tedavilerle kontrol altına alınabilir. Kontrollü astımı olan çocuklar ise sosyal hayatlarını kısıtlamak zorunda kalmazlar” dedi.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/uzun-sureli-ve-tekrarlayan-oksurukler-astim-habercisi-olabilir/">Uzun süreli ve tekrarlayan öksürükler astım habercisi olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/uzun-sureli-ve-tekrarlayan-oksurukler-astim-habercisi-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kuru: Kaplıcalar iltihaplı romatizmaya iyi gelmiyor</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2022 19:47:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Etki]]></category>
		<category><![CDATA[İla]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru]]></category>
		<category><![CDATA[Romatoid Artrit]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1940</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği Eğitim Sorumlusu da olan Romatizma ve Ağrı Derneği (RADER ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/">Prof. Dr. Kuru: Kaplıcalar iltihaplı romatizmaya iyi gelmiyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği Eğitim Sorumlusu da olan Romatizma ve Ağrı Derneği (RADER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru Kuru, 12 Ekim Dünya Artrit Günü kapsamında romatoid artrit (eklem romatizması) hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  </p>
<p>Prof. Dr. Kuru, dünyada en sık görülen iltihaplı romatizmal hastalıklar arasında romatoid artritin birinci sırada geldiğini, dünyada görülme sıklığının yaklaşık yüzde 1 oranında, Türkiye&#8217;de görülme sıklığının ise yüzde 0,5 ila 1 arasında değiştiğinin saptandığını bildirdi. </p>
<p>Hastalığın sebebinin tam olarak bilinmediğine değinen Kuru, hekimler arasında genetik yatkınlığı olanlarda, araya tetikleyici bir faktörün girmesi sonucunda romatoid artritin başladığı, bu faktör ya da ajan daha sonra aradan çekilse bile otoimmün olayların hastalığı devam ettirdiği görüşünün hakim olduğunu söyledi.  </p>
<p>Kuru, romatoid artritin temel olarak eklemleri tutarak harabiyet ve fonksiyon bozukluğu yapan, ayrıca kalp, akciğerler, böbrekler ya da damarlar gibi diğer sistemleri de etkileyebilen bir rahatsızlık olduğunu kaydetti.  </p>
<p>Tetikleyici faktörler arasında en bilinenin genetik yatkınlık olduğuna işaret eden Kuru, şöyle konuştu: </p>
<p>&#8220;Araya giren viral enfeksiyonlar: Koksaki A virüsü, Epstein Barr Virüsü gibi birtakım viral ajanların hastalığı tetikleyebileceği yolunda çeşitli görüşler ya da çalışmalar vardır. Diş etinde hastalık yapan bir bakterinin hastalığı tetikleyebileceğine dair son dönemde önemli çalışmalar vardır. İkinci faktör sigaradır. Sigara, romatoid artritin hem ortaya çıkmasını hem de daha ağır seyretmesini sağlayan çok önemli bir çevresel faktördür. Son dönemde bağırsak mikrobiyotası üzerindeki değişikliklerin de hastalığı tetikleyebileceği ya da daha ağır seyretmesine neden olabileceği yönünde görüşler vardır.&#8221; </p>
<p><img decoding="async" src="https://img.timeturk.com/resim/dresim/2022/iltihapli_romatizma.jpg">  </p>
<p><strong>Kadınlarda daha sık rastlanıyor, 30-50 yaş arasında görülme sıklığı zirve yapıyor</strong> </p>
<p>Prof. Dr. Ömer Kuru, romatoid artritin kadınlarda daha sık görüldüğünü, hastalığın her 3 kadına karşılık 1 erkekte ortaya çıktığını dile getirdi. Romatoid artritin her yaş grubunda görüldüğünü ancak 35 ila 50 yaşları arasında görülme sıklığının zirve yaptığını aktaran Kuru, &#8220;Daha ileri yaşlarda görüldüğünde bu, &#8216;Geç ya da yaşlı başlangıçlı romatoid artrit&#8217;, daha erken yaşlarda görüldüğünde de &#8216;juvenil romatoid artrit&#8217; yani çocukluk çağı romatoid artriti adını alıyor.&#8221; dedi.  </p>
<p>Hastalığın kadınlarda daha sık görülmesinin en başta gelen nedenleri arasında hormonal faktörlerin sayılabileceğini söyleyen Kuru, cinsiyet hormonlarının görece azaldığı 60-65 yaş sonrasında ise bir kadına karşılık bir erkekte hastalığın görülebildiğini, bunda da östrojenin önemli rol oynadığının düşünüldüğünü kaydetti. </p>
<p>Yaş gruplarına göre tedaviye verilen yanıtın değişmediğini ancak hastalığa çocuklarda eşlik eden patolojilerle yaşlılarda eşlik eden patolojilerin birbirinden farklı olduğunu aktaran Kuru, bu nedenle tedavi sürecinde sadece romatoid artritin göz önüne alınmadığını, kendisine eşlik eden diyabet, böbrek fonksiyon bozukluğu, karaciğer hastalığı olup olmadığına bakıldığını, kullanılan diğer ilaçlar da dikkate alınarak buna göre tedavinin düzenlendiğini ifade etti. </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedaviyle hastalıkta şifa elde etmek mümkün</strong>  </p>
<p>Prof. Dr. Kuru, romatoid artritin nedeni kesin olarak bilinmediğinden, hastalığı tamamen tedavi edecek bir yöntemin de henüz bulunamadığını belirtti. Hastalığın olası bütün sonuçlarından, yol açtığı iltihabın şiddeti ve süresinin sorumlu olduğunu söyleyen Kuru, bu nedenle tedaviyi, iltihabı baskılamak, rahatsızlığın ilerlemesini durdurmak, ilerlemeden kaynaklanacak deformiteleri önlemek ve kişinin yaşam kalitesini artırmak üzerine kurduklarını anlattı.  </p>
<p>Tedavi için ellerinde 4-5 çeşit ajan olduğunu, en başta gelenin de halk arasında ağrı kesici olarak bilinen nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar olduğunu aktaran Kuru, bu ilaçların tedavi edici özellik olarak ilk önce ağrıyı azalttığını, romatoid artritin elleri açma kapamada zorlanma gibi belirtilerle seyrettiği tutukluğu gidermede etki gösterdiğini kaydetti. </p>
<p>Kuru, &#8220;kortizon&#8221; diye tabir edilen, halkın kullanmaktan çekindiği ilaçlara da tedavide yer verildiğine değinerek, &#8220;Kortizon doğru hastada, doğru dozlarda kullanılırsa son derece yararlı sonuçlar verir.&#8221; dedi.  </p>
<p>Üçüncü grupta temel tedavi ilaçları denilen, hastalığın gidişatını durdurucu ilaçların yer aldığından bahseden Kuru, bu grupta da bağışıklık sistemini düzenleyici ya da baskılayıcı ilaçların bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Kuru, son grupta ise vücudun immün sisteminin belirli bir noktasını güçlendirmek ya da baskılamak üzere elde edilen ve &#8220;biyolojik ajanlar&#8221; olarak adlandırılan, yaklaşık 25 yıldır da tedavide yer alan yöntemlerin yer aldığını dile getirdi.  </p>
<p>Prof. Dr. Ömer Kuru, romatoid artrite dair en önemli sorunun erken dönemde tanı konulmaması ve tedaviye başlanmaması olduğuna dikkati çekerek, erken tanı ve tedaviyle hastalığın önemli bir bölümünde klinik şifa elde etmenin mümkün olduğunun altını çizdi.  </p>
<p><strong>&#8220;İlaçların yan etkilerinden korkup, tedaviye devam etmemek istenmeyen sonuçlara yol açabilir&#8221;</strong> </p>
<p>Prof. Dr. Ömer Kuru, iltihaplı romatizmal hastalıklara iyi geldiği düşünülen yöntemlere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:  </p>
<p>&#8220;Kaplıca tedavisinin iyi geldiği romatizmal hastalıklar vardır, örneğin eklem kireçlenmeleri, yumuşak doku romatizmaları gibi, bunlarda iltihap yoktur, dolayısıyla bunlara sıcak iyi gelir. Ama vücutta iltihabın hüküm sürdüğü bu hastalıkta kaplıca tedavisi gibi sıcak tedaviler iyi gelmez. Geleneksel tamamlayıcı tıp yöntemlerinin, bitkisel yöntemlerin, akupunktur tedavisi gibi yöntemlerin romatoid artrit tedavisinde, dünyanın kabul ettiği bilimsel yayınlarda, etkinlikleri gösterilmemiştir.&#8221;  </p>
<p>Romatoid artritte egzersizin öneminden de bahseden Kuru, şöyle devam etti:  </p>
<p>&#8220;Romatoid artritli hastalarda mutlaka egzersiz, rehabilitasyon yöntemleri önerilir. Çünkü eklemlerde ağrı ve tutuklukla seyreder. Bunun sonucunda kaslarda, adalelerde atrofi dediğimiz güçsüzlükler meydana gelir. Eklemi tedavi ettiğinizde, o bölgede sağlam bir kas olması gerekir ki eklem eski fonksiyonuna kavuşabilsin. Şekil bozukluğuyla da seyreden bir hastalıktır çünkü eklemlerde deformite dediğimiz eğriliklere neden olabilir. Bunun için hastanın doktorun önerdiği ilaçları düzenli, zamanında kullanması, mutlaka egzersiz önerilerine riayet etmesi gerekir. Yüzme bütün romatizmal hastalıklara iyi gelir çünkü yer çekimsiz bir ortamda, suyun kaldırıcı kuvvetine karşı hareket edersiniz ve bütün eklemleriniz çalışır.&#8221;  </p>
<p>Prof. Dr. Kuru, kişinin ekleminde şişlik varsa, sabah kalktığında ellerini açma ve kapamaktan güçlük çekiyorsa, yorgunluk hissediyorsa hekime başvurmalarını önererek, erken tanı konulduktan sonra mutlaka düzenli tedavi gerektiğini kaydetti.  </p>
<p>İlaç kullanmaktan çekinen kişilere seslenen Kuru, &#8220;İlaçların elbette ki yan etkileri vardır. Adı üstünde bir etkileri bir yan etkileri ya da istenmeyen etkileri vardır. Ancak unutmamak gerekir ki hastalığın da yan etkisi vardır. Hastalık ilerleyici ve sakat bırakıcı bir hastalıktır. 10 yıl içerisinde romatoid artritli hastalar şayet tedavi edilmezlerse iş gücü kayıpları ve sakatlıklar meydana gelmeye başlar. Yani, hastaların 3&#8217;te 1&#8217;i 10 yıl içinde sakatlıkla karşı karşıya gelirler. 20 yılı aşkın süredir hasta olanlarda, düzenli tedavi yapılmazsa, yüzde 75 oranında sakatlık meydana gelir. Dolayısıyla ilaçların yan etkilerinden korkup, tedaviye devam etmemek ya da aksatmak hastaları hiç istemedikleri sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir.&#8221; dedi. .</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/">Prof. Dr. Kuru: Kaplıcalar iltihaplı romatizmaya iyi gelmiyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
