<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hastalık - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/tag/hastalik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Mar 2026 14:49:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>Hastalık - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:49:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Hülya Ensari]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bipolar bozukluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, doğru tedavi ve düzenli takiple hastaların tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebildiğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/">Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bipolar bozukluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, doğru tedavi ve düzenli takiple hastaların tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebildiğini söyledi. Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken 6 kritik nokta olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ensari, bu önemli noktaları şöyle sıraladı: “İlaç tedavisine kesintisiz devam edilmeli, uyku düzeni korunmalı, alkol ve madde kullanımından kaçınılmalı, erken uyarı işaretleri tanınmalı, düzenli doktor kontrolü aksatılmamalı ve stres yönetimi ile yaşam düzenine özen gösterilmeli.”<br />İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, 30 Mart Dünya Bipolar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Bipolar bozukluğun duygulanımın mani ve depresyon atakları dediğimiz iki uç arasında gidip gelmesiyle karakterize olan, arada tam düzelmeyle giden eski adıyla &#8220;manik-depresif hastalık&#8221; olarak bilinen bir duygulanım hastalığı olduğunu ifade etti.<br />Hastalığın iki temel kutbu bulunuyor<br />Hastalığın iki temel kutbu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, şunları söyledi:<br />“Manik dönem, kişide uyku ihtiyacının belirgin azalması, enerjide olağanüstü artış, hızlı ve durdurulamaz konuşma, grandiyöz düşünceler (kendini olağanüstü yetenekli veya güçlü hissetme), dürtüsel ve riskli davranışlar (aşırı harcama, düşünmeden verilen kararlar), dikkat dağınıklığı ve irritabilitenin görüldüğü duygu, düşünce ve davranışlarda artış ile karakterize bir dönemdir. Manik dönemde hasta kendisini dünyanın en güçlü, en zeki insanı gibi hissedebilir, çevresindeki insanlar bu değişimi açıkça fark eder. Ağır manik dönemlerde, gerçeklikle bağdaşmayan inançlar (sanrılar) veya var olmayan şeyleri duyma (varsanılar) şeklinde psikotik belirtiler tabloya eklenebilir. Depresif dönemde ise tablonun tersine döndüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Derin çökkünlük, hiçbir şeyden zevk alamama, enerji kaybı, uyku ve iştah bozuklukları, değersizlik ve suçluluk duyguları, konsantrasyon güçlüğü ve ağır durumlarda intihar düşünceleri ortaya çıkabilir.&nbsp; Bu dönemde de bu kez duygu, düşünce ve davranışlarda yavaşlama ve azalma belirgindir.”&nbsp;<br />Hipomani, tanıyı geciktirebiliyor&nbsp;<br />Hastalığın iki ana tipi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bipolar I bozuklukta en az bir tam manik dönem bulunurken, Bipolar II bozuklukta mani yerine daha hafif bir yükselme olan hipomani dönemleri ve tekrarlayan depresyon atakları görülür. Hipomanide kişi enerjik ve üretken hisseder ancak işlevsellikte ciddi bir bozulma olmaz ve psikotik belirtiler bulunmaz. Bu nedenle hipomani çoğu zaman &#8220;hastalık&#8221; olarak algılanmaz ve tanı gecikir” uyarısında bulundu.<br />Bipolar 18-25 yaşları arasında başlıyor<br />Bipolar bozukluğun genellikle genç erişkinlik döneminde, ortalama 18-25 yaşları arasında başladığını belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Hastalık, kadın ve erkeklerde yaklaşık eşit sıklıkta görülür. Ancak kadınlarda depresif dönemler daha ağırlıklıyken, erkeklerde manik dönemler daha belirgin olma eğilimindedir. Kadınlarda doğum sonrası dönem özellikle depresyon için riskli bir zaman dilimidir” dedi.<br />Çevresel etkiler hastalığın tetiklenmesinde etkili olabiliyor<br />Bipolar bozukluğun güçlü bir genetik yatkınlık taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Birinci derece akrabalarında bipolar bozukluk olan bireylerde hastalık riski genel popülasyona göre 8-10 kat artmaktadır. Ancak genetik yatkınlık tek başına yeterli değildir; stresli yaşam olayları, uyku düzensizlikleri ve madde kullanımı gibi çevresel etkenler hastalığın tetiklenmesinde önemli rol oynar. Bipolar Bozukluğun etiyolojisinin çok sayıda genetik, nörokimyasal ve çevresel faktör arasındaki etkileşimi içerdiğine inanılmaktadır. İlk belirtilerden doğru tanıya ulaşma süresi ne yazık ki ortalama 5-10 yıl gibi uzun bir süreyi kapsamaktadır” diye konuştu.<br />Doğru ve düzenli tedavi ile üretken bir yaşam sürdürülebilir<br />Bipolar bozukluğun kesinlikle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Doğru ve düzenli tedavi ile hastalar son derece üretken ve tatmin edici bir yaşam sürdürebilir. 30 Mart Dünya Bipolar Günü&#8217;nün, bipolar bozuklukla yaşamış olan ünlü besteci Vincent Van Gogh&#8217;un doğum gününe denk gelmesi tesadüf değildir; tarih boyunca pek çok sanatçı, bilim insanı ve lider bu hastalıkla birlikte olağanüstü başarılara imza atmıştır.<br />İlaç tedavisi ve psikoterapi uygulanıyor<br />Tedavinin iki temel ayağını ilaç tedavisi ve psikoterapinin oluşturduğunu&nbsp; söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, şu bilgileri verdi:<br />Farmakoterapi (İlaç Tedavisi): Tedavinin temel taşı duygudurum dengeleyicilerdir. Lityum, bipolar bozukluk tedavisinde altın standart olmaya devam etmektedir. Lityumun yanı sıra valproat, karbamazepin ve lamotrigin gibi antiepileptik ilaçlar da duygudurum dengeleyicisi olarak kullanılmaktadır. Atipik antipsikotikler (ketiapin, olanzapin, risperidon ,aripiprazol vb) özellikle akut manik dönemlerde ve idame tedavide kullanılır.<br />Psikoterapi: İlaç tedavisinin yanı sıra psikoterapi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.&nbsp; Bilişsel davranışçı terapi ile hasta erken uyarı işaretlerini tanımayı, düşünce kalıplarını fark etmeyi ve başa çıkma becerilerini geliştirmeyi öğrenir. Kişilerarası ve sosyal ritim terapisi uyku-uyanma döngüsü ve günlük rutinlerin düzenlenmesine odaklanır; çünkü ritim bozulmaları atakları tetikleyebilir. Psikoeğitim ise hem hastanın hem ailesinin hastalığı anlamasını, tedavi uyumunu artırmayı ve nüksü önlemeyi hedefler.&nbsp; Aile eğitimi, özellikle çok önemli olup; ailede hastalığın anlaşılmaması hem hastanın hem ailenin yaşam kalitesini olumsuz etkiler.”<br />TRSM’lerden destek alınabiliyor<br />Prof. Dr. Hülya Ensari, bugün artık Türkiye’de hemen hemen her ilde mevcut Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinde (TRSM) bipolar bozukluk tanısı bulunan bireylerin kendi ikamet adreslerine en yakın bulunan TRSM’den hizmet alabildiğini söyledi. Prof. Dr. Hülya Ensari, “Burada psikiyatrist liderliğinde psikolog, sosyal çalışmacı, psikiyatri hemşiresi,ergoterapist, iş uğraşı terapisti, diyetisyen gibi multidisipliner ekip eşliğinde bipolar tanısı alan bireylerin bireysel bakım planları doğrultusunda psikolojik, tıbbi, sosyal, ekonomik, barınma ve iş alanlarındaki ihtiyaçları tespit edilmektedir. Bireye özgü düzenli takip, tedavi ve rehabilitasyon süreçleri takip edilmekte, gerektiğinde gezici ekip ev ziyaretleri ve kurumlararası iş birliği ile bipolar bozukluk tanısı alan bireylerin mevcut ihtiyaçları giderilerek ve güçlendirilerek toplumla bütünleşmeleri sağlanmaktadır” diye konuştu.<br />Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken kritik noktalar<br />Bipolar bozuklukta tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavide dikkat edilmesi gereken kritik noktaları şöyle sıraladı:<br />İlaç tedavisine kesintisiz devam: Bipolar bozuklukta en sık karşılaşılan ve en tehlikeli sorun, hastanın kendini iyi hissettiği dönemlerde ilaçlarını bırakmasıdır. İlaç kesildiğinde nüks riski çok yüksektir ve her yeni atak hastalığın kronikleşmesine katkıda bulunur.<br />Uyku düzeninin korunması: Uyku düzensizliği hem manik hem depresif atakların en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Düzenli uyku-uyanma saatleri, uyku hijyeni kurallarına uyum ve uyku değişikliklerinin erken fark edilmesi tedavinin kritik bileşenleridir.<br />Alkol ve madde kullanımından kaçınma: Alkol ve madde kullanımı, bipolar bozuklukta hem atakların tetiklenmesine hem de tedavi yanıtının belirgin ölçüde azalmasına neden olur. Özellikle alkol, depresif dönemleri derinleştirir; uyarıcı maddeler ise manik ataklara zemin hazırlar.<br />Erken uyarı işaretlerinin tanınması: Her hastanın kendine özgü nüks habercileri vardır. Uyku ihtiyacının azalması, harcamalarda artış, konuşma hızında değişim veya sosyal geri çekilme gibi belirtiler hastanın ve ailesinin birlikte tanıması gereken bireysel uyarı işaretleridir. Bu işaretlerin erken fark edilmesi ile atak önlenebilir veya hafif atlatılabilir.<br />Düzenli hekim kontrolü: Lityum, valproik asit gibi duygudurum dengeleyicileri düzenli kan düzeyi takibi, tiroid ve böbrek fonksiyon testlerinin takibini gerektirir. Tedavi izlemi kesintisiz sürdürülmelidir.<br />Stres yönetimi ve yaşam düzeni: Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sosyal destek ağının güçlendirilmesi ve stres yönetimi teknikleri tedavinin destekleyici bileşenleridir.<br />Duygudurum değişikliği belirtilerini fark ettiğinizde uzmana başvurun<br />Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı: “Son olarak, 30 Mart Dünya Bipolar Günü vesilesiyle şunu vurgulamak gerekir ki, bipolar bozukluk tedavi edilebilir bir hastalıktır. Doğru tedavi ve düzenli takiple hastalar tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebilir. Hastalığa ilişkin toplumsal damgalanmanın azaltılması, erken tanının teşvik edilmesi ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması hepimizin ortak sorumluluğudur. Ruh sağlığı herkesin meselesidir. Ruh sağlığı olmadan sağlıktan söz edilemez. Lütfen yukarda söz ettiğimiz depresyon veya manik atak gibi duygudurum değişikliği belirtilerini yaşadığınızı fark ettiğinizde erkenden ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurunuz.”</p>
<p></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/">Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/bipolar-bozuklukta-tedavi-basarisi-icin-sureklilik-ve-uyum-onemli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Romatizmal hastalıklar 50 yaşından önce başlıyor! &#8216;</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/romatizmal-hastaliklar-50-yasindan-once-basliyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=romatizmal-hastaliklar-50-yasindan-once-basliyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/romatizmal-hastaliklar-50-yasindan-once-basliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 16:40:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Artrit]]></category>
		<category><![CDATA[Eklem]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde milyonlarca kişi romatizmal rahatsızlıklarla mücadele ediyor. Uzmanlar, bu rahatsızılıkların 50 yaşın altında başladığını belirterek uyarıyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/romatizmal-hastaliklar-50-yasindan-once-basliyor/">Romatizmal hastalıklar 50 yaşından önce başlıyor! ‘</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>Romatoloji Uzmanı Dr. Mustafa Ferhat Öksüz, <strong>“İltihaplı olanlar başta olmak üzere, romatizmal hastalıkların önemli kısmı genel inanışın aksine 50 yaşın altında başlar. Vaktinde ve doğru tedavi edilmezse, eklemlerde oluşan hasar kalıcı sakatlıklara neden olabilir”</strong> dedi.</p>
<figure>
<div><img decoding="async" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6526599986b2441e007c401e.jpg"/></img></div>
</figure>
<p><strong>&#8216;VAKTİNDE TEDAVİ EDİLMEZSE KALICI SAKATLIKLARA YOL AÇABİLİR&#8217;</strong></p>
<p>Uzm. Dr. Mustafa Ferhat Öksüz, 12 Ekim Dünya Artrit Günü nedeniyle artrit hastalığı hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Dünyada 12 Ekim gününün, 1996 yılından itibaren kas-iskelet sistemi hastalıkları hakkındaki farkındalığı artırmak ve romatizmal hastalıklar konusunda halkın bilinçlenmesine katkı sağlamak amacıyla kutlandığını belirten <strong>Uzm. Dr. Öksüz, her yıl düzenlenen etkinliklerle sağlık uygulamaları konusunda karar alıcıların dikkatinin çekilerek romatizmal hastalıkların önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunun anlatılmaya çalışıldığını dile getirdi.<br /></strong></p>
<p>Artritin eklem iltihabına verilen isim olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Öksüz, <strong>“Eklemlerde iltihap sonucunda ağrı, şişlik, kızarıklık ve hareket kısıtlılığı gelişir. Artritin süresinin uzaması, özellikle de 6 haftayı geçmesi, yakınmalarının istirahatle artması ya da sabahları yarım saati geçen bir tutukluk olması, beraberinde cilt bulguları, ağız kuruluğu, göz kuruluğu gibi başka organlarla ilgili bulguların da eşlik ediyor olması, kronik iltihabi romatizmal hastalıkları düşündürtür. İltihaplı olanlar başta olmak üzere romatizmal hastalıkların önemli bir kısmı genel inanışın aksine 50 yaşın altında başlar. Vaktinde ve doğru tedavi edilmezse, eklemlerde oluşan hasar kalıcı sakatlıklara neden olabilir”</strong> şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>&#8216;FARKLI ORGANLARI ETKİLEYEBİLİR&#8217;</strong></p>
<p>Artrite neden olan 200&#8217;den fazla romatizmal hastalık olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Öksüz, şu bilgileri paylaştı: <strong>“Belirtileri benzese de, hastalık seyirleri ve tedavileri farklılık gösterir. Artrite neden olan hastalıklardan romatoid artrit (RA), en sık karşılaşılan iltihaplı romatizmadır. RA ön planda eklemleri tutar ve eklemi tutan birçok hastalıktan farklı olarak ilerleyen dönemlerde kalıcı eklem hasarına (deformite, sakatlık) yol açabilir. Hastalık eklemlerin yanında kalp, akciğer, göz ve deri, böbrek gibi diğer organları da etkileyebilir. Hastaların yakınmaları sıklıkla el ve ayaktaki eklemler ile ilgilidir. Azalan sıklıkla dirsek, omuz, kalça ve diz eklemleri de tutulabilmektedir.”<br /></strong></p>
<p><strong>&#8216;SİGARA KULLANIMI HASTALIĞI TETİKLEYEBİLİR&#8217;</p>
<p></strong>Romatizmal hastalıkların gelişiminde, genetik faktörlerin yanında, çevresel faktörler ve kişisel alışkanlıkların da önemli rol oynadığını vurgulayan Uzm. Dr. Öksüz,<strong> “Bunlar arasında en iyi bilinenleri sigara, diş eti hastalıkları ve kilo fazlalığıdır. Özellikle sigaranın romatoid artrit hastalığı ile ilişkisi pek çok çalışmada gösterilmiştir. Sigara hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı gibi daha ağır seyretmesine de yol açabilir. Bu nedenle ailesel yatkınlığı olduğu düşünülen bireylerin sigara içmemesi, eğer içiyorsa bırakmaları, ağız hijyenlerinin iyi olması ve diş eti hastalıklarının tedavi edilmesi, aşırı kilo alımından kaçınmaları önerilir”</strong> ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>&#8216;TEDAVİ İÇİN ROMATOLOJİ UZMANI BİR HEKİME DANIŞILMALI&#8217;</strong></p>
<p>Son olarak tedavi yollarından bahseden Uzm. Dr. Öksüz, <strong>“Artrit başta olmak üzere kas-iskelet sisteminin özellikle iltihabi hastalıklarıyla uğraşan uzmanlık alanı romatolojidir. Artritli hastaların takip ve tedavisi bir ekip çalışması gerektirir. Bu ekipte romatoloji uzmanının yanı sıra fiziksel tıp ve rehabilitasyon ve ortopedi uzmanları yer alır. Artritin erken tanınması ve doğru tedavi edilmesi hasarlara bağlı maluliyet gelişmesini engeller. Günümüzde gelişen tedavi imkânları sayesinde hastaların yaşam kaliteleri artmakta ve işlevsel kayıpları olmadan yaşamlarını sürdürmeleri mümkün olabilmektedir. Artrit tedavisi bir romatoloji uzmanı yönetiminde sürdürülmeli ve ilaçların etkinliği ve yan etkileri yakından izlenmelidir”</strong> diyerek açıklamalarını sonlandırdı.</p>
</p></div><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/romatizmal-hastaliklar-50-yasindan-once-basliyor/">Romatizmal hastalıklar 50 yaşından önce başlıyor! ‘</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/romatizmal-hastaliklar-50-yasindan-once-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıdalardan bulaşan mikropların en önemlisi Salmonella</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/gidalardan-bulasan-mikroplarin-en-onemlisi-salmonella/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gidalardan-bulasan-mikroplarin-en-onemlisi-salmonella</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/gidalardan-bulasan-mikroplarin-en-onemlisi-salmonella/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 May 2023 19:05:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Baş]]></category>
		<category><![CDATA[Çiğ]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Süt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıdaların gerekli hijyen şartlarına dikkat edilmeden hazırlanması veya bekletilmesi halinde ölümcül olabilecek hastalıklara neden olabileceğini belirten uzmanlar gıda yoluyla bulaşabilecek hastalıklara karşı uyarıyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gidalardan-bulasan-mikroplarin-en-onemlisi-salmonella/">Gıdalardan bulaşan mikropların en önemlisi Salmonella</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gıdaların gerekli hijyen şartlarına dikkat edilmeden hazırlanması veya bekletilmesi halinde ölümcül olabilecek hastalıklara neden olabileceğini belirten uzmanlar gıda yoluyla bulaşabilecek hastalıklara karşı uyarıyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu sağlıksız koşullarda üretilen süt ve süt ürünlerinden bulaşan mikropların en önemlisinin Salmonella olduğunu söyledi. Mamçu, “Sokak sütçülerinden, pazarlardan süt ve süt mamulleri alışverişi yapmayın.” uyarısında bulundu.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, özellikle et ve süt ürünleri yoluyla bulaşabilecek hastalıklara dikkat çekti ve gıda hijyeni konusunda alınabilecek önlemleri sıraladı.</p>
<p><strong>Mikrop üremesini ve bulaşmasını önlemek güvenli gıda üretiminin amacı olmalı</strong></p>
<p>Gıdaların gerekli hijyen şartlarına dikkat edilmeden hazırlanması veya bekletilmesi halinde ölümcül olabilecek hastalıklara neden olabileceğini belirterek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Gıdanın içindeki hastalık yapan mikropları yok etmek, gıdada hastalık yapan mikropların üremelerini engellemek ve gıdaya dışarıdan mikrop bulaşmasını önlemek güvenli gıda üretiminin amaçları olmalıdır.” dedi. Mamçu, gıda hijyeninin herhangi bir gıdanın temizliği ve hastalık yapan etmenlerden tümüyle arınmış olması demek olduğunu da sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Salmonella Gıda zehirlenmesinden tifoya kadar değişen hastalıklara neden olabilir</strong></p>
<p>Et ve süt ürünleri ile bulaşan enfeksiyon etkenlerini sıralayan Uzm. Dr. Dilek Leyla Mamçu sağlıksız koşullarda üretilen süt ve süt ürünlerinden bulaşan mikropların en önemlisinin Salmonella olduğunu söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>“Gıda zehirlenmesinden tifoya kadar değişen hastalıklar yapabilir. Süt dışında, yumurta, tavuk eti, mayonez gibi gıdalarda da bulunabilir. Mikrop alındıktan yaklaşık 6-12 saat sonra ilk belirtiler ortaya çıkar. İshalin yanı sıra baş ağrısı, karın ağrısı ve kusma da görülür. Escherichia coli ise kaynatılmamış süt, uygun işlenmemiş ve pişirilmemiş etler ile pastörize edilmemiş meyve suları gibi besinlerde çoğalır. Mikrop vücuda girdikten iki veya üç gün sonra şiddetli ishal, karın ağrısı ve kusma başlar. Ateş görülebilir. Genellikle dışkıda kana da rastlanır.”</p>
<p><strong>‘Peynir Hastalığı’nın kaynağı kaynatılmamış sütten yapılan peynirler</strong></p>
<p>‘Peynir hastalığı’ olarak da adlandırılan Brucellanın pastörize edilmemiş çiğ sütler veya hasta hayvanların etleri yoluyla bulaştığının altını çizen Mamçu, “Özellikle kaynatılmamış sütten yapılan ve salamura süresi beklenmeden tüketilen peynirler en önemli hastalık kaynağıdır. Mikrobu aldıktan 2 hafta ila 2 ay içerisinde geceleri yükselen ateş, eklem ve vücut ağrıları, gece terlemeleri ile başlar. Tedavi edilmezse ciddi, bazen de öldürücü olabilir. Yersinia enterocolitica da hijyenik olmayan çiğ et ve süt, dondurma ve kontamine sularla bulaşır. Yüksek ateş, kanlı ishal, karın ağrısı şeklinde belirtilerle başlar.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>“Hamileler, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıflamış yetişkinler için çok risklidir.”&nbsp;</strong></p>
<p>Gıdalar yoluyla bulaşabilecek hastalıkları sıralamaya devam eden Uzm. Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bacillus cereus daha&nbsp;çok et ve süt ürünleri, krema, puding, kurutulmuş süt, paket çorbalar, pirinç ve tahıl ürünlerinde bulunur. Şüpheli gıda alımını takiben, 3-12 saat içinde başlayan sulu ishal, kusma, bulantı, mide krampları ile seyreder. Listeria monocytogenes ise<strong>&nbsp;</strong>yeterince hijyenik olmayan veya pastörize edilmemiş gıdalarla bulaşır. Yumuşak peynir, dondurma da dahil olmak üzere süt ürünleri, çiğ süt, çiğ ve az pişmiş et, tavuk, deniz ürünleri ve çiğ sebzelerde bulunur. 12-24 saat içinde başlayan, mide bulantısı, kusma, ishal ve ateşle seyreder. Özellikle hamileler, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıflamış yetişkinler için çok risklidir. Hamile kadınlarda düşüğe ve ölü doğuma neden olabilir. Yine Campylobacter jejuni de yeterince hijyenik olmayan veya pastörize edilmemiş çiğ et, süt, dondurma ve klorlanmamış sularla bulaşır. Ateşle birlikle ishal, karın ağrısı, aşırı gaz, mide bulantısı görülür. 2- 5 gün sonra hastalık başlayabilir ve 7-10 gün sürebilir.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Aldığınız her ürünün son kullanma tarihini kontrol edin.”</strong></p>
<p>Süt ve süt ürünleri alırken dikkat edilmesi gerekenlere de değinen Mamçu, “Ambalajlı bile olsa üzerinde üretici firma, üretim ve son kullanım tarihi bilgileri bulunmayan süt ürünlerini almayın. Sokak sütçülerinden, pazarlardan süt ve süt mamulleri alışverişi yapmayın. Marketlerde kapalı ambalajlardaki markalı peynirleri tercih edin. Aldığınız her ürünün son kullanma tarihini kontrol edin. Pastörize süt ya da pastörize edilmiş sütten yapılan sanayiden geçmiş yoğurt ve tereyağı kullanın.” uyarılarında bulundu.</p>
<p><strong>Donmuş etler pişirmeden önce soğutucuda çözündürülmeli</strong></p>
<p>Gıda ile bulaşan hastalıklardan korunmak için Dünya Sağlık Örgütü’nün önerilerini de hatırlatan Uzm. Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Sebze, meyve gibi gıdalar doğal hallerinde en iyi iken, diğer gıdalar ancak, işlendiğinde güvenli olurlar. Eğer seçim durumunda iseniz, taze veya şok dondurma işlemine tabii tutularak dondurulmuş tavuğu seçin. Birçok gıda, patojen etkenlerle kontaminedir. Özellikle tavuk etleri, sığır etleri ve pastörize edilmemiş sütler, hastalıklar açısından risk taşırlar. Mükemmel yapılan bir pişirme ile patojenler öldürülür. Ancak, gıdanın bütün kısımlarının en az 70°C dereceye ulaşması gerektiği unutulmamalıdır. Tavuk pişirildiğinde bile kemik yanında halen pişmemiş kısım kalabilmektedir. Donmuş sığır eti, balık ve tavuk eti pişirilmeden bir gece buzdolabında bekletilmeli, daha sonra tamamen çözündürülerek pişirilmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>Bebekler için bekletilmemiş gıdalar tercih edilmeli</strong></p>
<p>“Pişmiş gıdalar oda sıcaklığına geldiği zaman, mikroorganizmalar çoğalmaya başlar.” diyen Mamçu, daha uzun süre bekletmenin riski büyüttüğüne dikkat çekti. Mamçu, “Güvenli tüketim için pişmiş besinlerin ısılarını kaybetmeye başlamadan hemen yenmelidir.&nbsp;Gıdaları güvenli bir şekilde servis etmek için, sıcak yiyecekleri 60°C üzerinde ve soğuk yiyecekleri 10 °C altında ortamlarda bekletin. Şayet, gıdaları 4 veya 5 saatten fazla bekletmeyi planlıyorsanız, pişirdiğiniz gıdayı hızla soğutup, 10 °C altında depolayın. Bebekler için bekletilmemiş gıdalar tercih edilmelidir.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Çapraz kontaminasyona dikkat</strong></p>
<p>Depolama sırasında oluşabilecek mikroorganizmalara karşı, gıdanın bir seferde tüketilebilecek boyutlarda ayrı ayrı depolanmasının en iyi koruma şekli olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Gıdaları birden daha fazla kez yeniden ısıtmayın. Güvenle pişirilmiş gıdalar, çiğ gıdalarla çok az bile olsa temas ettiğinde kontamine olabilir. Buna çapraz kontaminasyon denir. Örneğin; çiğ tavuk hazırlarken kullanılan bıçak ve kesme tahtası yıkanmaksızın pişmiş tavuğun parçalanmasında kullanıldığında, hastalıklar için pişirme öncesi mevcut olan tüm potansiyel riskler pişmiş gıdada da tekrar oluşabilir.” dedi.</p>
<p><strong>Bebek mamalarının hazırlanmasında kullanılan sular konusunda dikkatli olunmalı</strong></p>
<p>Gıdaların hazırlanışı işlemine başlanmadan ve her bir ara verme sonrası ellerin çok iyi yıkanması gerektiğini vurgulayan Mamçu, “Balık, et veya tavuk gibi çiğ gıdaların hazırlanmasından sonra diğer gıdaların işlemine başlamadan önce eller tekrar yıkanmalı. Elleriniz üzerinde herhangi bir sızıntılı yara veya enfeksiyon varsa, gıdaya dokunmadan önce yara bandı ile yaralı bölgeyi kapatmak gerekir. Köpekler, kuşlar ve özellikle kaplumbağalar gibi evcil hayvanların ellerinizden gıdaya geçebilecek tehlikeli patojenleri barındırabileceğini de unutmayın.” dedi.</p>
<p>Mamçu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Saf ve temiz su gıda hazırlanması için önemli olduğu gibi içme amacı için de çok önemlidir. Eğer su kaynakları hakkında herhangi bir şüpheniz varsa, gıdaya ilave etmeden veya içmek için buz yapmadan önce, suyu kaynatın. Özellikle bebek mamalarının hazırlanmasında kullanılan sular konusunda çok dikkatli olun.”</p></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gidalardan-bulasan-mikroplarin-en-onemlisi-salmonella/">Gıdalardan bulaşan mikropların en önemlisi Salmonella</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/gidalardan-bulasan-mikroplarin-en-onemlisi-salmonella/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Öksürük 3 haftadan uzun sürüyorsa dikkat</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/oksuruk-3-haftadan-uzun-suruyorsa-dikkat/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=oksuruk-3-haftadan-uzun-suruyorsa-dikkat</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/oksuruk-3-haftadan-uzun-suruyorsa-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Nov 2022 17:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<category><![CDATA[Uzmanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1958</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öksürüğün öncelikle bir savunma mekanizması olduğunu belirten uzmanlar, “Farklı bir ortama girildiğinde yabancı partiküller veya toz vücuda ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/oksuruk-3-haftadan-uzun-suruyorsa-dikkat/">Öksürük 3 haftadan uzun sürüyorsa dikkat</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öksürüğün öncelikle bir savunma mekanizması olduğunu belirten uzmanlar, “Farklı bir ortama girildiğinde yabancı partiküller veya toz vücuda yabancı bir madde girdiği algısı oluştuğunda vücut buna tepki vererek bunu dışarı atmaya çalışır.” diye konuştu. Ancak çoğunlukla altta yatan bazı hastalıkların öksürüğe neden olduğunu dile getiren uzmanlar, “Hastalık oluştuğunda balgamı temizlemek için de öksürük gelişir.” dedi.</p>
<p><b>ÖKSÜRÜK İLE BİRLİKTE BU BELİRTİLER VARSA</b></p>
<p>Öksürüğe eşlik eden ateş, balgam çıkarma, kusma veya artan ses kısıklığı, üşüme titreme bulguları varsa hastalık ilerlemeden bir doktora başvurulması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, “Bunlar hastalığa bağlı gelişen, daha kısa süreli akut öksürük nedenleridir. Uzun süren öksürüklerin altında ise, daha ciddi hastalıklar yatabilir, akciğer kanseri, akciğer embolisi gibi hastalıkların neden olduğu öksürük çeşitleri de vardır, bunlar kronik öksürüklerdir ve 3 haftadan uzun sürer.” ifadelerini kullandı. Bunun dışında alerjik bünyeye sahip insanlarda astım gibi hastalıklar, KOAH gibi kronik akciğer hastalıklarında da öksürüğün uzun sürebildiğini belirten uzmanlar, “Altta yatan hastalık tedavi edildiğinde, öksürük sorunun da ortadan kalkacağını ifade ederek, “Ancak bazı kronik hastalıklarda, kemoterapi alan hastalarda öksürüğün devam etmesi mümkündür. Bu durumlarda, öksürüğü baskılayan tedaviler uygulanır.” şeklinde konuştu. </p>
<p>Ek sık görülen öksürüklerin; alerjik rinite bağlı veya mide problemlerinin yol açtığı boğaz tahrişi sonucu oluşan öksürükler olduğunu aktaran uzmanlar, “Astım, KOAH veya reflü gibi hastalıklar en sık görülen öksürük nedenlerindendir.” dedi. Reflü ve geniz akıntısının öksürüğün yanı sıra ödeme neden olarak ses kısıklığına neden olabildiğini ekleyen uzmanlar, “Uzun süren öksürük sonucunda boğazda tahriş veya şiddetli öksürük sonucunda kadınlarda idrar kaçırma gibi sosyal problemler de görülebilir.” diye konuştu. Öksürüğün en önemli nedenlerinin başında ise sigara içmenin geldiğini vurgulayan Yüzüak, öncelikle sigaranın bırakılması gerektiğini belirtti.</p>
<p><b>DOKTORA GİTMEKTE GEÇ KALINMAMALI</b></p>
<p>Öksürüğün tanı ve tedavisine ilişkin de bilgi veren uzmanlar, şunları kaydetti: “Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonu düşünüldüğünde gerekli görülürse akciğer filmi, kan tahlili PCR Testi ve laboratuvar tahlillerinden yararlanarak, hastalığın tanısı konduktan sonra, tedaviye başlanır. Enfeksiyon tedavisine genelde 1 hafta ile 10 gün içinde yanıt alınır, alerji tedavisi daha uzun sürer. Tedavi sonrasında şikâyet geçmezse altta bir tüberküloz veya zatürre hastalığı olup olmadığına bakılır.” Altta yatan ciddi hastalıkların olması durumunda örneğin kanser hastalarında, doktora ne kadar geç gelinirse tedavinin başarı oranının o kadar düşebileceğine dikkat çeken Yüzüak, “6 ay öksürdükten sonra doktora gelen birinin, akciğer kanserinin çok ileri bir aşamasında olduğunu fark etmek çok üzücü olabilir. Bu nedenle 3 haftadan uzun süren bir öksürük durumunda mutlaka doktora gidilmeli.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><b>İYİ BİR UYKU VE BİTKİ ÇAYI</b></p>
<p>İlaç tedavisinin yanı sıra bol sıvı tüketilmesini ve alerjik unsurlardan uzak durulmasını öneren uzmanlar “Sıcak soğuk değişimlerine dikkat edilmeli, evde sıcak bir ortamdan dışarı çıkarken daha sıkı giyinilmeli, bağışıklığı güçlü tutmak için bitki çayları tüketilebilir Kişi stresten uzak durmalı ve yeterli düzeyde uyuyarak vücudunu dinlendirmelidir.” dedi.</p>
<p>
<div></div><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/oksuruk-3-haftadan-uzun-suruyorsa-dikkat/">Öksürük 3 haftadan uzun sürüyorsa dikkat</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/oksuruk-3-haftadan-uzun-suruyorsa-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Romatolojik hastalık (iltahaplı Romatizma)  ne demektir?</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/romatolojik-hastalik-iltahapli-romatizma-ne-demektir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=romatolojik-hastalik-iltahapli-romatizma-ne-demektir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/romatolojik-hastalik-iltahapli-romatizma-ne-demektir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 18:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalar]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1749</guid>

					<description><![CDATA[<p>Romatolojik hastalıklar, halk arasındaki adıyla iltahaplı romatizmalar genellikle eklemleri tutan bazen iç organ tutulumu da yapabilen ve temelde ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/romatolojik-hastalik-iltahapli-romatizma-ne-demektir/">Romatolojik hastalık (iltahaplı Romatizma)  ne demektir?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Romatolojik hastalıklar, halk arasındaki adıyla iltahaplı romatizmalar genellikle eklemleri tutan bazen iç organ tutulumu da yapabilen ve temelde bağışıklık sistemindeki tam açıklanamayan bir bozukluktan (otoimmun) kaynaklanan hastalık grubu olarak bilinir. </p>
<p>Sayı ile değerlendirlidiğinde aslında kısıtlı sayıda hastalıkdan bahsedilebilir. Bununla beraber aynı romatolojik hastalığın ortaya çıkışı çok farklı klinik tablolar şeklinde olabilir. Aslında kireçlenmeler yani artoz da bu grubu dahil edilmekle beraber ortay çıkış mekanizması bahsi geçen otoimmun sistem kaynaklı romatizmalardan oldukça farklıdır.</p>
<p><strong>Romatolojik hastalıkların sebebi nedir? </strong></p>
<p>Bu grup hastalıkların sebebi tam olarak anlaşılamamıştır. Genetik bir bireysel yatkınlık zemininde çevresel faktörlerin etkisile ortay çıktıkları düşünülmektedir. Örneğin bazı romatolojik hastalıklar aynı aile fertlerinde ortaya çıkma oranı yüksektir. Bununla beraber ikiz kardeşlerin birinde hastalık ortaya çıkarken diğerinde ortaya çıkmayabilir. Bu da olayın tamamının genetikle açıklanmayacağını göstermektedir. Burada bir ajan (genellikle virüsler sorumlu tutulmaktadır) vücudun bir şekilde kendi eklemlerine ve dokularına zarar veren bazı maddeler üretmesine sebep olmaktadır. Nitekim bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar iltahaplı romatizmaların semptomlarını düzeltmektedir.</p>
<p><strong>En sık karşılaşılan romatolojik hastalıklar hangileridir?</strong></p>
<p>Aslında bu grupta iki temel hastalık başı çekmektedir; romatoid artrit ve ankilozan spondilit. Bu iki hastalık neredeyse romatoloji pratiğinin %80 ‘ inden fazlasını kapsamaktadır. Yine sedef artriti (psoriyatik artrit) ve sjogren sendromu, gut göreceli sık karşılaşılan diğer iltahaplı romatizmalardır. Bunların dışında diğer spondilopatiler (iltahaplı omurga romatizmaları); iltahaplı barsak hastalığına bağlı spondilopatiler , psoriyatik spondilopatiler de daha seyrek olarak görülür.Çocukluk çağında görülen juvenil artritlerde sık değildir. İç organ tutulumu ile seyredebilen sistemik lupus eritomatozus,sitemik skleroz, vaskulitler (Behçet hastalığı) daha nadir rastlanan ilthaplı romatizma türleridir.</p>
<p><strong>İltahaplı romatizma hastalarını hangi doktorlar tedavi edebilir?</strong></p>
<p>Bu grup hastaları romatoloji ve fizik tedavi doktorları tedavi edebilir. Romatoloji doktoru fizik tedavi yada dahiliye uzmanlığı üzerine 2 yıl üst ihtisas yapmış doktordur. Yani romatoloji doktorlarının bir kısmı fizik tedavi bir kısmı dahiliye kökenli doktorlardır. Son 15-20 yıla kadar romatolojik hastalıklar ülkemizde fizik tedavi uzmanları tarafından tedavi edilmiştir. Çünkü romatolojik hastalıkların tedavisi bu branşın asistanlık eğitiminin bir parçasıdır. Yıllar içinde romatoloji uzmanlarının sayısı arttıkça fizik tedavi uzmanlarının bir kısmı bu grup hastalarla daha az ilgilenmeye başladılar.Bununla beraber bazı fizik tedavi uzmanları ise bu grup hastaları tedavi etmeye devam ettiler. Sağlık Bakanlığı da bu gerçeği bildiğinden üst ihtisas yapmamış fizik tedavi uzmanlarına da romatolojik hastalıkları tedavi etmekte kullanılan nerdeyse tüm ilaçları reçete etme yetkisi vermiştir. Dolayısıyla hem özel hem de devlet ve üniversite hastanelerinde romatolojik hastalıklar güncel literatürü takip eden fizik tedavi uzmanları tarafından başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir.</p>
<p><strong>Romatolojik hastalıkların tedavisi sadece ilaç mıdır?</strong></p>
<p>Romatolojik hastalıkların tedavilerinde ilaçlar şüphesiz çok önemlidir. Özellikle son 10 yıldır biyolojik ajan tedavilerinin gelişmesine paralele olarak tedavi alternatiflerimiz artmıştır. Bununla beraber egzersiz, doktorların genel olarak pek önemsemediği ama aslında bu grup hastalar için hayati önem taşıyan bir tedavi silahıdır. İlaçlar eklemdeki iltahabı geriletebilirler ama eklemdeki deformitelerinin düzeltilmesi,eklemlerin fonksiyonlarının geri kazandırılmasındaki etkileri sınırlıdır. Bu nedenle bu hastalara deformite önleyici ve koruyucu egzersiz programı mutlaka verilmelidir.</p>
<p>Romatolojik hastalıklar kronik ve sakatlayıcı hastalıklar olduklarından erken tanı konmalı, uygun ilaç tedavisi başlanmalı ve mutlaka koruyucu egzesiz programı verilmelidir.</p>
<div> <i> </i> </div><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/romatolojik-hastalik-iltahapli-romatizma-ne-demektir/">Romatolojik hastalık (iltahaplı Romatizma)  ne demektir?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/romatolojik-hastalik-iltahapli-romatizma-ne-demektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
