<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Etki - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/tag/etki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Apr 2026 23:59:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>Etki - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sporda yanlış hareket diz hasarlarına neden olabiliyor!</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Apr 2026 23:59:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Diz]]></category>
		<category><![CDATA[Etki]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<category><![CDATA[Yön]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2433</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmeyle birlikte spor yapan bireylerin sayısı her geçen gün artıyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/">Sporda yanlış hareket diz hasarlarına neden olabiliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmeyle birlikte spor yapan bireylerin sayısı her geçen gün artıyor. Düzenli spor genel sağlık açısından pek çok fayda sağlarken, ani yön değişiklikleri ve ani duruşlar gibi hatalı hareketler ise bazı diz problemlerine &nbsp;yol açabiliyor.&nbsp;<strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker,&nbsp;</strong>dizlerin vücudun en fazla yük taşıyan ve en aktif kullanılan eklemlerinden biri olması nedeniyle spor sırasında travma ile zorlanmalara açık olduğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle, özellikle koşu, futbol, basketbol ve benzeri yüksek tempolu sporlarla ilgilenen bireylerde diz yaralanmalarına daha sık rastlanmaktadır. Diz bölgesinde en sık menisküs, bağ yaralanmaları ve kıkırdak hasarları gelişmektedir” diyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Berkin Toker,</strong>&nbsp;son yıllarda ortopedi alanında yaşanan gelişmeler sayesinde diz problemlerinde enjeksiyon tedavilerinin yaygın olarak kullanıldığını belirterek, “Bu kapsamda en sık başvurulan uygulamalar arasında PRP (Platelet Rich Plasma) ve hyaluronik asit enjeksiyonları yer almaktadır. Bunların yanı sıra son yıllarda sıkça gündeme gelen kök hücre uygulamaları da klinik pratikte yerini almaya başlamıştır. Tıp alanındaki gelişmeler doğrultusunda yakın gelecekte bu tür enjeksiyon tedavilerinin, özellikle de kök hücre uygulamalarının klinik kullanımının daha da yaygınlaşması beklenmektedir” diyor. Bu tür enjeksiyon yöntemlerinin uygulanmasında doğru hasta seçiminin tedavinin başarısı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Berkin Toker, &nbsp;“Her hastanın klinik durumu, yaşı, aktivite düzeyi ve dizdeki hasarın derecesi, tedavi planının belirlenmesinde dikkate alınması gereken faktörler arasında yer almaktadır” diye konuşuyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>PRP (PLATELET RICH PLASMA)</strong></p>
<p>Platelet Rich Plasma (PRP) yöntemi, hastanın kendi kanından elde edilen ve trombositten zengin plazmanın problemli bölgeye enjekte edilmesi esasına dayanıyor. Bu yöntemde vücudun doğal iyileşme sürecinin biyolojik olarak uyarılması hedefleniyor. Doç. Dr. Berkin Toker, PRP yönteminin ‘yeniden yapılandırma’ tedavisi olduğunu belirterek, “Yöntemde amacımız vücuttaki iltihabi süreci azaltmak, dokusal iyileşmeyi hızlandırmak ve ağrıyı hafifletmektir” diyor. &nbsp;</p>
<p><strong>Hangi sorunlarda başvuruluyor?&nbsp;</strong>PRP yöntemi<strong>&nbsp;</strong>en sık erken dönem kıkırdak hasarlarında, patellofemoral ağrı sendromunda, hafif ve orta dereceli diz osteoartritinde ve tendon problemlerinde (özellikle patellar tendinopati) tercih ediliyor. &nbsp;Yöntemin özellikle yüklenmeye bağlı kronik diz ağrılarında ameliyatsız seçenek olarak öne çıktığını vurgulayan Doç. Dr. Berkin Toker, “Ancak yöntem ileri derecede mekanik deformite veya tam kat kıkırdak kaybında tek başına mucize değildir” bilgisini veriyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong>&nbsp;Muayene sonrası alınan kan santrifüj edilerek ayrıştırılıyor ve elde edilen materyal eklem içine veya problemli dokuya enjekte ediliyor. Genellikle 1–3 seans yeterli geliyor. İşlem 10–15 dakika sürüyor ve hastanede yatış gerektirmiyor. Hastaların aynı gün çoğunlukla hastaneden yürüyerek çıktıklarını anlatan Doç. Dr. Berkin Toker,<strong>&nbsp;</strong>“Hastalarımız genelde bir hafta sonra spor yapmaya başlayabilmektedirler” diyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Etki süresi:</strong>&nbsp;Klinik etki 2–4 hafta içinde başlıyor ve maksimum fayda 6–8 hafta arasında görülüyor. Etki süresi kişiye ve patolojiye göre değişmekle birlikte ortalama 6–12 ay sürüyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>KÖK HÜCRE TEDAVİSİ&nbsp;</strong></p>
<p>Diz sorunlarında kök hücre tedavileri çoğunlukla kemik iliği veya yağ dokusundan elde edilen mezenkimal kök hücreleri içeriyor. Tedavide amaç; hasarlı kıkırdak veya yumuşak dokularda biyolojik onarımı desteklemek, inflamasyonu baskılamak ve hücrelerin onarım sürecini tetiklemek. Doç. Dr. Berkin Toker,<strong>&nbsp;</strong>bu yöntemin<strong>&nbsp;</strong>PRP’den daha kompleks ve daha ileri biyolojik bir yaklaşım olduğunu söyleyerek, “Yöntem PRP ve hyaluronik asit enjeksiyonlarına oranla daha uzun süreli koruma sağlamaktadır” bilgisini veriyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Hangi sorunlarda başvuruluyor?</strong>&nbsp;Fokal kıkırdak defektleri, erken ve orta evre kıkırdak dejenerasyonu ve bazı menisküs yaralanmalarında destekleyici tedavi olarak kullanılabiliyor. Özellikle spor yapan ve aktif bir yaşam süren genç erişkinlerde cerrahiye alternatif veya destek olarak planlanabiliyor. Ancak ileri evre kemik deformitesi bulunan artrozda tek başına yeterli olmuyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong>&nbsp;Hastadan alınan kemik iliği aspiratı veya yağ dokusu özel işlemlerden geçirilerek konsantre ediliyor. Ardından, genellikle ameliyathane şartlarında eklem içine veya lezyon bölgesine enjekte ediliyor. İşlem 30 – 45 dakikada<strong>&nbsp;</strong>tamamlanıyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Etki süresi:&nbsp;</strong>Kök hücre tedavisinin<strong>&nbsp;</strong>etkisi PRP yöntemine göre daha geç başlıyor ve genellikle 4–8 hafta içinde hissediliyor. Maksimum biyolojik etki 3–6 ayda ortaya çıkıyor ve uygun hasta grubunda 1–2 yıl sürüyor. Sıklıkla 2–3 hafta içinde spora dönüş mümkün olabiliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>HYALURONİK ASİT&nbsp;</strong></p>
<p>Hyaluronik asit, diz eklem sıvısının doğal bir bileşenidir. Osteoartrit ve yoğun yüklenmeye bağlı durumlarda bu sıvının kalitesi ve kayganlık özelliği<strong>&nbsp;</strong>azalıyor. Eklem içine uygulanan hyaluronik asit, adeta “eklem yağı” görevi görerek kayganlığı artırıyor ve mekanik sürtünmeyi azaltıyor. &nbsp;Bu yöntemde ağrının azaltılması, eklem hareketinin artırılması ve performans kapasitesinin yükseltilmesi amaçlanıyor. &nbsp;</p>
<p><strong>Nasıl uygulanıyor?</strong>&nbsp;Hyaluronik asit poliklinik şartlarında eklem içine enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. Tek doz veya 3 dozluk kürler halinde planlanabiliyor. Uygun hastalarda PRP enjeksiyonuyla birlikte veya ek enjeksiyon olarak da yapılabiliyor. İşlem genellikle 15 dakika sürüyor ve hastalar aynı gün normal yaşamlarına dönebiliyor. Çoğu hasta 2–3 gün içinde spor hayatına başlayabiliyor.&nbsp;</p>
<p><strong>Hangi durumlarda başvuruluyor?&nbsp;</strong>Özellikle hafif, orta ve ileri dereceli diz kireçlenmesi, kondromalazi patella ve yüklenmeye bağlı eklem ağrılarında tercih ediliyor. Mekanik sürtünmenin ön planda olduğu durumlarda ağrının hafiflemesi konusunda oldukça etkili sonuçlar alınıyor. Ancak ileri evre kıkırdak kaybında sınırlı etki gösteriyor.</p>
<p><strong>Etki süresi:</strong>&nbsp;Bu yöntemin etkisi 1–3 hafta içinde hissediliyor ve ortalama 6–9 ay sürebiliyor. Bazı hastalarda yıllık tekrar enjeksiyonları planlanabiliyor.&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/">Sporda yanlış hareket diz hasarlarına neden olabiliyor!</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/sporda-yanlis-hareket-diz-hasarlarina-neden-olabiliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Melankolide kişi iç dünyasında yalnızlaşıyor</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/melankolide-kisi-ic-dunyasinda-yalnizlasiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=melankolide-kisi-ic-dunyasinda-yalnizlasiyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/melankolide-kisi-ic-dunyasinda-yalnizlasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jun 2024 09:12:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Etki]]></category>
		<category><![CDATA[Kişinin]]></category>
		<category><![CDATA[Melankoli]]></category>
		<category><![CDATA[Yağız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gizemli bir duygu hali olan melankoli, sıklıkla hüzünle eş anlamlı olarak kullanılsa da uzmanlar bu kelimenin depresyon ve hüzün arasında farklı bir kavram olduğunu belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/melankolide-kisi-ic-dunyasinda-yalnizlasiyor/">Melankolide kişi iç dünyasında yalnızlaşıyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gizemli bir duygu hali olan melankoli, sıklıkla hüzünle eş anlamlı olarak kullanılsa da uzmanlar bu kelimenin depresyon ve hüzün arasında farklı bir kavram olduğunu belirtiyor. Melankoli kişinin kendisini yataktan kaldıracak sebebi dahi bulamadığını ifade eden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Hayatta ve ayakta kalacak hedefler yok olmaya başlar melankolide, bu noktada depresyonla örtüşen taraflar vardır. Melankolik depresyon ise depresyonun çok ağır bir türüdür.” dedi.</strong></p>
<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, melankoli hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, sanatçı Erol Evgin’in seslendirdiği şarkıda ‘’Dipsiz bir kuyu gibi karardı dünya’’ dediğini hatırlatarak, “Melankoli tam da dünyamızın dipsiz bir kuyu gibi kararması aslında, zaman zaman melankoli kelimesini biz hüzün gibi kullansak da melankoli, depresyon ve hüzün arasında kavramsal olarak farklar vardır.” dedi.</p>
<p><strong>Derin acılı bir mutsuzluk, umutsuzluk var…</strong></p>
<p>&nbsp;Melankoli kelimesinin Milattan Önce 400’lü yıllardan itibaren Hipokrat tarafından bir takım ruhsal hastalıkları tanımlamak için kullanılan kadim bir kelime olarak karşımıza çıktığını anlatan Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Özellikle tarih boyunca sanat ve felsefe açısından yaratıcılığın ön koşulu gibi görülüp romantize edilse de psikolojik açıdan değerlendirdiğimizde çok acı verici bir tablo karşımıza çıkar. Keder, derin acılı bir mutsuzluk, umutsuzluk, kişinin sevme kapasitesinin kaybı, hüzün, dış dünyaya karşı ilgisizlik, basit gündelik aktivitelerden kaçınmalar da bulunması, kendisine yönelmiş suçluluk duyguları, öz saygını azalması gibi belirtiler söz konusu melankolide.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Melankolik depresyon depresyonun çok ağır bir türü</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, bu kelimenin zamanın ruhuna göre de anlamını değiştiren bir kelime olduğunu, melankolik depresyon olarak ele alındığında duygu durumunda melankolinin depresyonla örtüşen taraflarının var olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:</p>
<p>“Biz melankoliye baktığımızda kişinin egosundan, benliğinde, o enaniyetinde büyük ölçüde bir zayıflama görürüz. Ego boş ve değersiz haldedir. Kişi adeta cezalandırılmayı bekleyen, kendini kötüleyen, eleştiren bir haldedir. Melankoli kişi kendisini yataktan kaldıracak sebebi dahi bulamaz. Hayatta ve ayakta kalacak hedefler yok olmaya başlar melankolide, bu noktada depresyonla örtüşen taraflar vardır. Melankolik depresyon ise depresyonun çok ağır bir türüdür. Özellikle melankoli içerisindeki kişide terk edilmişlikle dolu bir ruh hali vardır. Yalnızlıkla örülmüştür. Ruhu kasvet, iç sıkıntısı umutsuzluk, karamsarlık tüm bunlar melankolik depresyonda gördüğümüz belirtilerdir.”</p>
<p><strong>Freud melankoliyi acı verici bir yara gibi tarif ediyor</strong></p>
<p>Freud’un melankoliyi “Kişinin kendilik değerinde bir düşüş vardır, kişi kendi ihtiyaçlarından ve arzularından uzaklaşmaya neredeyse sebep olan bir geri çekilme biçimine girer; benliği ıssızlaşır, güçsüzleşir’’ diye acı verici bir yara gibi tarif ettiğini anlatan Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Bu noktada depresyonla melankoliyi karşılaştırdığımızda melankoli ne hüzün diye hafifletebileceğimiz bir durumdur ne de depresyondaki belirtilerle tek başına karakterizdir. Melankoli aslında depresyonun ağır halidir.” dedi.</p>
<p><strong>Kişide belirgin zayıflama, halsizlik görülür</strong></p>
<p>Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, melankoli kişinin ruhsal durumundaki çökkünlükten ziyade fiziksel belirtilerin de görüldüğünü ifade ederek, “Kişinin hareketlerinde yavaşlama söz konusudur. Bununla birlikte kişinin önceden yapmayı sevdiği şeylerden hoşlanmadığı, keyif almadığı bu sebeple davranışsal olarak birtakım kaçınmalar yaşadığı görülür. Gittikçe dış gerçeklikten iç gerçekliğe doğru kapandığı birtakım davranışsal bozulmalar da görülür. İştahsızlık, uykusuzluk gibi fizyolojik belirtiler de olur. Kişide belirgin zayıflama, halsizlik, postüründe içe kapanık pozisyon karşımıza çıkabilir.” dedi.</p>
<p>Çevresel stres faktörlerinin melankoliyi de depresyonu da etkilediğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Dolayısıyla deneyimlediğimiz her şey melankolik bir ruh haline girmemize etki gösterebilir. Mizacımızın bir etkisi vardır, genetiğimizin bir etkisi vardır, çevresel faktörlerin de etkisi vardır.” diye konuştu.</p>
<p><strong>Depresif belirtiler geçicidir, kişinin karakterini değiştirmez</strong></p>
<p>Melankolide kişinin iç dünyasında yalnızlık ve sıkıntı olduğunu, neredeyse zihinsel uğraşısının da sadece kendisiyle ilgili olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Tüm zihinsel uğraşları da ona suçluluk, pişmanlık gibi duyguları hissettiren, yaralayan hatta neredeyse cezalandırılma arzusu doğuran şekilde işgalci düşüncelerdir. Kişi melankolik bir depresyondaysa bu depresif belirtileri onun kişilik özellikleriyle karıştırmamamız gerekiyor. Depresif belirtiler geçicidir, kişinin karakterini değiştirmez. &nbsp;Bu durumda kişilik özellikleriyle hastalığı ayırt etmek durumundayız.” dedi.</p>
<p><strong>Güneş ışığının daha az ve günlerin daha kısa olması melankoliyi etkiliyor</strong></p>
<p>Hormonlar, mevsimsel değişiklikler, yaşamımızdaki çevresel streslerin artması karşısında melankolinin etkilenebildiğini de söyleyen Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Bununla birlikte melankolinin şiddeti etkilenebilir. Yastayken sevdiğimiz bir nesnenin somut olarak kaybını yaşarız, fakat melankolide gerçeklikte var olan sevdiğimiz bir nesnenin kaybından ziyade bunu kaybetme ihtimali gibi daha soyut bir düzlem söz konusudur. Her ikisinde de ortak birçok nokta vardır. Hissedilen duygular birtakım güçlükler gibi. Fakat ayrıştıkları nokta özellikle yasta sevilen bir kişinin somut olarak kaybının yaşanmasıdır. Melankolide kişi daha çok iç dünyasında yalnızlaşır.” şeklinde devam etti.</p>
<p>Güneş ışığının daha az olması ve günlerin daha kısa olmasının melankoliyi etkileyip etkilemediğine ilişkin de Uzman Klinik Psikolog Penbesel Özdemir Yağız, “Elbette etkilemektedir. Klinik açıdan değerlendirdiğimizde sonbahar, kış ayları itibariyle depresyon artmaktadır.” dedi.&nbsp;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/melankolide-kisi-ic-dunyasinda-yalnizlasiyor/">Melankolide kişi iç dünyasında yalnızlaşıyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/melankolide-kisi-ic-dunyasinda-yalnizlasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Akdeniz tipi beslenme meme kanserinden koruyor&#8217;</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/akdeniz-tipi-beslenme-meme-kanserinden-koruyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=akdeniz-tipi-beslenme-meme-kanserinden-koruyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/akdeniz-tipi-beslenme-meme-kanserinden-koruyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Oct 2023 16:42:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Akgül]]></category>
		<category><![CDATA[Etki]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>
		<category><![CDATA[Sebze]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2218</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzman Diyetisyen Gizem Akgül, kadınlarda en yaygın görülen kanserin meme kanseri olduğuna dikkat çekerek, Akdeniz tipi beslenmenin bu kansere karşı koruyucu olduğunu söyledi. Diyetisyen Akgül, sigara içenlerde meme kanseri riskinin yüzde 24 daha fazla olduğunu vurguladı, ayrıca riski azaltmak için haftada 150 dakika yürüyüş yapılmasını ve fazla kilodan kaçınılmasını tavsiye etti.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/akdeniz-tipi-beslenme-meme-kanserinden-koruyor/">‘Akdeniz tipi beslenme meme kanserinden koruyor’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Uzman Diyetisyen Gizem Akgül, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle meme kanserinden korunmak için beslenme açısından ne gibi önlemler alınabileceğini anlattı.</b></p>
<p>Dünyada ve Türkiye’de kadınlarda sıklıkla görülen, hatta kadınlarda en yaygın olarak görülen kanserin meme kanseri olduğunu belirten Diyetisyen Akgül “Meme kanserine yakalanma riski birçok faktörden etkilenmektedir. Meme kanseri genetik, davranışsal ve çevre ile alakalı faktörlerden etkilenir. Genetik faktörler, meme kanseri riski için değiştirilemez risk faktörleri iken; çevre ile alakalı faktörlerden beslenme, fiziksel aktivite değiştirilebilir risk faktörleridir” dedi. 2020’de meme kanseri vakalarının tüm dünyada 9,23 milyon olduğunu ancak 2040’da bu sayının 13,9 milyona ulaşmasının beklendiğine değinen Diyetisyen Akgül, ailede meme kanseri öyküsü, yaş, kadın olmak, sedanter (hareketsiz) yaşam, alkol/sigara kullanımı, meme yoğunluğu, menopoz sonrası sonrası obezite ve yağ içeriği yüksek diyetler gibi pek çok faktörün süreci etkilediğini ifade etti. </p>
<p><b>“SİGARA İÇENLERDE RİSK YÜZDE 24 DAHA FAZLA” </b></p>
<p>Sigara ve alkol tüketiminin; meme kanseri için doğrudan risk faktörü oluşturduğu bilgisini veren Diyetisyen Akgül, “2018’de yapılan bir çalışmada günlük 1 kadeh (10 gr) alkol tüketiminin meme kanserini yüzde 3-10 oranında arttırdığı tespit edilmiştir. Alkol tüketimi kadınlarda östrojen seviyesini etkilemektedir ve aynı yıl yapılan başka bir çalışmada sigara içenlerin içmeyenlere göre meme kanseri riskinin yüzde 24 arttığı tespit edilmiştir” diye konuştu. </p>
<p>Obezitenin de meme kanseri ve tekrarlama riskini etkilediğine dikkat çeken Diyetisyen Akgül, vücut ağırlığının yönetilememesi, hareketsiz bir yaşam, yağ ve şeker içeriği yüksek gıdalardan zengin beslenme, yetersiz posa alımı, antioksidanlardan ve omega-3’ün yetersiz olduğu dengesiz beslenmenin obezite ile sonuçlandığını hatırlattı. </p>
<p><b>“HAFTADA 150 DAKİKA YÜRÜYÜŞ YAPIN” </b></p>
<p>Akgül, emzirmenin meme kanserine karşı koruyucu olduğunun altını çizerek, “Emzirme döneminde adet sayısının azalması meme kanseri riskinin de azalmasını sağlayabilir. Menopoz sonrası dönemde aşırı kiloluluk östrojen seviyesini etkilediği için riski arttırmaktadır. Menopoz sonrası fiziksel aktivite meme kanseri riskini azaltmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı yaşam için haftada 150 dakikalık tempolu yürüyüşler önermektedir” dedi. </p>
<p>Süt ve süt ürünlerinin içerdiği kalsiyum ve D vitamini ile meme kanseri riskini azaltabileceğini, fazla ve sık kırmızı et tüketiminin meme kanseri için risk faktörü olabileceğini ifade eden Diyetisyen Akgül, özellikle etin pişirme yöntemlerinden ızgara ve yağda kızartma sırasında ortaya çıkan karsirojenik bileşiklerin riski arttırdığını söyledi. Sebze ve meyvelerin, içerdiği vitaminler, sülsürik bileşikler, lif, fitoöstrojenler, flavonoidlerin gibi çeşitli polifenollerden zengin olduğunu, dolayısıyla meyve ve sebzelerin zengin içeriğinin meme kanseri için koruyucu olduğunu sözlerine ekledi. </p>
<p><b>“YEŞİL YAPRAKLI SEBZE, MEME KANSERİ RİSKİNİ YÜZDE 24 AZALTIYOR” </b></p>
<p>Avrupa Kanser ve Beslenme Üzerine Prospektif Araştırma (EPİC) çalışmasına atıf yapan Diyetisyen Akgül şunları aktardı: </p>
<p>“Sebze tüketiminde günlük 100 gr artışın meme kanseri riskini yüzde 9; yeşil yapraklı sebze tüketiminin 50 gr artışının yüzde 24; biber, enginar, patlıcan, kabak, yeşil fasulye, rezene, kereviz gibi sebzelerin tüketiminde 50 gr artışın yüzde 17; çiğ domates tüketimindeki artışın ise yüzde 18 oranında meme kanseri riskini azalttığı bildirilmiştir. Yine 2006 yılında 755 kadın ile yapılan bir çalışmada günde 14 gr zeytinyağı tüketiminin meme kanseri riskini yüzde 9 azalttığı görülmüştür.” <br />Tam tahılların A ve E vitamini, fitoöstrojenler, fenolik bileşikler ve fitik asit içerdiğini; içerdiği posanın ayrıca kolon kanseri gibi pek çok kanser türüne karşı da koruyucu olduğunu belirten Diyetisyen Akgül, tam tahılların içerdiği antioksidan özellik gösteren bileşikler, çinko, selenyum, manganez ve bakır gibi eser minerallerin meme kanseri için de koruyucu etki gösterdiğini dile getirdi. </p>
<p>Akdeniz diyetinin meme kanseri riskini azalttığını gösteren pek çok çalışma bulunduğunun altını çizen Akgül, zeytinyağı, sebze, meyve, tam tahılları, yağlı tohumlar, balık, süt ürünleri ve düşük miktarda et ve ürünleri tüketimini içeren Akdeniz diyetinin meme kanserine karşı koruyucu olduğunu vurguladı. </p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/akdeniz-tipi-beslenme-meme-kanserinden-koruyor/">‘Akdeniz tipi beslenme meme kanserinden koruyor’</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/akdeniz-tipi-beslenme-meme-kanserinden-koruyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halüsinatif mantarlar ağır depresyon tedavisinde etkili</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/halusinatif-mantarlar-agir-depresyon-tedavisinde-etkili/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=halusinatif-mantarlar-agir-depresyon-tedavisinde-etkili</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/halusinatif-mantarlar-agir-depresyon-tedavisinde-etkili/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Nov 2022 17:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Etki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1949</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan bir araştırma, halüsinojen mantarların içeriğindeki psilosibinin "ağır depresyon" tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koydu. İngiliz ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/halusinatif-mantarlar-agir-depresyon-tedavisinde-etkili/">Halüsinatif mantarlar ağır depresyon tedavisinde etkili</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Yapılan bir araştırma, halüsinojen mantarların içeriğindeki psilosibinin &#8220;ağır depresyon&#8221; tedavisinde kullanılabileceğini ortaya koydu.</b></p>
<p><span>İngiliz, Kanadalı ve ABD’li bilim insanları, uyuşturucu madde olarak da kullanılan halüsinojen mantarların içeriğinde bulunan psilosibin bileşeninin 25 miligramlık sentetik formunun “tedaviye dirençli depresyonun” tedavisinde kullanılabildiğini açıkladı.</span></p>
<p><span>BBC’nin haberine göre, sentetik psilosibinin 1, 10 ve 25 miligramlık dozlarının “tedaviye dirençli depresyon” vakalarına karşı etkileri incelendi.</span></p>
<p><span>Araştırmanın klinik deneyleri, ABD, Kanada, İngiltere’nin yanı sıra 7 Avrupa ülkesinde 233 kişi üzerinde yapıldı.</span></p>
<p><span>12 haftalık klinik deneylerde, psilosibinin 25 miligramlık dozunu alan kişilerin yüzde 37’sinde kayda değer iyileşme tespit edildi.</span></p>
<p><img decoding="async" src="https://i01.sozcucdn.com/wp-content/uploads/2022/11/03/mantar-660x371.jpg"></p>
<p><b>ÜÇ AYLIK BİR ETKİ SÜRECİ VAR</b></p>
<p><span>Araştırmacılardan, İngiltere’deki Oxford Üniversitesi’nde çalışan Dr. Guy Goodwin, psilosibinin 25 miligramlık sentetik formunun “tedaviye dirençli depresyon” vakalarının tedavisine “hızlı ve etkili” sonuç verdiğini kaydetti.</span></p>
<p><span>Johns Hopkins Hastanesi’nden Prof. Matthew Johnson, 25 miligramlık psilosibinin “günlük bir dozunun sadece üç haftada etkili olduğunu ve klinik olarak (hastada) anlamlı bir iyileşme görüldüğünü” ifade etti.</span></p>
<p><span>King’s College London’da psikofarmakoloji ve duygu durum bozuklukları profesörü olan Anthony Cleare da söz konusu psilosibinin sentetik formunun antidepresanlardan daha kısa sürede sonuç verdiğine dikkati çekti.</span></p>
<p><span>Cleare, ilacın etkisini 3 ay sonra yitirmeye başladığını, bazı güvenlik prosedürlerinin uygulandığını ancak yan etkilerinin “tam olarak” bilinmediğini belirterek çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.</span></p>
<p><span>Dünyada yaklaşık 100 milyon kişide “tedaviye dirençli depresyon” tespit edildiği belirtiliyor.</span></p>
<p><span>Araştırmanın sonuçları, The New England Journal of Medicine dergisinde yayımlandı.&nbsp;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span>&nbsp;</span></p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/halusinatif-mantarlar-agir-depresyon-tedavisinde-etkili/">Halüsinatif mantarlar ağır depresyon tedavisinde etkili</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/halusinatif-mantarlar-agir-depresyon-tedavisinde-etkili/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Kuru: Kaplıcalar iltihaplı romatizmaya iyi gelmiyor</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Oct 2022 19:47:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Etki]]></category>
		<category><![CDATA[İla]]></category>
		<category><![CDATA[Kuru]]></category>
		<category><![CDATA[Romatoid Artrit]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1940</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği Eğitim Sorumlusu da olan Romatizma ve Ağrı Derneği (RADER ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/">Prof. Dr. Kuru: Kaplıcalar iltihaplı romatizmaya iyi gelmiyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği Eğitim Sorumlusu da olan Romatizma ve Ağrı Derneği (RADER) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ömer Kuru Kuru, 12 Ekim Dünya Artrit Günü kapsamında romatoid artrit (eklem romatizması) hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  </p>
<p>Prof. Dr. Kuru, dünyada en sık görülen iltihaplı romatizmal hastalıklar arasında romatoid artritin birinci sırada geldiğini, dünyada görülme sıklığının yaklaşık yüzde 1 oranında, Türkiye&#8217;de görülme sıklığının ise yüzde 0,5 ila 1 arasında değiştiğinin saptandığını bildirdi. </p>
<p>Hastalığın sebebinin tam olarak bilinmediğine değinen Kuru, hekimler arasında genetik yatkınlığı olanlarda, araya tetikleyici bir faktörün girmesi sonucunda romatoid artritin başladığı, bu faktör ya da ajan daha sonra aradan çekilse bile otoimmün olayların hastalığı devam ettirdiği görüşünün hakim olduğunu söyledi.  </p>
<p>Kuru, romatoid artritin temel olarak eklemleri tutarak harabiyet ve fonksiyon bozukluğu yapan, ayrıca kalp, akciğerler, böbrekler ya da damarlar gibi diğer sistemleri de etkileyebilen bir rahatsızlık olduğunu kaydetti.  </p>
<p>Tetikleyici faktörler arasında en bilinenin genetik yatkınlık olduğuna işaret eden Kuru, şöyle konuştu: </p>
<p>&#8220;Araya giren viral enfeksiyonlar: Koksaki A virüsü, Epstein Barr Virüsü gibi birtakım viral ajanların hastalığı tetikleyebileceği yolunda çeşitli görüşler ya da çalışmalar vardır. Diş etinde hastalık yapan bir bakterinin hastalığı tetikleyebileceğine dair son dönemde önemli çalışmalar vardır. İkinci faktör sigaradır. Sigara, romatoid artritin hem ortaya çıkmasını hem de daha ağır seyretmesini sağlayan çok önemli bir çevresel faktördür. Son dönemde bağırsak mikrobiyotası üzerindeki değişikliklerin de hastalığı tetikleyebileceği ya da daha ağır seyretmesine neden olabileceği yönünde görüşler vardır.&#8221; </p>
<p><img decoding="async" src="https://img.timeturk.com/resim/dresim/2022/iltihapli_romatizma.jpg">  </p>
<p><strong>Kadınlarda daha sık rastlanıyor, 30-50 yaş arasında görülme sıklığı zirve yapıyor</strong> </p>
<p>Prof. Dr. Ömer Kuru, romatoid artritin kadınlarda daha sık görüldüğünü, hastalığın her 3 kadına karşılık 1 erkekte ortaya çıktığını dile getirdi. Romatoid artritin her yaş grubunda görüldüğünü ancak 35 ila 50 yaşları arasında görülme sıklığının zirve yaptığını aktaran Kuru, &#8220;Daha ileri yaşlarda görüldüğünde bu, &#8216;Geç ya da yaşlı başlangıçlı romatoid artrit&#8217;, daha erken yaşlarda görüldüğünde de &#8216;juvenil romatoid artrit&#8217; yani çocukluk çağı romatoid artriti adını alıyor.&#8221; dedi.  </p>
<p>Hastalığın kadınlarda daha sık görülmesinin en başta gelen nedenleri arasında hormonal faktörlerin sayılabileceğini söyleyen Kuru, cinsiyet hormonlarının görece azaldığı 60-65 yaş sonrasında ise bir kadına karşılık bir erkekte hastalığın görülebildiğini, bunda da östrojenin önemli rol oynadığının düşünüldüğünü kaydetti. </p>
<p>Yaş gruplarına göre tedaviye verilen yanıtın değişmediğini ancak hastalığa çocuklarda eşlik eden patolojilerle yaşlılarda eşlik eden patolojilerin birbirinden farklı olduğunu aktaran Kuru, bu nedenle tedavi sürecinde sadece romatoid artritin göz önüne alınmadığını, kendisine eşlik eden diyabet, böbrek fonksiyon bozukluğu, karaciğer hastalığı olup olmadığına bakıldığını, kullanılan diğer ilaçlar da dikkate alınarak buna göre tedavinin düzenlendiğini ifade etti. </p>
<p><strong>Erken tanı ve tedaviyle hastalıkta şifa elde etmek mümkün</strong>  </p>
<p>Prof. Dr. Kuru, romatoid artritin nedeni kesin olarak bilinmediğinden, hastalığı tamamen tedavi edecek bir yöntemin de henüz bulunamadığını belirtti. Hastalığın olası bütün sonuçlarından, yol açtığı iltihabın şiddeti ve süresinin sorumlu olduğunu söyleyen Kuru, bu nedenle tedaviyi, iltihabı baskılamak, rahatsızlığın ilerlemesini durdurmak, ilerlemeden kaynaklanacak deformiteleri önlemek ve kişinin yaşam kalitesini artırmak üzerine kurduklarını anlattı.  </p>
<p>Tedavi için ellerinde 4-5 çeşit ajan olduğunu, en başta gelenin de halk arasında ağrı kesici olarak bilinen nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar olduğunu aktaran Kuru, bu ilaçların tedavi edici özellik olarak ilk önce ağrıyı azalttığını, romatoid artritin elleri açma kapamada zorlanma gibi belirtilerle seyrettiği tutukluğu gidermede etki gösterdiğini kaydetti. </p>
<p>Kuru, &#8220;kortizon&#8221; diye tabir edilen, halkın kullanmaktan çekindiği ilaçlara da tedavide yer verildiğine değinerek, &#8220;Kortizon doğru hastada, doğru dozlarda kullanılırsa son derece yararlı sonuçlar verir.&#8221; dedi.  </p>
<p>Üçüncü grupta temel tedavi ilaçları denilen, hastalığın gidişatını durdurucu ilaçların yer aldığından bahseden Kuru, bu grupta da bağışıklık sistemini düzenleyici ya da baskılayıcı ilaçların bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Kuru, son grupta ise vücudun immün sisteminin belirli bir noktasını güçlendirmek ya da baskılamak üzere elde edilen ve &#8220;biyolojik ajanlar&#8221; olarak adlandırılan, yaklaşık 25 yıldır da tedavide yer alan yöntemlerin yer aldığını dile getirdi.  </p>
<p>Prof. Dr. Ömer Kuru, romatoid artrite dair en önemli sorunun erken dönemde tanı konulmaması ve tedaviye başlanmaması olduğuna dikkati çekerek, erken tanı ve tedaviyle hastalığın önemli bir bölümünde klinik şifa elde etmenin mümkün olduğunun altını çizdi.  </p>
<p><strong>&#8220;İlaçların yan etkilerinden korkup, tedaviye devam etmemek istenmeyen sonuçlara yol açabilir&#8221;</strong> </p>
<p>Prof. Dr. Ömer Kuru, iltihaplı romatizmal hastalıklara iyi geldiği düşünülen yöntemlere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:  </p>
<p>&#8220;Kaplıca tedavisinin iyi geldiği romatizmal hastalıklar vardır, örneğin eklem kireçlenmeleri, yumuşak doku romatizmaları gibi, bunlarda iltihap yoktur, dolayısıyla bunlara sıcak iyi gelir. Ama vücutta iltihabın hüküm sürdüğü bu hastalıkta kaplıca tedavisi gibi sıcak tedaviler iyi gelmez. Geleneksel tamamlayıcı tıp yöntemlerinin, bitkisel yöntemlerin, akupunktur tedavisi gibi yöntemlerin romatoid artrit tedavisinde, dünyanın kabul ettiği bilimsel yayınlarda, etkinlikleri gösterilmemiştir.&#8221;  </p>
<p>Romatoid artritte egzersizin öneminden de bahseden Kuru, şöyle devam etti:  </p>
<p>&#8220;Romatoid artritli hastalarda mutlaka egzersiz, rehabilitasyon yöntemleri önerilir. Çünkü eklemlerde ağrı ve tutuklukla seyreder. Bunun sonucunda kaslarda, adalelerde atrofi dediğimiz güçsüzlükler meydana gelir. Eklemi tedavi ettiğinizde, o bölgede sağlam bir kas olması gerekir ki eklem eski fonksiyonuna kavuşabilsin. Şekil bozukluğuyla da seyreden bir hastalıktır çünkü eklemlerde deformite dediğimiz eğriliklere neden olabilir. Bunun için hastanın doktorun önerdiği ilaçları düzenli, zamanında kullanması, mutlaka egzersiz önerilerine riayet etmesi gerekir. Yüzme bütün romatizmal hastalıklara iyi gelir çünkü yer çekimsiz bir ortamda, suyun kaldırıcı kuvvetine karşı hareket edersiniz ve bütün eklemleriniz çalışır.&#8221;  </p>
<p>Prof. Dr. Kuru, kişinin ekleminde şişlik varsa, sabah kalktığında ellerini açma ve kapamaktan güçlük çekiyorsa, yorgunluk hissediyorsa hekime başvurmalarını önererek, erken tanı konulduktan sonra mutlaka düzenli tedavi gerektiğini kaydetti.  </p>
<p>İlaç kullanmaktan çekinen kişilere seslenen Kuru, &#8220;İlaçların elbette ki yan etkileri vardır. Adı üstünde bir etkileri bir yan etkileri ya da istenmeyen etkileri vardır. Ancak unutmamak gerekir ki hastalığın da yan etkisi vardır. Hastalık ilerleyici ve sakat bırakıcı bir hastalıktır. 10 yıl içerisinde romatoid artritli hastalar şayet tedavi edilmezlerse iş gücü kayıpları ve sakatlıklar meydana gelmeye başlar. Yani, hastaların 3&#8217;te 1&#8217;i 10 yıl içinde sakatlıkla karşı karşıya gelirler. 20 yılı aşkın süredir hasta olanlarda, düzenli tedavi yapılmazsa, yüzde 75 oranında sakatlık meydana gelir. Dolayısıyla ilaçların yan etkilerinden korkup, tedaviye devam etmemek ya da aksatmak hastaları hiç istemedikleri sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir.&#8221; dedi. .</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/">Prof. Dr. Kuru: Kaplıcalar iltihaplı romatizmaya iyi gelmiyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/prof-dr-kuru-kaplicalar-iltihapli-romatizmaya-iyi-gelmiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
