<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ağrı - Doktordan Bilgiler</title>
	<atom:link href="https://doktordanbilgiler.com/tag/agri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<description>Kulaktan dolma değil, uzmanından...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Mar 2026 14:53:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://doktordanbilgiler.com/wp-content/uploads/2021/10/cropped-doctor-bilgiler-32x32.png</url>
	<title>Ağrı - Doktordan Bilgiler</title>
	<link>https://doktordanbilgiler.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Beyin dokusu acıyı hissetmiyor</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 14:53:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://doktordanbilgiler.com/?p=2421</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin, vücudun en hayati ve en karmaşık organlarından biri. Tüm hareketleri ve düşünceleri yönetir.</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/">Beyin dokusu acıyı hissetmiyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Beyin, vücudun en hayati ve en karmaşık organlarından biri. Tüm hareketleri ve düşünceleri yönetir. Ağrıyı algılasa da kendi dokusu ağrı hissetmez. Beyin cerrahisinin de ileri düzey uzmanlık ve titizlik gerektirdiğini dile getiren Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Günümüzde beyin cerrahisinde en sık ameliyat gerektiren durumlar; omurgada sinirlere baskı yapan fıtıklar, beyin tümörleri ve beyin damar hastalıklarıdır. Ağrıyı algılayan merkez olmasına rağmen beyin dokusunun kendisinin ağrı hissetmemesi, bazı cerrahi aşamaların hastanın konforu korunarak farklı şekillerde yapılabilmesine imkân tanır” ifadelerini kullandı.</strong></p>
<p>Beyin dokusunun ağrı hissetmemesi, bazı ameliyatların hastanın uyanık olduğu şekilde planlanabilmesini de mümkün kılar. Ancak uyanık beyin ameliyatının sanıldığı gibi yeni bir yöntem olmadığını, kökeninin 1970’lere uzandığını ve uzun yıllardır uygulandığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Beyin dokusu ağrıyı algılasa da kendisi ağrı hissetmez, buna karşılık cilt ve kafatası zarı ağrıya duyarlıdır. Bu nedenle bu bölgeler uyuşturularak ameliyatın belirli aşamaları yapılabilir. Özellikle konuşma ve hareket merkezlerine yakın tümörlerde hastanın tepkileri izlenerek ameliyat daha güvenli şekilde gerçekleştirilir. Bu süreç, ameliyatın belirli aşamalarında hastanın kontrollü şekilde uyandırılması ya da ameliyatın tamamen uyanık olarak gerçekleştirilmesiyle yönetilir. Ayrıca hasta bu süreçte herhangi bir ağrı hissetmez, anestezi uzmanları gerekli ayarlamaları yaparak konforu sağlar” dedi.</p>
<p><strong>Beyin ameliyatları titizlikle planlanmalı</strong></p>
<p>Beyin cerrahisinde ameliyat kararı verilirken birçok unsurun birlikte değerlendirildiğini vurgulayan Kaya, “Örneğin bir tümör söz konusuysa, kitlenin bulunduğu yer, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve yol açtığı şikâyetler dikkate alınarak en uygun tedavi planı belirlenir. Günümüzde cerrahi müdahale gerektiren durumlar incelendiğinde; omurgada sinirlere baskı yapan fıtıklar, beyin tümörleri, beyin içinde kanamaya yol açan durumlar ile beyin damar hastalıkları en sık karşılaşılan tablolar arasında yer alır. Bu hastalıkların bir kısmı doğuştan gelen damar yapısı farklılıklarından kaynaklanabilir. Beyin, oldukça hassas bir yapıya sahip olduğundan ve çevresindeki dokuların karmaşıklığı nedeniyle bu alandaki ameliyatlar dikkatli bir planlama gerektirir. Bu nedenle iyi kurgulanmış bir cerrahi yaklaşım büyük önem taşır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Her beyin tümöründe ve kanamasında cerrahi gerekmez</strong></p>
<p>Cerrahinin fayda sağlamayacağı durumlar olduğunu da belirten Kaya,&nbsp;“Gerek beyin tümörlerinde gerekse beyin kanamalarında tedavi kararı hastalığın türüne ve seyrine göre belirlenir. Bazı tümörler bulundukları bölgede sınırlı kalır ve şikâyete yol açmaz ise cerrahi yerine düzenli takip yeterli olabilir. Ancak bazı tümörler normal beyin dokusuyla iç içe olduğu için tamamen çıkarılamaz ve biyopsi ile tanıyı netleştirdikten sonra uygun tedavi seçilir. Öte yandan cerrahinin kaçınılmaz olduğu durumlarda amacımız, tümörü güvenli şekilde çıkarırken sağlıklı beyin dokusunu korumaktır. Benzer şekilde beyin kanamalarında da her zaman ameliyat gerekmez, bazı hastalar yakından izlenebilir. Ancak kanama beyne baskı yapıyor ve hayati risk oluşturuyorsa, bu durumda acil cerrahi hayat kurtarıcıdır” dedi.</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/">Beyin dokusu acıyı hissetmiyor</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/beyin-dokusu-aciyi-hissetmiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırt Ağrınızın nedeni leptin olabilir</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/sirt-agrinizin-nedeni-leptin-olabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sirt-agrinizin-nedeni-leptin-olabilir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/sirt-agrinizin-nedeni-leptin-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Aug 2023 09:05:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon]]></category>
		<category><![CDATA[Leptin]]></category>
		<category><![CDATA[Sırt Ağrıları]]></category>
		<category><![CDATA[Zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=2149</guid>

					<description><![CDATA[<p>Prof. Dr. Canan Karatay, Karatay Sözü ismini verdiği Youtube kanalı üzerinden “SIRT AĞRILARININ TEMEL NEDENLERİ NELER?” başlıklı bir...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sirt-agrinizin-nedeni-leptin-olabilir/">Sırt Ağrınızın nedeni leptin olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde birçok insan sırt ağrısı çekmekte, bu ağrı sebebi ile günlük işlerine odaklanamamakta, çektiği ağrı sebebi ile gün içerisinde erken yorulmakta. Prof. Dr. Canan Karatay, sırt ağrılarının temel nedenlerinin neler olduğu konusuna değindi.</p>
<p>Sırt ağrılarının en çok orta yaş ve ileri yaşlarda göründüğünü dile getiren Prof. Dr. Canan Karatay, &nbsp;“Bu bir belirti, bir semptomdur. Bize vücutta birçok dengenin, hormonal dengenin bozukluğunu gösteriyor. Bunun için ne yapacağımızı anlatmak istiyorum. Bu hormonal bozuklukların en başında insülin direnci ve Leptin direnci geliyor. Fakat bugün biraz Leptin direncinden bahsedeceğim. Çünkü hakikaten çok önemli. Leptin hormonu beyaz yağ hücrelerimizde üretilen bir hormondur. İnsülin yağları depo ederken, Leptin bu yağlardaki enerjiyi vücut için kullanır. Leptin hormonu çok önemli. Çünkü Leptin vücutta enerji dengesini ayarlar. Yani beyne mesaj gider ve beyinden buna göre açsak, yani vücutta enerji az ise yemeğe yöneltir bizi. Leptin hormonudur bu. Vücutta çok fazla enerji geldi. Artık doydunuz diye tokluk hissini veren de Leptin hormonudur. İnsülin ve Leptin hormonları iki hormon ve ikisinin birbiriyle dengeli olması gerekir. İnsülin hormonu çok fazla olduğu zaman biliyorsunuz yağ hücreleri de çok artar. Yani depo da çok olur. Bu ve yağ hücrelerinden daha çok leptin hormonu salgılanmaya başlar. Leptin hormonu, beynimizde açlık ve tokluk merkezini etkileyerek bizi vücuda enerji sağlamasını sağlar yahut toksak yeterli, artık enerji gelmiştir. Artık yemeyin diye bunu bildirir.” dedi.</p>
<p><img decoding="async" src="https://www.bsha.com.tr/wp-content/uploads/2022/06/Adsiz-tasarim-17.jpg"></p>
<p><b><strong>Sırt Ağrılarında İnsülin Ve Leptin Dengesi Çok Önemli</strong></b></p>
<p>Uzun süre boyunca Leptin hormunun yüksek kaldığı zaman da Leptin direncinin meydana geldiğini, bununla birlikte beyindeki açlık ve tokluk merkezlerinin Leptin’in etkisini alamadığını açıklayan Prof. Dr. Canan Karatay, “ İşte bu nedenle vücutta hormonal dengesizlikler başlar. Bütün hücrelerimizde bozukluklar başlamaya başlar. Çalışması bozulur. Durur ve de inkitaya uğrar. Bu hücrelerin en önemlisinden biri de sinir hücrelerimizdir. Sinir hücrelerimiz vücutta beyinden bütün organlarımıza ve kaslarımıza elektrik iletisini gönderen elektrik telleri gibidir. Elektrik tellerinde nasıl şey salgılanır onun gibidir. Bu sinir hücrelerinde bozukluk meydana geldiği zaman bütün bunlar hakikaten intıkaya uğrar. Bu sinirlerin ucunda çok tehlikeli, ağrı yapan proteinler salgılanır. Kaslara iletivereceğine, uyarı vereceğine bu proteinler kaslara verildiği zaman; sırt ağrılarımız, kronik sırt ağrılarımız başlar. Bu en önemli kronik sebeplerden biridir. Sırt ağrıları hakikaten kişileri çok ızdıraba sokar. Gece uykusuzluk yapar. Uykusuzluk olduğu zaman bütün gün boyu halsizlik olur. O kadar çok yüksek halsizlik olur ki. Sanki efendim üzerimden bir kamyon geçti gibi hissediyorum deriz.” diye konuştu.</p>
<figure><img decoding="async" src="https://www.bsha.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/canan-karatay.webp">Prof. Dr. Canan Karatay</figure>
<p><b><strong>Sırt Ağrısının Nedenleri Laboratuvar Kağıtlarında Çıkmaz</strong></b></p>
<p>Sağlıklı besleniyor olsak bile uzun süre kronik bir şekilde yaşadığımızı vurgulayan Prof. Dr. Canan Karatay şunları söyledi, “Bu ağrıları hiçbir zaman ağrı gidericiler, depresanlar, antidepresanlar ve hormonlar katiyen gidermez. Bu sıkıntıları daha da kötü hale getirir. Bu kişilerde kan tetkikleri, idrar tetkikleri yapıldığı zaman her şey normalmiş gibi gözüküyor. Laboratuvar kağıdında normal sınırlar içinde olabilirsiniz. Hücresel düzeydeki bozuklukları saptamamıza imkân yok. Bu nedenle bu hanımlara, daha çok hanımlara işte psikolojik bozukluk deniliyor. Antidepresanlar veriliyor ve antidepresanlar durumu daha da fena yapıyor.”&nbsp;</p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/sirt-agrinizin-nedeni-leptin-olabilir/">Sırt Ağrınızın nedeni leptin olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/sirt-agrinizin-nedeni-leptin-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıcırdayan dizlerin kaynağı bel kireçlenmesi olabilir</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/gicirdayan-dizlerin-kaynagi-bel-kireclenmesi-olabilir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=gicirdayan-dizlerin-kaynagi-bel-kireclenmesi-olabilir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/gicirdayan-dizlerin-kaynagi-bel-kireclenmesi-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2022 09:08:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[Bel Kireçlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eklem]]></category>
		<category><![CDATA[Hareket]]></category>
		<category><![CDATA[Şişlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1895</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bel kireçlenmesi olan kişiler için bu ağrılar hayatlarının bir parçasıdır maalesef. Zamanında müdahale edilmemesi durumunda günlük hayatımızı ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gicirdayan-dizlerin-kaynagi-bel-kireclenmesi-olabilir/">Gıcırdayan dizlerin kaynağı bel kireçlenmesi olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bel kireçlenmesi olan kişiler için bu ağrılar hayatlarının bir parçasıdır maalesef. Zamanında müdahale edilmemesi durumunda günlük hayatımızı ciddi derecede kısıtlı hale gelebilir. Avrasya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sema Aydemir, bel kireçlenmesi ile ilgili önemli bilgiler veriyor.</p>
<p><span><strong>Bel kireçlenmesi nedir? Neden olur?</strong></span></p>
<p>Eklemlerin fazlasıyla aşınması ve yıpranmasıyla yapılarının bozulması ve deforme olmasıyla ortaya çıkan sağlık problemine kireçlenme denir. Eklemlerde en sık görülen kronik rahatsızlıkların başında gelen bel kireçlenmesi, genel olarak genetik sebeplerle ortaya çıkar.</p>
<p>Sertlik,ağrı ve eklemde şişlikler varsa vakit kaybetmeden doktorunuza danışın<br /> Kireçlenmenin derecesine bağlı olarak belirtiler farklılık gösterebilir. Ancak en sık rastlanılan şikayetler ağrı ve sertliktir. Özellikle de uzun süreli hareketlerden sonra eklemlerde şişlik görülebilir. Bel kireçlenmesine en sık görülen belirtiler; </p>
<ul>
<li>Hareket ettikçe azalan eklem sertliği,</li>
<li>Hareketlerde kısıtlılık,</li>
<li>Bir eklemin bükülmesi halinde gelen çıtırtı sesi,</li>
<li>Hareket sonrasında fazlalaşan ağrı,</li>
<li>Eklem etrafında hafif derecede şişlik,</li>
<li>Parmaklarda şişme, hassasiyet, kızarıklık,</li>
<li>Ayak bileklerinde şişlik ve ağrı,</li>
<li>Ayak parmaklarında şişlik,</li>
<li>Kasık ve uyluk bölgesinde şişlik,</li>
<li>Dizlerin hareket etmesiyle gelen gıcırdama sesi.</li>
</ul>
<p><span><strong>Riskleri faktörleri!</strong></span></p>
<p>Bel kireçlenmesini ortaya çıkaran birçok faktör olmakla birlikte bazı risk faktörleri hastalık üzerinde belirleyici bir rol üstlenir. Bu etkenleri şu şekilde özetlemek mümkündür;</p>
<ul>
<li>İlerleyen yaş,</li>
<li>Kadın olmak,</li>
<li>Obezite,</li>
<li>Eklemlerin aşırı kullanımı,</li>
<li>Daha önce yaşanan eklem yaralanmaları,</li>
<li>Eklemlerde tekrarlayıcı zorlamalara neden olan meslekler,</li>
<li>Genetik yatkınlık,</li>
<li>Doğuştan eklem hastalığı olan kişiler,</li>
<li>Zayıf uyluk kasları.</li>
</ul>
<p>Eklemlerde kemiğin her ucunu kaplayan oldukça sağlam olan bir materyal bulunur. Kıkırdak olarak adlandırılan bu materyal, eklem hareketi için kaygan ve yumuşak bir ortam ve zemin yaratır. Bir nevi kemikler arası yastık görevi görür. Kireçlenmenin olduğu durumlarda ise kıkırdak dokusu aşırı aşındığından bozulur. Aşınma yıpranmaya, yıpranma ise ağrılara yol açar. Bu durum zamanla eklemlerde şişmeye, hareketlerde zorlanmaya, kemiklerin parçalanmasına ve eklem faresi olarak bilinen eklem içinde kemik parçası birikmesine neden olur. Kemik parçaları küçüldükçe birikmeye başlar ve vücutta iltihap meydana gelebilir. Bu durum kireçlenme sürecini daha da zorlaştırır.</p>
<p><span><strong>Teşhis ve tedavi yöntemi</strong></span></p>
<p>Detaylı bir fiziki muayene yapılması gerekmektedir.Ancak kesin tanı radyolojik görüntüleme ile sağlanabilir. Bu kapsamda düz tomografi veya MR’ın yanı sıra kan tahlili ve eklem sıvısı analizi de yapılabilir. Bazı hastalara kesin teşhis için EMG’de yapılabilir.<br /> Bel kireçlenmesinin tedavisi daha çok şikayetleri kontrol altına almak, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek ve eklem hareketliliğini arttırmak üzerine kurulmuştur. İlk aşamada fizik tedavi ile kişideki belirtilerin hafifletilmesi sağlanabilir. Eklemlerdeki iltihabın giderilmesi için ilaç tedavisi uygulanabilir. Aynı zamanda bel enjeksiyonları ve daha ileri hastalarda ameliyat gibi seçeneklere başvurulabilir.</p>
<p> </p><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/gicirdayan-dizlerin-kaynagi-bel-kireclenmesi-olabilir/">Gıcırdayan dizlerin kaynağı bel kireçlenmesi olabilir</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/gicirdayan-dizlerin-kaynagi-bel-kireclenmesi-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuru İğne Tedavisi Nedir?</title>
		<link>https://doktordanbilgiler.com/kuru-igne-tedavisi-nedir/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kuru-igne-tedavisi-nedir</link>
					<comments>https://doktordanbilgiler.com/kuru-igne-tedavisi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Mar 2022 18:49:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ ]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı]]></category>
		<category><![CDATA[İğne]]></category>
		<category><![CDATA[Kas]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi̇]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.doktordanbilgiler.com/?p=1752</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuru iğne tedavisi, farklı uzunluklardaki çok ince akupunktur iğnesinin kas başta olmak üzere yumuşak dokulara batırılarak yapılan tedavi ...</p>
<p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/kuru-igne-tedavisi-nedir/">Kuru İğne Tedavisi Nedir?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuru iğne tedavisi, farklı uzunluklardaki çok ince akupunktur iğnesinin kas başta olmak üzere yumuşak dokulara batırılarak yapılan tedavi yöntemidir.</p>
<p><b>Kuru İğne Tedavisinde Her Hangi Bir İlaç Kullanılır Mı?</b></p>
<p>Lokal enjeksiyon ‘yaş iğne’ veya ‘<strong>kuru iğne</strong>’ tedavisi olarak iki şekilde yapılabilir. Yaş iğne tedavisinde kortikosteroid, anestetik veya botoks gibi ilaçlar içi boş delikli iğne kullanılarak vücuda enjekte edilir. Buna karşılık ‘kuru iğne’de her hangi ilaç kullanmadan akupunktur uygulamasında kullanılan iğnelerle yapılır.</p>
<p><b>Kuru İğne Tedavisi Ne İşe Yarar?</b></p>
<p><strong>Kuru iğne tedavisi</strong> tipik olarak çeşitli kas iskelet ağrı sendromlarında kas, bağ, tendon, deri altı fasya, yara dokusu, periferik sinirlerin tedavisinde kullanılır. Kuru iğne tedavisi, uluslararası literatürler göz önüne alındığında özellikle ABD ulusal fizik tedavi dernekleri kuru iğne tanımını daraltmıştır. Tetik nokta olarak adlandırılan gergin kas bantlarına uygulanan <em>kas içi uygulama</em> olarak tanımlanmıştır. Daha spesifik olarak, bu profesyonel kuruluşlar, <em>kuru iğne tedavisini</em> “<em>kas içi manüel terapi”</em> veya “<em>tetik noktaya kuru iğne</em>” ile eşleştirmiştir. Kuşkusuz ‘kas içi manuel terapi’ ve ‘tetik noktaya kuru iğne’ kuru iğnenin farklı uygulama yöntemleridir ama eş anlamlı olarak kullanılmamalıdır. Randomize kontrollü çalışmalar dahil olmak literatür bilgileri, kas dokusundaki tetik noktalara ek olarak kas iskelet sisteminin her türlü ağrı ve sakatlığını azaltmak amacıyla tetik nokta olmayan bölgelere de kuru iğne tedavisi yapılmısını destekler.  </p>
<p><b>Kuru İğne Tedavisi Sadece Kas İçi Tetik Noktaya Mı Uygulanır?</b></p>
<p>Kuru iğne tedavisiyle ilgili hakemli dergide yayınlanan ilk bilimsel makalede, kuru iğne sadece tetik noktalarla sınırlandırılmamıştır. Tendon, tendon-kemik bileşke noktaları, yara izleri, ligamant, kemik gibi kas iskelet sisteminin her türlü bağ dokusuna yapılmıştır. 1977’de, Melzack ve arkadaşlarını yaptığı çalışmaya göre tetik noktaların, sinir sistemi ve kas sistemine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve <em>kuru iğne tedavisiyle</em> belirli sinirlerin veya dokuların uyarılmasının, merkezi sinir sistemine daha fazla girdi gönderdiğini ve ağrı kapılarını kapattığını göstermiştir. Daha yakın zamanda yapılmış ‘miyofasiyal ağrı sendromu tedavisi’ başlıklı çalışmaya göre, koni şeklinde hızlı hızlı kuru iğnenin batırılıp çıkartılmasıyla en hassas sinir uçlarıyla karşılaşılır. Kuru iğneyle yüksek basınç uygulaması veya mekanik uyarıların yapılması kas içindeki çok hassas sinir uçlarının ve ağrı alıcılarının(reseptör) yangısına ( inflmasyon ) neden olur. Lokal seğirme ( twitch response ) yanıtı oluşturarak tetik noktaya güçlü bir uyarı göndererek ağrının geçmesini sağlar. İlginç olarak ağrılı kasa yapılan kuru iğne tedavisiyle karşı taraf kasta da lokal seğirme yanıtı alınır. Kuru iğne tedavisi, tetik noktadaki hassas sinir uçlarını uyarır ve omuriliğe duyusal girdi olur bu da spinal refleksle oluşan lokal seyirme yanıtına neden olur. Tek taraflı kuru iğne yaparken iki taraflı seyirme yanıtının alınması problemin sadece periferik kas kaynaklı olmadığını merkezi sinir sisteminde bir anormallik olduğunu gösterir.  </p>
<p>Bu nedenle, miyofasiyal ağrı sendromları kapsamında, <strong>kuru iğneler</strong> muhtemelen hem kas hem de bağ dokusu ile temas eder. Tetik noktaya sokulan kuru iğne küçük sinir uçlarına dokunarak ağrıyı azaltır. Kuru iğne sadece tetik noktayı değil kas, sinir, bağ dokusunu da kapsamalıdır.</p>
<p><b>Kuru İğnenin Biyomekanik, Kimyasal, Endokrinolojik ve Vasküler Etkileri</b></p>
<p>Kuru iğne tedavisinin biyomekanik, kimyasal ve vasküler etkileri hem yüzeyel (kas-dışı) hem de derin kas içi uygulamada iyi belgelenmiştir. Kas olmayan bölgelere yapılan tedavilerde mikro dolaşımın arttığı görülür. Direk kasa yapıldığında da kasa giden kan akımının artışı lazer dopler flowmetre ile gösterilmiştir. Kan akımının azalmasına bağlı olarak mikro dolaşımın azalması ağrıyla yakından ilişkilidir. Kuru iğne tedavisi beta- endorfin düzeyini artırmaktadır. Pek çok endorfin türü vardır; beta endorfin vücudun kendi ürettiği doğal ağrı kesicidir. <strong>Kuru iğne tedavisiyle</strong> kortizon seviyesi de azalmaktadır.</p>
<p><b>Kuru İğne Tedavisi Hangi Hastalıklarda Kullanılır?</b></p>
<ul>
<li>Eklem ağrıları</li>
<li>Fibromiyalji</li>
<li>Boyun, sırt ve bel ağrıları</li>
<li>Duruş bozukluğu(postür bozukluğuna) bağlı ağrılar</li>
<li>Adduktor tendinit( kasık çekmesi)</li>
<li>Boyun ve bel fıtığı</li>
<li>Karpal tünel sendromu gibi sinir sıkışmaları</li>
<li>Nörapatik ağrı</li>
<li>Kas romatizması(miyofasiyal ağrı sendromu)</li>
<li>Kireçlenme(osteoartrit)</li>
<li>Omuz sıkışma sendromu</li>
<li>Tenisçi dirseği, golfçu dirseği gibi kas tendon problemleri</li>
<li>Kol ve bacak ağrıları</li>
<li>Omuz ağrısı</li>
<li>Dirsek ağrısı</li>
<li>Ayak ağrısı</li>
<li>Başağrısı</li>
<li>Kas gerilmeleri</li>
<li>Kas düğümlenmeleri</li>
<li>Diz ağrısı başta olmak üzere her türlü eklem ağrısı</li>
<li>Topuk dikeni</li>
<li>Topuk ağrısı</li>
<li>Diz kireçlenmesi</li>
<li>Kalça kireçlenmesi</li>
<li>Omuz kas yırtıkları</li>
<li>Menisküs yırtığı</li>
<li>Priformis sendromu</li>
<li>Fibrozit</li>
<li>Omuz impingment sendromu(omuz sıkışma sendromu)</li>
<li>Kas krampları</li>
<li>Boyun düzleşmesi</li>
<li>Bel düzleşmesi</li>
<li>Omurga eğrilikleri</li>
<li>Duruş bozuklukları</li>
<li>Bel kayması</li>
<li>Faset eklem sendromu</li>
<li>Bel tutulması</li>
<li>Boyun tutulması</li>
<li>Siyatik ağrısı(siyatalji)</li>
<li>Spor yaralanmaları ve rehabilitasyonu</li>
<li>Travma sonrası omurga ağrıları</li>
<li>Kalça ağrıları</li>
</ul>
<p><b>Kuru İğne Tedavisi Nasıl Yapılır?</b></p>
<p>Yüzeyel kuru iğne veya derin <strong>kuru iğne</strong> olarak uygulanır. Problemli bölgeyi hekim eliyle sabitleyerek iğneyi batırır. Tedavide kullanılan iğne sayısı hastanın durumuna göre değişir. Iğne dokuya yerleştirildikten sonra 5 dakika ile 30 dakika arasında kalır. Işlem bittikten sonra iğneler çıkarılır, hasta günlük hayatına döner.</p>
<p><b>Kuru İğne Tedavisinin Yan Etkisi Var Midir?</b></p>
<p>Kuru iğne tedavisinda her hangi bir ilaç kullanılmadığı için allerjik reaksiyonlar, ilaç etkileşimi gibi yan etkiler görülmez. Kuru iğne tedavisinde uygulayıcı her zaman hekim olmalıdır. </p>
<p><b>Kuru İğne Tedavisi Kaç Seans Yapilir?</b></p>
<p><em>Kuru iğne</em> tedavisine ayrıntılı fonksiyonel muayane yapıldıktan sonra karar verilir. 3-10 seans arasında olabilir. Hasta şikayeti yeni başlangıçlı ise yani akut başlamışsa 3 seanslık tedavi yeterlidir. Ama kronikse yani 6 haftadan uzun süredir varsa 10 seansa kadar uzayabilir. Manuel terapi, nöral terapi, egzesiz, kinezyo ağrı bandı gibi tedavi yöntemleriyle birlikte uygulandığında seans sayısı azalmakta ve başarısı yükselmektedir. Hastanın yaşı, mevcut başka hastalıklarının varlığı seans sayısını etkileyen diğer faktörlerdir.</p>
<div> <i> </i> </div><p>The post <a href="https://doktordanbilgiler.com/kuru-igne-tedavisi-nedir/">Kuru İğne Tedavisi Nedir?</a> first appeared on <a href="https://doktordanbilgiler.com">Doktordan Bilgiler</a>.</p>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://doktordanbilgiler.com/kuru-igne-tedavisi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
